Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/4858 E. , 2024/1591 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/4858 Karar No : 2024/1591 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...'a veraseten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 12/03/2020 tarih ve E:2019/6260, K:2020/1237 sayılı bozma kararına uyularak davanın reddi
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/4858 E. , 2024/1591 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/4858 Karar No : 2024/1591 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...'a veraseten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 12/03/2020 tarih ve E:2019/6260, K:2020/1237 sayılı bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ...'ın 27/10/2010 tarihinde doğum sancısı ile başvurduğu Menemen Devlet Hastanesinde yapılan hatalı uygulamalar sonucu küçük ...'ın özürlü kaldığı (dava devam ederken vefat etmiştir.), olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 725.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; davanın reddi yolunda verilen kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 12/03/2020 tarih ve E:2019/6260, K:2020/1237 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, dava konusu olayda, davacı annenin yaklaşık 2,5 saat süren travay takibinde genel tıbbi uygulamalara uygun olarak 15 dakikada 1 çocuk kalp sesleri takibinin yapıldığı, çekilen NST'de bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgu saptanmadığı, bu bulgularla gebenin normal vajinal yolla doğuma alınması kararının tıbben uygun olduğu, genel uygulamalarda hipoksik iskemik ensefalopatinin; prenatal (doğum öncesi), natal (doğum sırasında) ve postnatal (doğum sonrası) olarak incelendiği, her ne kadar çekilen NST'de bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgular yok ise de NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgular olduğu fakat daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, bebekte gelişen klinik tablonun nedeninin tam olarak bilinemediği, doğumu yaptıran müdahil tarafından daksillendiği ileri sürülen kısımların da davacı anne ve bebeğin takibi ve tedavisi ile uyumlu olduğu gözönüne alındığında davacılardan çocuk Rüzgar ile anne Özgür'ün takip ve tedavisinde görev alan sağlık personelinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla anlaşıldığı, idarenin tazmin sorumluluğu için gerekli olan hizmet kusuru şartının olayda gerçekleşmemesi nedeniyle, davalı idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, hastane dosyasında yer alan kayıtlarda tahrifat yapıldığı, doktorun sonradan dosyaya doktor notları eklediği, hemşire gözlem formu ile doktorun sonradan hasta doğum dosyasına eklediği notlar arasında ÇKS'lerin zaman aralıkları bakımından fark ve çelişki bulunduğu, epikriz raporu, laboratuvar sonuçları, hemşire gözlem formu, doktor notları sayılarının tahrif edildiği hususları ve ceza dosyasında mevcut diğer deliller dikkate alındığında doktorun davayı akamete uğratmak için delilleri kararttığının açık olduğu, arşivdeki dosyayı koruyamayan hastane idaresinin de hizmet kusuru bulunduğu, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun dosyadaki delillerle çeliştiği, hükme esas alınacak nitelikte olmadığı, Mahkemece, eksik inceleme sonucu karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılardan ..., 27/10/2010 tarihinde doğum sancılarının başlaması üzerine Menemen Devlet Hastanesine başvurmuş, saat 18.30'da yapılan muayenesinde 4 cm açıklık tespit edilmiş, saat 21.00 sıralarında doğum gerçekleşmiş, bebek, doğduğunda spontan solunumun olmaması nedeniyle entübe edilmiş, ambulansla Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Ambulans kayıt formunda, kordon düğümlenmesi nedeniyle doğduğunda spontan solunumunun olmadığı belirtilmiştir. Sevk edildiği hastanede yapılan tetkiklerde beyinde hipoksik iskemik ensefalopati (HİE) ile uyumlu bulgular görülmüştür. Takibinde oral alımın iyi olması ve oksijen ihtiyacının kalmaması üzerine 22/11/2010 tarihinde taburcu edilmiştir. 22/04/2011 tarihinde nöbet geçirme öyküsü ile götürüldüğü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan tetkiklerin ardından metabolik taramaların normal olması ve asfiksi öyküsü olması nedeniyle küçükte hipoksik iskemik ensefalopatiye bağlı semptomatik West sendromu olduğu değerlendirilmiştir. Aynı hastane tarafından düzenlenen 04/10/2011 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporunda "orta mental retardasyon, epilepsi, üst ve alt ekstremitelerde orta-ağır motor gerilik" tanıları ile %98 özür oranı belirlenmiştir. Aktarılan süreç sonrasında davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat istemi ile bakılmakta olan dava açılmıştır. Olayda davalı idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespiti için İdare Mahkemesince, Adli Tıp Kurumuna bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunca dosyaya sunulan ... tarih ve ... sayılı raporda özetle; "...mevcut tıbbi belgelere göre, gebenin yaklaşık 2,5 saat süren travay takibinde genel tıbbi uygulamalara uygun olarak 15 dakikada 1 ÇKS (çocuk kalp sesleri) takibinin yapılmış olduğu, çekilen NST'de bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgu saptanmadığı, bu bulgularla gebenin normal vajinal yolla doğuma alınması kararının tıbben doğru olduğu, genel uygulamalarda HİE’nin prenatal (doğum öncesi), natal (doğum sırasında) ve postnatal (doğum sonrası) olarak incelendiği, her ne kadar çekilen NST'de bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgular yok ise de NST'de meydana gelen bozulmaların, bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgular olduğu, fakat; daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, bebekte gelişen klinik tablonun nedeninin tam olarak bilinemediği, doğum sonrası annede gelişen postpartum kanamanın medikal tedavi, fundus masajı ve replasman tedavileriyle durdurulmasının tıbben doğru olduğu, doğum sonrası süreçte bebeğe uygulanan tedavilerin, meydana gelen sakatlığa etkisinin olmadığı, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde ilgili sağlık personelinin tıp kuralları içinde davrandığı, ilgili hekim ve sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği..." görüşüne yer verilmiştir. Bozmaya uyularak verilen temyize konu kararda, davalı idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespiti bakımından, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı rapor esas alınmıştır. Söz konusu raporda, "..Gebenin yaklaşık 2.5 saat süren travay takibinde genel tıbbi uygulamalara uygun olarak 15 dakikada 1 çocuk kalp sesleri takibinin yapılmış olduğu, çekilen NST'de bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgu saptanmadığı, bu bulgularla gebenin normal vajinal yolla doğuma alınması kararının tıbben uygun olduğu, genel uygulamalarda hipoksik iskemik ensefalopatinin; prenatal (doğum öncesi), natal (doğum sırasında) ve postnatal (doğum sonrası) olarak incelendiği, her ne kadar çekilen NST'de bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgular yok ise de NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgular olduğu fakat daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, bebekte gelişen klinik tablonun nedeninin tam olarak bilinemediği, doğum sonrası yapıldığı iddia edilen belgelere yönelik Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Raporu ve dosyada mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde; daksillenen kısımların anne ve bebeğin takibi, ve tedavisi uyumlu olduğunun görüldüğü dolayısıyla annenin ve bebeğin tedavisinde yer alan sağlık çalışanlarının eylemlerine tıbbi hata atfedilmediği.." yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, yukarıda aktarılan değerlendirmeler doğrultusunda hekime herhangi bir kusur atfedilemeyeceğinden bu yolla idarenin de hizmet kusuru bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı idare yanında müdahil doktorun resmi belgeyi yok etme, görevi kötüye kullanma ve taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçlarından yargılandığı ceza davasında, ÇKS bilgilerinin bulunduğu evrak aslı ile doğum süreciyle ilgili olarak hazırlanmış el yazılı notların aslı hakkında İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan 18/01/2019 tarihli raporda Menemen Devlet Hastanesinde ... adına düzenlenmiş hasta dosyasında 2 adet belgenin daksillendiğinin belirtildiği, ancak rapor düzenleyen birimin tıbbi bir birim olmaması nedeni ile daksillenen bölümler ile ilgili yazıların ve kelimelerin adlandırılamadığının belirtildiği, daksilleme ile ilgili kriminal rapor sonrası Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 06/04/2022 tarihli raporda sonuç bölümünde daksillenen kısımlarda; 1. sayfada "18.30, 144/dk, 100/80+%70 45 cm poz+45, 142/ dk ...., ina..., 19:00, %80 -6cm PSA-Berrak, 15,30 45, 20.00, 15,30 45", 2. sayfada ise " Dr Hakkı bey Hm gülşah Hanım" yazdığı tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı idare yanında müdahil doktorun resmi belgeyi yok etme, görevi kötüye kullanma ve taksirle yaralama suçlarını işlediğinden bahisle yargılandığı davada, ... Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla müdahil doktor hakkında resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu işlediğinden bahisle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, görevi kötüye kullanma ve taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiş; ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan mahkumiyetine dair hükmün tamamen kaldırılarak beraatine, görevi kötüye kullanma ve taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçları yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; kamu hizmetinin işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdare mahkemelerince, idarenin sorumluluğuna gidilirken de; hizmet kusurunun varlığı açıkça ortaya konulduktan sonra, uğranılan maddi ve manevi zararın miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminata Yönelik Kısmının İncelenmesi: İdare ve vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminata Yönelik Kısmının İncelenmesi: Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; bebekte gelişen klinik tablonun nedeninin tam olarak bilinemediği, doğum sonrası yapıldığı iddia edilen belgelere yönelik Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu ve dosyada mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde; daksillenen kısımların anne ve bebeğin takibi ve tedavisi uyumlu olduğunun görüldüğü dolayısıyla annenin ve bebeğin tedavisinde yer alan sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirildiğinden, davalı idarenin olayda hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. Bununla birlikte, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada, ÇKS bilgilerinin bulunduğu evrak aslı ile doğum süreciyle ilgili olarak hazırlanmış el yazılı notların aslı hakkında İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan raporda, iki belgede daksille kapatılmaya çalışılmış bölümler olduğunun belirtilmesi, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davalı idare yanında müdahil doktorun hastaya ait dosyadaki bir kısım belgenin asıllarını yok etme eyleminin ve hasta dosyası içerisinde bulunan 2 adet belgede daksilleme yaptığının tanık anlatımları, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu ve kriminal raporuyla sabit olduğu yönündeki değerlendirmesi, dosya kapsamında yer alan ifadeler ve davacıların temyiz dilekçesindeki iddiaları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, hasta dosyasında yer alan bir belgenin yok edilmesi ve 2 adet belgede daksilleme yapılması nedeniyle, yapılan eylemlerin doğuma ilişkin tıbbi ihmallerin örtülmesi amacına yönelik olup olmadığı hususunda davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak ve ömür boyu şüphe duyacakları açıktır. Bu durumda, olayın etkisi nedeniyle davacılarda meydana gelen manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; Davacıların maddi tazminata yönelik temyiz istemlerinin REDDİNE, manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.