10. Hukuk Dairesi 2016/2342 E. , 2018/3297 K. "" ... Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum, 11.01.2010 tarihinde davalı ...’un yolun s…
**10. Hukuk Dairesi 2016/2342 E. , 2018/3297 K.** **"İçtihat Metni"** ... Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum, 11.01.2010 tarihinde davalı ...’un yolun sağında dörtlü sinyallerini yakmış vaziyette duran kamyon dorsesine arkadan kamyonet ile çarpması sonucu, yolcu koltuğunda bulunan babası ....vefat etmesi ile hak sahiplerine bağlanan gelirden oluşan kurum zararının 1479 sayılı Yasa’nın 63. maddesi gereğince tahsilini talep etmiş olup, mahkemece davanın yasal dayanağı belirlenmeksizin yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dolayısıyla bu zararlandırıcı olayın iş kazası olup olmadığı, meydana gelen söz konusu olayın 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan müteveffa Hüseyin açısından kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması ile ilgili olup olmadığı, buna göre de hak sahiplerine bağlanan gelirin yasal dayanağının ne olduğu anlaşılamamıştır. Olayın olduğu tarih itibariyle olaya uygulanabilecek kanun, 1479 sayılı Kanun değil, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’dur. Bağ-Kur sigortalılarına yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle meydana gelen Kurum zararının rücu hakkının yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun 63. maddesine göre; “Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, (...) ve diğer sorumlulara rücu eder...” düzenlemesiyle, üçüncü kişinin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için, “suç sayılır hareketi” ile yardımların yapılmasına neden olma koşulu öngörülmüştür. “Rücu edilebilmesi için üçüncü kişinin suç sayılır hareketinin, 1479 sayılı Kanunda yazılı yardımların yapılmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmektedir... Kurumun yapmış olduğu yardımları sorumlulara rücu edebilmesini sağlayan üçüncü kişinin suç sayılır hareketi, Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bu kavramın içine hem cürüm hem de kabahat suçları girmektedir...”.....) “Bu yön, zararla üçüncü kişinin eylemi arasında uygun neden-sonuç bağlantısının varlığını zorunlu kılmaktadır. Eğer böyle bir bağlantı yoksa, üçüncü kişinin yardımlardan sorumlu tutulması düşünülemez. Madde hükmünün öngördüğü “suç”la çerçevelenmiş sınırlı bir sorumluluk bulunduğu ortadadır.” ......