Başvurucu, tutukluluğunun Kanun’da öngörülen azami süreyi aştığını ve uzun bir süredir tutuklu olduğunu belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvurucu, tutukluluğunun Kanun’da öngörülen azami süreyi aştığını ve uzun bir süredir tutuklu olduğunu belirterek Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuru, 12/7/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 23/8/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 27/8/2006 tarih ve 2006/38 sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinde tanımlanan “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” ile maddesinde tanımlanan “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlarını işlediği iddiasıyla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/11/2006 tarih ve 2006/623 sayılı iddianame hazırlanmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 8/12/2009 tarih ve E.2006/346, K.2009/205 sayılı kararıyla başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (3), (4) ve (5) numaralı fıkraları ile maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarını işlediğinden bahisle mahkûmiyet kararı vermiştir. Başvurucu, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 8/12/2009 tarihli kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, 20/6/2011 tarih ve E.2010/56086, K.2011/5104 sayılı ilamıyla, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 8/12/2009 tarihli kararını suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu bakımından onamış, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçu bakımından ise bozmuştur. Bozma kararının ardından yapılan yargılama neticesinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 20/9/2012 tarih ve E.2011/196, K.2012/206 sayılı kararıyla, başvurucunun 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 340,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucular, 12/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. UYAP üzerinden edinilen bilgiye göre başvurucu hakkındaki dava başvuru tarihi itibariyle temyiz aşamasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 5237 sayılı Kanun’un maddesinin, (3), (4) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(1)(4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.(2)(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”