T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/534 - Karar No:2026/51 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md) ESAS NO : 2024/534 KARAR NO : 2026/51 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2024 NUMARAS…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/534 - Karar No:2026/51 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md) ESAS NO : 2024/534 KARAR NO : 2026/51 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2024 NUMARASI : 2022/119 E-2024/299 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :16/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalıvekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Davalının, 2018 yılı aralık ayı başında, davacıyla irtibata geçerek demir çelik atıklarının işleneceğini, ... A.Ş.’ye ait ... adresindeki fabrikada kurulacak çöktürme odası için püskürtme sistemi üretimi ve kurulumu hususunda davacıdan teklifte bulunmasını talep ettiğini, bu sisteme ilişkin icap ve kabul aşaması tamamlanmadan iş kapsamında aynı fabrika binası çöktürme odası için ayrıca akümülasyon sistemi ve su ısıtma- yumuşatma sistemi üretimi ve kurulumunun da eklendiğini, tarafların 29.01.2016 tarihinde püskürtme-pulvarizasyon sisteminin üretimi ve kurulumu için kdv dahil 45.430 Euro, 10.05.2019 tarihinde akümülasyon ve su ısıtma-yumuşatma sistemi üretimi ve kurulumu için kdv dahil 74.340,00 Euro ücret olmak üzere toplam 119.770,00 Euro ücret mukabilinde anlaşmaya varıldığını, sipariş onay formlarında yer aldığı üzere 45.430 Euro bedelli püskürtme – pulvarizasyon sisteminin üretimi ve kurulumu kısmı için bedelin %30’unun avans olarak ödenmesine bakiyesinin iş bitiminde 74.340,00.-TL Euro bedelli akümülasyon ve su ısıtma-yumuşatma sistemi üretimi ve kurulum kısmı için bedelin %50’sinin avans olarak ödenmesine, bakiyesinin devreye alma akabinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu suretle davalı tarafından ödeme tarihlerindeki Euro/TL kuru dikkate alınarak 30.01.2019 tarihinde 83.500,00.-TL, 23.05.2019 tarihinde 256.000,00.-TL avans ödemesi yapıldığını, davacı tarafından 83.500,00.-TL tutarında 10.04.2019 tarihli, 256.000,00.-TL tutarında 31.07.2019 tarihli teminat çeki keşide edilerek davalıya teslim edildiğini, davacının anlaşmaya varılan sistemleri üreterek davalının gösterdiği ... adresindeki fabrika sahasına 20-25.07.2019 tarihleri arasında kurarak sorunsuz, eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde teslim ettiğini, ancak davalının sözleşme kapsamında üstlendiği ücret ödeme borcunun sadece 339.500,00.-TL’lik kısmını avans olarak ödediğini, bakiye 463.192,88.-TL’Lik kısmı ödemediğini, bu kapsamda zorunlu ticari arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da davalı borcunu ödemeye yanaşmadığı için anlaşmanın sağlanamadığını belirterek fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 301.000,00 TL’nin 28.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili: Yetkili Mahkemenin İskenderun veya İstanbul Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında mevcut 29.01.2019 tarihli onaylı sipariş formu ile çöktürme odası toz bastırma sistemi ile cüruf ön soğutma sisteminin imal ve teslimi, 09.05.2019 tarihli onay sipariş formu ile de teknik detayları form metninde yer aldığı üzere su ısıtma sistemi, akümülasyon sisteminin her türlü mühendislik işleri de dahil olarak imalatı, teslimi, montajı ve devreye alma edimi ... tarafından üstlenildiğini, yüklenici sıfatıyla karşı tarafça üstenilen imal, mühendislik, montaj, devreye alma, sistemi çalışır halde teslim etme yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini, hali hazırda dava tarihi itibariyle de süre gelen gecikme nedeniyle davalının telafisi çok geç müspet zararın hasıl olduğunu, oransal vana sorunu, akış sensörü arızalanması sorunu, hortumların kırılması sorunu, nozulların işlevsiz olma sorunu gibi sorunların sistemin bütün olarak çalışır hale gelmesiyle ortaya çıkan arızanın aynı gün içerisinde tespit edilerek hazır bulunanlarca tutanak altına alındığını, aksayan yönlerin fotoğraflanarak belgelendirildiğini, davacı tarafa Beşiktaş 9. Noterliği 01.11.2019 tarih, 9036 yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek eksik ve ayıp nedeniyle davalının katlanmak zorunda kaldığı davacı nam ve hesabına yapılan, şimdilik 29.07.2019 tarih, 6379 sıra numaralı 20.154,40.-TL bedelli, 08.10.2019 tarih, 101679 sıra numaralı, 138.480,08.-TL bedelli, 29.09.2019 tarih, 334159 sıra numaralı 3.369,25.-TL bedelli, 02.12.2019 tarih, 171453 sıra numaralı 24.794,10.-TL bedelli, 17.12.2019 tarih, 115837 sıra numaralı 12.270,68.-TL bedelli fatura suretlerinin davacıya gönderildiğini, geç ifadan kaynaklı zarar hariç o ana dek 199.068,51.-TL müspet şirket zararı doğduğunun ifade edildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, davalının ayıplı ve eksik işler nedeniyle uğramış olduğu zararın, gecikme nedeniyle uğradığı zarar, mahrum kaldığı kar bedeli toplamı dava dilekçesinde talep edilen miktarın çok üzerinde olduğunu, bu durumun ayrı bir dava ile talep konusu yapılabileceği gibi defi olarak da ileri sürülmesi, mümkün olduğundan açılmış olan huzurdaki davada açıkça takas, mahsup ve ödemezlik definde bulunduklarını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;"Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı yüklenici, davalı işveren konumundadır. Taraflar arasında; akdedilen eser sözleşmesi bulunduğu ve eserin teslim edildiği, bir kısım hakediş bedelinin ödendiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; eserin ayıplı olup olmadığı, davacının nam ve hesabına yapılan işler olup olmadığı, davacının bakiye hakediş alacağının olup olmadığı, varsa dava tarihi itibariyle miktarı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan taraf ticari defterleri üzerinde ve dosya üzerinde inceleme sonucu düzenlenen SMMM bilirkişi raporu ile SMMM, makine mühendisi ve sözleşme-hesap uzmanı bilirkişi heyet raporu-ek raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, sözleşme-ekleri, hakediş belgeleri, bilirkişi raporları-ek raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalının 2018 yılı Aralık ayı başında müvekkilleri ile irtibata geçerek demir çelik atıklarının işleneceği ... A.Ş.’ye ait ... adresindeki fabrikada kurulacak çöktürme odası için püskürtme (pulvarizasyon) sistemi üretimi ve kurulumu hususunda müvekkilinden teklifte bulunmasını talep ettiğini, bu sisteme ilişkin icap ve kabul aşaması tamamlanmadan iş kapsamına aynı fabrika binası çöktürme odası için ayrıca akümülasyon sistemi ve su ısıtma-yumuşatma sistemi üretimi ve kurulumu da eklendiğini, tarafların 29.01.2016 tarihinde püskürtme – pulvarizasyon için kdv dahil 45.350,00 Euro, 10.05.2019 tarihinde akümülasyon ve su ısıtma- yumuşatma sistemi üretimi ve kurulumu için KDV dahil 74.340,00 Euro olmak üzere toplam 119.770,00 Euro ücret mukabilinde anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin anlaşmaya varılan sistemleri üreterek davalının gösterdiği ... adresindeki fabrika sahasına 20-25.07.2019 tarihleri arasında kurarak sorunsuz, eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde teslim ettiğini, ancak bakiye borcunu ödemediğini belirterek şimdilik 301.000,00 TL’nin 28/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesi ile özetle; Kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkilinin ayıplı ve eksik işler nedeniyle uğramış olduğu zarar, gecikme nedeniyle uğradığı zarar, mahrum kaldığı kar bedeli toplamı dava dilekçesinde talep edilen miktarın çok üzerinde olduğunu, eldeki davada takas, mahsup ve ödemezlik definde bulunduklarını belirterek davanın reddini istemiştir. Davacının, 29.01.2019 tarihli onaylı sipariş formu ile çöktürme odası toz bastırma sistemi ile cüruf ön soğutma sisteminin KDV dahil 45.430,00 Euro, (teslim şekli 8-10 hafta, %30’u peşin kalan bakiyesi teminat senedi karşılığında iş bitiminde); 09.05.2019 tarihli onay sipariş formu ile de imalat ve montaj dahil olmak üzere alt kalemleri yazılı, su ısıtma sistemi, akümülasyon sistemi (mühendislik işleri de dâhil) ve dokümantasyon işleri KDV dahil 74.340,00 Euro (4-5 hafta teslim, 16 Temmuz devreye alma, %30’u peşin kalan bakiyesi teminat senedi karşılığında iş bitiminde) bedel mukabilinde davalının ... fabrikasına teslim ve kurulumunu yapmayı üstlendiği; Davalı tarafından davacıya 2 iş kapsamında 30.01.2019 tarihinde 83.500,00.TL., 23.05.2019 tarihinde 256.000,00.TL. avans ödemesi yapıldığı; Ürünlerin teslim edildiği; Ürünlerin kurulumunun davacının onayı ile dava dışı ... firması tarafından yapıldığı; Davacı tarafından davalıya 27.06.2019 irsaliye, 28.06.2019 düzenleme tarihli seri A -067327 nolu KDV dahil 802.692,88.TL. fatura kesildiği; Faturanın davalı defter kayıtlarına alındığı, birbirini teyit eden taraf defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 463.192,88.TL. bakiye alacağının bulunduğu tespit edilmiş olup, bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık ta bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki asıl alaşmazlık; davalı tarafın takas/mahsup talebinde bulunduğu ... firmasına ödenen kurulum bedeli ile ayıplı imalat nedeniyle başka firmalara yaptırılan ayıp giderim bedeline ilişkin takas ve mahsup talebinin yerinde olup olmadığı, yerinde ise miktarının ne olduğu ve buna göre davacının talep edebileceği bakiye alacak miktarının ne olduğu hususundadır. Tarafların 2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı, taraf 2019 yılı Ticari Defterlerinin 6102 sayılı TTK’nun 64/3 ve HMK 222.maddelerinde ifade edilen kanuni şartlara uygun olarak tutulduğu ve birbirini teyit ettiği, buna göre davacının davalıdan 463.192,88.-TL tutarında alacaklı olduğu belirlenmiştir. Taraflar arasında sipariş formu ve e-mail yazışmaları bulunmakta olup, ayıplı imalat halinde veya sonradan ortaya çıkacak ayıplarda nasıl hareket edileceğine ilişkin kararlaştırılmış özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın TBK. 470 vd. maddeleri hükümleri çerçevesinde incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre TBK'nın 475. maddesi ayıbı, işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. TBK'nın 474/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Açık ayıp, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıp ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade etmektedir. TBK'nın 474/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin "işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK'nın 477. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıbı öğrenir öğrenmez gecikmeksizin yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Ayrıca Yargıtay uygulamasına göre ayıbın varlığını ihbar şekil koşuluna bağlı olmayıp tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Somut olayda ise davalı yüklenicinin meydana getirdiği pulvarizasyon sisteminin, teknik değerleri yetersiz, Oransal Pnömatik Aktüatörlü 2 adet vana seçilmesi ve bunun diğer elemanlarında hasarlanmasına neden olduğundan, çalıştırma sırasında ortaya çıktığından, meydana gelen eserin gizli ayıplı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı ve Davacı arasında yapılan yazışmalardan, söz konusu oransal vanaların değişimi için davacının ücret talebine binaen yapılmadığı, davalının kendi imkânları ile yeni oransal vana taktırarak sayılan elemanların değişimini yaptırdığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle eserde gizli ve önemli ayıp mevcut olduğu, bu nedenle açık ayıp olmadığından teslim akabinde ihbarın gerekmediği; gizli ayıbın ortaya çıkması ile davalı yetkilisi tarafından davacıya 16 Eylül 2019 tarih ve 17:27 gönderim saatli mail ile ayıp ihbarında bulunulduğu, ayrıca taraflar arasındaki yazışmalardan 17.10.2019 tarihi itibarıyla da devreye alma testlerinin devam ettiği anlaşılmakla süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre; 74.238,49.-TL ayıplı imalat bedeli olduğu anlaşılmıştır. ... firması tarafından yapılan montaj bedeli yönünden yapılan incelemede; Sistemin montajı davacının onayı ile dava dışı ... firması tarafından yapılmıştır. Davacı tarafça her ne kadar davalının zorlamasıyla ... firmasına yaptırıldığı, kendi tercihleri olmadığı, yoksa kendi montaj ekiplerinin bulunduğu iddia edilmiş ise, davacı yükümlülüğünde bulunan montaj dava dışı ... firması tarafından yapıldığından ve davacının bu konuda onayı bulunduğundan hakkediş bedelinden ... firmasının yaptığı montaj bedelinin tenzili gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı tarafından gönderilen 23.08.2019 tarihli e-mailde ... tarafından bildirilen rakamın 86.016,50.TL. olduğu belirtilmiş, davacı tarafından ise bunun en fazla 8.291,91.TL. olabileceği belirtilerek rakama itiraz edilmiştir. Sonrasında davacı tarafından gönderilen 15 Kasım 2019 tarih ve 1:48 gönderim saatli mailde ise; 34.468,90.TL. (KDV Hariç Montaj ve Malzeme bedeli) kesintiyi kabul ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre; ... Proje San Ve Tic. Ltd. Şti.’nin metrajı verilen yaptığı borulama işçiliğinin bedeli, Çevre Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığının, Yayımladığı 2019 Yılı İnşaat ve Tesisat Birim Fiyatlarına göre hesaplandığında, 26.357,01.-TL olduğu; Davacı tarafından gönderilen 15 Kasım 2019 tarih ve 1:48 gönderim saatli mailde, ... Proje San Ve Tic. Ltd. Şti.’nin yaptığı malzeme ve montaj işçilik miktarı olarak kabul edilen (34.468,90.TL. + %18 KDV 6.204,40.-TL)= 40.673,30.-TL kesintinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Davacının bakiye hakediş alacağı olup olmadığı değerlendirildiğinde; Tarafların birbirini teyit eden defter kayıtlarına göre davacının bakiye alacağının, 463.192,88.TL.olduğu, bu miktardan ayıplı imalat bedeli ile ... Proje San Ve Tic. Ltd. Şti.’nin borulama montaj bedelinin tenzili sonrasında; 463.192,88.-TL. alacak-74.238,49.-TL ayıplı imalat bedeli-40.673,30.-TL. borulama montaj bedeli= 348.281,09.-TL. bakiye alacağı olduğu ve davalının bu bedeli ödemekle yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı tarafın davalı şirkete keşide ettiği Ankara 30.Noterliğinin 11/11/2019 tarih ve 11038 yev. no.lu ödeme ihtarlı ihtarnamesinin davalı tarafa 12/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen 3 günlük sürenin bitimli ile, davalının 16/11/2019 tarihinde temerrüde düştüğü ve bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği; tarafların tacir olup, aralarındaki ticari ilişkiye istinaden, davacı tarafından talep edilen alacağa avans faizi talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen gerekçelerle; Taleple bağlı kalınarak, davanın kabulü ile; 301.000,00 TL'nin 16/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı alacağından yapılan mahsup miktarının hatalı olduğunu, borulama montaj bedeli yönünden müvekkilince dava dışı ... firmasına 138.480,08 TL ödendiğini, usule aykırı şekilde 40.673,30 TL mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı faturalara göre yapılan ayıplı imalat masrafı 199.068,51 TL nin mahsubu gerekirken davacının kabul ettiği miktarın kabul edilerek piyasa rayicin hesaplanmasının mümkün olmadığını, ayıplı imalat masrafının dava tarihine göre güncel değerinin hesaplanması gerektiğini, 2019 yılına göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, ayıplı imalat masraflarının fatura tarihlerinden itibaren işleyecek temerrüt faizinin hesaplanarak mahsup miktarının belirlenmesi gerektiğini, ayrıca mahsubu gereken bedele faiz işletilmesi gerektiğini, 301.000,00 TL hükmedilen alacağa fatura tarihi olan 16/11/2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, karar tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, faiz işletilmesi yönünden ıslah işleminin yapılması için bir haftalık süre verilmesini talep ettikleri halde ara kararla reddedildiğini, sözlü yargılama için gün verilmesini talep ettikleri halde zaten sözlü yargılama günü belirlendiğinden yeniden gün verilmesi talebinin reddedilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1- Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ıncı maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı yer almış olup, gerek Anayasa gerekse AİHS düzenlemelerine koşut olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 27 inci maddesinde de hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesi; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz" hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun); "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27 inci maddesi: "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." "Tarafların duruşmaya daveti" kenar başlıklı 147 inci maddesi; "(1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir." "(1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir." "Sözlü yargılama" kenar başlıklı 186 ıncı maddesi; "- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır." Bilindiği üzere; 6100 sayılı Kanun'un 147 inci maddesi ile ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların sadece tahkikat aşaması için değil sözlü yargılama aşaması için de duruşmaya davet edileceği, tahkikatın sona erdiği duruşmada kural olarak sözlü yargılamaya geçileceği, ancak hukukî dinlenilme hakkının zedelenmemesi için sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde usulüne uygun ihtarat yapılmış olması koşuluyla ayrıca taraflara davetiye gönderilmeyeceği, tarafların sözlü yargılama için belirlenen duruşmaya gelmemesi hâlinde yokluklarında hüküm verileceği hususlarının davetiyede ihtar edileceği hususu belirtilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.10.2022 tarihli ve 2020/1-333 Esas, 2022/1342 Karar sayılı kararı) Görüldüğü gibi Kanun koyucu 6100 sayılı Kanun'un 27 inci maddesinde yer alan hukukî dinlenilme hakkının zedelenemeyeceğini özellikle vurgulamış ve bu yönde düzenlemeler yapmıştır. Buna göre; tarafların sözlü yargılama aşamasına geçildiğinde yokluklarında karar verilebileceği hususunda haberdar edilmeleri zorunludur. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve açıklanan ilkeler dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece 28/12/2023 tarihli celsede bilirkişi ek raporu ibraz edildiğinde taraflara tebliğine karar verilmiş, davalı vekili adına çıkarılan tebligatta zarf içerisinde bilirkişi ek raporunun bulunduğu, tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde beyanda bulunulmasının ayrıca dosyada tahkikat sona ermiş olmakla, tahkikatın tümü hakkında beyanda bulunması ve sözlü yargılama ile hüküm için belirtilen gün ve saatte mahkemede hazır bulunması, bulunmadığı takdirde yokluğunda hüküm verileceği hususları ihtar edilmiştir. 04/04/2024 tarihli celsede ise, taraf vekillerinin bilirkişi heyeti ek raporuna karşı beyan sürelerinin dolmasının beklenmesine karar verilmiş ve son celsede, davalı vekilinin sözlü yargılamaya geçilmesi için gün verilmesi talebinin daha önce yapılan ihtarla bu celsenin sözlü yargılama günü olduğu belirlendiğinden tekrar gün verilmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, davalı vekiline yapılan tebligatta ek rapora diyecekleri için iki hafta süre verildiği, ancak bu iki haftalık süre dolmadan bir daha ki celse tarihinin geldiği, bu durumda mahkemece tahkikatın bittiği bildirilmiş ise de, tarafların rapora karşı diyeceklerini bildirmeleri için verilen sürenin henüz dolmadığı ve böylece tahkikatın sona ermediği anlaşıldığından, henüz tahkikat bitmediği halde, sözlü yargılama için daha önce gün verildiğinin kabulü ile davalı vekilinin sözlü yargılama için süre talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 2- Eldeki dava, ilk önce Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/02/2021 tarih 2020/162 Esas ve 2021/121 karar sayılı kararıyla İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava usulden reddedilmiş, dosya süresinde verilen gönderme dilekçesi sonrasında İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, bu mahkemece de bu kez Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle usulden red kararı verilmiş, karar istinaf edilmiş ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 21/12/2021 tarih ve 2021/1728 Esas-1300 Karar sayılı ilamı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek dosya tekrar İskenderun Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmiştir. HMK'nın 20. maddesinde, yetkisizlik kararı verilmesi halinde, kanun yoluna başvurulmuşsa, başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye başvurarak görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının davacı vekiline tebliğ edildiği tarihin belirlenerek, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 19/01/2022 tarihli yetkili mahkemeye gönderme talepli dilekçesinin HMK'nın 20. Maddesi gereğince süresinde verilip verilmediği araştırılıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması doğru olmamıştır. 3- Davacı vekili tarafından yapılan işlere karşılık kesilen 802.692,88 TL tutarlı fatura davalı tarafça defterlerine kaydedilmiş ve tarafların birbirini teyit eden defter kayıtlarına göre halen davalının davacıya 463.192,88 TL borcu bulunduğu tespit edilmiş ve bu bedelden üçüncü kişilere yaptırılan gizli ayıplı imalatların giderilme bedeli ile eksik bırakılan ve yine başka bir şirkete yaptırılan montaj bedeli mahsup edilerek kalan alacağa hükmedilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı tarafın faturasının davalı defterlerinden kayıtlı olması nedeniyle davalı ancak gizli ayıpların giderilme bedelinin mahsubunu isteyebilir. Ancak somut olayda, gizli ayıplı olduğu bildirilen imalat kalemleri yanında, sözleşme gereğince davacının yükleniminde olduğu kabul edilen montaj işinin de davalı tarafça başka bir firmaya yaptırıldığı gerekçesiyle buna ilişkin bilirkişi raporunda belirlenen bedel de davacı alacağından mahsup edilmiş olup, davacı tarafça karar istinaf edilmediğinden, montaj işinin de fatura bedeline dahil olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönünde davalı lehine usuli müktesep hak oluşmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, montaj işinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurul Başkanlığının yayınladığı 2019 yılı İnşaat ve Tesisat Birim Fiyatlarına göre hesaplaması yapılmış ve bedeli KDV dahil 26.357,01 TL bulunmuş ve davacı tarafından kabul edilen KDV dahil 40.673,30 TL kesintinin uygun olacağı değerlendirilmiş ve mahkemece bu bedel davacı alacağından mahsup edilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları dikkate alındığında; sözleşmede aksine hüküm bulunmadığından montaj işi bedelinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı.... birim fiyatlarına göre hesaplanması hatalı olup, işin yapıldığı yıl serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve KDV'nin serbest piyasa rayiçlerine dahil olduğu kabul edilip ayrıca KDV eklenmeden montaj bedelinin bulunması ve bulunan bedelin 40.673,30 TL ve daha yüksek olduğunun anlaşılması halinde belirlenen bu rakamın, bulunan bedelin 40.673,30 TL den daha az olması halinde ise, davacının kararı istinaf etmemesi nedeniyle davalı lehine oluşan usuli müktesep hak dikkate alınarak yine 40.673,30 TL nin davacı alacağından mahsup edilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken bu hususun dikkate alınmaması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 gün ve 2022/119 Esas 2024/299 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a 4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafça yatırılan 5.141,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5- Davalı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 15/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır