21. Hukuk Dairesi 2013/9340 E. , 2013/12056 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Hükmün, davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği d
**21. Hukuk Dairesi 2013/9340 E. , 2013/12056 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Hükmün, davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı vekilinin 15.11.2012 havale tarihli mazeret dilekçesinin (cevaplı telgraf) kabul edilmeyerek davanın (2.) kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle HMK'nın 320/4.maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacı vekilinin mazeretinin reddine dair ara kararın ve sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanun'un 7.maddesine göre İş Mahkemelerinde uygulanan şifahi yargılama usulünü düzenleyen HUMK'un 473 vd. maddeleri 6100 sayılı HMK'nın 450.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yasa'nın 316/d bendine göre "hizmet ilişkisinden doğan davalara", 316/g maddesine göre de "Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işlere" basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğinden eldeki uyuşmazlığa basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği açıktır. Basit yargılama usulüne ilişkin kurallar HMK'nın 316-322.maddelerinde düzenlenmiş olup Yasa'nın 320/4 maddesine göre basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve Yasa'nın 322/1 maddesine göre bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. HMK'nın 150.maddesine göre usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. 6100 HMK'nın 30.maddesine "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür" ve HMK'nın 150/2 maddesinde ifade edildiği üzere "geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez". Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Anayasa'nın 141/son ve HMK'nın 30.maddelerine göre "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" biçiminde açıklanan temel ilke çerçevesinde davacının duruşamaya katılmama gerekçesi "geçerli bir özür" olarak kabul edilebilir ise davacının "geçerli bir özrü nedeniyle duruşmaya katılmadığı" kabul edilerek dosya işlemden kaldırılmamalıdır. Somut olayda, davacı vekilinin mahkemeye 15.11.2012 tarihinde ulaşan cevaplı telgraf ile aynı gün ve saatte Kartal 2.İş Mahkemesinin 2010/1228 Esas ve Kartal 1.İş Mahkemesinin 2012/511 E. sayılı dava dosyalarının duruşması nedeniyle duruşmaya katılamayacağını bildirerek mazeretinin kabulü ile duruşma gününün tebliğini talep ettiği ancak ekinde belge sunmadığı, mahkemece davacı vekilinin mazeret bildirdiği ancak mazeretini tevsik edecek belgesinin ekli olmadığı gerekçesiyle mazeretin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle davacı vekilinin mazeret dilekçesinde duruşmaya katılmama gerekçesi yer aldığı gibi yeni duruşma gününün cevaplı telgraf ile bildirilmesi mümkündür. Dava maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup davacı tarafın davanın sürüncemede kalmasında kural olarak menfaati bulunmamaktadır. Davacı vekilinin mazeret dilekçesinde bildirdiği dava dosyalarında taraf vekili olup olmadığı veya duruşmalarına katılıp katılmadığı UYAP sistemi üzerinden de öğrenilebilir. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında davacı vekilinin 15.11.2012 havale tarihli mazeret dilekçesinin "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" biçiminde açıklanan temel ilkeye aykırı ve kötüniyetli bir davranış olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin geçerli bir özrü bulunmasına karşın yetersiz gerekçe ile mazeret dilekçesinin reddi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabule göre, davacının 70.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat isteği nedeniyle 1.320,00 TL ve 300,00 TL maddi tazminat istemi için de 36,00 TL olmak üzere toplam 1.356,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken 7.674,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi de doğru değildir. O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.