8. Hukuk Dairesi 2023/2672 E. , 2025/41 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahke…
**8. Hukuk Dairesi 2023/2672 E. , 2025/41 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sonucu, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 952 ada 76 (eski 463) parsel sayılı 6413,48 metrekare ve 952 ada 59 (eski 443) parsel sayılı 8040,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, ... ve ... adına tarla vasfıyla tespit ve tescil edilmişlerdir. Davacı ... İdaresi tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi kapsamında kadastro çalışması yapılan çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasına dayanılarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle kadastro mahkemesinde açılan davanın, mülkiyete ilişkin olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi ile dosyanın gönderildiği görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesince, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 952 ada 76 parsel ve 952 ada 59 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptaline orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince 26.11.2020 tarihli ve 2020/8585 Esas, 5776 Karar sayılı kararıyla 952 ada 76 parsel sayılı taşınmaz yönünden kesinleşmiş tescil hükmünün bulunması, 952 ada 59 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise eksik inceleme ve araştırma nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "Mahkememizin 04.10.2022 tarihli celsesinde kurulan 3 nolu (sehven 2 yazılmış) ara karar incelendiğinde, keşif harcının miktarının açıkça belirtildiği, davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin süreye riayet edilmemesi halinde keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtaratının duruşmada bulunan davacı vekilinin yüzünün karşı yapıldığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda eksik evraklar cep edilmiş ve davacı vekiline 04.10.2022 tarihli celsenin 3 nolu (sehven 2 yazılmış) ara kararı ile 571,90 Tl olan keşif harcını yatırmak üzere ihtaratlı kesin süre verilmiş ancak davacı vekilince 2 haftalık kesin süre içerisinde keşif harcının yatırılmadığı anlaşıldığından keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kanaatine varılmakla mevcut delili durumuna göre sübuta ermeyen" davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 04.10.2022 tarihli 6 ncı celsede; " 2-Davacı vekiline taşınmaz sayısı göz önüne alınarak 4000 TL keşif delil avansını yatırmak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, aksi takdirde keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı), 3- Davacı vekiline keşif harcı olan 571,90 TL'yi yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı)" şeklinde ara karar kurulduğu, 22.02.2023 tarihli 7 nci celsede ise davacı vekilince önceki celse verilen ara kararı uyarınca keşif harcının kesin süre içinde yatırılmadığının anlaşıldığı belirtildikten sonra davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda keşif ara kararından 6 gün sonra davacı vekili tarafından, 10.10.2022 tarihli ve 10206 sıra nolu tahsilat makbuzu ile 5.000 TL gider avansının mahkeme veznesine yatırıldığı, 02.12.2022 tarihli keşif erteleme tutanağında hava muhalefeti ve davacı vekilinin mazereti nedeniyle keşif yapılamadığının belirtildiği, 22.02.2023 tarihli 7 nci celsede davacı vekilinin "10.10.2022 tarihinde personelim mahkemeniz kalemine gelerek kalemin hesaplaması sonucunda 5.000 TL gider avansını yatırmıştır, kalem bu şekilde tahsilat yaptığı için biz de bu şekilde yatırdık, duruşma zaptı ile yatırdığımız tahsilat makbuzunun tarihi karşılaştırıldığında bunun içerisinde harcın da bulunduğu aşikardır, bu nedenle yeniden keşif günü verilsin" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 31.12.1976 tarihli ve 1976/9370 Esas, 1976/13138 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere “Hâkim; insana, tabiata, gerçeğe, olağana sırt çevirmeden ve katı kalıplar içinde sıkışıp kalmadan uyuşmazlığa insan kokusu taşıyan bir çözüm getirmek zorunluluğundadır.” Bu nedenledir ki, Hâkim olaylara, adalet hizmetine çözüm odaklı yaklaşmalı, şekilci olmamalıdır. Eldeki davada, keşfin harç eksikliği nedeniyle değil hava muhalefeti nedeniyle ertelenmesi, davacı tarafça keşif ara karar tarihinden yaklaşık 1 hafta içinde delil avansı ve keşif harcını kapsayacak şekilde 5.000 TL gider avansı yatırılmış olması, bu bedelin mahkeme kalemi tarafından hesaplanması üzerine yatırıldığı beyan edilmesine rağmen keşif delil avansı ve keşif harcının ayrı ayrı yatırılmaması nedeniyle keşiften vazgeçilmiş sayılması ve mevcut delil durumuna göre davanın sübuta ermediği gerekçesiyle reddi yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca Mahkemece, davacı tarafından yatırılan 5.000 TL'nin keşif delil avansı olan 4.000 TL'yi aşan kısmından 571,90 TL'sinin keşif harcına aktarılması sağlanarak keşif kararı vermesi ve gerekli delillerin toplanıp esas hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.