10. Hukuk Dairesi 2023/5532 E. , 2024/10012 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1994 E., 2023/535 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/293 E., 2021/162 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri …
**10. Hukuk Dairesi 2023/5532 E. , 2024/10012 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1994 E., 2023/535 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/293 E., 2021/162 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkete ait iş yerinde kamyon şoförü olarak çalışmakta iken 30.10.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu %50 oranında sürekli iş göremez duruma geldiğini, davalının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu belirterek davacılardan ... için 1.000 TL maddi, 100.000 TL manevi, ... için 40.000 TL manevi, ... için 10.000 TL manevi, ... için 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiş, 20.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini ... yönünden 514.770,74 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def in de bulunduklarını, eş ve çocuğun manevi tazminat taleplerinin yasal dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının gerektirdiği her türlü tedbiri almış olduğunu, eylem ile zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, davacıların talep ettiği manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.10.2009 tarihinde, iş yerinde kamyon şoförü olarak çalışan davacının, yük boşaltma sonrasında kamyonun kasasındaki dengesizliği gidermek için kasaya çıktığı ve vinç operatörüne işaretle göstererek bir kısım yüklerin yerini vinçle değiştirttiği sırada kasada bulunan 2 ton ağırlığındaki demir borulardan oluşan yığının bozularak davacıya çarpması sonucunda kasadan zemine düşerek yaralandığı, 30.07.2018 havale tarihli kusur bilirkişi raporunda davalı şirketin %90, davacının %10 oranında kusurlu bulunduğunun rapor edildiği, itirazlar üzerine alınan 04.12.2018 tarihli ek raporda kusur oranlarının kök rapor ile aynı oranda belirlendiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/58E-2020/63K sayılı kaldırma kararı doğrultusunda alınan 11.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin %80, davacı işçinin %20 oranında kusurlu bulunduğunun rapor edildiği, iş kazasından kaynaklı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalı şirkete yönelik açılan rücuen tazminat dosyasının Gebze 3. İş Mahkemesinin 2017/349E-2018/246 K sayılı dosyasında görüldüğü, bu dosyada davalı şirketin kusurunun %80, davacı işçinin kusur oranının %20 olduğunun kabul edildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2018/5506E-2018 8229K sayılı 18.10.2018 tarihli onama kararı ile kesinleştiği, Mahkemece davalının %80, davacı işçinin ise %20 oranında kusurlu kabul edildiği, hükme bu kusur oranlarının esas alındığı, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 03.08.2012 tarihli raporu ile davacının sürekli iş göremezlik derecesi %50 olarak belirlenmiş olduğundan hükme bu oran ve buna göre belirlenen gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alındığı, davalı vekilinin hesap raporuna karşı ileri sürdüğü itirazlar yerinde görülmeyerek 28.03.2021 havale tarihli hesap bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, bağlanan ilk gelir peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneğinin davalının kusuruna isabet eden miktarının da düşülmesi sonucunda, kaza nedeniyle davacı ...'nın talep edebileceği maddi tazminat miktarının 634.105,23 TL olduğu, Mahkemenin 2017/426E-2019/67K sayılı 15.03.2019 tarihli kararının davacı tarafça istinaf edilmediği, tarafların usuli kazanılmış hakları göz önünde bulundurularak Mahkemenin 2017/426E-2019/67K sayılı 15.03.2019 tarihli kararı ile davacı ... lehine hüküm altına alınan 514.770,74 TL alacak miktarı bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu kanaatine varılarak 514.770,74 TL miktar üzerinden maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiği, davalının kusurunun yüksek olması ve tarafların kusur oranları, maluliyet oranının yüksek olması, tedavi sürecinin ve geçici iş göremezlik döneminin yaklaşık 2,5 yıl gibi uzun bir süre alması, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında TBK 56 ve MK. 4. maddesi gereğince manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla; 85.000,00 TL manevi tazminatın, davalı şirketten alınarak davacı ...'ya verilmesine karar verildiği, davacı ...'nın eşi olan davacı ... ve çocukları olan diğer davalıların da manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacı ...'nın sürekli işgöremezlik derecesinin yüksek olması, bacak kısalığı gibi dış görünüşünü ve hareket kabiliyetini etkileyecek nitelikte araza neden olması, bu arazların vücudundaki yeri ve yaşantısına etkisinin olumsuzluğunun ağır olması, davacı ...'nın tedavisinin çok uzun sürmesi ve bu süreçte aile bireylerinin de olumsuz etkilendiğinin muhakkak olması dikkate alınarak kazazede işçinin eşi ve çocukları lehine de manevi tazminata hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davacı ...'nın davalı şirket hakkında açmış olduğu maddi tazminat davasının 20.02.2019 tarihli talep artırım dilekçesi nazara alınmak suretiyle kabulüne; 514.770,74 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; davacı ... lehine 85.000,00 TL tazminatın, ... lehine 15.000,00 TL tazminatın, ... lehine 5.000,00 TL tazminatın davacı ... lehine 5.000,00 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine 11.10.2020 tarihli heyet bilirkişi raporunda iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %80, davacının ise %20 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği ve bu rapora göre hüküm kurulduğu, raporun dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranı %50 olarak tespit edilmiş olup, davacının bu orandaki yaralanmasının ağır bedensel zarar teşkil ettiği anlaşılmakla eş ve çocuklar yararına İlk Derece Mahkemesince manevi tazminata hükmedilmesinde ve davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarında isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin 2017/426 Esas ve 2019/67 Karar sayılı ilamının sadece davalı tarafından istinaf edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/58 Esas ve 2020/63 Karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemece kaldırma kararı sonrası alınan hesap bilirkişi raporunda davacının ücreti Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre tespit edilerek ve bilinen dönem sonu 01.04.2021 tarihi esas alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek davacının talebi ile bağlı kalındığı belirtilerek hüküm kurulduğu, davacı ilk kararı istinaf etmediği için bilinen dönemin ilk rapordaki gibi 31.12.2018 tarihi olarak kabul edilip hesaplama yapılması gerektiği halde güncel verilere göre hesaplama yapılması hatalı görülmekle hesap bilirkişisinden alınan 28.12.2022 tarihli ek raporunda davacının bordrolardaki ücretlerine göre TİS hükümleri de nazara alınarak yapılan hesaplamada davacının maddi zararının 507.912,51 TL olduğunun hesaplandığı, davalı tarafça rapora çocuk yardımı, izin ücreti, bayram harçlığı, yol yardımı gibi unsurların sosyal nitelikte olmaları nedeniyle tazminata esas temel unsur olmadığı yönünde itiraz edilmiş ise de devamlılık arz ettiği anlaşılan bu ödemelerin hesaba katılmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun maddi ve manevi tazminat yönünden esastan reddine, davalı vekilinin maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne, davacı ...'nın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne 507.912,51 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı ... yönünden 85.000,00 TL manevi tazminatın davacı ... yönünden 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılardan ... vekili; kusur oranı %90 olarak belirlenmişken, kaldırma kararından sonra davalı işverenin %80, davacı işçinin %20 oranında kusurlu bulunmasının kabul edilemeyeceğini, kusur oranının objektif kriterlere göre değil tamamen heyetin inisiyatifi ile belirlendiğini, davacı lehine hükmedilen 85.000 TL manevi tazminatın düşük olduğunu, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin usulî müktesep hakka ilişkin değerlendirmesinin hukuka aykırı olup maddi tazminat miktarı bakımından davalı lehine usulî müktesep hak oluşmadığını, 2019 yılı kazançlarına göre hesaplama yaptırıp buna göre hüküm kurulduğunu, 2023 yılı bilinen asgari ücrete göre güncelleme yapılması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı ...Ş. vekili; davalı işveren yararına oluşan usuli müktesep hak uyarınca, hüküm altına alınması gereken maddi tazminat tutarının, hesap bilirkişisinin, 28.03.2021 tarihli raporunun ilk seçeneğine göre %80 kusur oranının, itiraz edilmeyen önceki hesap raporu verilerine uygulanmasıyla bulunan 457.573,98 TL olması gerektiğini, öte yandan Bölge Adliye Mahkemesince düzenlettirilmiş olan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, bilirkişinin kabulünün aksine, çocuk yardımı, izin ücreti, bayram harçlığı, yol yardımı, ayakkabı bedeli gibi ödemelerin toplu sözleşme gereği sosyal nitelikteki ödemeler olduğundan, bu nitelikleri itibariyle iş kazası nedeniyle oluşan zarar tutarının hesabında temel ücretin sürekli unsurları sayılamaması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davacılar vekilinin davacılardan ... lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosya kapsamından 05.02.2019 tarihli hesap bilirkişi raporunda ücret bordroları ve Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre tespit edilen asgari ücretin 2.87 katına tekabül eden ücret ve davalının %90 kusur oranı ile işlemiş dönem sonu 31.12.2018 olarak esas alınmak suretiyle davacının toplam maddi zararının 514.770,74 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun davacı vekiline 14.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekilinin rapora itiraz etmediği ve bu tutar üzerinden davayı ıslah ettiği, davacılar vekili tarafından İlk Derece Mahkemesinin bu tutar üzerinden davanın kabulüne ilişkin 15.3.2019 tarihli 2017/426 Esas 2019/67 Karar sayılı kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin, davalının istinafı üzerine İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak İlk Derece Mahkemesine göndermesinden sonra Mahkemece davalının %80, davacının %20 kusurlu olduğu kabulü ile ancak bilinen dönem sonu 01.04.2021 tarihi esas alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek ve davacının talebi ile bağlı kalındığı belirtilerek hüküm kurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince alınan hesap raporunda ise usuli kazanılmış hakların göz önünde tutulduğu ve bilinen dönem sonunun değişmeyeceği kabul edilerek fakat asgari ücretin 3.185 katı ücret esas alınarak yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, 05.02.2019 tarihli hesap raporuna davacı vekilince itiraz edilmediği gibi ilk kararın istinaf edilmediği gözetilerek 05.02.2019 tarihli hesap raporunda esas alınan verilere %80 kusur oranı uygulanmak suretiyle bulunan 457.573,98 TL maddi zarar tutarı esas alınarak karar verilmesi gerekirken davalı aleyhine olan 28.12.2022 tarihli üçüncü hesap raporuna itibar edilerek sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının; A. Sekizinci sayfasının altıncı paragrafının gerekçeden çıkarılmasına; yerine geçmek üzere " davacı ilk kararı istinaf etmediği için davacı tarafça itiraza uğramayan 05.02.2019 tarihli hesap raporunda maddi tazminatın hesaplanmasında esas alınan diğer veriler aynı kalmak üzere hesap raporuna davalı işverene isabet eden %80 kusur oranının uygulanması ile davacının davalıdan talep edebileceği maddi zarar tutarı 457.573,98 TL olarak bulunmaktadır." ibarelerinin yazılması, B. Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun maddi ve manevi tazminat yönünden HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, -Alınması gereken 179,90 TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 120,60 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, II-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminat yönünden HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, III-Davalı vekilinin maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun kabulüne HMK'nın 353/1-b.2 gereği, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-Davacı ...'nın davalı şirket hakkında açmış olduğu maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne; 457.573,98 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacı ...'nın açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 85.000,00 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 3-Davacı ...'nın açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 15.000,00 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 4-Davacı ...'nın açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 5.000,00 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 5-Davacı ...'nın açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 5.000,00 TL tazminatın 30.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 6-Alınması gereken 38.770,97 TL karar harcından, davacı tarafından peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 2.304,69 TL'nin ve davalı tarafça bakiye karar harcı olarak yatırılan 36.466,28 TL'nin mahsubu ile davalı tarafça fazla yatırıldığı anlaşılan 1.493,14 TL harcın talebi halinde davalı tarafa iadesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılamasında başvurma, peşin ve tamamlama harcı olarak yapılan toplam 2.336,09 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece yargılamasında yatırılan gider avansından yargılama sırasında harcanan toplam 3.873,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap ve takdir edilen 3.547,33 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından ilk derece yargılamasında yatırılan gider avansından yargılama sırasında harcanan toplam 200,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap ve takdir edilen 16,86 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 67.060,35 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, 11-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalıya ödenmesine, 13-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.200 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine, 14-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, 15-Davalı tarafından istinaf sonrası yapılan toplam 99,60 TL yargılama gideri ve 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 261,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 16-Kullanılmayan gider avanslarının talep halinde ilgililere iadesine, 17-Karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce yerine getirilmesine, 18-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmış ise de davacıların istinaf istemlerinin reddine karar verilmiş olması ve davalı tarafın duruşmaya katılmaması nedeniyle vekalet ücreti taktirine yer olmadığına Dair davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 9. maddesi yollamasıyla, HMK'nın 362. maddesi uyarınca manevi tazminat yönünden miktar itibariyle kesin, maddi tazminat yönünden kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 02.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi." ibarelerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde taraflara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.