6. Hukuk Dairesi 2014/2129 E. , 2014/11981 K. MAHKEMESİ : Karaman Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 31/12/2013 NUMARASI : 2013/1533-2013/1818 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı da…
**6. Hukuk Dairesi 2014/2129 E. , 2014/11981 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Karaman Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 31/12/2013 NUMARASI : 2013/1533-2013/1818 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait taşınmazın 01.09.2007 tarihinde davalıya kiralanması nedeniyle müvekkilinin 21.624,00 TL kira alacağı olduğunu, davalının birikmiş kira borcunu ödememesi nedeniyle icra takibinde bulunduklarını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini, davalının itirazında kiracı olduğunu kabul ettiğini bu nedenle kira bedelini ödediğini yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, belirterek itirazının iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde tarafına kiraya veriliği iddia edilen evin tarafına kiraya verilmediğini, herhangi bir kira bedeli belirlenmediğini, Kendisinin, davacının gizli ortağı olduğu şirkette çalışırken emekli olduğunu, işçi alacakları için dava açması üzerine davacının hayali alacak ve dava yaptığını, taşınmazın kendisine lojman olarak tahsis ediliğini, lojman olarak taşınmazın tahsis edilmesi sonrasında, davacının G..Y.. K..de bulunan dairesinin aidatlarını ödemek suretiyle edimini yerine getirdiğini, belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının, davasını yazılı belge ile ispatlayamadığından bahisle davacıya yemin teklifi etme hakkını kullanıp kullanmayacağı hususu sorulmuş, davacı vekili 23.12.2013 tarihli dilekçesi ile davalının kira sözleşmesini kabul ettiğini, bu nedenle tanıklarının dinlenmesinden sonra yemin teklifinde bulunacaklarını belirtmiş, Mahkemece davacı vekilinin dilekçesindeki açıklamanın yemin teklifi olduğu kabul edilerek davalıya yemin teklifi için davetiye gönderilmiş, 31.12.2013 tarihli celsede davacının mazeret dilekçesi vermesine rağmen mazeret konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devam edilerek davalıya yemin eda ettirilerek davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nun 322 maddesi delaletiyle basit yargılama usulüne tabi olan davalarda da uygulama imkanı olan ve HMK'nun 150. maddesi “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” düzenlemesine yer verilmiş olup, İlgili hüküm gereğince tarafların mazeret bildirerek duruşmaya gelememesi halinde mahkemece öncelikle mazeretin geçerli bir mazeret olup olmadığı hususu değerlendirilerek, mazeretin kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin bir karar verilerek, mazeretin geçerli görülmemesi halinde hazır bulunan tarafın davayı takip edeceğini beyan etmesi halinde davaya devam edilir. Somut olayda davacı vekili 31.12.2013 tarihli celsede mesleki mazereti nedeniyle hazır bulunamayacağını belirterek mazeret dilekçesini dosya ibraz etmiştir. Bu durumda öncelikle davacı vekilinin mazeretinin geçerli bir mazeret olup olmadığı değerlendirilerek, HMK'nun 322 ve 150 maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapılması gerekirken, mazeret konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan; Mahkemece 10.12.2013 tarihli celse de bir nolu ara karar ile “Davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine” denilmiş, davacı 23.12.2013 tarihli dilekçesinde davalının kira sözleşmesini ikrar ettiğini kiracılık ilişkisini ispatladıklarını bu nedenle delillerinin değerlendirilmesi ve tanıklarının dinlenmesinden sonra yemin teklifinde bulunacaklarını beyan etmiştir. Gerek mahkeme ara kararı gerekse de davacının dilekçesi, hangi vakalara ilişkin yemin teklif edildiğine ilişkin bir açıklık taşımamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin yokluğunda yaptırılan yeminin usul hükümlerine uygun olarak eda ediliği de söylenemez. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.