(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/944 E. , 2006/3883 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... 30.10.2000 tarihli dilekçeyle sınırlarını bildirdiği, ... Beldesinde bulunan 8000 m2 yüzölçümündeki taşınma
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/944 E. , 2006/3883 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... 30.10.2000 tarihli dilekçeyle sınırlarını bildirdiği, ... Beldesinde bulunan 8000 m2 yüzölçümündeki taşınmazı 1964 -1965 yıllarında ... ve taşlardan temizleyerek tarla haline getirdiği, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tapuya tescilini istemiş, davayı Orman Yönetimine yaygınlaştırmıştır. Davalı Hazine, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşımaz edinme koşullarının oluşmadığını savunarak dava konusu taşınmazın, Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davaların KISMEN KABULÜNE, ... Köyünde bulunan ve ... elemanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03.09.2004 tarihli krokide sarıya boyanarak (a) ile gösterilen 2508 m2 ve (C) harfiyle gösterilen 3281 m2'lik bölümlerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı bilirkişi krokisinde (b) ile gösterilen 658 m2 ve (d) ile gösterilen 717 m2 yüzölçümündeki bölümlerin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından taşınmazın bilirkişi krokisinde (a) ve (c ) ile gösterilen bölümüne ilişkin olarak temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 23.4.1977, komisyonun itirazların incelenmesine ilişkin çalışmaları da 13.4.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır. 1.Kesinleşmiş orman kadastrosu, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların, makiye ayırmaya ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve ... elemanı bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli taşınmazın (a) ve (c) ile gösterilen bölümlerinin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, (b) ve d) ile gösterilen bölümlerinin ise kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, makiye ayrılmadığı, 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda (c) ve (d) bölümlerinin 300 parsel sayısıyla gerçek kişiler adına tesbit edilen taşınmaz içinde kaldığı, tapulama tesbitine Orman Yönetiminin itiraz ettiği, Tapulama Mahkemesinin 10.11.1964 gün ve 1956/1475-2413 sayılı kararı ile 300 sayılı parselin tamamının orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, (b) ve (d) bölümlerinin 1744 Sayılı Yasa döneminde orman sınırları içinde aplike edildiği ve 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Orman sınırları içindeyken makiye ayrılan veya Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği gözetilerek, taşınmazın (b) ve (d) bölümlerine ilişkin davanın reddine ve bu bölümlerin Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. 2. Çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (c) ile gösterilen bölümünün, Tapulama Mahkemesinin 10.11.1964 gün ve 1956/1475 - 2413 sayılı kararı ile orman olarak tapulama dışı bırakılan 300 sayılı parsel içinde kaldığı, 1976 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 1987 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarında yine orman sınırları dışında aplike edildiği, eğimin %0 - 1 olduğu, tarla olarak kullanıldığı güneyden orman sınırları içindeyken 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara sınır olduğu belirlenmiştir, mahkemece davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşularının oluştuğu gerekçesiyle bu bölüme ilişkin dava kabul edilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/880 esasına kayıtlı dava dosyasında, ... ... ve ... yine Asliye 4 Hukuk Mahkemesinin 2001/210E., 2004/547 K sayılı dosyasında ... tarafından çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki bir kısım taşınmazların aynı nedenle dava konusu edildiği bilindiği halde, bu dosyalardaki bilirkişi raporları getirtilmemiş ve çekişmeli taşınmaz bölümleri ile ilgisi belirlenmemiştir. Diğer yandan, kuvvetli delil niteliğindeki, Tapulama Mahkemesinin 10.11.1964 gün ve 1956/1475 - 2413 sayılı kararıyla, çekişmeli taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde (c) ile gösterilen bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğine göre, bu yerin orman sınırları dışında aplike edilmesine ilişkin orman kadastro işlemlerine değer verilemez. bu bölümün, orman sınırları dışında bırakıldığı aynı değerde kesin deliller ile ispatlanmadıkça orman sayılan yerlerdendir. Ne 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına, ne de 1988 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulamasına konu edilmediğine göre orman niteliğinde olduğu kabul edilerek gerçek kişinin bu bölüme ilişkin davasının reddine, Hazinenin ise davasının kabulüne ve bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmelidir. 3. Çekişmeli taşınmazın (a) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; bu bölümün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, daha sonra 1976 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulamalarında orman sınırları dışında bırakıldığı, her hangi bir nedenle sınırlandırılmamış ormanların 1987 yılında yapılan kadastrosu sırasında da orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenmiştir. Bu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı 1942 orman kadastro haritasının uygulanması suretiyle belirlenemez, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda sadece devlet ormanları sınırlandırılmıştır. Daha sonra 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile istisnalar dışında tüm ormanlar devletleştirildiğinden, çekişmeli taşınmaz bölümünün devletleşen ormanlardan olup olmadığı ancak 1987 yılında yapılıp 02.03.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanması suretiyle belirlenir, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleşen ormanlardan iken, 1989 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazın (a) ile gösterilen bölümü 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda paftasında taşlık ve devlet ormanı niteliği yazılmak suretiyle tapulama dışı bırakılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtların, birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılması ile yetinilmiştir. Bölgede orman tahdidinin yapılmadığı durumlarda ise; arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, orman sınırlarının belirlenmesi Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama yukarıda da belirtildiği üzere 3402 Sayılı Kadastro Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise bu yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur. 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın (a) bölümüyle, bu taşınmazın batı ve güneyinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların doğusundaki 300 sayılı parsel ile daha kuzeydeki arazi bölümünün ise ... arazisi niteliğiyle zilyetleri adına tesbit edildiği, Orman Yönetiminin itirazı üzerine 300 sayılı parselin orman niteliğiyle tapulama dışı bırakıldığı, kuzeydeki 281 ile 286 sayılı parsellerin ise gerçek kişiler adına tescil edildikleri anlaşılmaktadır. 1988 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmaz bölümlerinin de yer aldığı, gerçek kişiler adına tesciline karar verilen parseller ile orman sınırları içinde kalan taşınmazlar arasında kalan bir şerit biçimindeki arazinin orman tahdit hattı dışında bırakıldığı yapılan uygulama ile belirlenmiştir. Arazinin konumu, davalı parsellerle orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 1974 yılında davacı tarafından taşlık ve çalılıktan imar ihya edilip, o tarihten sonra tarla olarak zilyet edildiğini ifade etmişler ise de; bir kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, zemine ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığının bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” Zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Ne var ki, 1988 yılında yapılan orman kadastrosunda çekişmeli taşınmaz bölümü orman tahdit hattı dışında bırakılmışsa da 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve ".... evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların...." Orman Kadastrosu orman kadastro komisyonları tarafından yapılır" hükümleri getirilmiş olması nedeniyle taşınmazın her zaman orman sınırları içine alınabileceği göz önünde bulundurularak bu bölümle ilgili davanın da reddine karar verilmelidir. Davacıların zilyetliğine değer verilemez. SONUÇ: Davalı Hazine ve Orman Yönetiminin Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle, çekişmeli taşınmazın (c) ile gösterilen, yukarıda üçüncü bendde açıklanan nedenlerle de (a) bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile (a) ve (c) ile gösterilen bölümlere ilişkin hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının Orman Yönetimine iadesine 23/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.