10. Hukuk Dairesi 2024/1557 E. , 2025/1152 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3267 E., 2023/3703 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/143 E., 2023/327 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince is
**10. Hukuk Dairesi 2024/1557 E. , 2025/1152 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3267 E., 2023/3703 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/143 E., 2023/327 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren bünyesinde 06 Temmuz 2013 tarihinden 10 Mayıs 2019 tarihine kadar kaynakçı olarak çalıştığını, davacının daha öncesinde herhangi bir rahatsızlığı olmamasına rağmen 30 Nisan 2019 tarihinde Ankara Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda kaynakçı akciğer hastalığı (pnömokonyoz) teşhisinin konduğunu, çalışırken iş koşullarından kaynaklanan meslek hastalığına yakalandığını, davacı işçinin uğradığı maluliyet oranında iş göremez duruma geldiğini, iş göremezlik tazminatı yanında ayrıca yardımcı kişi tazminatına da hak kazandığını, davacı işçinin ekonomik olarak mağdur duruma düştüğü aşikar olup BK m.76/3'te öngörülen şartları sağlar nitelikte olduğundan ilgili madde doğrultusunda ileride tazminattan mahsup edilmek üzere davalı tarafından 10.000,00 TL geçici ödemenin davacıya yapılmasına karar verilmesini, yukarıda arz ve izah edilen diğer nedenlerle ve mahkemenizce de takdir edilecek nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımızı saklı tutarak, öncelikle ve ivedilikle TBK m.76'ya göre ileride hükmedilecek maddi tazminattan mahsup edilmek üzere davalı taraf hakkında en az 20.000,00 (yirmibinTürklirası) geçici ödemeye hükmedilmesine, iş kazası/meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat alacağına (geçici iş göremezlik açısından) mahsuben ve belirsiz alaca olmak kaydıyla 5,00 TL (beş Türklirası), iş kazasından / meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat alacağına (süreli iş göremezlik açısından) mahsuben ve belirsiz alacak olmak kaydıyla 5,00 TL (beşTürklirası), davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle uğramış olduu zarar dolayısıyla hak kazanmış olduğu yardımcı kişi tazminatı alacağının belirsiz alacak davası olarak; 5,00 (beşTürklirası), iş kazasının vuku bulduğu 19 Aralık 2019 tarihinden, meslek hastalığının teşhis edildiği 30 Nisan 2019 tarihinden ve uyarıca varikosel hastalığı neticesinde müvekkili işçinin üreme yetkisini kaybettiği tarih olan 01 Eylül 2015 itibaren ve belirtilen diğer zararların, özetle her bir bedensel zararının oluştuğu tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte tazmin ve tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin iş sağlığı ve güvenliği noktasında son derece titiz hareket ettiğini, davalı şirketin bünyesinde çalıştırdığı her türlü işçinin mağdur olmaması için iş yerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzman Yardımcısı, iş yeri Hekimi, iş yeri Hekim Yardımcısı ve ambulans dahil her türlü tıbbi ve teknik altyağıya sahip olduğundan, davalı şirketin yetkililerinin her gün iş başı yapmadan evvel tüm çalışanlarına İş Sağlığı ve Güvenliği konularında detaylı bilgilendirme toplantıları yaptığının düzenli olarak da gerekli eğitimleri gördürdüğünü, davalı şirketin iş yeri müfettişleri tarafından da düzenli olarak denetlendiğini, davacı tarafın davalı ... zan altında bırakarak, hiçbir önlem alınmadığını bu nedenle meslek hastalığına yakalandığını iddia etse de bu durum gerekli tüm tedbirleri almış olan şirketten veya şirket iş yerinden kaynaklanmadığının ortada olduğu, davacının herhangi bir iş kazası geçirmediği, sol eline ilişkin herhangi bir raporun da olmadığı, meslek hastalığı hususunda ise iş göremezlik oranının %0 olduğu dikkate alındığında davacının talep edebileceği herhangi bir maddi yahut başkaca hiçbir tazminat hakkı olmadığının dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "... dava meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının meslek hastalığı bulunup bulunmadığı ve bu durum sebebiyle davalının kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Somut dava dosyamız işverenin haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olduğundan haksız fiil sorumluluğu için hukuka aykırı eylem, kusurun varlığı, meydana gelmiş zarar, olay ile zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı, verilen zararın tazmin borcunu doğurabilmesi içinse zarar, eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkmalıdır. Sorumluluk, zararla olay arasında uygun nedensellik bağının bulunmasına ve bu bağın kesilmemiş olmasına bağlıdır. Zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru veya mücbir sebep nedensellik bağını kestiğinden sorumluluğu ortadan kaldırmakta, ancak, davalının munzam (ek) kusuru varsa bu bağın kesilmesi söz konusu olmamaktadır.Somut olayda, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği meslek hastalığı ile ilgili Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış, rapor içeriğinde özetle; davacının mevcut pnömokonyoz ve sağ el 5. Parmakta mevcut tetik parmak hastalıklarının mesleki olduğu ancak maluliyetine neden olacak düzeyde ağraz bırakmadığı, bu nedenle maluliyetinin %0 olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, haksız fiil sorumluluğu yönünden zarar unsurunun gerçekleşmemiş olduğu... " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının meslek hastalıkları konusunda tespit edilen maluliyet oranının yerinde olmadığını, meslekte sürekli kazanma gücü kaybının gerçekleştiğini, 19 aralık 2019 tarihinde Kahramankazan Devlet Hastanesinde elinden ameliyat olduğunu, ameliyat sonucunda dahi davacının elinin tam olarak düzelmediğini, Mahkeme nezdinde kabul edilemez rapor dikkate alınarak Kurumca belirlenmiş pnömokonyoz hastalığının meslekte kazanma gücü kaybı oranının mevcut olmadığına, irritan kontakt dermait, tinea pedis, tetik parmak tanıları hastalıklarının mesleki olmadığına, maluliyet oranının olmadığına, varikosel hastalığı konusunda meslek hastalığı olup olmadığının değerlendirilmemiş olması ve davacının geçirmiş olduğu iş kazasına ilişkin değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle davacı işçinin ciddi hak kayıplarıyla karşı karşıya kalabileceğini, yerel mahkemece hatalı hüküm tesis edildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Merkezi 07.02.2020 tarihli kararında sigortalı davacı işçinin sürekli işgöremezlik derecesinin %0 olduğunu tespit etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 12.06.2020 tarihli kararında da sigortalının sürekli işgöremezlik derecesinin E cetveline göre %0 olduğunu belirlemiştir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 28.11.2022/ 24593 sayılı raporunda ''davacının mevcut pnömokonyoz ve sağ el 5. parmakta mevcut tetik parmak hastalıklarının mesleki olduğu ancak hastalıklarının 11.10.2008 tarih 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde olmadığından sürekli maluliyetinin %0 olduğunu tespit etmiştir. Buna göre Mahkemece yasada öngörülen prosedür izlenerek davacının meslek hastalığı nedeni ile maluliyet oranının %0 olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılıp bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55., 74. ve 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri 3. Değerlendirme Dava niteliği itibariyle sigortalının meslek hastalığından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde davalı işveren bünyesinde 06 Temmuz 2013 tarihinden 10 Mayıs 2019 tarihine kadar kaynakçı olarak çalıştığı, davacının daha öncesinde herhangi bir rahatsızlığı olmamasına rağmen 30 Nisan 2019 tarihinde Ankara Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda kaynakçı akciğer hastalığı (pnömokonyoz) teşhisinin konduğunu, çalışırken iş koşullarından kaynaklanan meslek hastalığına yakalandığını, ayrıca yine iş yerindeki çalışma koşulları nedeniyle varikosel ameliyatı geçirdiği ameliyat nedeniyle çocuk sahibi olma olasılığının azaldığı adı geçen hastalığın da değerlendirilmesi gerektiğinin beyan edildiği, Kurum Sağlık Kurulunun 14.10.2019 tarihli kararında ;"1. Sigortalıda; ilgili rapor ve diğer belgelere göre pnömokonyoz p/p 1/1 olduğu, MKGKO (Sürekli iş göremezlik derecesi) E cetveline göre %0 (sıfır) olduğu, 2. ağır metal (manganez, nikel) etkilenmesi sonucu organ ve sistemleri etkileyen bir bulgu olmadığı, 3. irritan kontakt dermatit, tinea pedis, tetik parmak tanılarının mesleki olmadığı, yardıma muhtaç olmadığı, kontrol muayenesi gerekmediği,.." tespitinin yapıldığı, davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca değerlendirme yapılarak 19.10.2020 tarihli kararında ;"... adı geçende mevcut; pnömokonyoz p/p 1/1 hastalığının mesleki olduğuna, maluliyet oranının %0 (sıfır) olduğuna, düzeltme kaydıyla ağır metal etkilenmesi hastalığının mesleki olduğuna, maluliyet oranının %0 (sıfır) olduğuna, birleştirme kaydıyla meslekte kazanma gücü kaybı oranının (MKGKO) %0 (sıfır) olduğuna; başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, kontrol muayenesi gerekmediğine, irritan kontakt dermatit, tinea pedis, tetik parmak tanıları hastalıklarının mesleki olmadığına, oy birliği ile karar verildiği..." tespitinin yapıldığı yine davacı itirazı üzerine bu kez Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor aldırıldığı, Kurulun 28.11.2022 tarihli kararında ise ''davacının mevcut pnömokonyoz ve sağ el 5. parmakta mevcut tetik parmak hastalıklarının mesleki olduğu ancak hastalıklarının 11.10.2008 tarih 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde olmadığından sürekli maluliyetinin %0 olduğunu tespitinin yapıldığı, Mahkemece davacının iddia edilen meslek hastalığı nedeniyle aldırılan sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair raporların birbirini teyit ettiği ve davacının maluliyeti bulunmadığı gerekçesiyle kusur oran ve aidiyetinin tespitine ilişkin rapor aldırılmaksızın davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafça iddia edilen varikosel rahatsızlığının Kurum Sağlık Kurulu raporlarında ve ATK 3. İhtisas Kurulu raporunda değerlendirilmediği ayrıca Kurum Sağlık Kurulu kararı ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararında tetik parmak tanıları hastalığının mesleki olmadığına ilişkin değerlendirme yapıldığı, ATK 3. İhtisas Kurulu kararında ise anılan hastalığın mesleki olduğu tespitine yer verildiği bu yönüyle anılan kararlar arasında çelişki meydana geldiği ve Mahkemece bu hususların gözetilmediği anlaşılmış, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Öte yandan kabule göre Mahkemece davacının iddia edilen meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı sigortalının dava konusu meslek hastalığı nedeniyle bir süre çalışamadığı, davacının istirahatlı kaldığı bu süreler bakımından ücret kaybının doğduğu hususu göz ardı edilerek hatalı neticeye varıldığı anlaşılmaktadır. Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren çalışmaz durumda kaldığı (raporlu olduğu) sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde %100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ca sigortalıya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatlı dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır. Zararın tespiti yönünde ise dairemiz içtihatlarına uygun olarak kusur oran ve aidiyetinin tespitine dair rapor aldırmak gerekecektir. Taraflar arasında farklı dönemlerde ayrı iş yerlerinde çalışan davacı sigortalıda davalı işveren ile dava harici işverenlerin sorumluluklarının kusurları oranında mı; yoksa müşterek ve müteselsilen mi olduğu noktasında da uyuşmazlık bulunacağı anlaşılmaktadır. Bu konuda, öncelikle maluliyet tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nın teselsülü düzenleyen hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır: Bilindiği üzere, müteselsil borçluluk, alacaklının, borcun tamamının ifasını birden çok borçludan ve dilediğinden isteyebildiği, borcun tamamı ifa edilinceye kadar borçluların hepsinin sorumlu olduğu bir borç ilişkisidir. Müteselsil borçluluğun kaynağı TBK’nın 162. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Birden çok borçludan her biri alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” Madde hükmünden anlaşıldığı gibi, müteselsil borçluluk, ya bir hukuki işlemden ya da kanundan doğmaktadır. Maddenin 2. fıkrasında yer verilen kanuni teselsül, müteselsil borçluluğun doğrudan doğruya bir kanun hükmüne dayandığı, bizzat kanun koyucunun öngördüğü borçluluk halidir. Haksız fiil halinde müteselsil sorumluluk hali ise aynı Kanun’un 61. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” Aynı Kanun’un 62. maddesinde de: “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu durumda; birden çok kişi, gerek haksız eylem, gerek sözleşme ve gerekse kanun kuralı gibi sebeplerden ve aynı zarar için zarara uğrayana karşı sorumlu iseler, bunlar arasında, bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki dönmeye (rücu) ilişkin kurallar uygulanır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, SGK hizmet döküm cetveline göre sigortalının davalı şirkete ait iş yerindeki çalışmasının 06.07.2013 tarihinde başladığı ve bu iş yerindeki çalışmasından önce davacının davalı iş yeri haricinde de başka iş yerlerinden bildirimlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin temyiz eden davacı vekilinin itirazı gereği iddia edilen tüm hastalıkların değerlendirilmesi suretiyle yukarıda açıklanan prosedür işletilerek davacının sürekli iş göremezlik oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, (sürekli iş göremezlik oranının % 0 olarak belirlenmesi halinde davacının raporlu olduğu dönemde %100 oranında malul kaldığını değerlendirerek, bu dönemde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının olduğunun kabulüne göre hareket etmek) sürekli iş göremezlik oranının tespitinden sonra devamla davacının davalıya ait iş yerinde çalışmaya başladığı tarih olan 06.07.2013 tarihinden önce davalı şirkete ait iş yeri haricinde çalışmalarının geçtiği iş yerleri de tespit edilip, buradan yapılan bildirim süreleri ve söz konusu iş yerlerinde yapılan işlerin niteliği gözetilerek davaya konu rahatsızlıkları üzerinde çalışmasının etkisi olup olmadığı belirlemek, bu kapsamda yapılacak inceleme için öncelikle çalışmalarının geçtiği iş yerlerinde yapılan çalışmayla ilgili olarak gerek sigortalının gerekse de bu iş yerinde çalışan diğer sigortalılar yönünden meslek hastalığı yönünden Kurum tahkikat raporlarının varlığı araştırılıp, düzenlenmiş raporların varlığı halinde dosya kapsamına dahil edildikten sonra, davalı ve dava harici işverenlerin iş yerinde gerçekleşen çalışma esnasında meslek hastalığının gerçekleşmesini önlemek için ne tür önlemler aldıkları ibraz edilecek delillerle tespit edilmeli ve (gereği halinde iş yerlerinde yapılan işin niteliğinin tespiti ile çalışmanın meslek hastalıkları üzerinde etkisinin tespiti açısından iş yerlerinde keşif icra edilmesi) iş yerlerinde hizmetlerin geçtiği döneme ilişkin gösterilecek tanıkların da dinlenerek çalışma şartları ve maruziyetler yönünden bilgi edinilmesi toplanacak bütün bu delillerle beraber ikmal edilecek dosyanın A sınıf iş güvenliği uzmanı ve meslek hastalıkları uzmanı ve iş yeri hekimi bilirkişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, bilirkişi heyetinden çalışmaların geçtiği dönemdeki iş yeri koşullarına, o tarihte alınmış olan önlemlere göre her bir iş yeri yönünden, iş yerlerinin meslek hastalığı üzerindeki etkisi yönlerinden araştırma yaptırılarak, iş yeri çalışma koşulların meslek hastalıklarının gelişmesi üzerinde olumsuz etkilerin varlığı halinde, çalışmanın geçtiği tarihte yürürlükte bulunan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı hükümleri ile işçinin çalışması nedeniyle maruziyet süreleri de gözetilerek her bir işveren nezdinde yapılan çalışma nedeniyle işverenlerin kusur oranlarını ayrı ayrı tespit ettirmek, öte yandan yukarıda açıklanan teselsül sorumluluk hükümleri ve davacının dava dilekçesindeki isteminin mahiyeti de gözetilerek her bir işverenin kendi kusurundan ayrı ayrı sorumlu olacağı hususu gözetilerek, davalı işverenin tespit edilecek kusuru oranında dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirilip davalı işverenin tazminat alacaklarından sorumluluğu hakkında bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın özellikle delillerin takdirinde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, bozma sebebine göre bu aşamada davacı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı vekili temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.