Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, resen yapılan tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve bu incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, resen yapılan tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve bu incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga maddeyle görevli) yürütülen bir soruşturma kapsamında 2/3/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga maddeyle görevli) 5/3/2012 tarihli kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26/4/2012 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma, terör örgütü propagandası yapma, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, görevi yaptırmamak için direnme ve izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmak suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga maddeyle görevli) E.2012/266 sayılı dosyası üzerinden başvurucu bakımından tutuklu olarak görülmüştür. Öte yandan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesi ile CMK mülga maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli kararı ile dosya, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/160) devredilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 28/4/2014 tarihinde yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucunun tutukluluk durumunu da -duruşma yapmaksızın- değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2014, 17/6/2014, 7/7/2014, 6/8/2014, 4/9/2014, 23/10/2014, 4/12/2014 ve 26/12/2014 tarihlerinde başvurucunun tutukluluk durumunu duruşma açarak ancak başvurucuyu dinlemeden değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 2/10/2014, 6/11/2014 ve 6/1/2015 tarihlerinde yapılan duruşmalara başvurucu ve müdafii birlikte katılmış, başvurucunun bu duruşmalarda genel olarak tutuklulukla ilgili bir talepte bulunmadığı görülmüş ancak başvurucu müdafii tahliye talebini duruşmalar sırasında sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir. Mahkeme, bu duruşmalarda tahliye taleplerini kabul etmeyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 6/1/2015 tarihli duruşmada verilen ara karara istinaden 4/2/2015 tarihinde duruşma açarak ve sadece Cumhuriyet savcısının görüşünü alarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 26/2/2015 tarihinde karara itiraz etmiştir. İtiraz mercii olan Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısından görüşünü yazılı olarak almış ve dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda UYAP kaydına göre 4/3/2015 tarihli kararıyla itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 6/4/2015 tarihinde tebliğ almak suretiyle öğrenmiştir. Başvurucu 7/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 5/3/2015 ve 29/4/2015 tarihlerinde yapılan duruşmalara başvurucu ve müdafii birlikte katılmış, başvurucu müdafii, tahliye talebini duruşma sırasında sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir. Mahkeme, tahliye talebini kabul etmeyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2017 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucunun anılan tahliye kararı üzerine serbest bırakıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme 9/1/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütü yönetme suçundan 12 yıl 6 ay hapis,görevi yaptırmamak için direnme suçundan iki kez 10 ay hapis, izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmak suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 100 TL adli para, terör örgütü propagandası yapmak suçundan 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına; bazı eylemler yönünden ise davanın ertelenmesine karar vermiştir. Anılan mahkûmiyet kararı başvurucu tarafından istinaf edilmiş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesindedir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:"(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.""(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Usul" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir. (2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir. (3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir. " 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Karar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."