(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/7607 E. , 2010/11389 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3.kişi vekili, Kadıköy 5.İcra Müdürlüğünün 2008/1191 Esas sayılı dosyasından, davacıya ait işyerinde bulunan malların 09.07.2008 tar…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/7607 E. , 2010/11389 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3.kişi vekili, Kadıköy 5.İcra Müdürlüğünün 2008/1191 Esas sayılı dosyasından, davacıya ait işyerinde bulunan malların 09.07.2008 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK.”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir. Davalı alacaklı ve davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, toplanan delil durumu, sunulan faturalar, dinlenen tanık anlatımları ve alınan bilirkişi raporundan, dava konusu malların davacıya ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir. Dava konusu makineler 09.07.2008 tarihinde, takip konusu bonoda yer alan ve borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste haczedilmiştir.Bu durumda mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmektedir. 2010/7607 2010/11389 Davacı şirket borcun doğumundan sonra, borçlunun reşit olmayan oğlunun da bulunduğu kişilerce kurulmuştur. Kurulduğu adres yine borcun doğumndan sonra borçlunun kardeşi ve yine aynı soyisimli şahıs tarafından kurulmuş ...Ltd şirketi adresi iken bu şirket tasfiyesi sırasında, 3.kişi şirket şube adresi olan haciz adresine gemiştir. Mevcut Ticaret Sicil kayıtlarına göre, borcun doğumndan sonra aynı adreslerde borçlu ile yakın organik bağ bulunan kişiler adına aynı adreslerde ve aynı faaliyet konularında farklı firmalar kurulduğu ancak bu süreçte borçlunun bu firmelar üzerinden faaliyetine devam ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, aynı adrese 06.08.2008 tarihinde muhafaza için gidildiğinde borçlu haciz mahallinde hazır görülmüş ve 3.kişi şirketin yetkilisinin uyarısı ile mahalden uzaklaştırılmıştır. Yapılan bu işlemler alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğindedir.Bir an için devrin danışıklı olamadığı düşünülse dahi, bu devir İİK’nun 44.madde koşullarına uygun yapılmadığı gibi, BK’nun 179.maddesi gereğince işyerini devir alan davacının devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından, bu devir alacaklının haklarını etkilemeyecektir. Bu maddi ve hukuki olgular karşısında mahkemece, davacı 3.kişinin davasının reddine karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.