10. Hukuk Dairesi 2022/11717 E. , 2024/2695 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1859 E., 2022/2395 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/837 E., 2020/353 K. Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekillerince istinaf ed…
**10. Hukuk Dairesi 2022/11717 E. , 2024/2695 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1859 E., 2022/2395 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/837 E., 2020/353 K. Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılardan ...Elekt. Malz.A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin murisi olan ...'in 15.09.2015 günü saat 08:28 sıralarında, Mustafa Kemal Mahallesi'nde yapılmakta olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı inşaatında, ...Elektrik Malzemesi ve Sanayi ve Tic. A.Ş. unvanlı iş yerinde elektrik kablo bağlantısı yaptığı sırada, pano enerjisinin kesilmemesi nedeniyle elektrik akımına kapılarak ağır yaralanması ve kaldırıldığı hastanede vefat etmesi neticesinde eşi ve çocukları bakımından fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik eş ... için 5.000,00 TL, çocuk ... için 5.000,00 TL maddi tazminat tutarlarının, eş ... için 200.000,00 TL, çocuk ... için 150.000,00 TL manevi tazminat tutarlarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacılar vekili 30.10.2019 bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat tutarlarını eş ... için 192.779,93 çocuk ... için 73.821,27 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalılar vekilleri davanın reddini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Mahkememizce alanında uzman 3'lü bilirkişi kurulundan alınan kök ve ek raporlar doğrultusunda, davalılar ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ile Çelikler Taah. İnş. ve San. A.Ş.'nin olayın meydana gelmesinde etken kusurlarının bulunmadığı ancak işin bir kısmını davalı ...Elektrik A.Ş.'ye vermelerinden dolayı taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, bu nedenle davacıların alacaklarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporlarında belirtilen ve tespit edilen hususlar doğrultusunda, davalı ...Elektrik Mal. San ve Tic. A.Ş.'nin %65 oranında, ... ...'in %35 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş, belirlenen kusur durumu sonrasında dosya maddi tazminat miktarlarının hesaplanması bakımından aktüerya/hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, aktüerya/hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan kök ve ek raporlarda davalıların kusurları oranında sorumlu oldukları maddi tazminat miktarları, müteveffanın ücreti, asgari ücrete, asgari ücretin 1,9122 katına ve asgari ücretin 2,8644 katına göre esas alınarak terditli olarak hesaplanmış, mahkememizce bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere müteveffanın mesleğinin elektrik tesisat ve pano monitörü olduğu ve dosyada imzalı ücret bordrosu olmadığından emsal ücret araştırmasına ilişkin 2014 yılı TÜİK verilerine göre müteveffanın yıllık gelirinin, asgari ücretin 2,8644 katı olduğu kabul edilerek bu miktarlar ıslah dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle hüküm altına alınmıştır..." gerekçesiyle Davanın kısmen kabulüne, 1.Davacı ... yönünden; 92.779,93 TL maddi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 15.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, 40.000,00 TL manevi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 15.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2.Davacı ... Yüzgeç yönünden; 73.821,27 TL maddi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 15.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, 30.000,00 TL manevi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 15.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, takdir edilen manevi tazminat bedelinin müvekkillerinin manevi zararını karşılamaktan çok uzak olduğunu, aynı zamanda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca da emsallerinin çok altında olduğunu, her bir müvekkili için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ikisi için tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ...Elektrik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davalı müvekkili şirketin sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak yapı işi ile ilgili proje sahibi ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ile Çelikler Taah. İnş. ve Tic. A.Ş. Adi Ortaklığının gerekli emniyet tedbirlerini almadığını, ... işçinin, elektrik akımının olduğu panoda işlem yaparken baretini çıkardığını ve bu şekilde müdahale ederken üzücü olay meydana geldiğini, iş bu sebeple bilirkişi heyetinin davalı müvekkili şirkete raporlarında %65 kusur atfetmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ... işçinin oğlu ... için en fazla 22 yaşına kadar ölenin desteğinden yararlandırılması gerekirken, 25 yaşına kadar yararlandırılmış olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ... işçinin görevini elektrik tesisat ve pano montörü olarak belirlemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu görev tanımı gereği bilirkişi tarafından emsal ücrete başvurulma yoluna gidildiğini, bu durumda ... işçinin yıllık brüt geliri, somut gerçeklikte kendisiyle aynı görev pozisyonunda kendisi gibi asgari ücret ile çalışan diğer işçilerin 2,8644 katı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin hükmettiği manevi tazminat miktarlarının, davalı müvekkili şirket açısından kabule icbar edilmeyecek nitelikte olduğunu beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalılar ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ile Çelikler Taah. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili şirketlerin sorumluluğuna ilişkin bilirkişi raporuna itiraz ve beyanları dikkate alınmaksızın kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların murisinin işvereni ...Elektrik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş. olup, bu şirket ile ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ile Çelikler Taah. İnş. ve Tic. A.Ş. Adi Ortaklığı arasında Alt İşveren-Asıl İşveren İlişkisi bulunmamakta olup müvekkili şirketlerin davacılara karşı asıl işveren sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan raporda yapılan tespitler ve belirlenen kusur oranlarının yanlış olduğunu, bu hususa da taraflarınca itiraz edilmiş olup itirazlarının değerlendirilmediğini, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olan müvekkili şirketlerin kazadan sorumlu tutulamayacağını, davacı işçinin kusuru nedeniyle meydana gelen kazada işverenden tazminat talep edilmesi kabul edilemeyeceğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağını, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 08.04.2019 tarihli kusur heyeti raporunda, davacıların murisi %35 oranında, davalı ...Elektrik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş. %65 oranında kusurlu bulunmuş ve davalılar ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ile Çelikler Taah. İnş. ve Tic. A.Ş.’nin kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. Somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi heyeti raporu, 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamıştır. Dava konusu kazanın pano odasında meydana gelmesi ve tanıkların ... işçinin, söz konusu alanın tüm güç sistemini dizayn ettiğine, davalı ...Elektrik Şirketinde trafo merkezlerini ve güç sistemlerini dizayn eden ve montajını yapan elektrik ustası olarak çalıştığına ilişkin beyanları dikkate alındığında, ölen sigortalının, elektrik tesisat ve pano montörü olarak çalıştığının kabulü yerinde olup 50 yaşındaki elektrik tesisat ve pano montörünün de asgari ücret ile çalışması hayatın olağan akışına uygun değildir. Mahkemece hükme esas alınan ücret, TÜİK kazanç bilgisi sorgulama verileri ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirilerek tespit edilmiş olup işçinin yaşı, kıdemi ve yaptığı işin niteliği ile uyumlu olduğu görülmektedir. Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre, 18 yaşından küçük kız veya erkek çocuklarının ilk veya ortaöğrenime devam ediyor olmaları durumunda, üniversite eğitiminin yaygınlaşması nedeniyle üniversiteye de devam etmeleri muhtemel olduğundan, 25 yaşına kadar destek zararı hesabı yapılmalıdır. İstinafa konu olayda davacı çocuğun tazminat hesabının 25 yaş ikmaline kadar yapılması da isabetlidir. Maddi tazminatın hesaplanması sırasında davacı eşin yaşı, çocuk sayısı, sosyal durumu dikkate alınarak ilerde evlenmesi ihtimali bulunmakta ise, bir miktar indirim yapılması gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Davacı eşin, hesap tarihinde halen evlenmediği ortadadır. Hal böyle olunca, sağ eşin yeniden evlenme ihtimalinin hesap tarihindeki yaşı (46) ve 18 yaşında küçük çocuğu bulunduğu dikkate alınarak AYİM tablosuna göre belirlenmesi ve evlenme şansı indirimi yapılmaması da yerindedir. .." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ...Elek. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili ile davalı ...Elek. A.Ş. vekili istinaf dilekçe içeriklerini tekrar ederek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 51, 52, 53 ve 55 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, 6331 sayılı Kanun'un ilgili hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Olayın iş kazası olarak tespiti halinde olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. 2.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler. 3.Mevzuatta bulunan bir kısım boşluklar kanun koyucu tarafından 30.06.2012 yürürlük tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun) ile doldurulmaya çalışılmıştır. 6331 sayılı Kanun'un 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. 6331 sayılı Kanun ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlemesi amaçlanmıştır. 4. İşverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması gerekmekte olup ayrıca mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 5. Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer işyerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. Bu açıklamalara göre, iş kazasının oluşumuna etki eden kusur oranlarının saptanmasına yönelik olarak yapılan incelemede, ihlâl edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 6. Bununla birlikte sorumluluğun asli şartı; zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır (Eren, s.561). Başka bir deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır. 7. İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, sadece kusur sorumluluğunda değil, kusursuz sorumlulukta da kabul edilmektedir (Eren, s. 561). Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır. 8. Somut olayda; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Mustafa Kemal Paşa Mahallesinde yapılmakta olan ek hizmet binası yapımı işini davalılar ... Yapı ...A.Ş. ile Çelikler... A.Ş. iş ortaklığınca üstlenilmiş olup yapım işi kapsamında tüm elektrik işleri anılan firmalar tarafından ...El. Malz. Ltd. Şti.'ye verilmiş, bu kapsamda ...El. Malz. Ltd. Şti. sigortalısı elektrik teknisyeni olarak çalışan davacılar murisi, elektrik panosunda kablo bağlantısı yaptığı sırada elektrik akımına kapılarak ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede vefat etmiş olup iş kazası ile ilgili SGK tarafından düzenlenen 13.04.2017 tarihli soruşturma raporunda ...Elek....Ltd.Şti.'ye %80, kazalıya %20 oranında kusur verilmiş,dosya kapsamında bilirkişi heyetinden alınan 08.04.2019 tarihli kusur raporunda ise davalı ...Elek...A.Ş.'ye %65, kazalıya %35 oranında kusur atfedilmiştir. Öte yandan kazaya ilişkin olarak Ankara 29.Asliye Ceza Mahkemesinde taksirle ölüme sebebiyet verme suçunda .... (...Elek...A.Ş. Sahibi), .... (davalılar ... Yapı San.A.Ş. ile Çelikler Taah.A.Ş. iş ortaklığının proje müdürü) hakkında açılan davanın akıbetinin mahkemece araştırılmadığı,öte yandan davaya konu iş kazasına ilişkin rücu dosyasının da olup olmadığının araştırılmadığı öte yandan müfettiş raporundaki kusur oranları ile çelişkili kusur raporu arasındaki çelişki giderilmeden ve ceza dosyasının akıbeti ve bu dosyada alınan kusur oranları da tartışılmadan yine rücu dosyası olup olmadığı ve varsa bu dosyadaki kusur oranının da gözetilerek tartışıldığı bir kusur raporu alınmadan anılan kusur raporuna göre hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece yapılacak iş,anılan ceza dosyası ile varsa rücu dosyası celbedilmeli,maddi olgu ile kusur oranları anılan dosya içerikleri ve belirlenen kusur oranları da tartışılarak ve varsa aralarındaki çelişkiyi de giderecek şekilde kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti için olayın gerçekleştiği alanında uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üçlü heyetten rapor alınmak suretiyle kusur ve oran ve aidiyetleri belirlenmelidir. 9.Öte yandan Mahkemece maddi tazminat tutarlarının belirlenmesinde esas alınan 24.10.2019 tarihli hesap raporu ek hesap raporu olarak alınan 02.01.2020 tarihli ek hesap raporunda,davacının ücreti husuusnda ikili bir hesaplama yapılmış olduğu, ilkinin davacının dosyada imzalı bir ücret bordrosunun bulunmaması nedeniyle davacı adına SGK'ya bildirilen ücrete göre (asgari ücretin 1,9122 katı) esas alınarak, diğeri TÜİK'in "Bilim ve Mühendislikle ilgili yardımcı profesyonel meslek mensupları" başlığı ile belirlenen meslek grubuna ilişkin 2014 yılı ortalama yıllık 37.923 TL, aylık 3.012 TL 'nin ( anılan tutarın dönemin asgari ücretinin 2,8644 katı olduğu kabulü ile) alternatifli hesaplama yapıldığı,ek hesap raporunda bu iki alternatife ek olarak asgari ücret üzerinden de üçüncü bir hesaplama yapıldığı, bu hesaplamalar arasından, asgari ücretin 2,8644 katı olan TÜİK'in ücretinin esas alınarak yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 10.Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. 11.Somut olayda davacının elektrik teknisyeni olduğu, ancak TÜİK'in "Bilim ve Mühendislikle ilgili yardımcı profesyonel meslek mensupları" başlıklı meslek grubuna ilişkin ücret esas alınarak hesaplamanın yapıldığı, anılan meslek grubunun davacının yaptığı iş ile tam olarak örtüşmediği değerlendirilmeden, meslek odalarından, TÜİK ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından davacının mesleği, kıdemi, yaşı dikkate alınarak emsal işi yapan işçilerin ücreti gözetilerek bir ücret belirlemesi yapılmadan yukarıda belirtildiği şekilde tespit edilen ücret üzerinden maddi tazminatın belirlenmesi yerinde görülmemiştir. 12.Mahkemece yapılacak iş; sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odasından, TÜİK ve Çevre Şehircilik Bakanlığından davacının yaptığı meslek grubuna göre bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek,davacılardan ...'ın öğrenim durumu araştırılarak destek süresi belirlenerek hesaplama yapmak, davacı eşin yaşı ve 18 yaşından küçük çocuğu gözetilerek AYİM tablosuna göre tespit edilen evlenme ihtimali oranında indirim yapıldıktan sonra SGK tarafından bağlanan gelirin rücuya kabil kısmının da tenzili ile 24.10.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunun bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmeden aynen kullanan denetime elverişli bilirkişi hesap raporu almak ve çıkacak sonuca göre davacıların tespit edilecek maddi tazminat alacakları hakkında karar vermekten ibarettir. O halde, İlk Derece Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davacılar ile davalılardan ...Elektrik A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma kapsam ve nedenlerine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin, bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.