11. Ceza Dairesi 2015/4781 E. , 2016/6822 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca “tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresine yapılır” hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim y
**11. Ceza Dairesi 2015/4781 E. , 2016/6822 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca “tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresine yapılır” hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” ek fıkra hükmüne aykırı olarak, yokluğunda verilen hükmün, öncelikle sanığın sorgusunda beyan ettiği adresine çıkarılması gerekirken doğrudan mernis adresine çıkarılarak tebliği usulsuz olduğu cihetle, sanığın öğrenme üzerine verdiği 23.09.2013 tarihli dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 1- Sanığın sahte çek düzenleyerek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında; dosya kapsamında bulunan suça konu belge üzerinde heyetimizce yapılan incelemede, suça konu çek üzerinde alacaklı kısmında tahrifat yapıldığı, ayrıca ciranta kısımlarının silinip üzerine yeni ciranta isimlerinin yazılı olduğu tespit edildiğinden gerçekleştirilen sahteciliğin ilk bakışta dikkat çekecek nitelikte olduğu, aldatma niteliği bulunmadığı ve yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması, 2- Kabule göre ise; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.