6. Hukuk Dairesi 2023/2178 E. , 2024/1352 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/477 E., 2023/514 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/763 E., 2022/806 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.05.2024 tarihinde
**6. Hukuk Dairesi 2023/2178 E. , 2024/1352 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/477 E., 2023/514 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/763 E., 2022/806 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 15.09.2007 tarihli iş ve ücret sözleşmesinin, davalının yönetici kadrosunda idari müdür olarak çalışan, yakın akrabası ve tapudaki alım satım ve sözleşmeleri için vekalet ile yetkili kıldığı ... tarafından imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıya ait 1288 parsel sayılı taşınmazın bilimsel kazı çalışmalarını, gerekli tüm izinleri alarak KYME Antik Kenti Kazı Başkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi gözetiminde yaptırmak ve arazinin 1. derece arkeolojik sit kapsamından 3. derece arkeolojik sit kapsamına dönüştürülme edimini üstlendiği, 5 yıllık sözleşme süresi dolmadan 2 yıllık bir sürede 23.11.2009 tarihinde edimin yerine getirdiğini, sözleşmenin 8/A md. ile 1.000.000-USD + KDV + stopaj olarak belirlenen iş bedelinin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan imar durumu yazısının alınması ile işin bitiminden itibaren 1 yıl içinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, fakat ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan ... İcra Müdürlüğü'nün 2015/7984 esas sayılı icra takibinin, davalının icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine kötü niyetli itirazı üzerine durduğunu belirterek; davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait İzmir ... ilçesi, ... köyünde kain, 1. derecede arkeolojik sit kapsamında olan 1288 parsel sayılı taşınmazın 3. derecede arkeolojik sit alanına dönüştürülmesi çalışmaları kapsamında, davacı tarafın ifa ettiği harita ve benzeri işler nedeniyle aradan 6 yıldan fazla sürenin geçtikten sonra bu davanın açıldığını, BK'nın 126/4. md. uyarınca eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı dayanağı 15.09.2017 tarihli "İş ve Ücret Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmeyi davalı şirketi temsilen imzaladığı ileri sürülen ...’ın hiçbir şekilde davalı şirketin yetkili temsilcisi/vekili olmadığını, şirketin yönetici kadrosunda idari müdür olarak çalışmadığını, böyle bir sözleşmeyi şirket adına imzalama yetkisinin bulunmadığını, sözleşmenin davalı şirketi bağlamayacağını, taraflar arasında sözlü olarak yapılan eser sözleşmesi uyarınca davacı yüklenicinin işi bitirerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 23.11.2009 tarihli imar durumu yazısının alınmasından çok önce işi müvekkiline teslim ettiğini, davacı tarafın yaptığı iş karşılığında düzenlediği serbest meslek makbuzları tutarlarının ödenmiş olduğunu, hiçbir borç kalmadığı gibi, müvekkili şirketin cari hesabında 24.887,00 TL alacaklı göründüğünü savunarak, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı ile davalı adına sözleşme imzalayan ...'ın vekaletnamesi, söz konusu sözleşmenin imzalanması yetkisini içermese dahi, sözleşme kapsamında davacının yerine getirmesi gereken tüm edimlerin yerine getirildiği, davalının ise söz konusu edimlin yerine getirilmesine ilişkin hiçbir itirazın bulunmadığı ve sözleşmede yer alan amacın gerçekleştiğinin tespit edildiği, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, gelen müzekkere cevapları, tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça sözleşme edimlerinin yerine getirildiği, üstlenilen işlerin tamamlandığı, davacının da bedel ödeme borcunu yerine getirmediği, edimlerin büyük oranda yerine getirilmiş olması halinde sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde belirlenen iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, bu safhada sözleşmenin geçersizliğine dayanılmasının, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup hukuk düzeninin bu davranışı korumayacağı, açıklanan nedenlerle, davalının sözleşme imzalayan temsilcinin söz konusu sözleşmeyi imzalama yetkisinin bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçersizliğine ve davacının sözleşme kapsamında bedel talep hakkının bulunmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek sözleşmeye göre bilirkişilerce hesaplanan tutar üzerinden davacının davanın kısmen kabulü ile davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/10146 E. sayılı dosyası ile yapılan takibin 3.255.513,00 TL'lik kısmına yönelik haksız itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren artan ve eksilen oranlarda yasal faiz yürütülerek devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, haklılık durumu ancak yargılama sonucunda tespit edilebileceğinden davacının icra inkar tazminat talebinin reddine, 15.02.2023 tarihli ek karar ile de mahkemenin 23.11.2022 gün 2021/763 Esas, 2022/806 Karar sayılı kararın "Hüküm" kısmının "I" no.lu paragrafının ikinci ve üçüncü satırlarında yer alan "Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/10146 E. sayılı dosyası ile yapılan takibin" ibaresinin "... İcra Müdürlüğü'nün 2015/7984 E.sayılı dosyası ile yapılan takibin" şeklinde tashihine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı İstinafı Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tamamen kabul edilmesi gerektiği, mahkemece belirtilen müvekkilin edimlerini yerine getirdiği, ifa edilmiş sözleşmenin geçerli olduğu, davalının yapılan işi kabul ettiği, bu nedenlerle sözleşmenin geçerli olduğu yönündeki görüşü isabetli olsa da, ...’ın dava konusu sözleşmeyi imzalamaya yetkili olmadığı kanaatinin hatalı olduğu, istinaf kararı doğrultusunda yapılacak araştırma amacıyla kurumlara müzekkere yazıldığı, ...'ın davalı şirket adına onlarca milyonluk alım satım işlemi yaptığının tespit edildiği ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı İstinafı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2021 tarihli kaldırma kararı kapsamı dışına çıkılarak daha önce hiç tartışma konusu olmayan ve sözleşmenin şekli yönden geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, zamanaşımı definin değerlendirilmediği, istinaf kararı sonrasında mahkemece davacı tarafın delil listesinde yer almayan deliller ilgili kurumlardan getirtilmek sureti ile re'sen araştırmaya girişilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, itirazın iptali davalarının, icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerektiği, sözleşmede imza yetkisine ilişkin olarak davalı müvekkil tarafından ...'a verilen belirli sınırlı özel kısıtlı ... 1. Noterliği 14.08.2007 tarihli 9699 yevmiye no.lu vekaletnamede verilen yetkinin taşınmazların elektrik aboneliği işlemleri konusunda olduğunun mahkemece kabul edildiği, davacının bu vekaletnameye dayanamayacağının açık olduğu, mahkemece alınan 06.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda 1288 no.lu parselin arkeolojik kazı çalışmaları ücretinin 20.000,00 TL civarında olduğunun bildirildiği, davacı tarafın herhangi bir alacağı kalmadığı gibi 24.887-20.000=4.887,00 TL alacaklı oldukları, sonradan uydurulan iddia edilen yazılı sözleşmeyi mahkemeye sunarak gerçekte alacaklı olmadığını bile bile icra takibine girişmiş olmakla İİK'nın m. 67/2 gereğince müvekkil şirket yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacının tacir olmasına rağmen defterlerini, kayıtlarını vs mahkemeye sunmadığını ve karar verildikten sonra hükümde değişiklik yapılamayacağı belirterek kararın ve ek kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusunun yapılan bu işin bedelinin ne kadar olduğuna ilişkin olduğu iş sahibi davalının çalışanı elektrik işleri ve çeşitli gayrimenkul ve alım satım işlerinden vekaleti bulunan ... ile davalı yüklenicinin yazılı sözleşme akdettikleri, davacı tarafından iddia edilmiş ise de, ...'e verilen vekaletnamenin sözleşmeyi yapma yetkisini kapsamadığı anlaşılmakla, ilk karar ve kaldırma kararı ile birlikte yazılı sözleşmenin geçersiz olduğu, ilk derece mahkemesince geçersiz olduğu kabul edilerek, ancak yüklenici davacının edimlerini ifa ettiği, dairemizin kaldırma kararında ...'ın borçlandırıcı sözleşme yapması yönünde teamül oluşup oluşmadığı, araştırılması ile yapılan iş için alınan raporların çelişkili olduğu ve hangi rapora üstünlük tanındığının gerekçeli kararda gösterilmediği nedeniyle kaldırıldığı, ilk derece mahkemesi de kaldırma gereklerine uyarak ve yerine getirerek buna dair delilleri topladığı, ...'ın vekaletnamesinin dava konusu sözleşmeyi imzalama yetkisini içermese dahi sözleşme kapsamında davacının yerine getirmesi gereken tüm edimlerin yerine getirildiği, davalının ise söz konusu edimlerin yerine getirilmesine ilişkin hiç bir itirazının bulunmadığı, sözleşmede yer alan amacın gerçekleştiğini, davacının çalışması sonucu 1. sit alanının 3. sit alanına çevrilen 4.000.000,00 YTL'ye alınan taşınmazın ... tarafından 32.819.000,00 TL'ye satıldığı, mahkemece kaldırma kararından sonra 04.07.2022 tarihli üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınıp çelişkilerin giderildiği, buna göre 1288 parselin davacı tarafından 1. sit alanından 3. derece sit alanına çevirme işlemi nedeniyle herhangi bir ödeme olmadığı, ...'e verilen vekaletnamenin sıradan bir vekaletname olmayıp, şirketi büyük borç ve taahhüt altına sokabilecek taahhütname olduğunu, davacının üzerine düşen edimleri yerine getirdiği ve böylece sözleşmede belirtilen miktar kadar iş bedelini hak ettiği yönünde rapor verildiği dikkate alınarak kaldırma gereklerini yerine getirerek, mahkeme davanın kısmen kabulü yoluna giderek dosya ve kaldırma gerekçelerine uygun bir karar verdiği, her ne kadar davalının çalışanının vekaleti bu sözleşmeyi yapmayı kapsamasa da kaldırma kararı doğrultusunda deliller toplanıp teamül gereği olduğunun anlaşıldığı, davalı vekili esasa cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuş ise de, alacağa konu taşınmazın 1. sit alanında 3. sit alanına çevirme işlemlerinin belediyeden imar durumunun yazısının alınmasıyla işin bitmiş sayılacağının kararlaştırıldığı, işin bitimi olarak 23.11.2009 tarihinde belediyeden yazı alındığı ve taraflarca iş bitimi olarak bunun kabul edildiği, bu tarihten itibaren 1 yıl sonra da alacağın muaccel hale geleceği, bu tarihin de 24.11.2010 olduğu, eser sözleşmesinden kaynaklı alacakların ise malın tesliminden itibaren 5 yıl içerisinde zamanaşımına uğrayacağı (TBK 147/6 maddesi) dikkate alındığında, davacının 06.08.2015 tarihinde icra takibine başlanıp harcın yatırıldığı tarih itibariyle de 5 yıllık zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2022 tarih ve 2021/763 Esas, 2022/806 Karar sayılı kararı ve 15.02.2023 tarihli ek kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf avukatlarının bu karara karşı yapmış olduğu istinaf yoluna başvurusunun, ayrıca davalı avukatının ek karara karşı 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Temyizi Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tamamen kabul edilmesi gerektiği, mahkemece belirtilen müvekkilin edimlerini yerine getirdiği, ifa edilmiş sözleşmenin geçerli olduğu, davalının yapılan işi kabul ettiği bu nedenlerle sözleşmenin geçerli olduğu yönündeki görüşü isabetli olsa da, ...’ın dava konusu sözleşmeyi imzalamaya yetkili olmadığı kanaatinin hatalı olduğu, istinaf kararı doğrultusunda yapılacak araştırma amacıyla kurumlara müzekkere yazıldığı, ...'ın davalı şirket adına onlarca milyonluk alım satım işlemi yaptığının tespit edildiği ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı Temyizi Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin 23.11.2022 tarihli kararı ile davanın "kısmen kabulüne" karar verilmiş olup, hüküm altına alınan bedelin, ne şekilde belirlendiğine ilişkin olarak kararda hiçbir gerekçeye yer verilmediği, bu kararı istinaf yolu ile inceleyen, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin de gerekçesi bulunmayan kararın, denetime elverişli bir karar olarak kabul edilemeyeceğini gözetmeksizin işin esasını incelemesinin, Anayasanın 36., 141/3., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6., HMK'nın 27., 297. ve 298. maddelerine aykırı olup, savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğundan, kararın bozulması gerektiği, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.07.2019 tarih, 2018/183 Esas, 2019/434 Karar sayılı kararında, takibin dayanağı olan sözleşmenin geçerli olmadığı kabul edildiği ve bu hususun İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2021 tarihli kararında da benimsenerek geçersiz sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcı olabilmesi için, müvekkil şirket tarafından bu sözleşmeye icazet verilip verilmediğinin araştırılması gereğine işaret edilmesine rağmen mahkemece İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2021 tarihli kaldırma kararı kapsamı dışına çıkılarak, daha önce hiç tartışma konusu olmayan ve sözleşmenin şekli yönden geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile hatalı bir değerlendirme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın delil listesinde yer almayan delillerin ilgili kurumlardan getirtilmek sureti ile re'sen araştırmaya girişilmesinin hatalı olduğu, 11.05.2022 tarihli ara kararı ile görevlendirilen ve 04.07.2022 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi kurulunun, HMK'nın 266. maddesi ile düzenlenen görev sınırının kapsamı dışına çıkarak, hukuki nitelendirmede bulunduğu, istinaf kanun yoluna başvuru nedeniyle yatırılan 55.417,00 TL peşin harçtan alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 55.237,10 TL peşin harcın iadesine karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olmasına rağmen toplam 222.384,09 TL karar ve ilam harcına hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı, davacının, sonradan gerçeğe aykırı olarak düzenlenen yazılı sözleşmeyi mahkemeye sunarak gerçekte alacaklı olmadığını bile bile icra takibine girişmiş olmakla, İİK'nın m. 67/2 gereğince müvekkil şirket yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tazminini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi, 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 6098 sayılı TBK'nın 480 vd maddeleri. 2. Değerlendirme Mahkeme kararı belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır. Mahkeme kararının gerekçeli olması hususu 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtildiği gibi aynı zamanda Anayasa'nın 141. maddesinin de amir hükmü gereğidir. Bu nedenlerle; mahkeme kararları tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın yargıtay tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukukî gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi halde, kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yeri gelmişken maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay'ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. Gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay'ca denetimi yapılamaz. Bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince, "sözleşmeye göre bilirkişilerce hesaplanan tutar üzerinden davacının davasının kısmen kabulüne" karar verilmiş ise de gerekçeli kararda hesaplamanın ne şekilde yapıldığı gösterilmediği gibi hangi bilirkişi raporunun hükme esas alındığı da belirtilmemiştir. Bununla birlikte dosya kapsamında bulunan ve mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarının hiçbirinde hüküm altına alınan 3.255.513,00 TL'lik bir hesaplama da bulunmadığından hüküm altına alınan bedele hangi gerekçeler ile ve ne şekilde ulaşıldığı karardan anlaşılamamakta ve görünürde gerekçeli olan kararın denetimi yapılamamaktadır. Açıklanan nedenlerle gerekçenin az yukarıda bahsedilen niteliklerde olduğundan söz edilemez. Gerekçesi olmayan bu kararın temyiz incelemesi de yapılamaz. Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesince gerekçesiz olan kararın kaldırılması yerine içeriğine girerek esastan inceleme yapılması ve İlk Derece Mahkemesince de gerekçesiz karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazları incelenmeksizin kararın temyiz eden taraf yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflara verilmesine, Peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde taraflara iadesine, HMK 373/1 maddesi gereğince dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ise ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.