T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/80 - 2026/358 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/80 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/10/2023 NUMARASI : 2023/161 Esas 2023/654 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10/03/2026 Mahalli mahkemesince verilen karar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/80 - 2026/358 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/80 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/10/2023 NUMARASI : 2023/161 Esas 2023/654 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10/03/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketinde 1048874820 poliçe no'lu birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı aracın ... sevk ve idaresinde iken 05.08.2020 tarihinde Şırnak/Merkez-Siirt/Eruh çevreyolu yakınında bulunan plaka tanıma sistemi (pts) direğine çarparak sisteme zarar verdiğini, söz konusu bu kaza sonucunda müvekkili şirket tarafından 1048874820 poliçe no'lu birleşik kasko sigorta poliçesinde yer alan artan mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında zarar gören kuruma toplamda 60.880,00 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, dava dilekçesinde sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere davalı şirkete ait araç seyir halinde iken damperi açık unutarak bu kazanın oluşumuna kasti ve ağır kusuru ile sebebiyet verdiğinden Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı b.4 maddesine göre, müvekkili sigorta şirketinin davalıya rücu hakkı doğduğunu belirterek, dava dışı kuruma ödenmiş olan 60.880,00 TL hasar tazminatının, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirkete ait 1048874820 poliçe no'lu Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ... Plaka sayılı aracın, 05.08.2020 tarihinde ... kontrolünde iken, yol üzerinde bulunan Şırnak Emniyet Müdürlüğü'ne ait Plaka Tanıma Sistemi (PTS) direğine çarparak devirdiği ve hasar meydana geldiğini, meydana gelen kazanın, ...'nin bir anlık dalgınlığıyla, dikkatsiz ve tedbirsizce hareket etmesi neticesinde meydana geldiğini, olayda kastı ya da kasta yakın ağır bir kusurunun söz konusu olmadığını, Genel Şartlar B.4 maddesi (a) bendine göre, işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin “kasti bir hareketi veya ağır kusuru” sonucu meydana gelen kazalar nedeniyle sigorta bedelini ödeyen sigortacı, sigorta ettirene (işletene) rücu edebileceğini, yani eğer işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, kasti bir hareketi veya ağır kusuru yoksa, “yüzde yüz kusurlu olsalar bile” sigortacının dönme (rücu) hakkından söz edilemeyeceğini, bilindiği üzere; ağır kusur, özel bir hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla birlikte, kasta yakın bir kusurun varlığı anlamına geldiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da; “sürücü yüzde yüz kusurlu olmakla birlikte, kastı veya kasta yakın bir kusuru söz konusu değilse, sigortacının dönme (rücu) hakkı doğmayacaktır.” şeklinde kabul edilmekte olduğunu, yaşanan kazada araç şoförünün dalgınlıkla, dikkatsiz ve tedbirsizce hareket ettiği, kazada tam kusurlu olsa dahi, bu husus kastı veya kasta yakın bir kusurunun bulunduğu anlamını taşımayacağını, bu sebeple de sigorta şirketinin rücu hakkı olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; olayın davalı şirkete ait aracın damperinin açık kalması nedeniyle Emniyet Plaka Tanıma Sistemi direğine çarpması nedeniyle meydana geldiği, damperin hasar vermek amacıyla kasten açıldığı ileri sürülmemekle birlikte bu yönde bir emare de bulunmadığı, yine damperin açık kalması bakımından, seyir esnasında tespit edilemeyen bir nedenle açılması veya bu yöndeki teknik önlemlerin alınmaması hâllerinin kasta yakın "ağır kusur" olarak değerlendirilemeyeceği, davaya konu kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kasti hareketi veya ağır kusuru görülmediğinden sigorta açısından rücu koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sigortalı aracın damperli bir araç olduğunu, damperli araçlarda, araç yürür vaziyetteyken damper açıksa veya açılırsa sürücüyü ikaz etmek için sesli uyarı veren ve sürücünün görüş alanı içerisinde bulunan görsel ikaz sistemleri bulunduğunu, araçta ikaz sistemlerinin mevcut olduğu kabul edilecek olursa davalıya ait araç sürücüsünün damperin açık olduğundan haberdar olması gerektiğini ve bile bile araç sürerek kasti bir davranışta bulunduğunu, eğer araçta ikaz sistemi mevcut değil ise bunun da bir eksiklik olduğunu, yargılama sırasında ifade ettikleri üzere kazanın sigortalı araç sürücüsünün kasti ve ağır kusurlu davranışı ile meydana geldiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik anlamda yeterli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) teminatı içeren genişletilmiş kasko poliçesini düzenleyen davacının, dava dışı üçüncü kişiye ödediği tazminatı, sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürdüğü davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. İMMS, motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve genel hükümlere göre oluşan ve ZMSS limiti üzerinde kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazılı azami hadlere kadar sigorta güvencesi altına alan bir sigorta sözleşmesidir. Öte yandan, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (MKTİMSSGŞ) 3. maddesi uyarınca, manevi tazminat talepleri de, ek sözleşme ile teminat kapsamı içine alınabilir. Bu taleplerin, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) dışında kalması nedeni ile bu teminat, bahsi geçen zorunlu sigortanın varlığına bağlı olmaksızın, bu sigorta limitlerinin içinde hüküm ifade eder. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesinin 1. fıkrasında, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurulabileceği belirtilmiş, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (MKTİMSSGŞ) 4. maddesinde ise, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 4. Maddesine göre; "Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Sigortalının kasdi bir hareketi veya ağır kusuru yüzünden sebebiyet verilen zarar ve ziyanlara ilişkin talepler, b) Aracın, Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçerli sürücü belgesi olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi veya geçerli trafik belgesi olmadan kullanılması halinde sebebiyet verilen zarar ve ziyana ilişkin talepler, c) Aracın, alkollü içkilerin etkisi altında olup, güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olan veya uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış kimseler tarafından sevk ve idare edilmesi halinde sebebiyet verilen zarar ve ziyana ilişkin talepler, d)Araçların yolcu taşınmaya mahsus olmayan yerlerinde yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilen kapasite dışında fazla yolcu veya yük taşınması sebebiyle doğacak zarar ve ziyanlara ilişkin talepler. Bunlardan başka, sigorta ettiren zarar vukuunda 10. maddede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmez ve bunun sonucu zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, sigortacı zarar görene tazminatı ödemekle beraber, bu artış için sigorta ettirene rücu edebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. MKTİMSS Genel Şartlarında sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebilmesi için kasıt veya ağır kusurdan söz edilmiş olup, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartlar'ın bu maddesinde belirtilen ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmekte, aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en basit dikkat ve özenin gösterilmemesi şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hâl ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara tam bir aldırmazlık söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre de ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olarak, kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir. Somut olayda, trafik kazasının, davalıya ait aracın yolda bulunan plaka tanıma sistemi direklerine çarparak sisteme zarar vermesi ile oluştuğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kaza esnasında sürücünün %100 asli kusurlu olması halinin ağır kusur olarak kabul edilemeyeceği mütalaa edilmiş, ilk derece mahkemesi tarafından da alınan rapor doğrultusunda somut olayda, rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup, mahkemece davalı tarafın kazanın meydana gelmesine kast ya da ağır kusuru ile sebebiyet verdiğinin ispatlanamamış olması gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere ve özellikle de delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.