7. Ceza Dairesi 2021/14037 E. , 2024/765 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/98 E., 2015/780 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle…
**7. Ceza Dairesi 2021/14037 E. , 2024/765 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/98 E., 2015/780 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiin temyiz sebepleri; yangın çıkış sebebinin tam olarak belirlenmediğine, bilirkişi beyanlarıyla gerekçeli karar arasında tezat oluştuğuna, sanığa atfedilecek her türlü şüpheden uzak bir kusur bulunmadığına, rüzgar esiş yönüne göre yangının kaynak işleminden çıktığını kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna ve bilirkişi raporları tanık beyanlarına dayalı olarak oluşturulduğundan bu raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Suç tutanağına göre, 25.07.2013 tarihinde meydana gelen yangın ile ilgili orman muhafaza memurları tarafından yapılan incelemede, sanığın 30-40 metre mesafede çatıda kaynak yaptığı ve rüzgarın şiddetli olduğu zamanda çatısı onarılan evin meyve ağaçlarının yanmasıyla başlayarak ormana sıçradığı kanaati ile tutanak düzenlenmiştir. Sanık savunmalarında, çalıştığı inşaattan 40 metre uzaklıkta yangın olduğunu fark ettiğini, olaydan iki saat önce kaynak kullanmayı bitirdiğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucu fen bilirkişisi tarafından düzelenlenen raporda kaynak yapılan yer ile yangının başladığı yer arasında 45 metre olduğu belirtilmiştir. Orman bilirkişisi raporunda yanan alanın orman sayılan yerlerden olduğu, yangının örtü yangını şeklinde gerçekleştiği, gerçek zarar oluşmadığı, şahıs taşınmazı içindeki ağaçların zarar gördüğü tespit edilmiştir. İtfaiye bilirkişisinin hazırladığı raporda çatı çalışmasındaki kaynak ve spiral kıvılcımlarının rüzgarın etkisiyle sıçraması sonucu yangın çıktığı yönünde kanaat bildirilmiştir. Elektrik bilirkişisi tarafından hazırlanan raporlarda ise sanığın yangından iki saat önce kaynak işini bitirip montaj işine başladığını beyan ettiği ancak çatıda hiç montaja başlanmadığı, saçak montajı yapılmış olmasını kaynak işinin bittiği konusunda kanaat oluşturmadığı, kaynak arkından dökülen cürufların yangına sebebiyet verebileceği kanaati oluştuğu, yangının çalışma yapılan inşaattan rüzgar yönünde ilerlediği, evin birkaç metre yanından yangın başladığı kanaati belirtilmiştir. İş güvenliği uzmanı tarafından hazırlanan raporlarda da olayın üzerinden uzun zaman geçtiğinden koruma önlemlerinin tam olarak alınıp alınmadığının tespitinin mümkün olmadığı, kaynak işlemi sırasında dökülen cüruflardan yangın çıktığı bildirilmiştir. Tanıklar S.C, A.D ve S.T, sanıkla birlikte inşaatta çalıştıklarını, yangını söndürmek için indiklerinde yangının evin birkaç metre yakınına kadar geldiğini, kaynak arabasında yangın söndürme cihazı olmadığını, uyarı levhası bulunmadığını, rüzgarın yangın çıkan yerden inşaata doğru estiğini beyan etmişlerdir. Tutanak tanıkları İ.O ve A. K., olay günü havanın çok rüzgarlı olduğunu, rüzgar yönünün kaynak yapılan yerden ormana doğru olduğunu, yangının evin 30-40 metre mesafesinden başlayarak rüzgar yönüne doğru ilerlediğini gördüklerini beyan etmişlerdir. Tanık M.G, sanığın komşusu olduğunu, yangın çıktığı anda kaynak yapılmadığını, rüzgarın sanığın arkasından estiğini, sanık ile yangın çıkan yer arasında 50-60 metre mesafe olduğunu ifade etmiştir. Suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasına hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak; 1.6831 sayılı Orman Kanunu'nun 110 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen gerçek zararın hesabında yanan sahada hasar gören ağaç ve ağaçcıklarla, bitki örtüsüne göre oluşan zarar, ağaç ve ağaçcıkların hayatiyetini kaybedip etmediği, geride kalan emvalin değerlendirilme miktarı, yok olan canlı varlıktan ve toprağın verim gücündeki azalma gibi hususların nazara alınması gerekip ağaçlandırma gideri ve yangın söndürme masraflarının dikkate alınamayacağının anlaşılması ve orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporlarda gerçek zarar oluşmadığının tespiti karşısında, 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beşinci ve devamı fıkralarında yer alan subjektif şartlar değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, zararın giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi, 2.Sanık hakkında neticeten 10 ay hapis cezasına hükmedildiği halde, "sonuç cezanın kısa süreli olmadığı" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 25.01.2024 tarihinde karar verildi.