8. Hukuk Dairesi 2017/16531 E. , 2020/1019 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kıyı Kenar Çizgisi Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali Ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı Hazine, ıslah ettiği dava dilekçesinde, davalıların mirasbırakanları adına…
**8. Hukuk Dairesi 2017/16531 E. , 2020/1019 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kıyı Kenar Çizgisi Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali Ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı Hazine, ıslah ettiği dava dilekçesinde, davalıların mirasbırakanları adına kayıtlı 243 parsel sayılı taşınmazın, Yeşilırmağın sağ ve sol sahil ıslah çalışmalarında esas alınan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp tapusunun iptali ile kamuya terkinini istemiştir. Bir kısım davalılar, taşınmaza bedelsiz veya tazminatsız el konulamayacağını, tapuları olduğunu,tespit edilen kıyı kenar çizgisini kabul etmediklerini bildirip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 1.Hukuk Dairesince " ... Bilindiği üzere; 14.03.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasa'sının 12. maddesinin 3. fıkrasına " bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" cümlesi ve anılan yasanın 3. maddesi ile de aynı yasaya " bu Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Öte yandan, 3402 Sayılı Yasa'nın 12/3 maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Öte yandan, bir tarafın dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olmasına rağmen, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybetmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı, başka bir deyişle davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilmek suretiyle bir karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır ... " gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, temyize konu Mahkeme kararı 25.02.2009 tarihli 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanunun 2. ve 3.maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur.