7. Ceza Dairesi 2022/11189 E. , 2025/4456 K. KANUN İADESİ ÜZERİNE MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/715 E., 2021/1139 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddin…
**7. Ceza Dairesi 2022/11189 E. , 2025/4456 K.** **"İçtihat Metni"** KANUN İADESİ ÜZERİNE MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/715 E., 2021/1139 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan kanun iadesi üzerine, sanığa, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi için gümrük kaçağı sigaraların gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödeyip ödeyemeyeceğinin sorulduğu ve sanığın açıkça ödeme gücünün bulunmadığını beyan ettiği görülmüş olup Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir. TCK'nun 43 üncü maddesinin 5607 sayılı Kanun'un 3/22 inci maddesinden önce uygulanmaması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Hükmün 4. paragrafında sanık hakkında hükmedilen 2 gün adlî para cezasında, hükmün 6. paragrafında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapılırken, hesap hatası sonucu 3 gün yerine 2 gün adlî para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini ile tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, 24.03.2025 tarihinde karar verildi. (K.K.D) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, 6545 ve 7242 sayılı Kanunlarla değişik 5607 sayılı Kanunun 3/18.- son maddesi yollamasıyla 3/5, 3/10. maddeleri uyarınca uygulama yapıldıktan sonra sırasıyla 5607 sayılı Kanunun 3/22-son cümlesi, TCK’nun 43/1.ve 62/1. maddesi uygulanarak cezanın belirlenmesi suretiyle hüküm kurulmasının isabetli olup olmadığına ilişkindir. Şöyle ki; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 89.maddesiyle değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun’un 3.maddesinin 22. fıkrası, “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bilahare,15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesiyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinin 22. fıkrasına eklenen,“Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir” şeklindeki düzenleme ile eşyanın değerinin hafif veya pek hafif olması halinde cezada indirim imkanı getirilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Cezanın belirlenmesi” kenar başlıklı 61. maddesinin 4. ve 5. fıkraları ise; "…(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır. (5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir…"şeklinde düzenlenmiştir. Daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerin yanında suçun konusu bazen daha az cezayı gerektiren nitelikli halleri oluşturabilir. Daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerde yine aynı şekilde suçun temel şekli gerçekleştirilmekte ancak suça eklenen bazı unsurlarla failin daha az cezalandırılması amaçlanmaktadır. Burada suçun temel şekli ile daha az cezayı gerektiren şekli arasında nitelik olarak herhangi bir farklılık bulunmamakta yalnızca nicelik farkı bulunmakta yani eylemin haksızlık içeriği azalmaktadır.(İzzet Özgenç,Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 15. Baskı, 2019, s. 228vd) Örneğin hırsızlık, yağma ve zimmet suçlarında suçun konusunun değerinin az olması hali daha az cezayı gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. (M.Emin Artuk/Ahmet Gökcen/M. Emin Alşahin/Kerim Çakır,Ceza Hukuku Genel Hükümler,2020,s.382,M.Koca/İ.Üzülmez,Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2017,s.567-569ve896) Nitekim, Yargıtay 5.ve 6. Ceza Dairelerinin uygulamaları da benzer yöndedir. Buna göre; belirlenen temel ceza üzerinden suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli halleri uyarınca artırım veya indirim yapılacak, daha sonra belirlenen ceza üzerinden anılan maddenin 5.fıkrası uyarınca sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin 4. ve 5. fıkra hükümleri gözetildiğinde, 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanunun 3/22. maddesinin TCK'nun 43/1. maddesinden önce uygulanması gerekirken sonra uygulanması usul ve yasaya uygun bulunmadığından sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 24.03.2025