T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2715 KARAR NO: 2026/434 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİH: 17/09/2025 NUMARASI: 2024/783 Esas - 2025/741 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2715 KARAR NO: 2026/434 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİH: 17/09/2025 NUMARASI: 2024/783 Esas - 2025/741 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/10/2014 tarihinde davalıların zorunlu mali mesuliyet sigortacısı, maliki ve sürücüsü olduğu ...plakalı araç ile aynı araca haiz ... sayılı yarı römorkun park halindeyken,...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araç arasında meydana gelen kazada ... plakalı araçta yolcu olan ...'ın vefat ettiğini, ...'ın davacı babası .....ve eşi ... bu destekten yoksun kaldığını, davacı ...ağır derecede yaralandığını ve kazadan sonra yaklaşık 20 ay civarında ... Tıp Fakültesi Hastanesinde yoğun bakımda kaldığını, kazadan bu yana %100 malül olduğundan ölümüne kadar başkasının bakım ve yardımına muhtaç durumda olduğunu, en az asgari ücretle bakıcı gideri talebinde bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin davadan önce yaptığı ödemelerin yetersiz olduğunu ...'ın vefatı nedeni ile babası ....ve eşi .lehine 5.000,00TL den toplam 10.000,00 destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, diğer davacılar yararına 10.000,00'er-TL den 50.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan, davacı kazalı ...'ın ağır yaralı olması ve %100 malüliyeti nedeni ile; ... lehine 2.000,00-TL maddi tazminatın 10.000,00-TL bakıcı gideri, davacı kazalı ...lehine 25.000,00-TL, anne davacı ... lehine 10.000,00-TL ve kardeşler Şerafettin, .... ve.... ... lehine 5.000,00-TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihi olan 08.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce ...'ın vefatı sebebi ile başvuru sonucu müvekkil şirket tarafından 16.03.2015 tarihinde 24.081,77 TL ödeme yapıldığını ancak davacı ..... için müvekkil şirkete başvurulmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ... ve ...Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ehliyetsiz olan davacı ...'e vasi tayin edilmeksizin davanın yürütülmesinin mümkün olmadığını, davacı ...'ın maluliyet oranının ATK tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacıların, "murisin kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olmasından dolayı" vefat nedeniyle manevi tazminat ile diğer davacı ...'in malüliyeti nedeniyle diğer davacıların manevi tazminat talep etmelerinin yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "maddi tazminat yönünden; davacılar ... ve ... yönünden açılan destekten yoksun kalma maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine, manevi tazminat yönünden; davacılar ..., ..., ..., ... ve (Müteveffa) ... yönünden ...'ın ölümü nedeniyle manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile ayrı ayrı 5.000,00'er TL'den toplam 25.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... Ltd. Şti'den kaza tarihi olan 08.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (... yönünden mirasçılarına) verilmesine, fazlaya yönelik manevi tazminat talebinin reddine, davacı (Müteveffa) ...'ın bedensel zararı nedeniyle manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile; davacı ... mirasçıları için 12.500,00-TL, davacı ... için 5.000,00-TL, davacılar ..., ....., ..için ayrı ayrı 2.500,00'er TL'den 7.500,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve . ... Şti'den kaza tarihi olan 08.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (... yönünden mirasçılarına) verilmesine, fazlaya yönelik manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece müvekkillerin her biri için talep ettiği manevi tazminatın yalnızca yarısına hükmedildiğini, mahkemenin vermiş olduğu manevi tazminat miktarı oldukça yetersiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece yargılama sürecinde müvekkiline usulüne uygun hiçbir tebligat yapılmadığını, müvekkilinin dosyadan ancak hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle haberdar olduğunu, gerekçeli karar ve bilirkişi raporları ve duruşma zaptı dahi müvekkiline tebliğ edilmeden dosya istinaf incelemesine gönderilmesinin HMK’nın 345. maddesine açıkça aykırı olduğunu, yargılama sürecinde müvekkili ... ... ile hiçbir vekâlet ilişkisi bulunmayan bir kişi, sanki müvekkilin vekiliymiş gibi kabul edilerek tüm tebligatlar bu kişiye yapıldığını, bu şekilde yapılan tebligatlar yok hükmünde sayıldığını, savunma hakkı kısıtlandığını, mahkemece alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, Hazine Müsteşarlığı’na kayıtlı Aktüerya uzmanı bilirkişiye dosyanın tevzi edilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH 2010 tablosu, %1,8 teknik faiz iskonto oranı olarak uygulanması gerektiğini, hesaplamaya ancak vergilendirilmiş gelir esas alınarak, vergilendirilmiş gelir bulunmuyorsa asgari ücret düzeyinde gelir kabul edilmeli, gerçek zararın belirlenebilmesi için olay sebebiyle elde edilen kazanımlar tazminat tutarından indirilmesi ancak gelir belgesi beyan edilmediğinden net asgari ücret esas alınarak çalışılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik süresinde maaşını tam alıp almadığının tespiti halinde geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının kaza tarihinde aktif olarak çalışmaması ya da çalıştığına dair dosyada herhangi bir delil olmaması sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, tedavi döneminde sarf edilen masraflardan sorumluluğun ....’ya ait olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karara konu kusur raporlarının çelişkili olduğunu, 09/04/2021 tarihli Adli Tıp Kurulu Raporu ve 11/01/2021 tarihli bilirkişi raporlarında da görüleceği üzere ...plakalı araç ve çekicinin kusuru bulunmadığını, sigortalı araç park halinde olup işletme halinde bulunmadığından ....... Genel Şartları uyarınca zarar teminat dışı olduğunu, tazminat hesabı uzmanlık gerektirdiğinden hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamalar yaptırılması gerektiğini, hesaplamada TRH yaşam tablosu ile birlikte %1,8 teknik faizle hesaplama yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik süresinde maaşını tam alıp almadığının tespiti gerektiğini, davacı tarafın maaş aldığının tespiti halinde geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davası, bu davada da doktrin ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı...Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ceza yargılamasına konu edilen kusur durumuna ilişkin raporda kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının bulunup bulunmadığına dair maddi olgulara ilişkin bir saptamanın bulunmadığını, bu haliyle ceza yargılamasına konu edilen rapor hatalı, eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gerekçesiyle kusursuz olduğu muhtelif raporlar ile ortaya çıkan müvekkilin adil yargılanma, mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının ihlaline sebebiyet verildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen davanın reddine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 26/06/2024 tarih, 2021/2506 Esas, 2024/1088 Karar sayılı kararı ile "Dosya kapsamından, 08.10.2014 günü, saat 15:00 sıralarında davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ...istikametinden seyir halinde iken kaza mahalli olan kavşağa yaklaştığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybedip idaresindeki aracın sol ön teker kısımları ile orta refüj bordür taşlarına akabinde orta refüj üzerindeki aydınlatma direğine de çarpmak sureti ile sağa yönelerek 95 metre ileride kavşak çıkış noktasında yolun sağındaki emniyet şeridi içerisine davalı ... ... tarafından park edilen ...plaka sayılı çekicinin arkasına takılı olan ... plaka sayılı yarı römorkun arka kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kaza nedeniyle ... plaka sayılı otomobilde yolcu olan ... kaza tarihinde, yine davacılardan ... kaza nedeniyle görmüş olduğu tedavi sonrasında yargılama sırasında 06/09/2018 tarihinde vefat etmiş olup, davacılar ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, dava tarihinde hayatta olan ... ise maluliyetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan 19/03/2020 tarihli kusur raporunda; ...'ın %75, ... ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş bu rapora yapılan itirazlar doğrultusunda aldırılan 09/01/2021 tarihli ek raporda; ...'ın %100 kusurlu olduğu, ... ...'ın kusursuz olduğu belirtilmiş olup (davalı sürücünün park edilmesi yasak yere park ettiğinden kök raporda kusurlu idi, ek raporda park yerinin acil haller için ayrılan yer olduğu davalının aracını acil olarak bozulduğu için de park etseydi hiç kusurlu olmayacağından hareketle ve yasak yere park etmenin idari yaptırım olduğundan davalı sürücünün kusursuz olduğu) raporlar arasındaki çelişki nedeniyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'ndan aldırılan 09/04/2021 tarihli raporda, ...'ın %100 kusurlu olduğu bildirilmiş olup, raporun çelişkileri giderir nitelikte ve teknik olarak yeterli olduğu kanaatine varılarak alınan 09/04/2021 tarihli ATK raporuna itibarla davalıların sürücüsü, maliki ve sigortacısı oldukları araç sürücüsü ... ...'ın kusursuz olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Aynı kaza nedeniyle davalı sürücü hakkında yargılamanın yapıldığı Rize Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/86 Esas sayılı dosyasında yargılama sonucunda 28/02/2017 tarih, 2015/86 Esas ve 2016/231 Karar sayılı karar ile "Sanık ... ...'ın ise kaza öncesinde ihtiyacını gidermek için çekicisi ve çekicisine bağlı olan dorsesinin yolun kenarındaki park etmenin yasak olduğu emniyet şeridine park edip aracının başından ayrıldığı, aracı ile savrulmakta olan mağdur sanık ...'ın aracının ise, sanık ... ...'ın hatalı yerde park halinde bulunan tırına çarpması neticesinde ölümlü ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, kaza tespit tutanağı ile uyum arzeden bilirkişi raporu uyarınca sanık ... ...'ın kazada tali kusurlu olduğu ve bu tali kusuru ile bir kişinin ölümü, bir kişinin ise yaralanması ile neticelenen trafik kazasına sebebiyet verdiği" gerekçesiyle sanık ... ... hakkında mahkumiyet kararı verildiği, Uyaptan yapılan kontrolde bu kararın istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 28/02/2017 tarih, 2017/285 Esas ve 2017/337 Karar sayılı kararı ile "istinaf başvurularının esastan reddine ... CMK'nun 286/2-a maddesi gereğince kesin olmak üzere" karar verildiği, 03/11/2014 tarihli ... ...'ın tali, ...'ın asli kusurlu olduğunu tespit eden kusur raporunun ceza mahkemesince hükme esas alındığı görülmüştür.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Ceza mahkemesince sanık olarak yargılanan davalı ... ...'ın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde ceza dosyasında kabul edilen maddi olgu esas alınarak düzenlenen 19/03/2020 tarihli kusur raporu (...'ın %75, ... ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu) esas alınarak yargılamaya devam edilerek aktüerya raporu alınması gerekirken maddi olgu ve illiyet bağı yönünden ceza mahkemesi kararının bağlayıcılığı olacağı düşünülmeden, kusur raporları arasında çelişki olmadığı halde, davalı sürücünün kusursuz olduğunu tespit eden ek rapor çelişkili görülerek ATK' dan yeniden kusur raporu alınması ve bu rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Davalılar vekillerinin kusura ilişkin istinaf itirazları yönünden Dairemiz kararında; "... kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde ceza dosyasında kabul edilen maddi olgu esas alınarak düzenlenen 19/03/2020 tarihli kusur raporu (...'ın %75, ... ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu) esas alınarak yargılamaya devam edilerek aktüerya raporu alınması gerekirken maddi olgu ve illiyet bağı yönünden ceza mahkemesi kararının bağlayıcılığı olacağı düşünülmeden, kusur raporları arasında çelişki olmadığı halde, davalı sürücünün kusursuz olduğunu tespit eden ek rapor çelişkili görülerek ATK' dan yeniden kusur raporu alınması ve bu rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." açıklamasına göre karar verildiğinden davalılar vekkilerinin kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici işgöremezlik tazminatı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). Kabule göre; İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda alınan kök ve ek aktüerya bilirkişi raporunda; destekten yoksun kalma tazminat hesabında iki ihtimalli hazırlandığı, ölenin tüm kazançları dikkate alınması gerekeceğinden 2. İhtimale göre yapılan hesaplamaya karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca bilirkişi teslim tutanağına göre aktüerya uzmanı bilirkişi olduğu anlaşılmış yine maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi gerektiği yönünde yasal düzenleme bulunmadığından bu yönlerden de davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasından sonra davalı ....... İth. İhr. Şirket vekili Av. ..... tarafından verilen mazeret dilekçesinde davalı ....'ı da diğer davalı ile birlikte taraf olarak göstermiş, bu dilekçe dışında adı geçen avukatın davalı ... vekili olduğuna ilişkin dilekçe beyan ve vekaletname dosyada bulunmamaktadır. Mahkemece Dairemiz kararından sonra yapılan yargılamada tebligatlar davalı ...'ın kendisi yerine vekili olarak Av. ...' na yapıldığı bizzat davalı adına çıkarılan tebligat bulunmadığı görülmüştür.Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucu ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Bu hak ayrıca 6100 sayılı Kanunun 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenlenmekle birlikte, bu ifadeleri de kapsayan çok daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. İlk Derece Mahkemesince Dairemiz karar ilamı, tensip ve duruşma günü, bilirkişi raporu ve yargılama sırasında çıkartılan diğer tebligatların davalı ...'a tebliğ edilmeden yargılamaya devamla karar verilmiş olması hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup usul ve yasaya aykırı olmuştur. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, davalı ... artık kendisini vekil ile de temsil ettirdiğinden Dairemiz karar ilamı, tensip ve duruşma günü, bilirkişi raporu ve yargılama sırasında çıkartılan diğer tebligatların davalı ... vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilerek beyan ve varsa itirazları beklenerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.Bu durumda davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazları inceleme konusu yapılmamıştır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1 ve 2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının bir miktar düşük olduğu arttırılması gerektiği kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin davacılar vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... Şti. vekili ile davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı .... Şti. vekili ile davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 5-Davacı , davalı ... A.Ş., davalı ...... Şti. ile davalı ... ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2026