1. Hukuk Dairesi 2012/2245 E. , 2012/4857 K. "" MAHKEMESİ : KOCAELİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, mirasbırakanları M.K.’nın mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak 394 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını tapuda satış göstermek suretiyle kızı olan davalıya temlik ettiğini, gerçekte bağış yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının miras payları oranında iptal ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı,…
**1. Hukuk Dairesi 2012/2245 E. , 2012/4857 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KOCAELİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, mirasbırakanları M.K.’nın mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak 394 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını tapuda satış göstermek suretiyle kızı olan davalıya temlik ettiğini, gerçekte bağış yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının miras payları oranında iptal ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, çekişmeli taşınmazdaki payı gerçek değeri üzerinden bedeli karşılığında satın aldığını, alım gücü olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras bırakan M.K.'nın çekişme konusu 394 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını, 27/08/1990 tarihinde kızı olan davalıya tapuda satış gibi göstermek suretiyle temlik ettiği, murisin 02/10/2003 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak eşi ve 6 kız çocuğunun kaldığı anlaşılmaktadır. Davacılar; mirasbırakanın yapmış olduğu bu temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01-04-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.