Başvuru, psikolojik tacizden kaynaklanan zararların giderilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; psikolojik tacizden kaynaklanan zararların giderilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuru ile ilgili görüş bildirilmesine gerek görülmediği ifade edilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Cağaloğlu Sosyal Güvenlik Merkezi (Kurum) arşivinde hemşire olarak görev yapmaktadır. Başvurucu çalıştığı yerde psikolojik baskıya uğradığını belirterek İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalının Polikliğine başvurmuştur. Muayene sonrası düzenlenen 2/6/2011 tarihli raporda (Bilirkişi Raporu), tespit edilen majör depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu klinik tanılarının, başvurucunun anlattığı işyerinde yıldırma davranışları öyküsü ile uyumlu olduğu ve sağlığının basit tıbbi bir müdahale ile giderilemeyecek şekilde bozulduğu sonucuna varılmıştır. Başvurucu ayrıca işyerinde psikolojik tacize maruz kaldığını belirterek Kurum Başkanlığına başvurmuştur. Başvurucu ilgili dilekçesinde, görevi ile ilişkili toplantılara çağrılmadığını, işinin gereği olarak kullandığı şifrelerin haber verilmeden değiştirildiğini, Göztepe İlaç Deposunda görevlendirildiğinde dört ay boyunca güneş altında fatura ayıklamak zorunda kaldığını, talebi dışında Doğancılar Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünde görevlendirildiğini, fiziksel güç gerektiren işlerde çalıştırıldığını,15/8/2008 tarihinde bozulmuş gebelik nedeniyle kürtaj olmak zorunda kaldığını ifade etmiştir. Ayrıca, hakkında "Müdürün adamı buna dikkat edin herşeyi yapabilir." şeklinde konuşulduğunu onur ve haysiyetine aykırı muameleye maruz kalması neticesinde psikolojisinin bozulduğunu, ağır depresif durumu nedeniyle alkol içtiğini ve üç ay boyunca psikoterapi gördüğünü, işyerinde üç yıl boyunca maruz kaldığı olumsuz tutum ve davranışlar nedeniyle psikolojik sorunları olduğunu, yapılan kapsamlı muayene sonrası majör depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu tanısı ile psikolojik tacize uğradığı yönünde rapor düzenlendiğini belirtmiştir. Kurum Başkanlığı iddiaları incelemek üzere müfettiş görevlendirmiştir. Başvurucunun işyeri özlük dosyası, sağlık durum bilgileri ile gördüğü tedavilere ilişkin belgeler, yaptığı işlere ilişkin kayıtlar incelenerek ve başvurucunun ifadesinde şahit olarak gösterdiği kişiler dâhil on bir kişinin ifadesi alınarak hazırlanan 10/11/2011 tarihli müfettiş raporunda, ileri sürülen psikolojik baskı iddialarının gerçeği yansıtmadığı sonucuna varılmıştır. Raporda;i. Bir kısım görevlendirmelerin başvurucunun talebiyle gerçekleştiği, başvurucunun evine çok yakın bir birimde görevlendirilmesi, başvurucunun işyeri değişikliği taleplerinin birim amirlerince kabul edilmesi hususları birlikte değerlendirilerek görev ve görev yeri değişikliklerinde keyfiyet ve mevzuata aykırı bir durumun mevcut olmadığı, görevlendirmelerin iş ve hizmet gerekleri kapsamında yapıldığı sonucuna varılmıştır.ii. Başvurucunun daha önce de 2005-2008 yılları arasında hemşirelik mesleği ile doğrudan ilişkili olmayan işler yaptığı, verilen bu görevler bağlamında fiziksel ve psikolojik rahatsızlığını belirten bir şikâyetinin mevcut olmadığı, Kurum mevzuatında da hemşirelik kadrosunda olan personelin yakınılan işlerde çalıştırılmayacağına dair hüküm bulunmadığı vurgulanarak başvurucunun niteliğine uygun olmayan görevlerde çalıştırılarak psikolojik taciz uygulandığı yönündeki iddiasının temelsiz olduğu belirtilmiştir.iii. Doktorun kürtaj nedenine dair yazışmalara cevap vermediği vurgulandıktan sonra başvurucunun maddi sıkıntılar nedeniyle kendi isteği ile kürtaj olduğu, olayın işyeri ve çalışma koşullarıyla ilgisi olmadığına dair tanık ifadeleri birlikte değerlendirilerek kürtaj ile işyeri koşulları arasında bir bağlantının tespit edilemediği ifade edilmiştir.iv. Dinlenen tanıkların tamamına yakınının başvurucuya ve diğer personele psikolojik baskı yapıldığı yönünde ifadelerinin mevcut olmadığı, başvurucunun iddialarının doğrulanmadığı vurgulanmıştır. Sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanmasına yönelik Kurumun yeniden yapılandırılması sürecinde farklı kurumlarda çalışanların birlikte çalışmaya başladıklarını, iş yükünün önemli ölçüde arttığı ve personelin daha önce çalışmadıkları birimlerde görevlendirilmek zorunda kalındığı bu nedenlerle birbirini önceden tanımayan mesai arkadaşları arasında zaman zaman sıkıntılar yaşandığı tespiti yapılmıştır. Ayrıca başvurucunun ailesi ve eşiyle ilişkisinin iyi olmadığı, başvurucunun içinde bulunduğu sıkıntıları aşmak amacıyla psikolojik etkisi olan ilaçlar kullanmaya başladığı yönündeki tespitlere dayanılarak, başvurucunun iddialarını içinde bulunduğu ailevi ve çevresel etmenler nedeniyle dile getirmiş olabileceği, psikolojik baskı ve tacizin mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan başvurucunun 20/2/2012 tarihinde Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) Kurumda psikolojik baskı ve tacize maruz kaldığı yönünde başvuru yapması üzerine, Sosyal Güvenlik İl Müdürü tarafından 11/4/2012 tarihli inceleme raporu düzenlenmiştir. Raporda; başvurucunun psikolojik baskı ve taciz iddialarının yerinde olmadığı, başvurucu ile ilgili görevlendirmelerin ve verilen işlerin mevzuat gereği olduğu belirtilmiştir. Başvurucu; i. 21/7/2008 tarihinde Göztepe İlaç ve Eczacılık Deposunda görevlendirildiğinde hamaliye işleri yaptığını, daha sonra Doğancılar İlaç Eczacılık Biriminde Destek Hizmetleri ve Ayniyat Servisinde çalıştığını,ii. 16/1/2012 tarihinde Kurumda görevlendirildiğinde önce arşivde çalıştırıldığını sonra aynı merkezde 20/2/2012 tarihinde Kısa Vadeli Sigortalar Servisinde, 30/3/2012 tarihinde tarım tevkifat işlemlerinde, 9/8/2012 tarihinde Gelen Evrak Servisinde çalıştırıldığını, 5/12/2012 tarihinde de Pendik Sosyal Güvenlik Merkezinde İcra Takip, Haciz ve Satış Servisinde, 21/7/2013 tarihinde tekrar Göztepe İlaç ve Eczacılık Deposunda görevlendirildiğini,iii. Görev yeri sürekli değiştirilerek görevine uygun olmayan işlerde çalıştırıldığını, fiziksel güç gerektiren işlerde çalıştığı için kürtaj olmak zorunda kaldığını, hakkında dedikodu yapıldığını, yaşadığı olaylar nedeniyle alkol bağımlısı olduğunu ve majör depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu teşhisi ile tedavi gördüğünü belirterek 2/4/2013 tarihinde tam yargı davası açmıştır. İdare davaya cevabında;i. Hastanelerin Sağlık Bakanlığına devredilmesinden sonra başvurucunun Kurumda rızası ile kaldığı ancak Kurumda sağlık hizmeti verilmediği için hemşire olarak çalışmasının mümkün olmadığı, diğer doktor ve hemşirelerle birlikte evrak işinde görevlendirildiği belirtilmiştir. Başvurucuya kürtaj olmasını gerektirecek bir iş verilmediği, iddianın soyut ve temelsiz olduğu, ayrıca hizmet binalarının birleştirilmesi ve binalarda sık sık deprem nedeniyle tadilat yapılması nedeniyle yer değişiklikleri yapıldığını ancak başvurucunun evine yakın yerlerde görevlendirildiği ifade edilmiştir.ii. Başvurucunun iddialarının kurum müfettişleri tarafından incelenerek 10/11/2011 tarihli raporun düzenlendiği belirtilmiştir. Raporun aynı kurumda çalışan personelin ifadelerine, başvurucunun şahsi sicil dosyası ve tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarının cevapları gözetilerek hazırlandığı ve psikolojik baskı iddialarının gerçeği yansıtmadığı, bu iddiaların içinde bulunulan ailevi ve çevresel etmenler dolayısıyla dile getirilmiş olabileceği sonucuna varıldığı vurgulanmıştır. İstanbul İdare Mahkemesi 3/7/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda; amirin astına mevzuata uygun olarak bir görev vermesinin psikolojik taciz olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Görev yerini izinsiz terk etmesi nedeniyle disiplin cezası verilmesi veya görevini gereği gibi yapmadığından dolayı görev yerinin değiştirilmesine dayanak olan sigara içmek için görev yerini terk etmek gibi bazı olayların başvurucu tarafından da kabul edildiği vurgulanarak başvurucunun iddialarına itibar edilmediği ifade edilmiştir. Diğer yandan başvurucunun görev yerinin değiştirilmesi ve disiplin cezalarına karşı yargı yoluna başvurmadığı da gözetilerek ağır bir elem ve üzüntünün duyulmasına neden olabilecek ve manevi tazminat ödenmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Danıştay İkinci Dairesi 10/2/2015 tarihli ilamıyla anılan kararın usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek onanmasına oyçokluğu ile karar vermiştir. İki üye karşı oy görüşünde; başvurucunun, sağlığının bozulduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, göreviyle uyumlu işlerde çalıştırılmadığı ve 16/1/2012 tarihinden itibaren de görev yerinin bir çok kez değiştirilmesi yönündeki uygulamaya devam edildiğini vurgulayarak olayda manevi tazminata ilişkin koşulların oluştuğunu ifade etmişlerdir. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 7/10/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 18/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 9/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Bayrakcı (B. No: 2014/8715, 5/4/2018, §§ 22-45); Hüdayi Ercoşkun (B. No: 2013/6235, 10/3/2016, §§ 30-57).