3. Ceza Dairesi 2022/24105 E. , 2022/9760 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, askeri eşyayı kasten tahrip etme Hüküm : 1- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ...’ın TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 39/2-c delaletiyle 39/1, 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine, 2- Sanık
**3. Ceza Dairesi 2022/24105 E. , 2022/9760 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, askeri eşyayı kasten tahrip etme Hüküm : 1- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ...’ın TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 39/2-c delaletiyle 39/1, 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine, 2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ... ve ... hakkında Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından TCK’nın 30/4 maddesi yollamasıyla CMK’nın 223/3-d maddesi uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına, 3- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın askeri eşyayı tahrip etme suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine Temyiz edenler : Sanıklar ... ve ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ... müdafileri, katılan .... Cumhurbaşkanlığı vekili, katılan ... vekili, müşteki ... vekili, müşteki Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; Dairemiz 10.12.2019 tarih ve 2019/1551 E.-2019/7862 K. sayılı bozma kararı sonrasında birleşen dosyadaki sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında askeri eşyayı kasten tahrip etme suçundan verilen beraat hükümleri yönünden Yargıtay incelemesinden geçmiş bir karar bulunmadığı, karar tarihi itibariyle bahse konu suç yönünden verilen mahkumiyet ve beraat kararlarının istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve askeri eşyayı kasten tahrip etme suçu yönünden katılma talepleri kabul edilen T.C. Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, ... ile ... vekillerinin istinaf taleplerinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince incelenerek istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak verildiği anlaşıldığından, bu nedenlerle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Sanıklar ... ve ... İle sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, ilk derece mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Anayasayı ihlal ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçları yönünden müştekiler ... ile ...’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu yönünden katılan .... Cumhurbaşkanlığı’nın niteliği itibariyle doğrudan zarar görmedikleri ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmadıkları ve bu kapsamda davaya katılmalarına ilişkin karar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, Diğer temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonucunda; Sanıklara müsnet suçların unsur ve nitelikleri, bu suçların aralarındaki irtibatlar, savunmada ileri sürülen hukuki kurumlar ile sanıkların hukuki durumları değerlendirilecektir. Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik ... bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her hâlükârda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 24/3. maddeleri). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince Kabul Edilen Somut Olay; 14 Temmuz 2016 tarihinde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda darbe teşebbüssüne ilişkin toplantıların icra edildiği, bu toplantıya 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit’in başkanlık yaptığı, toplantıya tüm tabur komutanlarının Albay ... tarafından telefonla aranarak çağrıldıkları, 2. Tabur Komutanlığı’na vekaleten bakan sanık Binbaşı ...'nun o sırada kışlada bulunmadığı için toplantıya kendisine vekaleten Üsteğmen Gökhan Sevinç'in katıldığı, bu toplantıda birliklerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesini, Bayrampaşa Çevik Kuvvet Yerleşkesini ve Atatürk Havalimanını ele geçirmesi, Mahmutbey gişeler ve Ispartakule yol ayrımına hakim olarak TEM otoyolu üzerinden İstanbul'a girişin engellenmesi ve darbe girişimine Trakya'dan katılacak birliklerin geçişinin sağlanmasının planlandığı ve toplantıya katılan subaylara darbe girişiminin tebliğ edildiği, Tugay Komutanı ....'in yaptığı bu planlama sonucunda hangi birliklerin nereye, ne kadar kuvvetle gideceği, araçların hazırlanması, depolarının dolu olması ve bakımlarının yapılması, tüm personelin tam teçhizatlı olarak hazır olması, muhabere için telsizlerin hazırlanması ve bakımlarının yapılması, mühimmatın hazırlanması ve dağıtılması, askerlerin atışlarının yaptırılması hususlarında Tugay Komutan Yardımcısı Kurmay Albay ..., Tank Tabur Komutanı Kurmay Yarbay ...., 1. Meka.nize Piyade Tabur Komutanı Kurmay Yarbay .... ve Tugay Karargahında görevli Binbaşı ...’a emir verdiği, 1. Mekanize Piyade Tabur Komutanı olan Yarbay...'ın, yukarıda izah edilen Tugay Komutanı ... tarafından yapılan toplantı ve verilen emirler sonrasında 14 Temmuz 2016 tarihinde personel astsubayından taburunun tüm isim listesini alarak hazırlıklara başladığı, Yarbay Kadir Yıldız'ın 14 Temmuz 2016 tarihinde tabur nöbetçi subayı olan ve 1. Tabur 2. Bölük komutan vekili olan sanık Üsteğmen ...’a Tugay komutan vekilinin ertesi ... araçla intikal yaptıracağını, araçların telsizlerinin çalışıp çalışmadığını kontrol edeceğini, nöbetçi olanların ertesi ... istirahate gitmemelerini, mümkün olan en fazla personelle söz konusu faaliyete katılmaları ve yeni gelen erlere atış yaptırmasını emrettiği, Yarbay Kadir Yıldız'ın bu kapsamda 15 Temmuz 2016 tarihinde 2. bölük garajına giderek araç ve personel durumunu sorduğu, Yarbay Kadir Yıldız'ın zırhlı muharebe araçlarında mühimmat olmadığını öğrenmesi üzerine Astsubay Sefa Salman’a Kartal’da bulunan 2. Zırhlı Tugay Komutanlığından 2.000 adet zırhlı muharebe aracı mühimmatı alması konusunda emir verdiği, Yarbay Kadir Yıldız tarafından verilen emir doğrultusunda yeni gelen erlere sanık Üsteğmen ... tarafından atış günü olmadığı ve zamanlama açısından prosedüre de uygun olmadığı halde 11 ve 2 numaralı atışların 19:00’a kadar yaptırıldığı, Yarbay ...ın bu belirlemeleri yaparken kulesi sağlam olan araçları istediği, atışlara normal şartlarda Mercedes Unimog kamyonlarla gidildiği halde bu kez zırhlı muharebe araçları ile gidildiği, Tugay Komutan Yardımcısı Kurmay Albay ...’nin de atışları yerinde izlediği, telsiz çevrimi konusunda birliklere eğitim verildiği, Kurmay Albay ...’nin, Yarbay Kadir Yıldız’a verdiği emir üzerine tüm araçların tugay içerisinde bir tur atacak şekilde hazır hale getirildiği ve tüm araçların yürütüldüğü, öğleden sonra tugayda silah kaybolduğu haberinin yayıldığı ve askeri prosedürün bir sonucu olarak personelin silah bulununcaya kadar kışla dışına çıkışının yasaklandığı, ayrıca personel servis araçlarının da ikinci bir emre kadar hareket etmesinin yasaklandığı, ancak normal bir prosedür olan kayıp silah ile ilgili olarak kurulması gereken idari tahkikat heyetinin kurulmadığı, ayrıca Tugay Komutanı Mehmet ...ve Tugay Komutan Yardımcısı ....’nin emri doğrultusunda Yarbay Kadir Yıldız'ın kendisine bağlı olan bölük komutanları ve diğer subayları toplayarak 16 Temmuz 2016 günü saat 17:00'a kadar kışlada hazır kıta olarak kalmaları, dışarıda ihtiyacı olanların 00:00’a kadar ihtiyaçlarını görüp tabura dönebilecekleri konusunda emir verdiği, ayrıca izinli olan personelin de göreve çağrıldığı, bu kapsamda öğleden sonrası için izin alan 2. Tabur 1. Bölük’te takım komutanı olarak görev yapan sanık Üsteğmen ...’ın da sanık Binbaşı ...’nun emri üzerine sanık Astsubay ... tarafından telefonla aranarak tabura çağrıldığı, 2. Tabur Komutan vekili olan sanık Binbaşı ...’nun da 14 Temmuz 2016 tarihindeki toplantıda alınan emirler doğrultusunda 2. Tabur 3. Bölük Komutanı olan sanık Üsteğmen ...’a ve diğer bölük komutanlarına emniyet takımlarının hazırlaması konusunda emir verdiği, sanık Üsteğmen ... tarafından 4 araçlık, ortalama 7 kişiden oluşan 4 ekip hazırlandığı, 15 Temmuz 2016 tarihinde Kurmay Albay ...'nin saat 17:00 sıralarında mekanize piyade bölük komutanlarını çağırarak emniyet takım listelerini kontrol ettiği, Kurmay Albay ...'nin burada sanık Üsteğmen ... tarafından hazırlanan 4 araçlık takviyeyi yetersiz bularak kızdığı ve daha fazla takım hazırlaması emrini verdiği, Astsubay Sefa Salman tarafından Kartal’da bulunan 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’ndan getirilen Zırhlı Muharebe araçlarının 25 mm top mühimmatlarının tabura getirildiği, saat 20:30 sıralarında silahın bulunduğu haberi gelmesine rağmen birliklerin daha önce alınan kararlar doğrultusunda hazır kıta olarak bekletildiği, Kurmay Yarbay ... ve Binbaşı ... tarafından birlik komutanları aranarak faaliyet başlasın şeklinde bildirimde bulunulması üzerine Tugay Komutan Yardımcısı Kurmay Albay ...'nin saat 21:00 sıralarında Kurmay Yarbay Kadir Yıldız’ı ve sanık Binbaşı ...’nu arayarak birliklerin içtima alanında tam teçhizatlı bir şekilde toplanması emrini verdiği, tüm personel ve zırhlı araçların daha önceden yapılan belirlemelere göre içtima alanında toplandığı, Yarbay Kadir Yıldız'ın içtima alanında sıkıyönetim ilan edildiğini, sıkıyönetim kanunlarının geçerli olduğunu, kendilerine verilecek emirleri eksiksiz yerine getirmelerini söyleyerek araç bin emrini verdiği, Yarbay Kadir Yıldız'ın daha sonra bölük komutanlarının yanına giderek sıkıyönetim emirlerini tebliğ ettiği, Yarbay Kadir Yıldız'ın bu hususu ifadesinde ''bölük komutanlarından sıkıyönetime ilişkin tebliğ yaparken itiraz edeni görmedim'' şeklinde belirttiği, nizamiyeden çıkış yapan sanıklara Astsubay Ahmet Pirim tarafından mühimmatların getirildiği ve mühimmatların bölük astsubayı sanık ... tarafından dağıtıldığı, daha sonra bu mühimmatların zırhlı araçlara konulduğu, sanık Binbaşı ...'nun, Kurmay Albay ...’nin emri üzerine taburunun bir bölüğünü tank taburunun emrine, bir bölüğünü 1. Mekanize Piyade Taburu emrine, bir bölüğünü de Kurmay Yarbay ...’nın emrine verdiği, daha sonra sanık Binbaşı ...'nun, sanıklar Üsteğmen ... ve Üsteğmen ...’a kendisini takip ederek Mahmutbey Gişelerine gelmeleri emrini verdiği, bu kapsamda sanık Binbaşı ... emir ve komutasında olan sanık Üsteğmenler ..., ...’ın, sanık astsubaylar ..., ..., ..., Uzman Çavuş ... Ve sanık Erler ..., İzzeddin Aksoy, ..., ..., ..., Veli Durmuşer, ..., ..., ... ve ... ile birlikte 21:30-22:00 sıralarında kışladan zırhlı araçlarla Mahmutbey gişelere intikal ettikleri, sanık Üsteğmen ...’ın emir ve komutasında ise sanık Astsubay ..., Uzman Çavuş ... ve diğer sanık onbaşı ve erler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., İslam Polat, ... ve Ferdi İpek ile saat 23:30 sıralarında TEM otoyolu Edirne-İstanbul yönünde Ispartakule kavşağına intikal ettikleri, Sanık Binbaşı ... ve beraberinde yer alan diğer sanıkların saat 23:10 sıralarında İstanbul'dan Edirne istikametine doğru ilerleyip Mahmutbey gişelerine geldikleri, zırhlı araçlarda bulunan MG-3 ve uçaksavar silahlarının namluları istasyona bakacak şekilde istasyonun karşısında durdukları, tanık Komiser Yardımcısı ... ile tanık polis memurları Fahri Emek ve ...'in sanıkların yanlarına geldikleri, burada sanık Binbaşı ... ile tanık Komiser Yardımcısı ... arasında geçen konuşmalardan sonra sanık Binbaşı ... ve beraberindeki sanıkların Ispartakule kavşağından dönüş alarak Mahmutbey gişelere doğru intikal ettikleri, sanıkların ilerledikleri sırada vatandaşların tepkilerine rağmen gişelere 500-600 metre kalana kadar ilerledikleri, bu noktadan sonra yoğun tepkiler üzerine araçlardan inmek zorunda kaldıkları, sanık Binbaşı ...'nun polis memurlarına trafiği açmaları konusunda emir vermek için yaya olarak gişelere doğru yürümeye başladığı, daha sonra ise vatandaşlarımızın ve tanık polis memurlarının nezaretinde gişelere getirildiği, sanık Binbaşı ... gişelere geldiğinde tanık ... tarafından kendisine, kaç personeli, kaç aracı olduğu ve ellerinde ne tür silahları bulunduğu hususundaki sorulara cevap verdiği, tanık komiser yardımcısı ... ve yanında bulunan diğer tanık polis memurlarının sanık Binbaşı ...’na beraberinde gelen subayları aramasını, askerleri teslim olmaya ikna etmesini, kendilerinin sanıkları mutlaka alacağını, zorluk çıkarmaları halinde kendilerinin de zor kullanacaklarını söylediği, bu kararlılık karşısında sanık Binbaşı ...'nun beraberinde bulunan sanıkları arayarak teslim olmalarını ve polise direnmemelerini emretmek zorunda kaldığı, burada sanık Binbaşı ...'nun, tanık ...’a "Evet doğrudur darbe yapmaya geldik, amacımız bu istasyonu alıp Hadımköy’de kalan birliğin sevkini buradan sağlamak ve Avrupa yakasındaki geçişleri kontrol altına almaktı." şeklinde söz söylediği, bu emri komutanlarından aldığını söylediği, kendilerini bırakmalarını ve kışlaya dönmelerine izin vermelerini istediği, sanık Binbaşı ... ile birlikte hareket eden diğer sanıkların vatandaşların engellemeleri ve müdahaleleri sonucunda teslim olmak zorunda kaldıkları, sanık Üsteğmen ...'ın, tanık polis memuru ...’in beyanı ile de belirtildiği üzere kendilerini teslim almaya gelen polis memurlarına "Biz size teslim olmayız." şeklinde karşı çıkarak fiziki olarak direndiği, sanık askerlere de asla silahlarını teslim etmemelerini söylediği, Yarbay Kadir Yıldız'ın, sanık Üsteğmen ...’a önce 2 adet ZMA ile birlikte Mahmutbey Gişelerine gitme emri verdiği, akabinde ise Ispartakule TEM yol ayrımına giderek İstanbul girişine araç geçişine izin vermemesi ve gelen araçları Ispartakule’ye yönlendirmesi emrini verdiği, intikale başlamadan önce sanık Üsteğmen ...'ın Tugay harekat merkezinde bulunan ve darbe girişimine ilişkin faaliyetleri takip eden Bayram Bekdemir tarafından arandığı ve telsiz kodunun CİRİT olduğunun söylendiği, bu kapsamda sanık Üsteğmen ...’ın ve sanık Astsubay ...’ın emir komutası altında bulunan ve içlerinde sanık onbaşı ve erlerin bulunduğu 2 adet ZMA'nın saat 23:30 sıralarında TEM otoyolu Edirne-İstanbul yönünde Ispartakule kavşağına geldikleri, sanık Üsteğmen ...’ın emri ile ZMA araçların yolu kapatacak şekilde konuşlandırıldığı, sanık onbaşı ve erlerin, sanık Üsteğmen ... ve sanık Astsubay ...’ın emri ile zırhlı araçlardan inerek silahlarını tam dolduruşa alıp çevreye konuşlandıkları, sanık Üsteğmen ...'ın sanık onbaşı ve erlere, sanık er ...'in ifadesinde belirtildiği üzere "Artık acımak yok, kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksınız, hiç bir yere kaçmayacaksınız, benim emrimden çıkmayacaksınız" şeklinde emir verdiği, sanıkların Edirne yönünden gelen sivil araçları Ispartakule çıkışına yönlendirip İstanbul içine girişini yasakladıkları, sanık Üsteğmen ...'ın Edirne yönünden gelen araç sürücülerine "İstanbul’a girişler yasaklandı, can güvenliğiniz için Edirne tarafına gidin" şeklinde sözler söylediği, vatandaşların sanıklara telefonlarından darbe girişimine ilişkin haberleri göstererek tepki gösterdikleri ve sanıkların üzerine yürümeye başladıkları, bu sırada sanık Üsteğmen ...'ın, sanık er ...’in ifadesinde de belirtildiği üzere sanıklara "siz işinize bakın arkanıza dönmeyin, yoksa sizlere sıkarım" şeklinde sözler söyleyerek sanık onbaşı ve erlerin araçlara binmelerini engellediği, vatandaşların sayısının artması ve kendilerini çember içine almaları üzerine sanık Üsteğmen ...'ın havaya ateş ettiği, vatandaşların yoğun mücadelesi sonunda sanık Üsteğmen ...'ın sanıklara araçlara binmelerini emrettiği ve İstanbul yönüne intikal emri verdiği, sanıkların bir süre İstanbul yönüne devam ettikten sonra yeniden vatandaşlar tarafından durdurulduğu ve sonucunda gelen polis ekiplerine teslim edildikleri şeklinde gerçekleşen olayda; I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçları yönünden verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararlar yönünden yapılan incelemede; Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sanıklar ..., ... ve ... müdafii, katılanlar Türkiye Büyük Millet Meclisi vekili ve T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair kararların ayrı ayrı ONANMASINA, II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçu yönünden yapılan incelemede; A) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden; Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri ve katılan .... Cumhurbaşkanlığı vekili ile katılan ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, B) Sanık ... yönünden; 14 Temmuz 2016 tarihinde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda darbe teşebbüssüne ilişkin toplantıların icra edildiği, bu toplantıya 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit’in başkanlık yaptığı, toplantıya tüm tabur komutanlarının Albay ... tarafından telefonla aranarak çağrıldıkları, 2. Tabur Komutanlığına vekaleten bakan sanık Binbaşı ...'nun o sırada kışlada bulunmadığı için toplantıya kendisine vekaleten Üsteğmen Gökhan Sevinç'in katıldığı, bu toplantıda birliklerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesini, Bayrampaşa Çevik Kuvvet Yerleşkesini ve Atatürk Havalimanını ele geçirmesi, Mahmutbey gişeler ve Ispartakule yol ayrımına hakim olarak TEM otoyolu üzerinden İstanbul'a girişin engellenmesi ve darbe girişimine Trakya'dan katılacak birliklerin geçişinin sağlanmasının planlandığı ve toplantıya katılan subaylara darbe girişiminin tebliğ edildiği, sanık ...’nun yapılan toplantının bildiriminden sonra 14 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatlerinde sanık Üsteğmen ...’a emniyet takımlarının hazırlanması emrini verdiği, emrindeki bölük komutanlarına da KOKTOD faaliyeti çerçevesinde hazırlık yapmaları talimatını verdiği, 15 Temmuz akşamı Kurmay Yarbay ... ve Binbaşı ... tarafından birlik komutanları aranarak faaliyet başlasın şeklinde bildirimde bulunulması üzerine Tugay Komutan Yardımcısı Kurmay Albay ...'nin saat 21:00 sıralarında Kurmay Yarbay Kadir Yıldız’ı ve sanık Binbaşı ...’nu arayarak birliklerin içtima alanında tam teçhizatlı bir şekilde toplanması emrini verdiği, tüm personel ve zırhlı araçların daha önceden yapılan belirlemelere göre içtima alanında toplandığı, Yarbay Kadir Yıldız'ın içtima alanında sıkıyönetim ilan edildiğini, sıkıyönetim kanunlarının geçerli olduğunu, kendilerine verilecek emirleri eksiksiz yerine getirmelerini söyleyerek araç bin emrini verdiği, sanık Binbaşı ...'nun, Kurmay Albay ...’nin emri üzerine sanıklar Üsteğmen ... ve Üsteğmen ...’a kendisini takip ederek Mahmutbey Gişelerine gelmeleri emrini verdiği şeklinde gerçekleşen olayda; Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri yerine getirdiği anlaşılan sanığın; “66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit’in başkanlık yaptığı toplantıdaki planlama uyarınca 14 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatlerinde sanık Üsteğmen ...’a emniyet takımlarının hazırlanması emrini vermesi, emrindeki bölük komutanlarına da KOKTOD faaliyeti çerçevesinde hazırlık yapmaları talimatını iletmesi, 15 Temmuz 2016 tarihinde ise Kurmay Albay ...’nin emri üzerine taburunun bir bölüğünü tank taburunun emrine, bir bölüğünü 1. Mekanize Piyade Taburu emrine, bir bölüğünü de Kurmay Yarbay ...’nın emrine vermesi, ayrıca kendisinin de emrinde bulunan askeri personel ve araçlarla saat 21:30-22:00 sıralarında Mahmutbey gişelerine hareket etmesi, saat 23:10 sıralarında Mahmutbey gişelerine vararak zırhlı araçtaki MG-3 ve silahsavarları istasyona bakacak şekilde çevirme emrini vermesi, yanına gelen polis memurlarına darbe yapıldığını söylemesi, yine sanığın görev yaptığı 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında görevli subayların oluşturduğu Chat-4 adlı WhatsApp grubuna ‘Mahmutbey kapalı’ yönünde mesaj atması” şeklindeki dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 37/1 maddeleri kapsamında düzenlenen Anayasayı ihlal suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık, müdafii ve katılan .... Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedeni ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... müdafiinin tahliye taleplerinin reddi ile sanığın tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.