10. Hukuk Dairesi 2025/13264 E. , 2025/17894 K. "" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2651 E., 2024/1341 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 11. İş Mahkemesi SAYISI: 2018/534 E., 2023/227 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adli…
10. Hukuk Dairesi 2025/13264 E. , 2025/17894 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2651 E., 2024/1341 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 11. İş Mahkemesi SAYISI: 2018/534 E., 2023/227 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 27.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı, vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Davacılar adına Av. ... geldi. Gelenin yüzüne karşı karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkillerinin murisinin vefat ettiği, davalının bu kazada kusurlu olduğundan bahisle asıl dava dosyasında eş için 304.735,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, çocuk için 33.417,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Davacılar vekili davacı eş yönünden aynı davalıya karşı açtığı birleşen dava dosyasında ise 709.379,58 TL daha maddi tazminat istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davacılar murisi sigortalının %20, davalı işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacı eşin asıl ve birleşen dava dosyasındaki toplam maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk lehine 21.561,88 TL maddi tazminat ödenmesine ve yine her iki davacının manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirket tarafından müteveffaya iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin eğitimlerin verildiğini ve sigortalının vefatı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığını, buna rağmen bilirkişi raporunda müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu, dava konusu hadisenin müteveffanın tamamen kendi sağlık sorunları nedeniyle meydana geldiğini ve bu nedenle müvekkili şirket bakımından olay ile illiyet bağının kesilmiş bulunduğunu, haksız fiil sorumluluğunun illiyet unsurunun gerçekleşmediğini, bu sebeple müvekkil şirket aleyhine tazminat sorumluluğuna gidilmesinin hatalı olduğunu, müteveffanın kalp krizi geçirmesi sonucu vefat etmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığını, buna rağmen soyut beyanlara itibar edilerek müvekkili şirkete fahiş oranda kusur atfedildiğini, bu yönüyle yerel mahkeme kararının denetimden uzak olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu ve düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili aleyhine yapılan hesaplamalarda müteveffanın ücretine ilişkin değerlerin gerçeği yansıtmadığını, tazminat hesaplamalarının iş yeri kayıtları, bordrolar ve iş sözleşmesi esas alınarak yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın eşi davacı ...’ın yeniden evlenme ihtimalinin hiç değerlendirilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemece faiz başlangıcının hatalı belirlendiğini, davacıların iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla hakkaniyet indirimi yapılmamasının yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, ayrıca yerel mahkeme kararının yalnızca bilirkişi raporuna dayanılarak tesis edildiğini ve bu hususun tek başına bozma sebebi teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporuında sigortalı veya işverenin kusurunun tespit edilemediğinin belirtildiği, Mahkemece bir adet kusur raporu alınıp bu rapora itibar edildiği, 17.01.2022 tarihli bu raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde kardiyolog hekimin bulunduğu, raporda müteveffanın %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, aynı bilirkişi heyetinin ilk olarak 01.11.2021 tarihli bir ön rapor sunduğu ve raporda “Dosyaya sunulu belgeler incelenmiş, ancak belgeler arasında ... ve davalı işverenin kusurlarının olup olmadığına ışık tutabilecek olan ‘’işe giriş sağlık belgesi, periyodik sağlık muayenesi belgeleri, SGK MEDULA ilaç listesi, varsa sağlık kurulu raporları, epikrizler, iş sağlığı ve güvenliği eğitim belgeleri vb.’’ gibi belgelerin bulunmadığı anlaşılmıştır. Anılan belgelerin sayın Mahkemece temin ettirilmesi sonrasında varsa kusur tayini ve oran hesaplamasının mümkün olabileceği hususu takdiri sayın Mahkemede olmak üzere saygı ile bilginize sunulur.” şeklinde görüş bildirdikleri, Mahkemece ön rapordan sonra müzekkereler yazıldığı, davacılar murisine ilişkin herhangi bir tıbbi kayıt tespit edilemediği, sadece Pamukova İlçe Hastanesinin müteveffanın olay günü acile getirilmesinden sonra düzenlenen evrakların hastane tarafından gönderildiği, davacılar vekilinin ... sigortalının aylık net 2.800,00 TL ücret aldığını iddia ettiği, Kurum kayıtlarının asgari ücretin bir miktar üzerinde olduğu, emsal ücret araştırmalarına göre nakliyat iş sendikasının müteveffanın alabileceği ücretin net 2.950,00 TL olabileceğini, ... Esnaf Odasının ücretin net 2.350,00 TL olabileceğini bildirdiği, TÜİK'den ücret araştırması yapılmadığı, davalı tanığı ...'in murisin 1.800,00 TL ücretle çalıştığını beyan ettiği, hesap raporlarında “Müteveffanın yaptığı işin nitelikli iş olması, iş yerindeki kıdemi göz önüne alındığında müteveffanın dönem asgari ücretinin sadece 22,50 TL fazla miktarına çalışıyor olması hayatın olağan akışına aykırıdır. İşbu noktada davalı tanığı ...'ünde beyanı göz önüne alındığında müteveffanın bordro ücretinin gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir.... Buna göre müteveffanın kaza tarihindeki ücretinin net 2.800,00 TL, AGİ miktarının ise evli ve tek çocuklu olması nedeniyle 179,97 TL olduğu tespit edilmiştir.” şeklinde değerlendirme yapıldığı, ... sigortalının sendikalı olmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının da bedensel (bünyesel) faktörler olarak etkili olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği ve bu durumun olayın uygun illiyet bağını oluşturabileceği veya kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır. Kaçınılmazlık ise hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur. Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, Kurum inceleme raporu ile Mahkemece alınan kusur raporu arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi, TÜİK’den emsal ücret araştırması yapılmadan karar verilmesi de yerinde görülmemiştir. Kabul ve uygulamaya göre de davacıların PMF bakiye ömür tablosunu kullanan kök hesap raporuna karşı süresinde bir itiraz ileri sürmedikleri dikkate alındığında sonradan alınan hesap raporunda TRH 2010 bakiye ömür tablosuna göre hesaplama yapılmasının yanında kusur indiriminin ve kusur oranındaki ilk peşin sermate değeri tenzilatının o rapordaki verilere göre yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ayrıca hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş; kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi noktasında gerekirse tanıkların kaza günü iş yerinde ... sigortalıyı strese sokan bir olay yaşanıp yaşanmadığı noktasında tekrar dinlemek, yine sigortalının vefat tarihindeki ikametinin bulunduğu yerdeki özel hastane ve devlet hastanelerinden kaza öncesi dönemde sigortalının kendilerine bir başvurusunun olup olmadığını sormak suretiyle varsa tıbbi belgeleri celp etmek, aralarında kardiyolog hekimin de bulunduğu farklı bir heyetten Kurum inceleme raporu ve 17.01.2022 tarihli bilirkişi kusur raporu arasındaki çelişkileri irdeleyen, kalp krizinin meydana gelişinde bünyesel faktörlerin etkili olup olmadığı, etkili ise oranını belirleyen kusur raporu almak, sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri TÜİK'den sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip müteveffanın gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde 30.07.2021 tarihli hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.