Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süre ve makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süre ve makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 21/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 18/6/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga maddesiyle görevli bölümü) 2009/906 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga maddesiyle görevli) 25/3/2009 tarihli ve 2009/10 sorgu sayılı kararı ile "silahlı örgüte üye olma ve birden fazla insanı öldürmeye azmettirme" suçlarından tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 14/7/2009 tarihli ve E.2009/1040 sayılı iddianamesiyle başvurucunun "cürüm işlemek için teşekkül meydana getirme, suç işlemek için oluşturulan teşekkül mensuplarını azmettirme suretiyle kasten insan öldürme" suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır. Dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga maddesiyle görevli) E.2009/470 sayılı dosyası üzerinden ve başvurucu yönünden tutuklu olarak görülmüştür. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesiyle CMK mülga maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli ve E.2009/470, K.2014/42 sayılı kararı ile dosyanın Şırnak Ağır Ceza Mahkemesine devrine karar verilmiştir. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 7/4/2014 tarihli ve E.2014/167, K.2014/137 sayılı kararı ile davaya bakma hususunda Cizre Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Mahkeme yetkisizlik kararı ile birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Cizre Ağır Ceza Mahkemesinin 7/5/2014 tarihli ve E.2014/73, K.2014/4 sayılı kararı ile davaya bakma hususunda Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle (karşı) yetkisizlik kararı verilmiştir. Anılan Mahkeme de (karşı) yetkisizlik kararı ile birlikte tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu, Cizre Ağır Ceza Mahkemesince yetkisizlik kararı ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz etmiş; Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 7/7/2014 tarihli ve 2014/747 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 9/7/2014 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucu 31/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Şırnak ve Cizre Ağır Ceza Mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın gönderildiği Yargıtay Ceza Dairesi, 12/9/2014 tarihli ve E.2014/8723, K.2014/8255 sayılı ilamı ile Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına ve başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Yargıtay ilamı sonrası yargılamaya Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/676 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Mahkemenin 14/1/2015 tarihli ve E.2014/676, K.2015/16 sayılı kararı ile davanın Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiştir. Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/47 sayılı dosyası üzerinden devam olunan yargılamada Mahkeme, 5/11/2015 tarihli ve E.2015/47, K.2015/368 sayılı kararı ile başvurucu hakkında "cürüm işlemek için teşekkül meydana getirme" suçundan açılan davanın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşürülmesine, başvurucunun isnat edilen "azmettirme suretiyle kasten insan öldürme" suçlarından ise beraatine karar vermiştir. Anılan kararda ayrıca Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 25/3/2009 tarihli kararı ile tutuklanan ve Yargıtay Ceza Dairesinin 12/9/2014 tarihli kararı ile tahliye edilen başvurucuya "tazminat hakkı bulunduğunun bildirilmesine ve bu hususta kesinleşme şerhi bulunan kararın tebliğe çıkarılmasına" da hükmedilmiştir. Karar, başvurucuya ve müdafiine duruşmada tefhim edilmiştir. Dosya, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Yargıtayda temyiz incelemesindedir. Öte yandan başvurucu, kamuoyunda "Balyoz davası" olarak bilinen ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/283 sayılı dosyası ile görülen davada 11/2/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Mahkemenin 21/9/2012 tarihli ve E.2010/283, K.2012/245 sayılı kararı ile başvurucunun "Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten men etmeye teşebbüs" suçundan 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir (Cemal Temizöz, B. No: 2012/1005, 2/10/2013, §§ 7-9). Anılan davada verilen mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay Ceza Dairesinin 9/10/2013 tarihli ve E.2013/9110, K.2013/12351 sayılı ilamıyla onanmıştır. Anayasa Mahkemesinin bu davaya ilişkin olarak verdiği hak ihlali kararı (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014) sonrası Mahkeme 19/6/2014 tarihinde infazın durdurulmasına ve başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklulukta geçecek süre" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."