Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ağır yük taşıma sonucu engelli kalınması üzerine açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ağır yük taşıma sonucu engelli kalınması üzerine açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 6/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 11/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular Bakanlığa bildirilmiş, Bakanlık 27/10/2014 tarihli beyanı ile görüş bildirmeyeceğini ifade etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 23/2/2009 tarihinde İstanbul-Küçükyalı'da bulunan İkmal Maliye Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Çavuş Eğitim Bölüğünde acemi eğitimine başlamıştır. Başvurucu, eğitime başladıktan bir süre sonra ağır yük kaldırmasına bağlı olarak omurlarından rahatsızlandığını, bu rahatsızlığı ile ilgili olarak askerî sağlık kurumlarına teşhis ve tedavi için gönderildiğini, %96 oranında engelli olmasına yol açan bu olay sebebiyle askerliğe elverişli olmadığına dair rapor ile terhis edildiğini ve 11/8/2010 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına tazminat istemiyle başvurduğunu belirtmiştir. Bakanlığın tazminat istemini zımnen reddetmesi sonucunda başvurucu 2/11/2010 tarihinde kayıt altına alınan dava dilekçesi ile 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini, adli yardım talebiyle birlikte istemiştir. Başvurucunun adli yardım talebi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinin 12/1/2011 tarihli ve E.2011/10 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Dava dilekçesinde belirtilen hususların doğruluğunun tespiti ve dava konusu olayın aydınlanabilmesi için AYİM İkinci Dairesi 13/12/2011 tarihinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiş, daha sonra Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan üç öğretim üyesini bilirkişi olarak resen atamıştır. AYİM; bilirkişilerden başvurucunun sevk edildiği sağlık kurumlarında (revir/askerî hastanelerde) rahatsızlığı ile ilgili olarak teşhis ve tedavisinde gecikme, eksiklik veya hata olup olmadığını, ameliyat uygulamasında tıbbi hata veya doktor hatası bulunup bulunmadığını; hastalığının oluşumunda, ortaya çıkmasında, hastalığının artmasında ve tetiklenmesinde askerlik hizmetinin ve özellikle ağır bir yük taşımasının sebep ve tesirinin bulunup bulunmadığı hususlarındaki tıbbi kanaatlerini bildiren raporun gönderilmesini talep etmiştir. AYİM’e sunulan raporunun ilgili kısmı şöyledir:" Davacı Ali PAKKAN’a ait dosya ve tetkikler incelenmiştir.Buradan edinilen bilgilerin ışığı altında,Hastanın ifadesine göre (dosya kayıtları) askerlik öncesi hastanın bel ve bacağa vuran ağrısının olduğu yani hastalığının askerlik öncesi başladığı anlaşılmıştır.Askerliği sırasında hastalığı ilerlemiş ancak her aşamasında gecikme olmadan uygun tedaviler uygulanmıştır.Bel fıtığı hastalığının neden olduğu nörolojik bulgular, ortaya çıktıktan sonra ameliyat vaktinde ve başarılı yapılsa dahi bozukluklar düzelmeyebilir. Düzelme olmaması ameliyatta gecikme veya hata olduğunu göstermez. Nitekim onay formunda görüldüğü üzere bu durum ameliyat öncesinde hastaya izah edilmiştir.Davacının iddia ettiği üzere askerlik öncesi başlayan hastalığının neden olduğu sakatlıklar askerlik vazifesini veya tedavi hatalarına bağlı değildir. Teşhis ve tedavisinde de gecikme veya hata yoktur." Bu rapor taraflara tebliğ edilmiş, başvurucu tarafından söz konusu rapora itiraz edilerek yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi, özellikle Adli Tıp Kurumundan yeni bir bilirkişi raporu aldırılması istenmişse de başvurucunun bu talebi reddedilmiş; dava dosyasındaki bilgi, belge ve mevcut bilirkişi raporu uyarınca değerlendirme yapılmıştır. AYİM İkinci Dairesi 23/1/2013 tarihli ve E.2011/10, K.2013/173 sayılı kararla dava dosyası, tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporunu dikkate alarak başvurucunun açmış olduğu davayı oy çokluğuyla reddetmiştir. Söz konusu kararda özetle; "...davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan rahatsızlığının askerlik görevinden kaynaklandığına dair tedavi kayıtlarında ve diğer belgelerde somut hiçbir belge ve kayıt bulunmadığı, bu rahatsızlığın ortaya çıkmasında ve tetiklenmesinde askerlik görevinin sebep ve tesirinin bulunmadığı, davacıya uygulanan teşhis ve tedavilerde hata, ihmal ya da gecikme olmadığı, dolayısıyla idarenin meydana gelen zararı tazminle sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesine yer verilmiştir. Bunun yanında reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 890 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar vermiştir Karşıoy gerekçesinde özetle "... tıbbi bilirkişi raporunda(...); davacının rahatsızlığının askerlik öncesi başladığı ve askerlik sırasında hastalığın ilerlediği yönünde görüş bildirilmiş, ancak tıbbi bilirkişi raporunda davacının rahatsızlığının askerlik hizmeti esnasında hangi sebeple ilerlediği, yani ağır bir yük taşımanın bu ilerlemeye sebep olup olmadığı belirtilmemiştir...." denilmiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 6/11/2013 tarihli ve E.2013/1405, K.2013/1230 sayılı kararı ile reddedilmiş ve karar 25/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 6/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk Anayasa’nın “Yargı Yolu” kenar başlıklı maddesinin son fıkrası şöyledir:“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat” başlıklı maddesi şöyledir:“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında hizmet görürler.” 1602 sayılı Kanun’un , ve maddeleri şöyledir:“Üyelerin seçimi: Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 - 2568/1 md.) Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından, Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından, Cumhurbaşkanınca seçilir.” “Atanma: Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 - 2568/1 md.) Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına ve üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanının onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar ResmiGazete'de yayımlanır. Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.” “Görev süresi: Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 - 2568/1 md.) Askeri Hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.” 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un maddesi ile 1602 sayılı Kanun’un maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:“Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”