12. Ceza Dairesi 2023/3644 E. , 2023/3863 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1707 E., 2022/3178 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ı…
**12. Ceza Dairesi 2023/3644 E. , 2023/3863 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1707 E., 2022/3178 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2020/504 Esas, 2021/200 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, şikayet yokluğu nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. 2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.11.2022 tarihli ve 2021/1707 Esas, 2022/3178 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89. maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62. maddesinin birinci fıkrası gereğince neticeten 500 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53. maddesinin altıncı fıkrası gereğince 4 ay süre ile ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.09.2023 tarihli ve 2023/15679 sayılı, temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; Mağdurun davada katılan sıfatı olmadığı için istinaf isteminde bulunmasının mümkün olmadığına, istinaf dilekçesinin ve isteminin reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girişilip karar verilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğuna, dosyaya getirtilen raporlarda ...'ın olaydan sonra bilincinin açık olmadığına dair bir tespitin bulunmadığına, şikayetten vezgeçmeden vazgeçme niteliğinde olup bunun hukuken mümkün olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.'' Olay tarihinde sanık ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı ... ile 09/06/2019 tarihinde Afyon ilinden Antalya istikametine doğru giderken Burdur Askeriye Köyü mevkisinde direksiyonun kilitlenmesi üzerine kaza yaptığı ve mağdurun yaralandığı, mağdur ...'ın soruşturma evresinde kollukta alınan 09/06/2019 tarihli beyanında; olay nedeniyle kimseden şikayetçi olmadığını belirttiği, bunun üzerine Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 12/09/2019 tarih ve 2019/3915 soruşturma sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, mağdur vekilinin şikayetçi oldukları yönünde takipsizlik kararına itirazı üzerine Burdur Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/2126 Değişik İş sayılı kararı ile iş bu takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği ve akabinde her ne kadar sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kamu davası açılmış ise de, TCK.nun 89/5 maddesi ile atılı eylemin kovuşturulmasının şikayete bağlandığı, mağdur ...'ın 09/06/2019 tarihli kolluk ifadesinde şikayetçi olmadığını bildirdiği, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından mağdur hakkında 09/06/2019 tarihinde düzenlenen raporda, mağdurun bilincinin açık olduğunun belirtilmesi karşısında, şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmadığı anlaşıldığından..'' gerekçesi ile sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. 2.Katılan beyanında; ''Ben bu olayla ilgili olarak karakolda ayrıntılı olarak ifade vermiştim o ifademi aynen tekrar ederim, Olay günü ... ile beraber aynı araçta Antalya iline gidiyorduk. Seyir halinde bulunduğumuz sırada ... uyudu. Ben arada kendisini uyardım. Ancak daha sonra ben de uyumuşum. Ben gözümü açtığımda araba şarampole yuvarlanıyordu. Arabada takla attık. Ben ne olduğunu sordum ... da bana fren attım direksiyon kitlendi dedi. Ben araba takla atarken uyandım. Olay sebebiyle benim boynumda kırıklar oluştu. Benim felçli kaldığıma dair raporum vardır. Bu olay sebebiyle felç oldum. Kazadan sonra ... beni arabadan çıkarmaya çalıştı. Bu olay sebebiyle sürekli hastanelere gidip gelmekteyim. Maddi ve manevi olarak zararım vardır. Zararım giderilmemiştir. Ayrıca olay sebebiyle sağlığım bozuldu kendi işlerimi artık kendim yapamıyorum Sanıktan şikayetçiyim davaya katılma talebim vardır" demiştir. 3. Sanık savunmasında ; ''Ben bu olayla ilgili olarak karakolda ayrıntılı olarak ifade vermiştim o ifadelerimi aynen tekrar ederim, olay günü Antalya'daki kardeşimin yanına gidecektim. Kendisi ile daha tanıştığım ... kendisinin misafiri olan ... ve ...'nın da Antalya'ya gideceklerini söyledi. Ben de götürebileceğimi kendisine söyledim. Burdur yakınlarındaki Askeriye Köyüne geldiğimizde hava yağışlıydı ... direksiyonumda bir anda bir kilitlenme oldu. ... hakimiyetini kaybettim ve refüje çarparak yan yattım bu sırada araçta ..., ... ve ... vardı. ...'ın kemeri takılı değildi. Olay sebebiyle yaralandı. ... benden misafirlerini götürülmesini istediği için olaydan sonra şikayetçi olmamıştı. Ancak daha sonra benden şikayetçi olmuş ayrıca ...'ın yaralanmasından dolayı maddi tazminatını aracımın sigortasından aldığını öğrendim. Savunmam bundan ibarettir öncelikle beraatime karar verilmesini mahkeme aksi kanatte ise hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rızam vardır ayrıca hakkımda şikayetten vazgeçme olursa hakkımdaki şikayetten vazgeçme beyanını kabul ederim.Kamuya yararlı bir işte çalışmaya rızam vardır .'' demiştir. 4.Trafik kazası tespit tutanağına göre; Sürücü ...'ın 2918 sayılı K.T.K'nun 52/1-b "Aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. 5. Soruşturma aşamasında Trafik Polis Memuru ... Tarafından Düzenlenen 05.06.2020 tarihli Kusur Raporuna Göre; '' ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın; Dosya kapsamında bulunan kaza tespit tutanağından kazanın meydana geldiği yerin düz ve eğimsiz bir yol olduğu, havanın yağmur yağışlı olduğu anlaşılmıştır. Sürücüler bu gibi hava koşullarında araçlarının hızını görüş, yol, hava ve trafik durumuna uydurarak ilerlemeleri gerekmektedir. Yaptığım incelemede kazanın asıl sebebinin bu olduğu kanaatine varılmıştır. Sürücü ifadesinde kazanın direksiyon kilitlenmesi nedeni ile olduğunu beyan etmektedir. Trafik görevlilerinin düzenlediği Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre kazanın gerçekleştiği tarihte 02.04.2020 tarihine kadar aracın geçerli fenni muayenesinin bulunduğu görülmüştür. Kamyonetlerin muayeneleri her yıl yapılmaktadır. Buradan kazanın gerçekleştiği tarihten iki ay önce aracın teknik yönden incelemeye girdiği, muayenesinin onaylandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca sürücüler karayoluna çıkardıkları araçların bakımından sorumlu bulunmaktadırlar. Yaptığım inceleme neticesinde kazanın sebebinin aracın direksiyon kilitlenmesinden meydana gelmediği kanaatine varılmış, açıklanan nedenler ile ...'ın kullanmış olduğu aracının hızını gerekli şartlara uydurmaması nedeni ile kazanın meydana geldiği, kazanın oluşumunda asli (ağır) kusurlu olduğu..'' belirtilmiştir. 6.Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 25.01.2021 Tarihli Raporuna Göre; Sanık ...'ın, sevk ve idaresinde bulunan kamyonet ile meskun dışı mahalde gündüz vakti seyri sırasında gerekli dikkatini yola verip, seyrini ve hızını aracın teknik özellikleri ile mevcut yol-zemin şartlarını da dikkate alıp yol içinde kalacak şekilde sürdürmeye yeterli özeni göstermediği, dikkatsiz şekilde seyri sırasında sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybedip sağdan yol dışı kalarak toprak zemine çarptıktan sonra takla atması sonucu gerçekleşen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine riayet etmediği için asli kusurlu, kaza esnasında mağdur ...'ın emniyet kemeri takıp takmadığı yönünde her hangi bir tespit ya da bağımsız kamu tanığı ifadesi bulunmadığı anlaşılmakla söz konusu hususta bir mütalaaya gidilmemiş, emniyet kemerinin takılı olmadığının kabulü halinde bile mağdur yolcunun kazanın oluşumunda kusursuz olacağı ancak kendi yaralanmasında alt düzeyde tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. 7. Katılan ... Hakkında Burdur Devlet Hastanesince Düzenlenen 09.05.2019 Tarihli Rapora Göre; Katılanın basit tıbbi müdahale giderilemez, hayati tehlike geçirecek, vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı belirtilmiştir. Katılan ... Hakkında Afyonkarahisar Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 23.07.2020 Tarihli Raporuna Göre; Katılanda meydana gelen yaralanmanın hayat fonksiyonlarını AĞIR (4) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığına sebep olduğu ve kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu belirtilmiştir. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin Engelilik Sağlık Kurulu raporuna göre; Katılanın % 96 oranında engelliği kaldığı belirtilmiştir. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 02.03.2022 tarihli rapora göre; katılanın yaralanmasının duyularından veya organlarından birini işlevini yitirmesine neden olduğu, iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalık veya bitkisel hayata girme durumunun bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü ''.. Hayati tehlike geçirecek düzeyde ağır bir şekilde yaralanarak getirildiği hastanede yapılan tıbbi müdahaleler çerçevinde verilen ilaçların etkisinde iken ve kazadan iki saat, hastaneye girişten ise bir saat sonra gibi kısa bir süre sonra ve olayın şokunu henüz üzerinden atamadan verdiği için, ayırt etme gücüne sahip olmadan yani şikayetten vazgeçmenin anlam ve sonuçlarını anlayabilir durumda olmadan verilen 09/06/2019 tarihli bu beyanın geçerli bir beyan olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, katılanın uzun süren tedavi sonrası hastaneden taburcu olduktan sonra verdiği ve sanıktan şikayetçi olduğuna dair 22/01/2020 tarihli ifadesi yasal şikayet süresi olan altı aylık süre içerisinde alındığı nazara alındığında, usulüne uygun olarak yapılmış bir şikayet başvurusunun bulunduğu, suçun takibi için gerekli olan şikayet koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek diğer unsurların varlığı halinde atılı suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinden..'' gerekçeleri ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Olay günü saat 15:10 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki kamyonetle meskun mahal dışında, bölünmüş, iki şeritli, düz, eğimsiz yolda, yağışlı havada seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek sağa doğru yoldan çıktığı toprak zemine çarparak takla attığı, tavan üzerinde durarak son konumu aldığı, kaza nedeniyle katılanın hayati tehlike geçirecek, 4. derece kemik kırığı oluşacak, duyularından veya organlarından birini işlevini yitirmesine neden olacak şekilde yaralandığı olayda; Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmemiştir. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden; Münhasıran şahsa bağlı hak niteliğindeki şikayet hakkının hak sahibi tarafından kullanabilmesi için hak sahibinin ayırt etme gücüne sahip olması, yani, şikayetin ya da şikayetten vazgeçmenin anlam ve sonuçlarını anlayabilir durumda olması şarttır. Temyiz kudreti kelimesinin karşılığını oluşturan ayırt etme gücü 4721 sayılı Medeni Kanun' da; "yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biri ile akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin ayırt etme gücüne sahip olduğu" şeklinde tanımlanmış olup, belirtilen durumlardan herhangi birinin varlığından dolayı ayırt etme gücüne sahip olmayan mağdur veya suçtan zarar görenin şikayetçi olma ya da olmama hususundaki irade beyanı yok hükmünde ve tamamen geçersiz olup hukuki açıdan bir sonuç doğurmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay günü sanık tarafından saat 15:20 sıralarında sebebiyet verilen tek taraflı kaza sonucu ağır bir şekilde yaralanan, tedavi için kaldırıldığı Burdur Devlet Hastanesinde saat 16:05'de yapılan ilk muayene sonucu düzenlenen geçici raporunda vücudunda kemik kırığı meydana geldiği ve hayati tehlikesinin bulunduğu bildirilen, aynı gün saat 17:00'da Kolluk görevlileri ile Dr.... tarafından düzenlenen tutanakta da, belden aşağısının ve ellerinin tutmadığı ancak ifade verebileceği belirtilmesi üzerine kolluk görevlilerince saat 17:10'da olaydan dolayı kimseden şikayetçi olmadığına dair beyanı alınan katılanın, bu ifadesini, hayati tehlike geçirecek düzeyde ağır bir şekilde yaralanarak getirildiği hastanede yapılan tıbbi müdahaleler çerçevinde verilen ilaçların etkisinde iken ve kazadan iki saat, hastaneye girişten ise bir saat sonra gibi kısa bir süre sonra ve olayın şokunu henüz üzerinden atamadan verdiği için, ayırt etme gücüne sahip olmadan yani şikayetten vazgeçmenin anlam ve sonuçlarını anlayabilir durumda olmadan verilen 09/06/2019 tarihli bu beyanın geçerli bir beyan olarak kabul edilmesi mümkün olmayıp, katılan vekilinin Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 12/09/2019 tarih ve 2019/3915 soruşturma sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara, 01.11.2019 tarihli dilekçesi ile şikayetçi olduklarını belirterek itiraz ettiği, mağdur vekilinin şikayetçi oldukları yönünde takipsizlik kararına itirazı üzerine Burdur Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/2126 Değişik İş sayılı kararı ile iş bu takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılarak yasal şikayet süresi olan altı aylık süre içerisinde alındığı nazara alındığında, usulüne uygun olarak yapılmış bir şikayet başvurusunun bulunduğu, suçun takibi için gerekli olan şikayet koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek, katılanın yaralanmasında sanığın asli kusurlu olduğu tespitiyle cezalandırılmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.11.2022 tarihli ve 2021/1707 Esas, 2022/3178 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde karar verildi.