Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; Bu Kanunda, Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yay
davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nın, müvekkili şirkette 15/04/2019 tarihinde çalışmaya başladığını ve 15/05/2020 tarihinde istifa ettiğini, müvekkili şirkette ilk üç ay danışman sıfatıyla çalışmış olan davalı ...'nın Ağustos 2019 tarihi itibarıyla satın alma direktörlüğüne atandığını, davalının son brüt ücretinin 47.593,54 TL olduğunu, davalı müvekkil şirketteki görevinden istifa etmesinden sonra müvekkil şirket ile rakip konumunda bulunan ... Şirketi’nin müvekkil şirket ile birebir aynı hizmeti vermekte olan “...” uygulaması bölümünde yine satın alma direktörü olarak işe başladığını ve davalı ...'nın istifası sonrası rakip şirkette çalışmaya başlayarak, Gizlilik ve Rekabet Etmeme Yükümlülüğüne İlişkin Taahhütname'yi ihlal ettiğini, davalının müvekkil şirketten istifası sonrası çalışmaya başladığı ... Şirketi'nin tüm Türkiye’de mobil ticaret ve lojistik faaliyeti yürüten müvekkil şirketin en büyük tek rakibi konumunda olduğunu, davalının satın alma direktörü olarak müvekkil şirketin tüm ticari ve teknik sırları ile gelecek vizyonuna vakıf olduğunu ve şirketin kurucuları ile birlikte gelecek stratejilerini belirleyen kişilerden olduğunu, davalının rakip firmada çalışmaya başlaması müvekkil şirketin önemli zararına neden olacağını, tüm bu nedenlerle 500.000 USD tutarlı cezai şartın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava tarihi itibariyle güncel kur esas alınarak harç ikmal etmesi gerektiğini, aksi takdirde huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, davalı-müvekkil’in istifa ettiği yönündeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacı, işçilik alacaklarını ödeyeceği vaadiyle ve kendi aleyhine cari olan işten çıkarma yasağını aşabilmek ve işe iade davasına engel olmak için davalı-müvekkil’i istifaya zorladığını, müvekkilinin istifa etmediğini, işveren tarafından iş akdi feshedildiğinden huzurdaki davaya konu sözde rekabet yasağının sona erdiğini ve huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin taahhütname Türk Borçlar Kanunu 20. ve devamı maddeleri gereği genel işlem koşulları niteliğinde olduğunu ve cezai şartın yazılmamış sayılması gerektiğini, gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin taahhütname “kelepçe sözleşme” niteliğinde olduğunu, TBK tahtında yer, zaman, cezai şart ve konu bakımından geçersiz olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinde, yer açısından hiçbir düzenleme yapılmadığı, yer sınırlamasının getirilmemesi halinde sözleşmenin geçersiz olduğunu davacı yan her ne kadar 2 (iki) yıllık bir rekabet yasağı öngörmüş olsa da belirlenmiş olan bu iki yıllık süre Yargıtay kararları ve oturmuş içtihat ışığında azami süre olarak kabul görmediğini, davacının davalı-müvekkil’in kendileri bünyesinde çalıştığı dönemde satın alma direktörü olarak tüm ticari sır ve teknik sırlar ile gelecek planlarına vakıf olduğu yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin işi alanında piyasadaki tüm bilgilere vakıf olduğunu daha öncesinde bir çok şirkette pazarlama birimlerinde yönetici olarak çalıştığını, iş süreci içinde yeni tedarikçiler şirkete kazandırdığını, müvekkili ile davacının iş ilişkisi Mayıs 2019 da sonlanmış olmasına karşın huzurdaki dava Mart 2020 tarihinde yani uzun bir süre sonra ikame edildiğini, davalı-müvekkil’in rakip firmada çalışmaya başladığını ve işlerin türü itibariyle de paralel olduğu yönüyle de iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin ... şirketi değil ... şirketinde çalıştığını ve davacı şirketteki görevini yapmadığını, bu nedenlerle eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa 1 hafta kesin süre verilmesini ve verilen sürede harç tamamlanmaması durumunda davanın usulden reddine karar verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.