10. Hukuk Dairesi 2025/8950 E. , 2026/1352 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/365 E., 2025/318 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/757 E., 2024/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı... ... A.Ş. tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafında…
10. Hukuk Dairesi 2025/8950 E. , 2026/1352 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/365 E., 2025/318 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/757 E., 2024/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı... ... A.Ş. tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 03.09.2016 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı ...... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin herhangi bir ihmali ve kusuru bulunmadığını, davacının trafo odasına girme yetkisi ve yeterliliği bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını, iş göremezlik oranının kesin olarak saptanması gerektiğini iddia ederek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı...... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; husumete ilişkin itirazları bulunduğunu, davacının iş gücü kaybı olup olmadığı ve oranının belli olmadığını, iş sağlığı ve güvenliği hususunda müvekkili şirketin kendisine yüklenen görev ve sorumlulukları yerine getirdiğini, olayın iş kazası olmadığını, müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığını iddia ederek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'un, İkitelli ....... Bulvarı No:... .../İstanbul adresindeki yapımını davalı .... ve .... A.Ş.'nin üstlendiği ''...'' ... projesinde, elektrik elektronik tesisat işlerini üstlenen davalı .... ve .... San. .... Ltd. Şti. bünyesinde elektrikçi olarak sigortalı çalışan olduğu, kazalının 03.09.2016 tarihinde yangın dedektörlerinin kontrolü amacıyla trafo odasına girmesi neticesinde elektrik akımına kapılması sonucu yaralandığı, alınan kusur raporunda, alt işveren olması nedeni ile sorumlu .... ve .... San. .... Ltd. Sti.'nin % 40 oranında kusurlu olduğunun, asıl işveren olması nedeni ile sorumlu .... ve .... A.Ş.'nin %40 oranında kusurlu olduğunun, kazalı ...'un %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ATK 3. İhtisas Kurulunun 31.08.2022 tarih, ... no.lu kararında davacının %20,2 oranında malul olduğu ve bakıma muhtaç olmadığı anlaşılmakla alınan aktüerya hesap bilirkişinin 25.04.2024 tarihli raporundaki hesaplamalar ve değerlendirmeler neticesinde maddi tazminat yönünden 1.237.497,96 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesi gerektiği, manevi tazminat açısından yapılan değerlendirmede olayın oluşu, meydana gelen zararın niteliği ve davacıda oluşturduğu zararın büyüklüğü, davacının bu olay nedeni ile duyduğu acı ve ızdırap karşılığı olmak üzere tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü ve kaza tarihi gibi öğeler göz önüne alınarak TMK. 2 ve Borçlar Kanun'un 41 ve müteakip maddelerinin Hakime verdiği yetkiye dayalı olarak takdiren 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile 1-)1.237.497,96 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-)35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ..." şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut SGK işe giriş/ işten çıkış bildirgesi, işyeri sicil ve unvan bilgileri, SGK teftiş raporu, davalılar arasındaki sözleşme hükümleri, yapılan işin niteliği dikkate alındığında, başvuran davalının asıl işveren sıfatıyla davacının kaza nedeniyle oluşan zararını tazmin yükümlülüğü bulunduğu, davalılar arasındaki sözleşme hükümlerinin iç ilişki olup kazalı işçiye etkisinin olmayacağı, husumet itirazının yerinde olmadığı, davalının kusur oranına ilişkin istinaf nedeninin somut olguya dayanmadığı, raporu düzenleyen bilirkişi heyetinin, olayın meydana geliş şekline göre konusunda ve aynı zamanda iş güvenliği uzmanı olduğu, raporun gerekli hukuki ve teknik verileri içermekte olduğu, denetime elverişli olduğu, kaza olayı nedeniyle davacının uğradığı sürekli iş göremezlik derecesinin ATK 3. İhtisas Dairesi kararı ile eldeki davada kesinleştiği, aktüerya bilirkişi raporunun gerekli hukuki ve teknik verileri içermekte olduğu, tespit ve hesaplama yönteminin, kabul edilen ücretin, SGK'ca yapılan ödeme ve bağlanan gelirin mahsubunun, aktif pasif dönem kabulünün dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, iş göremezlik oranı, davacının yaşı, kaza tarihi, kazanın meydana geliş şekli, dikkate alındığında Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun bulunduğu gerekçesiyle; davalı .... ve .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun, HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı .... ve .... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, b.Müvekkili şirket ile diğer davalıya aynı oranda kusur izafesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline isnat edilen %40 kusur oranının haksız olduğunu, olayın meydana gelmesinde davacının ağır kusurunun bulunduğunu, kendi davranışı sebebi ile olayın gerçekleştiğini, illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin işyerinde bulunan tüm işçilere iş sağlığı ve güvenliği önlemleri hakkında bilgiledirmeleri yaptığını, uzmanların bulunduğunu, gerekli eğitimlerin verildiğini, gereken tüm önlemlerin alındığını, işe başlamadan davacının giymesi gereken tüm ekipmanların davacıya verildiğini, c.Mahkemece tespit edilen maluliyet oranını hatalı olduğunu, d.Mahkemece yapılan ücret tespiti ve buna bağlı hesaplamanın hatalı olduğunu, e.Kurumlar tarafından yapılan ödemelerde araştırılması ve ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek mahsup edilmesinin gerektiğini, f.Hükme esas alınan raporda matbu olarak aktif çalışma yaşının 60 tespit edilmesinin hatalı olduğunu, g.Mahkeme tarafından verilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK.'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı .... ve .... A.Ş. vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2. Davalı .... ve .... A.Ş. vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.