1. Hukuk Dairesi 2010/11040 E. , 2010/10340 K. "" MAHKEMESİ : KÖYCEĞİZ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 13/10/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalıların mülkiyetinde bulunan 17 ve 18 parsel sayılı taşınamazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptali ve Hazine adına tescilini istemiştir. Davalılardan İ.vekili, 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden davayı kabul ettiğini beyan etmiş, M. vekili ise 5841 Sayılı Yasa uyarınca hak düş…
**1. Hukuk Dairesi 2010/11040 E. , 2010/10340 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KÖYCEĞİZ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 13/10/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalıların mülkiyetinde bulunan 17 ve 18 parsel sayılı taşınamazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptali ve Hazine adına tescilini istemiştir. Davalılardan İ.vekili, 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden davayı kabul ettiğini beyan etmiş, M. vekili ise 5841 Sayılı Yasa uyarınca hak düşürücü süreden davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazlardan davalı M. adına kayıtlı 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin, davacı Hazinenin taraf olmadığı kadastro tespitine itiraz davası sonucu hükmen 13.8.1973 tarihinde, davalı İ.adına kayıtlı bulunan 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin ise davacı Hazinenin taraf olduğu kadastro tespitine itiraz davası sonucunda hükmen 21.8.1961 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 27.11.2008 tarihinde açıldığı; davalı İ.vekaletnamesinde davayı kabul yetkisi bulunan vekili tarafından verilen 29.12.2008 tarihli cevap dilekçesinde, dava konusu 18 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bölümü yönünden davayı kabul ettiklerinin beyan edildiği; mahkemece yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre de çekişmeli 17 sayılı parselin toplam 130,31 m²'lik, 18 sayılı parselin ise 37,11 m²'lik bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, çekişme konusu 17 parsel sayılı taşınmazın tescilin dayanağı olan tespit tutunağının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır.