2. Hukuk Dairesi 2018/2807 E. , 2018/10197 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi . DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek tarafından 16.12.2009 tarihinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı boşanma davası açılmıştır. Kadın tarafından 03.04.2013 tarihinde Türk Medeni
**2. Hukuk Dairesi 2018/2807 E. , 2018/10197 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi . DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek tarafından 16.12.2009 tarihinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı boşanma davası açılmıştır. Kadın tarafından 03.04.2013 tarihinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı açılan birleşen boşanma davasına karşı, erkek tarafından 29.04.2013 tarihinde yine Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı karşı boşanma davası açılmış, dosyaların birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda mahkemece “tarafların boşanmaya yönelik taleplerinin kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Yerel Mahkemece verilen 05.02.2014 tarihli bu hüküm; Yargıtayca “ mahkemenin, yargılamayı sona erdirdiği oturumda hangi davayı kabul ettiği anlaşılamamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesinde gösterildiği şekilde hüküm sonucunu belirtmeyen böyle bir beyanla hüküm tefhim edilmiş ve hukuki varlık kazanmış sayılamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371/1-ç maddesindeki hükmün sonucunu etkilemeyen usul yanlışlıklarının bozma sebebi yapılamayacağına ilişkin kural, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. ve 297/2. maddesine uygun şekilde tefhim edilen hükümlerle ilgilidir. Yukarıda açıklanan nedenler karşısında, ortada hukuki varlık kazanmış bir karar mevcut olmadığından anılan maddesinin uygulanması da söz konusu bulunmamaktadır. Bu bakımdan, yeniden yargılama yapılarak Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/2-3 ve 297/2. maddelerinde, 10.04.1992 günlü ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında gösterildiği şekilde hüküm verilmek üzere temyiz olunan kararın bozulmasına, bozma sebebine göre, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir” şeklinde usulden bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, son kararla “ asıl dava ve birleşen davada boşanma talepleri yönünden verilen karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden boşanma yönünden karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmiştir.Yukarıda belirtilen bozma kararında ortada hukuki varlık kazanmış bir kararın mevcut olmadığı, yeniden yargılama yapılarak hüküm verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş, temyiz ve bozma sınırlandırılmamıştır. Kanunun sarih maddesine aykırılığa dayanan (HUMK m. 439/2) bu nitelikte bir bozma ile hüküm tamamen ortadan kalkmıştır. Öyleyse; bozmadan sonra boşanma ve ferileri konusunda yeniden hüküm tesis edilmelidir. Bu husus gözetilmeden, boşanma taleplerinin kesinleştiği kabul edilerek hüküm tesis edilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen boşanma davaları ile ferileri hakkında tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27.09.2018 (Per.)