3. Hukuk Dairesi 2012/9861 E. , 2012/16542 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 185.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 49.907,54 TL'lik kısmının kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, davalıya ait daireyi 29.6.2001 tarih
**3. Hukuk Dairesi 2012/9861 E. , 2012/16542 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 185.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 49.907,54 TL'lik kısmının kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, davalıya ait daireyi 29.6.2001 tarihinde 21.197 TL ye satın aldığını, ancak davalının açmış olduğu tapu iptal ve tescil davası sonucunda “temlik tarihinde davalının hukuki ehliyete haiz olmadığı” gerekçesiyle tapusunun iptali ile davalı adına tesciline karar verildiğini, bu nedenle taşınmazın değeri kadar zarara uğradığını ileri sürerek, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri olan 185.000 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ise daireyi satın aldığında 20.000 TL tutarında iyileştirme gideri yaptığını, bu nedenle dairenin rayiç değerinin 206.197 TL olduğunu belirterek bu miktarın tahsilini istemiştir.Davalı vekili, davacının satış bedeli olarak 15.000 TL ödediğini, satışın mutlak butlanla batıl olduğunu, davacının kötüniyetli olup, gerçek değerini bilmesine rağmen, daireyi rayiç değerinden çok daha düşük bedelle satın aldığını, davacının halen dairede oturduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın iyileştirme dahil olmak üzere dava tarihindeki rayiç değeri olan 116.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline dair verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 02.03.2010 gün ve 2009/8777 E 2010/2493 K sayılı ilamı ile; “1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.2-Dava, taraflar arasındaki 29.6.2001 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi ile davalı tarafından davacıya devredilen tapu kaydının, daha önce açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda, “temlik tarihinde davalının hukuki ehliyete haiz olmadığı” gerekçesiyle iptali ile davalı adına tesciline karar verilmiş olması nedeniyle, davalının sebepsiz zenginleşmesine dayanılarak açılan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri olan 116.000 TL’nin ödetilmesine karar verilmişse de, taraflar arasındaki satım akdi, temlik tarihinde davalının hukuki ehliyete haiz olmaması nedeniyle Türk Medeni Kanununun 15. maddesi ile Borçlar Kanununun 19–20. maddeleri ve 28.07.1941 gün ve 4/21 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, mutlak butlanla batıl olduğundan, baştan beri geçersizdir. Davacı, geçersiz sözleşmeye dayanarak taşınmazın rayiç değerini tazminat olarak isteyemez; sadece ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir. O halde mahkemece geçersiz satış sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin, taraflardan tüm delilleri sorulmak suretiyle tespiti ile, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sözleşme mutlak butlanla batıl olduğu halde, yazılı şekilde taşınmazın rayiç değerine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesi ile bozulmuştur.Bozmaya uyan mahkemece; tarafların satış bedeline ilişkin delilleri toplanılarak dosya hukukçu bilirkişiye tevdi edilmiş, davacının ödediği satış bedeli olan 15.000 TL ile iyileştirme gideri olan 10.000 TL nin toplamının denkleştirici adalet ilkesinin uyarlanması sonucunda ulaştığı miktarı belirleyen bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 49.907,54 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının taşınmazın bulunduğu çevrede emlakçılık yaptığı, davaya konu taşınmazın davacı aracılığı ile kiraya verilmiş olması nedeniyle tarafların birbirini tanıdığı, davalının bu tanışıklık nedeniyle zaman zaman davacının bürosuna gittiği, satım akdinin düzenlendiği tarihte davalı satıcının hukuki işlem ehliyetini ortadan kaldıracak şekilde ruhsal rahatsızlığının bulunduğu anlaşılmaktadır.Tüm bu açıklamalar ışığında; davalıyı tanıyan ve davaya konu taşınmazın gerçek değerini bilen davacının, taşınmazı gerçek değerinin altında satın aldığı sabit olduğuna göre iyiniyetli olduğundan söz edilemez. Bu durumda, davalının iade yükümlülüğü sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olmakla birlikte, esas olarak iade sorumluluğunun kapsamı satış bedeli ile sınırlıdır. Buna göre mahkemece, tespit edilen satış bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, bu bedelin denkleştirici adalet ilkesinin uyarlanması sonucu ulaştığı miktara karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bundan ayrı, davacı, 25.04.2008 tarihli dilekçesi ve daha sonraki dilekçelerinde, bu davanın konusunun, yapılan iyileştirmeler nedeniyle taşınmazın ulaştığı rayiç değere yönelik olduğu açıkça belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, istem bu şekilde açıkça belirtilmemiş ise de, davacının sonraki dilekçelerindeki açıklamalarına karşı, davalı tarafça HUMK’ nun 185/2. maddesi kapsamında iddianın genişletilmesi itirazında bulunulmadığı gibi, bozma ilamında da davalı tarafın iyileştirme giderlerine yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Bu nedenle mahkemece, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince iyileştirme giderlerine hükmedilmesi doğrudur. Ancak, davacı, dava konusu taşınmazı bu davanın açıldığı tarihten sonra tahliye etmiştir. Bu nedenle, davacı tarafça yapılan iyileştirme giderinin tahliye tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun değildir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 02.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.