12. Ceza Dairesi 2012/2068 E. , 2012/2188 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Tren kazası neticesinde ölüme neden olma Hüküm : Beraat (... ve ... için) 765 sayılı TCK'nın 389/1, 59, 40 maddeleri gereğince mahkûmiyet(... için) Taksirle öldürme suçundan sanıklar ... ve ...'ın beraatine, sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hüküm katılan vekili, sanık ..., sanıklar ... ve ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanıklar ... ve ... 'ın beraat
**12. Ceza Dairesi 2012/2068 E. , 2012/2188 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Tren kazası neticesinde ölüme neden olma Hüküm : Beraat (... ve ... için) 765 sayılı TCK'nın 389/1, 59, 40 maddeleri gereğince mahkûmiyet(... için) Taksirle öldürme suçundan sanıklar ... ve ...'ın beraatine, sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hüküm katılan vekili, sanık ..., sanıklar ... ve ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanıklar ... ve ... 'ın beraatlerine ilişkin hükme yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteminin vekalet ücreti ile sınırlı olduğu saptanarak yapılan incelenmede; Katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, sanıklar müdafiinin temyizine gelince, kendilerini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup hükmün bu sebeple 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmaksızın, aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükme '' kendilerini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanıklar lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 2.000,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine'' ibaresinin eklenmesi, hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ve katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Dosya içeriğine ve kabule göre olay tarihinde Tavşancıl istasyon alanında ana hattın kuzey yolu üzerinde 1. makinist olarak müteveffa ...'ın, 2. makinist olarak sanık ...'ın yönetimindeki Ankara Haydarpaşa seferini yapmakta olan Başkent Ekspres isimli yolcu treninde, müteveffa ...'ın kendi seyir yönüne kırmızı ışık yandığını son anda fark ederek fren yaptığı, ancak trende otomatik fren sisteminin bulunmaması nedeniyle trenin duramayarak karşı yönden gelen Adapazarı Ekspres isimli yolcu treni ile çarpışması neticesinde müteveffa Soner ile birlikte trende yolcu olarak bulunan 7 kişinin öldüğü ve birden fazla kişinin yaralandığı kazanın meydana geldiği, kazanın oluşumundaki kusur durumlarına ilişkin olarak alınan bilirkişi raporlarında, 1. makinistin sinyallere ve yola dikkat etmeyerek güvenli seyir kontrolünü yerine getirmediğinden 4/8 oranında, 2. makinistin, sinyallere ve yola dikkat etmeyerek, sinyal ve seyir hızı konusunda 1. makinisti uyarmayarak 2/8 oranında kusurlu olduklarının, trenin otomatik fren sistemiyle donatılmamış olmasının da kazanın meydana gelmesinde etkili olması nedeniyle işletmenin 2/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, her ne kadar mahkemece sanık ...'ın 2. makinist olduğuna dair beyanına itibar edilerek, sanık 2. makinist olarak kabul edilmiş ise de, TCDD Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın sanık ...'ı 1. makinist olarak tespit ettiği olayda, sanık 765 sayılı TCK'nın 389/1 maddesi gereğince cezalandırılmış olup anılan suç aynı Kanunun 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, sanık hakkında zamanaşımını kesen en son işlem 30.09.2004 tarihindeki sorgusu olup, bu tarihten itibaren hesaplanan 5 yıllık süre karar tarihinden önce gerçekleşmiştir. Ancak sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nın 455/2 maddesini oluşturabileceği nazara alındığında öncelikle suça ilişkin nitelendirme yapıldıktan sonra dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. 765 sayılı TCK'nın 389. maddesinde; Tedbirsizlikle demiryolu üzerinde bir kaza tehlikesine neden olmak ve kazaya neden olmak fiileri yaptırıma bağlanmış, aynı Kanunun 455. maddesinde ise taksirle ölüme neden olmak fiilleri cezalandırılmıştır. Her iki maddede yaptırıma bağlanan fiillerin benzerliği, başka bir anlatımla demiryolunda meydana gelen ve kişilerin yaralanması veya ölmesi ile sonuçlanan eylemlerde hangi hükümlerin uygulanacağı 9.4.1947 gün ve 4-11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na konu olmuş, 389. maddenin özel hüküm niteliğinde bulunduğu, özel hüküm mevcut iken genel hükümlerin uygulanamayacağı kararlaştırılmış, konu öğretide de tartışılmış, Prof. ...; bu içtihatla ilgili yaptığı değerlendirmede, maddeler arasında özel hüküm-genel hüküm ilişkisi bulunmadığını, sonucu itibariyle doğru olan İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesi yönünden isabetli olmadığını, burada bir fiille birden fazla suçun işlendiği ancak failin 79. maddede düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca en ağırından cezalandırılması gerektiği ve cezaların ağırlıklarının karşılaştırılması suretiyle sonuca varılması gerektiğini belirtmiştir. (...; Demiryolu Kazasına ve Dolayısıyla Ölüme Sebebiyet, İÜHF Mecmuası, 1947) Görüldüğü gibi, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı özel-genel hüküm ilişkisinden hareketle, öğreti ise fikri içtimadan hareketle, demiryolunda meydana gelen kazalarda ölüm veya yaralanma vukuu halinde 389. maddenin uygulanacağı sonucuna ulaşmıştır. Varılan bu sonuç isabetli ise de; herhangi bir nedenle özel hükümden veya ağır olan hükümden cezalandırma imkanının ortadan kalkması halinde genel veya hafif olduğu kabul edilen hükümden cezalandırma imkanı bulunmakta ise failin cezalandırılması mümkün olacak mı? Başka bir anlatımla olayımızda olduğu gibi demiryolu kazası sonucu kişilerin ölmesi halinde, eylemi özel olarak cezalandıran 389. madde gereğince zamanaşımı süresi gerçekleşmişse fail genel hüküm olan 455/2 maddesiyle mi cezalandırılacak, yoksa zamanaşımı nedeniyle düşme kararı mı verilecektir. Bu konu bugüne kadar tartışılmamış olmakla beraber, özel veya ağır cezayı gerektiren hüküm herhangi bir nedenle uygulama imkanını yitirmiş olmasına rağmen, genel hüküm uyarınca cezalandırma imkanı mevcutsa uyuşmazlık bu hüküm kapsamında çözümlenmelidir. Buna göre TCK'nın 389/1 maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanığın cezalandırılma imkanı ortadan kalktığı, sanığın hukuki durumunun TCK'nın 455/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeple 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.