Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3988 E. , 2024/3040 K. içl T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3988 Karar No : 2024/3040 DAVACI :...Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU: Davacı Şirket tarafından; 19/01/2020 tarih ve 31013 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin ekinde yer alan "Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi"…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3988 E. , 2024/3040 K. "İçtihat Metni" içl T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3988 Karar No : 2024/3040 DAVACI :...Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU: Davacı Şirket tarafından; 19/01/2020 tarih ve 31013 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin ekinde yer alan "Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi"nin; - 2.4.4.3 maddesinin beşinci paragrafının birinci cümlesinin, - 2.5.2 maddesinin birinci paragrafının ikinci ve üçüncü cümlesinin, - 2.5.3 maddesinin beşinci ve yedinci paragraflarının, - 2.5.6 maddesinin ikinci paragrafının, üçüncü paragrafında yer alan "en fazla 20,0 m olmalıdır" ibaresinin, dördüncü, beşinci ve sekizinci paragraflarının, - 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafının, - 2.5.6.2 maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü paragraflarının, beşinci paragrafının üçüncü cümlesinin, - 2.5.6.4. ve 2.5.6.5. maddelerinin başlıklarıyla birlikte içeriklerinin, iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; inşaat sektöründe ihtiyaç duyulan tesisat ve yapı elemanlarının temin ve servisine yönelik olarak faaliyette bulunduğu, ..., ..., ..., ... gibi markaların uluslararası yeterliliğe sahip ürünlerini tedarik ettiği, sifonik sistemlerde klasik sistemde kullanılan PE borular yerine 17 db PP sessiz borular ve klasik 6.9 lt/sn ve 12 lt/sn sifonik süzgeçler yerine 17.4 lt/sn yüksek kapasiteli süzgeçler kullanılarak yağmur suyu indirmedeki yüksek maliyetlerde tasarruf yanında ayrıca görsel ve işlevsel fonksiyonel kazançlarından uzun yıllar sorunsuzca faydalanabilme imkânı sağlandığı, sifonik sistem partnerlerinin Almanya menşeili ... firması olduğu ve davacı şirketin DIN-EN normlarına uygun ISO-CE-TUV-CERT vb. uluslararası kabul gören sertifikalara sahip, on yıl malzeme, işçilik ve dizayn garantisi veren dünyada ilk ve tek firma olduğu, dava konusu şartnamenin bir kısım maddelerinin bilimsel verilerden uzak ve açıkça hukuka aykırı olarak düzenlendiği, bu maddelerin kamu menfaati, rekabetin korunması, tüketicinin korunması, teknik olarak daha gelişmiş ürünlere açık olunması, daha fonksiyonel ürün çeşidi ile daha isabetli çözümlerin tasarlanabilmesi ve özellikle davacı şirketin ticari hayatının sona ermesine ve haksız rekabete yol açacak hükümler içermeleri nedeniyle iptal edilmeleri gerektiği, dava konusu Şartnamenin 28-36. sayfalarında bulunan madde 2.5.6. Sifonik Sistemler (Vakumlu Yağmur Suyu Sistemleri)’nin bilimsel verilerden uzak olarak hazırlandığı, Standart:VDI 3806/DIN EN 12056/DIN 1986-100’e göre ürün ve sistemleri mevcut olduğu halde şartname dışında bırakılması nedeniyle tüm kamunun mağduriyetine sebep olunduğu, anılan standardı sağlayan borularının, süzgeçlerinin ve bağlantı-ekleme sistemlerinin mevcut olduğu ve bu standarda göre yurt içi ve dışında referanslarının bulunduğu, dava konusu şartnamenin uhdesindeki ürünleri dışarıda bıraktığı, tek ürüne ait hammadde, ekleme şekli, hesaplamalarda mevcut marka ve sistemi ön plana çıkarttığı, yağış kabul hesaplarında teknik olarak tartışılması gereken hususlar içerdiği, vakumlu yağmur sisteminin standartlarına ve gereklerine göre uhdesindeki ürünler ile de en az şartnamedeki ürün kadar ve daha kaliteli olarak yapılabilmesi mümkün olmasına rağmen kendisine ait ürünlerin ve diğer ürünlerin dışlandığı ve kısıtlandığı, tek hammadde - tek ekleme şekli - marka tekeli nedeniyle rekabet koşullarının kısıtlandığı, haksız rekabete yol açacak uygulamalara imkân sağlandığı, değişik iklim koşulları, değişik çatı ve endüstri çeşidine göre boru hammadde tercihinin kısıtlandığı, (ekleme-birleştirme tekniği, sıcak-soğuk kaynak, solventli birleştirme, gapling sistemi, flanch sistemi, genel boru ekleme sisteminin kısıtlandığı), süzgeç ara mesafelerini, süzgeç kapasiteleri ve ona uygun seçilen boruları ile hesaplama yazılımları tayin etmesi gerekirken 20 metre sınırlaması ile özel koşulların dışarıda bırakıldığı, dava konusu Şartnamenin 2.5.6. maddesinin 4. paragrafının birinci satırında “HDPE borular elektrofüzyan veya alın kaynağı yöntemi ile birleştirilmelidir” denilmişse de alın kaynağı yapmak için hangi şartların gerekli olduğu, elektrofüzyon manşon kaynağı için hangi şartların gerekli olduğu hususlarının belirtilmediği, anılan paragrafla, sifonik sistem yapılan ve yapılmasında kullanılan malzemelere (hammadde özelliklerine) sınırlama getirildiği, vakumlu yağmur suyu sistemleri ile ilgili olarak dünya genelinde 304 veya 316 paslanmaz çelik borular, polipropilen borular ve UPVC pn6 sınıfı borular ile sifonik sistem uygulamaları yapıldığı ve yapılmaya devam ettiği, anılan boruların Türkiye genelinde ve dünyada yeterli referansa sahip olduğu, bu ürünler hiç yokmuş gibi hazırlanmış şartnamenin teknik özellikler ve verimlilik dikkate alınmak yerine hammaddeler ile bu işi yapan markaları öne çıkarmaya yol açacağı, dava konusu Şartnamenin 2.5.6 maddesinin 6. paragrafında yer alan düzenleme bakımından yüksek ısıl genleşmenin boruların hareketli olmasına ve uzun zamanda sistemde zafiyetler oluşmasına sebep olduğu, tesisat malzemeleri içinde bilinen en az genleşmeye pik borularda rastlanırken sifonik sistemlerde kullanılan HDPE borularda çok ciddi bir sorun olan ısıl genleşmeye dair bir standart ve uyarının yer almadığı, 2.5.6.1 maddesinin 1. paragrafının 1. satırında sifonik süzgeç yapımında kullanılan malzemelere (hammadde özelliklerine) sınırlama getirildiği, sifonik sistem uygulamalarında dünya genelinde poliproplen, UPVC, TPO ve Pik sifonik süzgeçlerin kullanıldığı, anılan paragrafın 4. cümlesinde “Süzgecin dışında bulunan yaprak tutucu ile sistemin tıkanması engellenmelidir” denilerek yaprak tutucunun gerekliliğine vurgu yapılmışsa da yaprak tutucu sistemin ve yapının emniyeti için gerekli olmasına rağmen sistemde bir zorunluluk olarak tarif edilmediği, süzgeç yaprak tutuculu ya da tutucusuz olarak kullanılmak üzere ucunun açık bırakıldığı, 2.5.6.2 maddesinin 1. paragrafında sadece HDPE, HPTP, Pik boruların sızdırmazlık sağlayabilen borular olarak tarif edilmesinin teknik olarak hatalı olduğu gibi haksız rekabetin önünü açtığı, 2.5.6.2 maddesinin 3. paragrafında yer alan “HPTP borular her kolon hattında zeminden 1,0 şeffaf gözlem ve müdahale kutusu konulmalıdır” şeklindeki ifadenin hatalı ve yanıltıcı olduğu, gözlem ve müdahale kapağının şeffaf olması sifonik sistemin çalışması için gerekli ve zaruri olmamakla birlikte bir ihtiyaç ise neden Pik ve HDPE borularda kullanılmasının tavsiye edilmediğinin anlaşılamadığı, edinilen bilgiye göre, şeffaf gözlem ve müdahale kutusunun Türkiye’de faaliyet gösteren tek bir firma tarafından kullanıldığı, şartnamedeki bu düzenleme nedeniyle bu firma dışındaki hiçbir firmanın kamu ihalelerine katılamayacağı, 2.5.6. maddesinin 5. paragrafında “Maksimum negatif basınç -800 mbar olmalıdır” denildiği, negatif basınç değeri ne kadar yüksek olursa sifonik sistemin o kadar kuvvetle çalışabileceği, HDPE boruların -800 mbar ile dünya genelinde kullanılan sifonik sistem boruları arasında en düşük iç vakum dayanımına sahip olduğu, iç vakum dayanımını en alt seviyedeki malzeme ile sınırlamanın sadece HDPE kullanan firmaların bu şartname uyarınca iş yapması diğer firmaların önünün kapanması anlamına geldiği, 2.4.4.3 maddesinin 5. paragrafının 1. cümlesinin “Tam sızdırmazlığın istendiği durumlarda, tasarımına bağlı olarak HDPE, PP, GRP, PVC rögarlar kullanılmalıdır.” şeklinde; 2.5.2 maddesinin 1. paragrafının 2. cümlesinin “…100 yıllık yağış ortalaması seçilmelidir. Ayrıca, 100 yılda bir, 15 dk. Süre ile tekrarlanan eğriden yağış eğrisi dikkate alınarak “Olağan Üstü Durum” sistemi dizayn edilmelidir. Bölge yağış değerleri dikkate alınmadan hiçbir kapasite hesabı yapılmamalıdır” şeklinde; 2.5.3 maddesinin 5. paragrafının “Tam sızdırmazlığın istendiği durumlarda, tasarımına bağlı olarak HDPE, PP, GRP, PVC rögarlar kullanılmalıdır. HDPE, PP, GRP, PVC rögarlar, HDPE, PP, GRP, PVC drenaj boruları ite birlikte kullanılmalı, bağlantılar kaynaklı ya da contalı olarak sızdırmaz şekilde yapılmalıdır. HDPE, PP, GRPE, PYC rögarlar donatılı beton zemin üzerinde yerleştirilmelidir" şeklinde; 2.5.3 maddesinin 7. paragrafının "Rögarlar arası Yağmur suyu tesisatının yapımında HDPE, PP, GRP, PVC ya da Beton borular kullanılmalıdır. HDPE, PP, GRP, PVC boru kullanılması durumunda 5.50 m ye kadar boru üstü toprak yüklerinde boru basınç sınıfı SN8; 5.50 m nin üzerindeki toprak yüklerinde boru basınç sınıfı en az SN10 olmalı, hiçbir şekilde yağmur suyu alt yapı sisteminde SN4 boru kullanılmamalıdır." şeklinde; 2.5.6 maddesinin 2. paragrafının “…100 yıllık yağış ortalaması seçilmelidir. Ayrıca, 100 yılda bir, 15 dk. Süre ile tekrarlanan eğriden yağış eğrisi dikkate alınarak “Olağan Üstü Durum” sistemi dizayn edilmelidir. Bölge yağış değerleri dikkate alınmadan hiçbir kapasite hesabı yapılmamalıdır” şeklinde; 2.5.6. maddesinin 4. paragrafının "HPTP,HDPE, PP, GRP, PVC borularda çap daralmalarına ve sürtünme kayıplarına sebebiyet vermemek amacı ile elektrofüzyon manşon, Gapling, soket yöntemiyle, (Yüksek performanslı termo plastik) borular kimyasal kaynak ile pik borular da özel kelepçelerle birleştirilmek suretiyle sifonik sistem sızdırmaz olarak yapılmalı HDPE boruların elektrofüzyon kaynak işlemi DVS 2207 standardına uygun olarak yapılmalıdır. Kaynak yapılacak malzemenin, kaynak yapılırken kötü hava koşullarından (rüzgar, toz, yağmur ve etkili güneş vb) etkilenmemesi, korunması amacı ve Kaynak yapılacak ortam sıcaklığının +5 derece ile +50 derece arasınada olması zorunluluğu dikkate de alınarak kaynak işleminin kaynak şartlarına uygun konteynerlerde yapılması gerekmektedir. Askılama işlemi sisteme özel askılamalar ile tespit edilmelidir. Seçilen süzgeçler ile borulama sistemi birbiri ile uyumlu olmalıdır." şeklinde; 2.5.6.1 maddesinin 1. cümlesinin "Sifonik süzgeçler, PE, PP, TPO, GRP, PO, sentetik malzemeden veya paslanmaz çelik, alminyum döküm malzemeden ısıtıcılı veya ısıtıcısız tipte girdap kırıcı yapıya sahip süzgeçler vakum sisteminin tıkarımayı önleyici yaprak tutucu başlıklar ile kullanılması gereklidir." şeklinde; 2.5.6.2. maddesinin 1., 2. ve 3. paragraflarının "Sistemde kullanılacak borular ve fittingsler, plastik Boru ve fittingsler PP, GRP, PVC, ABS, HDPE, HPTP metal boru ve fittingsler PİK, galveniz, alminyum, paslanmaz çelik gibi sızdırmazlık sağlayabilecek malzemelerden olmalı ve askılama ile uyumlu olmalıdır. HDPE Borular elektröfüzyon kaynağı yöntemiyle birleştirilmelidir.. HOPE borular ve ek parçaları, HDPE-100 malzemeden EN 1519-1 standardına uygun olarak tamamı fabrikadan temperli üretilmiş olmalıdır. Ek parçaların tamamı fabrikadan orjinal enjeksiyor ile üretilmiş olmalıdır. HPTP (yüksek performanslı termoplastik) boru ve bağlantı parçaları, kimyasal yöntem ile birleştirilmelidir. Tüm süzgeçler yatay boru hattına uygun fittingsler veya fleksible boru lle bağlanabilir." şeklinde; 2.5.6.2 maddesinin 5. paragrafında yer alan “Maksimum negatif basınç -800 mbar olmalıdır” ibaresinin “Minimum negatif basınç -800 mbar olmalıdır, daha yüksek değer seçilerek sistemin vakum değeri artırılmalıdır” şeklinde; 2.5.6.4 maddesinin başlığının "PP, GRP, PVC, ABS, HDPE,HPTP boruların askılama sistemi.", içeriğinin ise "VDI3806/DIN EN 12056 / DIN1986-100 standartlarına ve Üretici montaj kataloğuna göre askı montaj yapılmalıdır. Termik uzama katsayısı 0.05 mm/mkK'den fazla olan borularda; 1 m den daha uzun yatay borular, borunun üzerine konulacak en az 30x30 mm ebatlarındaki 2mm et kalınlığına sahip galvaniz kutu profil ile askılanmalıdır. Kutu profiller 2,5 m de bir, binaya rod veya tij ile sabitlenmelidir. Boruları taşıyan kutu profiller 6-8 m aralıklar ite açılı askılanarak sismik tedbirler alınmalıdır." şeklinde; 2.5.6.5 maddesinin başlığının ise "PİK galveniz, alminyum, paslanmaz çelik boruların askılama sistemi" şeklinde olması gerektiği, madde metninde beyan edilenin aksine VDI3806/DIN EN 12056/DIN1986-100 standartlarına ve üretici montaj kataloğuna göre askı montaj yapılması gerektiği, dilekçe ekinde sunulan bilimsel mütalaa uyarınca, satışını yaptığı ürünlerin sifonik sistemler için en uygun ürünler olduğu, teknik şartnamede yer alacak hükümlerin tereddüde, yanlış anlamaya ve bir isteğin diğeri ile çelişmesine imkân bırakmayacak şekilde açık ve kesin olması gerektiği, teknik şartnamelerin en az iki, mümkünse daha fazla üretici firmanın ürününü kapsayacak ve böylece rekabet ortamını yaratacak şekilde hazırlanması gerektiği, satışını yaptığı ürünler ile daha önce birden çok kamu ihalesini üstlenip verdiği taahhütleri süresi içerisinde uygulamalarını yapıp teslim ettiği, şartname konusu işlerde kullandığı malzemelerin daha verimli ve amaca uygun ve daha kaliteli olmasına rağmen ürünlerin tamamen şartname dışına çıkarılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve haksız rekabete yol açacağı ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; 30/06/2007 tarih ve 26568 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yapı İşleri İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ ekindeki Makine Tesisatı Genel Teknik Şartname Bölümünün güncel ulusal mevzuata, AB mevzuatına ve günümüz teknolojik gelişmelere uyarlanması amacıyla yaklaşık üç yıl süren çalışmalar neticesinde düzenlenen genel teknik şartname taslaklarının tüm sektör paydaşları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından gelen görüşler doğrultusunda revize edilerek 01/12/2019 tarih ve 30965 sayılı Resmi Gazete’de Makine Tesisatı Genel Teknik Şartnameleri halinde sekiz bölüm olarak yayımlandığı, makine tesisatının tasarımında dikkat edilmesi gereken hususların da teknik şartnameye dâhil edilmesi zorunluluğu dolayısıyla hazırlanan dava konusu Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamelerinin ise Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ ekinde 19/01/2020 tarih ve 31013 sayılı Resmi Gazete’de sekiz bölüm halinde yayımlandığı, güncelleme çalışmaları esnasında, sektörel dernekler vasıtasıyla makine tesisatı alanındaki firmalarla irtibata geçilerek yürütülen görüş alışverişleri neticesinde tüm malzeme, aksesuar gibi unsurların detaylı olarak incelendiği, piyasada temin edilme, kullanım yaygınlığı, ülke genelinde temin edilebilirliği ve servis durumu da gözetilerek tek marka ve modele yönlendirmeyecek ve rekabet ortamını koruyacak şekilde şartnamelerin düzenlendiği, özellikle patentli ürünlerin, tek bir firma tarafından imal/ithal edilen ve piyasada rakibi olmayan ürünlerin genel teknik şartnamelere dâhil edilmemesine ve idarelerin belli marka ve modele yönlendirilmemesi hususuna büyük bir hassasiyet gösterildiği, yalnızca ithal edilmekte olan ürünlerin zaman içinde yerli firmalar tarafından da üretilir hale gelmesi, mevzuata uygun olarak belgelendirilmesi ve ülke içinde rekabet ortamının oluşması durumunda bu tür ürünlerin genel teknik şartnamelere dâhil edilmesine ilişkin sürecin güncelleştirme çalışmaları kapsamında sürekli olarak devam ettirileceği, dava konusu teknik şartnamenin kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut ve yeni yapılacak tüm yapılarda mekanik tesisat sistemlerinin tasarımından başlayarak, kullanılacak tüm cihaz ve donanımların teknik özelliklerini, uygulama esaslarını ve işletmeye alma sürecini kapsayan temel bir doküman olarak düzenlendiği, ihale ekinde yer alacak teknik şartnamenin Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 17. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ilgili idare tarafından hazırlanması gerektiği, kamu binaları dışında özel kişiler tarafından yapılmakta olan özel sektör binaları ile kamuya ait şirketlerin de proje yapım işlerinde bu şartnamelerden kılavuz belge olarak faydalanabildikleri, dolayısıyla dava konusu Genel Tasarım Teknik Şartnamelerinin kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı ihaleler açısından da özel kişilerin yapım işlerinde de zorunlu bir belge olarak değerlendirilmediği, yaklaşık üç yıl süren güncelleme çalışmaları boyunca, bahsedilen ürünlerin Genel Tasarım Teknik Şartnamelerine dâhil edilmesi noktasında herhangi bir görüş bildiriminin olmadığı, dava dilekçesinde bahsi geçen ürünlerin Bakanlıkça her yıl yayınlanmakta olan İnşaat ve Tesisat Birim Fiyat Kitaplarında ve İller Bankası 2020 Yılı Birim Fiyatlarında yer almadığının tespit edildiği, anılan ürünlerin ithal ve patentli olduğunun anlaşıldığı, Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca patentli ürünlere teknik şartnamede yer verilmesinin öngörülmediği, 06/09/2011 tarih ve 28046 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yerli Ürün Kullanımı konulu Genelge uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının yapım işlerinde kullanılacak ürünlerde yerli malı olma şartının aranmasının gerektiği, Kamu İhale Kurumu’nun internet sayfasında belirtilen yapı malzemelerinin kamu ihaleleri yapım işlerinde kullanımı açısından yerli üretim olanlarının tercih edilmesi zorunluluğunun bulunduğu, Genel Tasarım Teknik Şartnamesinde belirtilen ürünlerin mevzuat ve standartlara uygun olarak üretilmesinin yanı sıra yapım işlerinde tercih ediliyor olması, ürünlerin ülke genelinde temin edilebilirliği, yedek parça ve servis hizmetlerinin yaygınlığı hususlarının göz önünde bulundurulduğu, dava konusu Şartnamenin 2.4.4.3 ve 2.5.3 maddelerinde ülkemizde yürürlükte olan standartlara, mevzuata ve kabul görmüş bilimsel verilere uygun ve yaygın bir şekilde birden fazla üretici firma tarafından üretilmesi ve rekabet şartları oluşmuş ürünler olması sebepleriyle HDPE rögarların tercih edildiği, yabancı menşeili ve patentli ürünlerin tercih edilmesinin yerli ürünlerin teşviki ilkesine ve rekabet şartlarına aykırı olduğu, kamu otoritesinin belirli özel veya tüzel kişilerin ihtiyaçlarını önceleyecek şekilde düzenleyici işlem tesis etmesinin beklenemeyeceği, ülkemizde yürürlükte bulunan standartlar ve mevzuatla belirlenen genel kabuller doğrultusunda projelerin tasarlandığı, bu bağlamda dava konusu Şartnamenin 2.5.2 maddesinde tamamen objektif ve bilimsel bir veriden hareket edildiği, kamunun ihtiyata göre hareket etmesi gerekliliğine riayet edildiği, davacının iddialarının bilimsellikten uzak ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, 2.5.6 maddesinde tamamen objektif ve bilimsel bir veriden hareket edildiği, kamunun ihtiyata göre hareket etmesi gerekliliğine riayet edildiği, 300lt/sn.ha değerinin mevzuatın uygun gördüğü bir alt sınır değeri olduğu, söz konusu eğride bu değerin altındaki bölgelerde en az bu değere göre hesaplama yapılmasının emniyetli sınırlarda kalmanın gereği olduğu, seçilen süzgeçler ile borulama sisteminin birbiri ile uyumlu olmasının teknik bir zorunluluk olduğu, seçilen boruların kaynak ve benzeri birleştirme yöntemlerinin de bilimsel gereklilikler gözetilerek malzeme uyumu doğrultusunda yapıldığı, sistemde pik boru kullanılması halinde dikkat edilmesi gereken hususlara açıklık getirildiği, tasarım şartlarına paralel olarak standartlara, mevzuata ve kabul görmüş bilimsel verilere uygun, yaygınlık, ömür, mukavemet ve rekabet şartlarını sağlayan ürünlerin kullanılmasının düzenlendiği, sistemde pik boru kullanılması halinde belirlenen sınırların tamamen bilimsel gereklilik gözetilerek belirlendiği, 2.5.6.1 maddesinde yer alan düzenlemenin tamamen bilimsel gereklilikler, hizmet gerekleri ve ortak kamusal yarar gözetilerek yapıldığı, 2.5.6.2, 2.5.6.4 ve 2.5.6.5 maddelerinde yer alan düzenlemelerin düzenleyici işlemin genel olarak vaz edilmesi düşüncesi doğrultusunda yapıldığı, iddiaların bilimsel temelden yoksun olduğu, davacının bahsettiği ürünlerin dava konusu Teknik Şartnameye dâhil edilmesi durumunda söz konusu ürünlerin patentli olması ve ülkemizde rekabet ortamı olmaması nedeniyle idare tarafından yapılacak ürün seçiminde idareyi tek bir marka ve modele yönlendirecek olmasından ötürü bu durumun haksız rekabete ve mevzuata aykırı olacağı, bu aşamada dâhil edilmeleri mümkün olmamakla birlikte ileride rekabet ortamının oluşması durumunda konunu yeniden değerlendirilebileceği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin; 2.4.4.3 maddesinin 5. paragrafının 1. cümlesi, 2.5.3. maddesinin 5. ve 7. paragraflarının, 2.5.6 maddesinin 4., 5. ve 8. paragraflarının, 2.5.6.1 maddesinin 1. paragrafının, 2.5.6.2 maddesinin 1., 2., 3. ve 4. paragraflarının, 5. paragrafının 3. cümlesinin, 2.5.6.4 ve 2.5.6.5. maddelerinin eksik düzenleme nedeniyle iptali, 2.5.2 maddesinin 1. paragrafının 2. ve 3. cümlesi, 2.5.6 maddesinin 2. Paragrafı ve 3. paragrafında yer alan "en fazla 20,0 m olmalıdır" ibaresi yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ :Dava,19/01/2020 tarih ve 31013 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin ekinde yer alan "Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin; 1- 2.4.4.3 maddesinin 5. paragrafının 1. cümlesinin, 2- 2.5.2 maddesinin 1. paragrafının 2. ve 3. cümlesinin, 3- 2.5.3 maddesinin 5. ve 7. paragraflarının, 4- 2.5.6 maddesinin 2. paragrafının, 3. paragrafında yer alan "en fazla 20,0 m olmalıdır" ibaresinin, 4., 5. ve 8. paragraflarının, 5- 2.5.6.1 maddesinin 1. paragrafının, 6- 2.5.6.2 maddesinin 1., 2., 3. ve 4. paragraflarının, 5. paragrafının 3. cümlesinin, 7- 2.5.6.4 ve 2.5.6.5. maddelerinin başlıklarıyla birlikte içeriklerinin İptali istemiyle açılmıştır. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 97. maddesinini 1. fıkrasının (k) bendinde Bayındırlık ve iskân işleri ile ilgili şartname, tip sözleşme, yıllık rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tarifleri hazırlamak, yayımlamak ve gerekli görülen hallerde yayımlanan rayiç ve birim fiyatları güncellemek, hususunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görevli ve ve yetkili olduğu kurala bağlanmış, 123. maddesinde, "Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler, ilgili kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre ihale ettikleri işler hariç bu bölüm uyarınca çıkarılan yönetmelik, tip sözleşme, şartname, rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tariflerine uymak ve bunları uygulamakla yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir. Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin dava konusu edilen Pis Su Rögarları ve Rögarlar Arası Bağlantılar başlıklı 2.4.4.3. Maddesinin 5. Paragrafında “Tam sızdırmazlığın istendiği durumlarda, HDPE rögarlar kullanılmalıdır. HDPE rögarlar, HDPE/PP pis su boruları ile eklentili parçaları birlikte kullanılmalı, bağlantılar kaynaklı ya da contalı olarak sızdırmaz şekilde yapılmalıdır. HDPE rögarlar donatı beton zemin üzerinde yerleştirilmelidir.” kuralı Konvansiyonel yağmur suyu Tesisatı başlıklı 2.5.2. Maddesinin 1.paragrafında, "Konvansiyonel yağmur suyu Tesisatı bölgesel yağış şiddeti, yağış düşen su geçirimsiz etkili çatı alanı ile yatay ve düşey yağmur suyu borularının taşıma kapasitesi esas alınarak tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Konvansiyonel yağmur suyu sistemlerin tasarımında alınması gerekli yağış değeri, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan ilgili bölgeye ait “Maksimum Yağışlar Şiddet ve Tekerrür Analizleri” dikkate alınarak 100 yılda bir, 15 dk süre ile tekrarlanan eğriden seçilmelidir. Söz konusu yağış şiddetinin 300 lt/sn ha değerinin altında olması durumunda tasarım yağış değerinin en az 300 lt/sn- ha alınmalıdır." kuralı Yağmur suyu Rögarları ve Rögarlar Arası Bağlantı başlıklı 2.5.3. Maddesinin 5. Paragrafında “Tam sızdırmazlığın istendiği durumlarda, HDPE rögarlar kullanılmalıdır. HDPE rögarlar, HDPE/PPdrenaj boruları ile eklentili parçaları birlikte kullanılmalı, bağlantılar kaynaklı ya da contalı olarak sızdırmaz şekilde yapılmalıdır. HDPE rögarlar donatı beton zemin üzerinde yerleştirilmelidir.” 7. Paragrafında “Rögarlar arası yağmur suyu tesisatı yapımında HDPE ya da beton borular kullanılmalıdır.” ifadeleri bulunmaktadır. HDPE boru kullanılması durumunda 5,50 m'ye kadar boru üstü toprak yüklerinde boru basınç sınıfı SN8; 5,50 m'nin üzerindeki üzerindeki toprak yüklerinde boru basınç sınıfı en az SN10 olmalı, hiç bir şekilde yağmur suyu alt yapı sisteminde SN4 boru kullanılmamalıdır." kuralı, Sifonik Sistemler başlıklı 2.5.6. maddesinin 2. Paragrafında "Sifonik yağmur suyu drenajı için boru çapı hesabı VDI 3806 / DIN EN 12056 / DIN 1986-100 standartlarına göre yapılmalıdır.sifonik sistemlerin tasarımında alınması gerekli yağış değeri miktarı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan ilgili bölgeye ait “Maksimum Yağışlar Şiddet ve Tekerrür Analizleri” dikkate alınarak 100 yılda bir, 15 dk süre ile tekrarlanan eğriden seçilmelidir. Söz konusu yağış şiddetinin 300 It/sn ha değerinin altında olması durumunda tasarım yağış değeri en az 300 lt/sn- ha alınmalıdır. 3. paragrafında; sifonik etkinin oluşabilmesi için ihtiyaç duyulan minimum yükseklik 3,0 m olmalıdır. Bu mesafe süzgecin flanş seviyesi ile en son yatay toplayıcı borunun ekseni arasından ölçülmeli ve sifonik sistem tasarımında iki süzgeç arası mesafe en fazla 20,0 m olmalıdır. 4. paragrafında; HDPE borular elektrofüzyon veya alın kaynağı yöntemiyle, HPTP (Yüksek performanslı termoplastik) borular kimyasal kaynak ile, pik borular da özel kelepçelerle birleştirilmek suretiyle sifonik sistem sızdırmaz olarak yapılmalı ve özel boru askılama sistemleriyle tespit edilmelidir. Seçilen süzgeçler ile borulama sistemi birbiri ile uyumlu olmalıdır. 5. paragrafında pik borular mufsuz olmalı; bağlantı parçaları, kelepçelerin ve aksesuârların TS EN 877 standardına; birleştirme kelepçelerinin contalarının TS EN 681-1 standardına uygun olmalıdır. 8. paragrafında; Pik boruların ısıl genleşme katsayısı maksimum 0,0105 mm/mK olmalı, genleşme soketi gerektirmemelidir. " kuralı Sifonik Süzgeçler başlıklı 2.5.6.1. Maddesinin 1. Paragrafında "sifonik süzgeçler PE, sentetik malzemeden veya paslanmaz çelik, alüminyum döküm malzemeden ısıtıcılı veya isiticisiz tipte girdap kırıcıya sahip olmalı, suyun sisteme dönerek girmesini engelleyerek sistemin hava almamasını sağlamalıdır. Süzgeçler UV ışınlarına dayanımlı olmalıdır. Süzgeçler çatı yalıtım türü ile uyumluluk göstermelidir. Süzgecin dışında bulunan yaprak tutucu ile sistemin tıkanması engellenmelidir. Süzgeçler, yağmur toplama alanı ve yağış şiddetine bağlı olarak uygun kapasitede seçilmelidir." kuralı, Kullanılacak Borular ve Fittingsler başlıklı 2.5.6.2. Maddesinin 1. Paragrafında “Sistemde kullanılacak borular ve fittingsler, HDPE, HPTP, PİK gibi sızdırmazlık sağlayabilecek malzemelerden ve askılama elemanları ile uyumlu olmalıdır. 2. paragrafında, HDPE boruların elektrofüzyon veya alın kaynağı yöntemiyle birleştirilmeli ve HDPE borular ile ek parçaları HDPE-80 veya HDPE 100 malzemeden EN 1519-1 standardına uygun olarak üretilmiş olmalıdır. 3. Paragrafında, HPTP (yüksek performanslı termoplastik) boru ve bağlantı parçaları özel kimyasal yöntemle birleştirilmelidir. Tüm süzgeçler yatay boru hattına fleksible boru ile bağlanmalı, her kolon hattında zeminden 1,0 m yukarıda şeffaf gözlem ve müdahale kutusu konulmalıdır. 4. Paragrafında, pik boru kullanılması halinde sistemde sızdırmazlık özel kelepçelerle sağlanmalıdır. 5. paragrafının 3. cümlesinde, maksimum negatif basıncın -800 mbar olmalıdır." kuralı “HPTP Boruların Askılama Sistemi” başlıklı 2.5.6.4 maddesinde "Yatay borularda kullanılan tüm kelepçeler binaya rod veya tij ile sabitlenmelidir. Yatay borularda kullanılacak kelepçeler, yatay boruların kontrollü şekilde genleşmesine müsaade edecek şekilde olmalıdır. Tüm askılama elemanları galvaniz çelik olmalı, ısıl genleşmelerden ve vibrasyondan dolayı oluşacak olan gerilmelere dayanıklı olmalıdır. HPTP boru ve bağlantı parçalarının genleşme katsayısı maksimum 0,07 mm/mK olmalı, yatay boru hatlarında oluşabilecek bir kısım genleşme hareketleri flexible borular tarafından absorbe edilmelidir. Askı kelepçeleri boruyu sıkmamalı, flexible boruların genleşme yönündek serbestisi engellenmemelidir. Flexible boruların kullanılmadığı durumlarda yada özel hallerde yatay boru hattının 8,0 metreden uzun olan her bölümü bir sabit nokta + genleşme soketi kombinasyonu ile donatılmalıdır. İniş borusunun alt kısmında bulunan gözlem kontrol elemanından hemen önce bir genleşme soketi yer almalıdır. İniş borusunda maksimum 4,0 m'de bir genleşme soketi kullanılmalı, sabit nokta + genleşme soketi kombinasyonu her yön değişiminden sonra ve iniş borusundan hemen önce uygulanmalıdır. Genleşme soketleri mutlaka sabitlenmelidir. Kelepçe aralıkları, 40 -63 mm arası 1,0 m'de 1 adet; 75 - 200 mm arası 1,50 m'de 1 adet olmalıdır." kuralı, Pik Boruların Askılama Sistemi başlıklı 2.5.6.5.maddesinde " Pik borularda ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan genleşme soketi ve sabitleme sistemlerinin kullanılmasına gerek olmamalıdır. Sifonik sistem pik yağmur suyu boruları, yatayda % 0 eğimle sızdırmaz bir şekilde döşenmelidir. Yatay boru sistemleri için her bir boru parçasi iki noktadan sabitlenmelidir. Tercihen askı elemanlarının boru ucundan uzaklığı 0,75 m olmalıdır: Düşey boru hatlarında her bir katta en az 1 askı elemanı kelepçesi kullanılmalıdır. Tercihen askı kelepçeleri yukarıdaki boru ucunun 1/3'ü ve aşağıdaki boru ucunun 1/3'ü oranın mesafede yerleştirilmelidir. Şaftlardan geçen düşey boru sistemlerinde ise düz inişlerde kolon desteği ve destek yatağı boruların ağırlığını karşılayacak şekilde monte edilmelidir. Düşey hattın sonunda yer alan kolon desteği ve destek yatağı İse hemem boruların ağırlığını hem de itme kuvvetlerini karşılamalıdır. Kolon desteği ve kolon destek yatağı kat aralıklarının 2,50 m olduğu durumlarda, ilk olarak birinci katın tabanında ve daha sonra her 5 katta bir, ya da her 15.0 m'de bir kullanılmalıdır." kuralı yer almıştır. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 97. maddesi gereğince Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğin davalı bakanlıkça hazırlanarak Resmi gazetede yayımlandığı, davacı şirket tarafından genel olarak, düzenlemenin teknik olarak daha gelişmiş ürünlere açık olması gerektiği, daha fonksiyonel ürün çeşidi ile daha isabetli çözümlerin tasarlanabilmesi bakımından haksız rekabete yol açacak hükümler içermesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu iddiaları ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden Danıştay 10.Dairesi tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle "Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin , özel ve tüzel kişiler ile kamu kuruluşlarına ait ait mevcut ve yeni yapılacak tüm yapıların makina tesisatının mevzuata uygun olarak tasarımını, kullanılacak malzeme ve mamulün genel teknik özelliklerini, ilgili cihazların teminini, montajını ve işletmeye alımıyla ilgili teknik esasları kapsadığı, dava Konusu edilen 2.4. bölümünün Pis Su Tesisatı Sistemleri, 2.5. bölümünün ise Yağmur Suyu Tesisat Sistemleri ile ilgili uygulama alanlarına ilişkin olduğu, Teknik şartnamenin ilgili bölümlerinde pis su ve yağmur suyu tesisatı yapımında HDPE (Yüksek Yoğunluklu Polietilen) ve Beton Boru olmak üzere iki farklı boru malzemenin tanımlandığı, PVC ve Polipropilen plastik boruların TS EN 120561'deki performans kriterlerini sağladıkları taktirde, çatılardaki yağmur suyu drenaj sistemlerinde kullanılmasını kısıtlayan bir etken bulunmadığından tek bir plastik boru malzemesi olan HDPE'nin tanımlanmasının plastik malzeme çeşitliliğini kısıtladığı, nitekim Şartnamenin 1.3. maddesi kapsamında boru montaj tekniklerinin kullanılması için kısıtlayıcı bir etken bulunmadığından alternatif malzemeler için de montaj yöntemlerinin TS EN 12056-5'deki montaj kısmındaki talimatlara atıfta bulunularak açıklanması gerektiği, bu bağlamda Şartnamenin, 2.4.4.3. , 2.5.3. , 2.5.6.1. , 2.5.6.2 , 2.5.6.4 ve 2.5.6.5. maddelerinde eksik düzenleme bulunduğu; Öte yandan yağmur suyu sistemlerinin maksimum debiye göre çalışmaları ve fonksiyonlarını yerine getirmeleri bina güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğundan maksimum debinin hesabında 100 yıllık dönüş periyoduna sahip 15 dakikalık yağış süre eğrisinin kullanılması ve Yağış şiddetinin 300 lt/sn ha değerinin altında olması durumunda tasarım yağış değerinin en az 300 lt/sn gerekliliğinde TS EN 12056-3 standardı kapsamında bilimsel gereklere aykırı bir yön bulunmadığı, keza drenaj sisteminin deşarj kapasitesi güvenliği için süzgeç arası mesafenin en fazla 20,0 m olması ve sifonik etkinin oluşması için minimum 3 m su sütunu yüksekliğinin oluşması gerektiği şeklindeki düzenlemelerin ve özel koşullara yer verilmemesinin bilimsel ve teknik gereklere uygun olduğu değerlendirilmiştir." görüşüne yer verilmiştir. Bilirkişi raporu ve dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; Pis Su Tesisatı Sistemleri ve Yağmur Suyu Tesisat Sistemlerinin yapımında HDPE (Yüksek Yoğunluklu Polietilen) ve Beton dışında standartlara uygun olmak kaydıyla alternatif plastik boru malzemelerinin ve boru montaj tekniklerin kullanılmasında bilimsel ve teknik açıdan bir sakınca bulunmadığı, sistem hesaplamalarında 100 yıllık dönüş periyoduna sahip 15 dakikalık yağış süre eğrisinin esas alınmasında, süzgeç arası mesafenin en fazla 20,0 m ve sifonik sistem yüksekliğinin min. 3 m olarak belirlenmesinde bilimsel ve teknik verilere aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, Şartnamenin Pis Su Tesisatı Sistemleri ve Yağmur Suyu Tesisat Sistemlerinin yapımında HDPE (Yüksek Yoğunluklu Polietilen) ve Beton dışında alternatif plastik boru malzemelerine ve boru montaj tekniklerine yer verilmemiş olması nedeniyle, eksik düzenleme niteliğinde olduğu ve bu yönden hukuka aykırı bulunduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin; 2.4.4.3 maddesinin 5. paragrafının 1. cümlesi, 2.5.3. maddesinin 5. ve 7. paragraflarının, 2.5.6 maddesinin 4., 5. ve 8. paragraflarının, 2.5.6.1 maddesinin 1. paragrafının, 2.5.6.2 maddesinin 1., 2., 3. ve 4. paragraflarının, 5. paragrafının 3. cümlesinin, 2.5.6.4 ve 2.5.6.5. maddelerinin eksik düzenleme nedeniyle iptali, 2.5.2 maddesinin 1. paragrafının 2. ve 3. cümlesi, 2.5.6 maddesinin 2. Paragrafı ve 3. paragrafında yer alan "en fazla 20,0 m olmalıdır" ibaresi yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı'nın; aralarında TOBB İklimlendirme Meclisi, TMMOB Makine Mühendisleri Odası ve Türk Tesisat Mühendisleri Derneğinin de yer aldığı sektörden uzmanların katılımlarıyla ve kamu kurumlarından gelen görüşler doğrultusunda oluşturduğu Makine Tesisatı Genel Teknik Şartname taslakları ile Makine Tesisatı Tasarım ve Uygulama Kılavuzu taslakları Yüksek Fen Kurulu Başkanlığının resmi internet sitesinde yayımlanmış, yayımlanan bu taslak metinler üzerinden de aynı Kurulca ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınıp değerlendirilmesinin ardından nihai hali verilen Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamalerine Dair Tebliğ, 19/01/2020 tarih ve 31013 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Dava konusu Tebliğ; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun kapsamında bulunmayan, özel (gerçek) ve tüzel kişiler ile kamu kuruluşlarına ait mevcut ve yeni yapılacak tüm yapıların makina tesisatının mevzuata uygun olarak tasarımını, kullanılacak malzeme ve mamulün genel teknik ve özelliklerini, ilgili cihazların teminini, montajını ve işletmeye alımıyla ilgili teknik esasları kapsamaktadır. İnşaat sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket tarafından; anılan Tebliğin Ek-1'inde yer alan "Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi"nin; - 2.4.4.3 maddesinin beşinci paragrafının birinci cümlesinin, - 2.5.2 maddesinin birinci paragrafının ikinci ve üçüncü cümlesinin, - 2.5.3 maddesinin beşinci ve yedinci paragraflarının, - 2.5.6 maddesinin ikinci paragrafının, üçüncü paragrafında yer alan "en fazla 20,0 m olmalıdır" ibaresinin, dördüncü, beşinci ve sekizinci paragraflarının, - 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafının, - 2.5.6.2 maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü paragraflarının, beşinci paragrafının üçüncü cümlesinin, - 2.5.6.4 ve 2.5.6.5. maddelerinin başlıklarıyla birlikte içeriklerinin, iptali istemiyle işbu dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı" alt başlıklı Dördüncü Bölümünün "Görev" başlıklı 97. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde, "Bayındırlık ve iskân işleri ile ilgili şartname, tip sözleşme, yıllık rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tarifleri hazırlamak ve yayımlamak" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkileri arasında sayılmış; Bakanlık hizmet birimlerinden olan Yüksek Fen Kurulu Başkanlığının görev ve yetkilerini düzenleyen 112. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Bayındırlık ve iskân işleri ile ilgili şartname, tip sözleşme, yıllık rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tarifleri hazırlamak ve yayımlamak" Yüksek Fen Kurulu Başkanlığının görev ve yetkileri arasında düzenlenmiş; "Kamu kurum ve kuruluşlarının yükümlülüğü" başlıklı 123. maddesinde, "Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler, ilgili kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre ihale ettikleri işler hariç bu bölüm uyarınca çıkarılan yönetmelik, tip sözleşme, şartname, rayiç, birim fiyat, birim fiyatlara ait analiz ve tariflerine uymak ve bunları uygulamakla yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir. 19/01/2020 tarih ve 31013 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamelerine Dair Tebliğ'in "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Tebliğ, 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 123 üncü maddesi kapsamına giren kurum ve kuruluşların uymak ve uygulamakla yükümlü oldukları şartnamelerin belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır." düzenlemesine; "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Tebliğ, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 97 nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi ve 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır." düzenlemesine; "Makina Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Makina Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi bu Tebliğin Ek-1’inde düzenlenmiştir." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu Tebliğin Ek-1'inde yer alan Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi'nin "Genel Esaslar" başlıklı 1. Bölümünün "Kapsam" başlıklı 1.1 maddesinde, "Bu Şartname, özel ve tüzel kişiler ile kamu kuruluşlarına ait mevcut ve yeni yapılacak tüm yapıların makina tesisatının mevzuata uygun olarak tasarımını, kullanılacak malzeme ve mamulün genel teknik ve özelliklerini, ilgili cihazların teminini, montajını ve işletmeye alımıyla ilgili teknik esasları kapsamaktadır." düzenlemesine yer verilmiştir. Şartnamenin "Sıhhi Tesisat Sistemleri Genel Tasarım Teknik Şartnamesi" başlıklı 2. Bölümünde yer alan dava konusu düzenlemelerde ise; "Pis Su Rögarları ve Rögarlar Arası Bağlantılar" başlıklı 2.4.4.3. maddesinin 5. paragrafının 1. cümlesinde, “Tam sızdırmazlığın istendiği durumlarda, tasarımına bağlı olarak HDPE rögarlar kullanılmalıdır." düzenlemesine; "Konvansiyonel Yağmur Suyu Tesisatı" başlıklı 2.5.2. maddesinin 1. paragrafının 2. ve 3. cümlesinde, "Konvansiyonel yağmur suyu sistemlerin tasarımında alınması gerekli yağış değeri, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan ilgili bölgeye ait 'Maksimum Yağışlar Şiddet ve Tekerrür Analizleri' dikkate alınarak 100 yılda bir, 15 dk süre ile tekrarlanan eğriden seçilmelidir. Söz konusu yağış şiddetinin 300 lt/sn-ha değerinin altında olması durumunda tasarım yağış değerinin en az 300 lt/sn- ha alınmalıdır." düzenlemesine; "Yağmur Suyu Rögarları ve Rögarlar Arası Bağlantılar" başlıklı 2.5.3. maddesinin 5. paragrafında, “Tam sızdırmazlığın istendiği durumlarda, HDPE rögarlar kullanılmalıdır. HDPE rögarlar, HDPE/PP drenaj boruları ile eklentili parçaları birlikte kullanılmalı, bağlantılar kaynaklı ya da contalı olarak sızdırmaz şekilde yapılmalıdır. HDPE rögarlar donatılı beton zemin üzerinde yerleştirilmelidir.” düzenlemesine; Aynı maddenin 7. paragrafında, “Rögarlar arası yağmur suyu tesisatı yapımında HDPE ya da beton borular kullanılmalıdır. HDPE boru kullanılması durumunda 5,50 m'ye kadar boru üstü toprak yüklerinde boru basınç sınıfı SN8; 5,50 m'nin üzerindeki toprak yüklerinde boru basınç sınıfı en az SN10 olmalı, hiçbir şekilde yağmur suyu alt yapı sisteminde SN4 boru kullanılmamalıdır." düzenlemesine; "Sifonik Sistemler (Vakumlu Yağmur Suyu Sistemleri)" başlıklı 2.5.6. maddesinin 2. paragrafında, "Sifonik yağmur suyu drenajı için boru çapı hesabı VDI 3806 / DIN EN 12056 / DIN 1986-100 standartlarına göre yapılmalıdır. Sifonik sistemlerin tasarımında alınması gerekli yağış değeri Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan ilgili bölgeye ait “Maksimum Yağışlar Şiddet ve Tekerrür Analizleri” dikkate alınarak 100 yılda bir, 15 dk.süre ile tekrarlanan eğriden seçilmelidir. Söz konusu yağış şiddetinin 300 It/sn-ha değerinin altında olması durumunda tasarım yağış değeri en az 300 lt/sn-ha alınmalıdır." düzenlemesine; Aynı maddenin 3. paragrafında, "Sifonik etkinin oluşabilmesi için ihtiyaç duyulan minimum yükseklik 3,0 m olmalıdır. Bu mesafe süzgecin flanş seviyesi ile en son yatay toplayıcı borunun ekseni arasından ölçülmeli ve sifonik sistem tasarımında iki süzgeç arası mesafe en fazla 20,0 m olmalıdır." düzenlemesine; Aynı maddenin 4. paragrafında, "HDPE borular elektrofüzyon veya alın kaynağı yöntemiyle, HPTP (Yüksek performanslı termoplastik) borular kimyasal kaynak ile pik borular da özel kelepçelerle birleştirilmek suretiyle sifonik sistem sızdırmaz olarak yapılmalı ve özel boru askılama sistemleriyle tespit edilmelidir. Seçilen süzgeçler ile borulama sistemi birbiri ile uyumlu olmalıdır." düzenlemesine; Aynı maddenin 5. paragrafında, "Pik borular, mufsuz olmalı, bağlantı parçaları, kelepçeleri ve aksesuarları TS EN 877 standardına, birleştirme kelepçelerinin contaları TS EN 681-1 standardına uygun olmalıdır." düzenlemesine; Aynı maddenin 8. paragrafında, "Pik boruların ısıl genleşme katsayısı maksimum 0,0105 mm/mK olmalı, genleşme soketi gerektirmemelidir." düzenlemesine; "Sifonik Süzgeçler" başlıklı 2.5.6.1. maddesinin 1. paragrafında, "Sifonik süzgeçler, PE, sentetik malzemeden veya paslanmaz çelik, alüminyum döküm malzemeden ısıtıcılı veya ısıtıcısız tipte, girdap kırıcıya sahip olmalı, suyun sisteme dönerek girmesini engelleyerek sistemin hava almamasını sağlamalıdır. Süzgeçler UV ışınlara dayanımlı olmalıdır. Süzgeçler çatı yalıtım türü ile uyumluluk göstermelidir. Süzgecin dışında bulunan yaprak tutucu ile sistemin tıkanması engellenmelidir. Süzgeçler, yağmur toplama alanı ve yağış şiddetine bağlı olarak uygun kapasitede seçilmelidir." düzenlemesine; "Kullanılacak Borular ve Fittingsler" başlıklı 2.5.6.2. maddesinin 1. paragrafında, “Sistemde kullanılacak borular ve fittingsler, HDPE, HPTP, PİK gibi sızdırmazlık sağlayabilecek malzemelerden ve askılama elemanları ile uyumlu olmalıdır."; 2. paragrafında, "HDPE borular elektrofüzyon veya alın kaynağı yöntemiyle birleştirilmelidir. HDPE borular ve ek parçaları, HDPE-80 veya HDPE 100 malzemeden EN 1519-1 standardına uygun olarak üretilmiş olmalıdır."; 3. paragrafında, "HPTP (yüksek performanslı termoplastik) boru ve bağlantı parçaları, özel kimyasal yöntem ile birleştirilmelidir. Tüm süzgeçler yatay boru hattına fleksible boru ile bağlanmalı, her kolon hattında, zeminden 1,0 m yukarıda şeffaf gözlem ve müdahale kutusu konulmalıdır."; 4. paragrafında, "Pik boru kullanılması halinde, sistemde sızdırmazlık özel kelepçelerle sağlanmalıdır." düzenlemelerine; Aynı maddenin 5. paragrafının 3. cümlesinde, "Maksimum negatif basınç -800 mbar olmalıdır." düzenlemelerine; “HPTP Boruların Askılama Sistemi” başlıklı 2.5.6.4 maddesinde, "Yatay borularda kullanılan tüm kelepçeler binaya rod veya tij ile sabitlenmelidir. Yatay borularda kullanılacak kelepçeler, yatay boruların kontrollü şekilde genleşmesine müsaade edecek şekilde olmalıdır. Tüm askılama elemanları galvaniz çelik olmalı, ısıl genleşmelerden ve vibrasyondan dolayı oluşacak olan gerilmelere dayanıklı olmalıdır. HPTP boru ve bağlantı parçalarının genleşme katsayısı maksimum 0,07 mm/mK olmalı, yatay boru hatlarında oluşabilecek bir kısım genleşme hareketleri flexible borular tarafından absorbe edilmelidir. Askı kelepçeleri boruyu sıkmamalı, flexible boruların genleşme yönündeki hareket serbestisi engellenmemelidir. Flexible boruların kullanılmadığı durumlarda ya da özel hallerde, yatay boru hattının 8,0 metreden uzun olan her bölümü bir sabit nokta + genleşme soketi kombinasyonu ile donatılmalıdır. İniş borusunun alt kısmında bulunan gözlem kontrol elemanından hemen önce bir genleşme soketi yer almalıdır. İniş borusunda maksimum 4,0 m'de bir genleşme soketi kullanılmalı, sabit nokta + genleşme soketi kombinasyonu her yön değişiminden sonra ve iniş borusundan hemen önce uygulanmalıdır. Genleşme soketleri mutlaka sabitlenmelidir. Kelepçe aralıkları, Ø40 -Ø63 mm arası 1,0 m'de 1 adet; Ø75 - Ø200 mm arası 1,50 m'de 1 adet olmalıdır." düzenlemesine; "Pik Boruların Askılama Sistemi" başlıklı 2.5.6.5. maddesinde, "Pik borularda ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan genleşme soketi ve sabitleme sistemlerinin kullanılmasına gerek olmamalıdır. Sifonik sistem pik yağmur suyu boruları, yatayda % 0,0 eğimle sızdırmaz bir şekilde döşenmelidir. Yatay boru sistemleri için her bir boru parçasi iki noktadan sabitlenmelidir. Tercihen askı elemanlarının boru ucundan uzaklığı 0,75 m olmalıdır. Düşey boru hatlarında her bir katta en az 1 askı elemanı kelepçesi kullanılmalıdır. Tercihen askı kelepçeleri yukarıdaki boru ucunun 1/3'ü ve aşağıdaki boru ucunun 1/3'ü oranın mesafede yerleştirilmelidir. Şaftlardan geçen düşey boru sistemlerinde ise düz inişlerde kolon desteği ve destek yatağı boruların ağırlığını karşılayacak şekilde monte edilmelidir. Düşey hattın sonunda yer alan kolon desteği ve destek yatağı ise hem boruların ağırlığını hem de itme kuvvetlerini karşılamalıdır. Kolon desteği ve kolon destek yatağı, kat aralıklarının 2,50 m olduğu durumlarda, ilk olarak birinci katın tabanında ve daha sonra her 5 katta bir, ya da her 15,0 m'de bir kullanılmalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Hukuki Değerlendirme: Mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hizmet birimlerinden olan Yüksek Fen Kurulunun görev ve yetkileri arasında bayındırlık ve iskan işleri ile ilgili şartnamelerin hazırlanıp yayımlanmasının sayıldığı, anılan Kurulca bu yetki çerçevesinde konu ile ilgili kurum, kuruluş ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından alınan görüşlerin değerlendirilmesi sonrası dava konusu düzenlemenin hazırlanıp yürürlüğe konulduğu anlaşıldığından, düzenlemede yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu düzenlemelerin diğer unsurlar yönünden incelenmesinde gelince; 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin atfıyla idari yargılama usulü bakımından da uygulanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesi uyarınca, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Dairemizin E:... sayılı esasına kayıtlı bulunan ve işbu dava ile konusu aynı olan davada; uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi sebebiyle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu kapsamda ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ..., ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi... ve ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi...'dan teşekkül ettirilen bilirkişi heyetince yapılan incelemeye istinaden hazırlanan 14/03/2023 tarihli bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, anılan rapora taraflarca sunulan beyan ve itirazlar da dikkate alınarak, 03/07/2023 tarihinde bilirkişilerden ek rapor sunulmasının istenilmesi üzerine 17/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş ve taraflara tebliğ edilmiştir. 17/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; "-2.4.4.3 maddesi ile 2.5.3. maddesinin 5. ve 7. paragrafları yönünden; dava konusu Teknik Şartnamede Yağmur Suyu Tesisat Sistemleri için Polipropilen ve PVC boru malzeme türlerinin dikkate alınmadığı; Avrupa, Kanada ve ABD’de çatılardaki yağmur suyunun drene edilmesiyle ilgili uluslararası standartları ve uygulamaları kapsayan literatür çerçevesinde yapılan araştırmada, bu boru malzeme türlerinin Pis Su Tesisatı Sistemleri ve Yağmur Suyu Tesisat Sistemleri uygulama alanlarında kullanıldığının anlaşıldığı, ABD ve Kanada standartlarında HDPE’den (yüksek yoğunluklu polietilen) farklı PVC ve Polipropilen plastik boruların çatılardaki yağmur suyu drenaj sistemlerinde kullanılmasına izin verildiğinin anlaşıldığı, Avrupa’daki uygulamalarda da PVC ve Polipropilen plastik boruların çatılardaki yağmur suyu drenaj sistemlerinde kullanıldığının görüldüğü, ulusal teknik mevzuat açısından PVC ve Polipropilen plastik boruların TS EN 12056-1’deki performansı kriterlerini sağladıkları takdirde, çatılardaki yağmur suyu drenaj sistemlerinde kullanılmasını kısıtlayan bir etken bulunmadığının anlaşıldığı, dava konusu Teknik Şartnamede yağmur suyu tesisat sistemi uygulamalarında TS EN 12056-1’deki performans kriterleri ve kurallarına atıfta bulunmak yerine, tek bir plastik boru malzemesi olan HDPE’nin tanımlanmasının eksik düzenleme niteliğinde olduğu, bu durumun uygulamadaki plastik malzeme çeşitliliğini kısıtladığı, -2.5.2 maddesinin 1. paragrafının 2. ve 3. cümleleri ile 2.5.6. maddesinin 2. paragrafı yönünden; dava konusu Teknik Şartnamenin ilgili paragrafında uygulamanın yapılacağı ilgili bölgeye ait yağmur suyu sistemlerinde seçilecek maksimum debinin nasıl hesaplanacağıyla ilgili yöntem tariflendiği, bu tür drenaj sistemlerinin ortalama yağışa göre değil belirlenmiş bir dönüş periyodu için maksimum değere göre belirlendiği, dava konusu Teknik Şartnamede 100 yıllık dönüş periyoduna sahip 15 dakikalık yağış süre eğrisinin kullanılmasının öngörüldüğü, ABD ve Kanada’daki uygulamalarda ise 100 yıllık dönüş periyoduna sahip 60 dakikalık yağış süre eğrisinin kullanılmakta olduğu, dava konusu düzenlemelerde bilimsel gereklere aykırı herhangi bir eksik düzenlemenin olmadığı, ayrıca dava konusu Teknik Şartnamede kullanılan hesaplama ve tasarım yönteminin TS EN 12056-3 standardı kapsamında da uygun bulunduğu, -2.5.6 maddesinin 3. paragrafında yer alan “en fazla 20,0 m olmalıdır” ibaresi yönünden; dava konusu Teknik Şartnamenin ilgili paragrafında, sifonik etkinin oluşması için su sütunu yüksekliğinin minimum 3 m ve sifonik sistem tasarımında iki süzgeç arasındaki maksimum mesafenin 20 m olarak tanımlandığı, yapılan literatür araştırmasında, sifon etkisinin oluşabilmesi için tanımlanan 3 m su sütunu yüksekliğinin teknik gereklilik açısından uygun bir değer olduğunun değerlendirildiği, her ne kadar çatı sisteminden yağmuru drene edecek süzgeç arası mesafe ve süzgeç sayısı yapılan hidrolik hesaplamalar sonucunda belirlense de bu tür teknik şartnamelerde sitemin bütününün belirtilen şekilde performans göstermesini sağlamak amacıyla minimum ve maksimum değerlerin tanımlanabilmekte olduğu, tanımlanan bu minimum ve maksimum değerlerin çatı drenaj sisteminin fonksiyonel gereksinimleriyle ilgili olduğu, özetle sistemin deşarj kapasitesi güvenliği için tanımlanmış olan süzgeçler arası mesafenin en fazla 20,0 m olması ve sifonik etkinin oluşması için su sütunu yüksekliğinin minimum 3 m oluşması gerektiği yolundaki düzenlemelerin ve özel koşullara yer verilmemesinin bilimsel ve teknik gereklere uygun olduğu , -2.5.6 maddesinin 4. ve 5. paragrafları yönünden; dava konusu Teknik Şartnamede yağmur suyu tesisat sistemi uygulamalarında tek bir plastik boru malzeme olan HDPE’nin tanımlandığı, düzenlemede bina drenaj sistemlerinde kullanılan polipropilen ve PVC borular için bir açıklama bulunmadığı, bu alternatif malzemeler için de montaj yöntemlerinin TS EN 12056-5’deki montaj kısmındaki talimatlara atıfta bulunularak açıklanması gerektiği, bu haliyle eksik düzenleme bulunduğu -2.5.6 maddesinin 8. paragrafı yönünden; pik boruların karbon içeren pik dökme demirden imal edildiği, ısıl genleşme katsayısının kimyasal kompozisyona göre değişkenlik gösterdiği ve ortalama 0.011 mm/mK civarında olduğu, ısıl genleşme katsayısı 0.106-0.198 mm/mK arasında değişen HDPE borulara göre pik boruların ısıl genleşme katsayılarının yaklaşık 10-18 kat arasında daha düşük olduğu, pik boruların ısıl genleşme katsayısının betona (ısıl genleşme katsayısı: 0.010-0.0136 mm/mK) yakın olduğu için betonla sorunsuz olarak sabitlendiği ve genleşme soketi gerektirmediği, dava konusu Teknik Şartnamede pik demirin ısıl genleşme katsayısının maksimum 0.0105 mm/mK olarak verilmesinin beton için tanımlanan minimum ısıl genleşme katsayısına yakın olduğu için uygun olduğu, 2.5.6.1 maddesinin 1. paragrafı yönünden; dava konusu Teknik Şartnamenin bu paragrafında alternatif boru malzemelerine (Polipropilen, TPO, GRP, PO gibi) ve farklı boru montaj yöntemlerine yer verilmediğinden eksik düzenleme olduğu, bu alternatif malzemeler için de montaj yöntemlerinin TS EN 12056-5’deki montaj kısmındaki talimatlara atıfta bulunularak açıklanması gerektiği; diğer taraftan Teknik Şartnamede sifonik süzgeçlerin girdap kırıcı yapıya ve yaprak tutucuya sahip olması gerektiğinin düzenlendiği, oluşan girdap nedeniyle girdap kırıcının olmasının teknik bir gereksinim olduğu ve yapılan literatür araştırmasında bu tür teknik önlemlerin alındığının anlaşıldığı, benzer şekilde, yapraklar tarafından süzgeçlerin tıkanmasının sistem açısından önemli bir risk faktörü olduğu ve tasarım aşamasında dikkate alınması gerektiği, fakat tutucu sifonik sistemlerde süzgecin yaprak tutuculu veya yaprak tutucusuz olarak kullanılmasının, uygulamanın ihtiyacına ve projenin özelliklerine bağlı olduğu, hangi tip süzgecin tercih edileceğinin, projenin coğrafi konumu, yağış miktarı, yerel yaprak miktarı ve bakım kolaylığı gibi faktörlere göre belirlenmesi gerektiği, eğer projenin olduğu bölgede yaprak ve atık miktarı yüksekse yaprak tutuculu süzgeç tercih edilerek sistemin tıkanmamasının sağlanabileceği, ancak suyun hızlı akışının önemli olduğu durumlarda yaprak tutucusuz süzgeç kullanılmasının uygun olacağı, bu nedenle süzgecin yaprak tutuculu veya yaprak tutucusuz olarak kullanılmasının Genel Teknik Şartnamenin konusu olmadığı, yağmur suyu tesisat sisteminin yapılacağı bölgenin karakteristik özelliklerine bağlı olarak ilgili idarenin hazırlayacağı Özel Teknik Şartnamenin konusu olması gerektiği ve bu tür teknik bilgilerin Özel Teknik Şartnamede tariflenmesi gerektiği, -2.5.6.2 maddesinin 1. paragrafı yönünden; düzenlemede bina drenaj sistemlerinde kullanılan polipropilen ve PVC borular için bir açıklama bulunmadığı, dava konusu Teknik Şartnamede yağmur suyu tesisat sistemi uygulamalarında farklı boru malzemeleri için montaj ve sızdırmazlık testinin açıklandığı, bu kısımda bunun yerine, TS EN 12056-5’deki niteliklere ilişkin kriterlere, montaj ve deneyler kısmındaki talimatlara atıfta bulunulması gerektiği, eksik ve hatalı düzenleme bulunduğu, -2.5.6.2 maddesinin 2. paragrafı yönünden; HDPE boruların kaynaklanması için genellikle elektrofüzyon ve alın kaynağı yöntemlerinden birinin kullanılabildiğinin uluslararası referanslarda da belirtildiği, bu bakımdan HDPE boruların kaynaklanması için Teknik Şartnamede önerilen elektrofüzyon ve alın kaynağı yöntemlerinin uygun olduğu, ayrıca HDPE borular ve ek parçaları için Teknik Şartnamede önerilen HDPE 100 malzemesinin akma dayancının ve elastik modülünün HDPE 80 malzemeye göre daha yüksek olduğu, bundan dolayı HDPE 100 malzeme kullanımıyla aynı su basıncında daha ince et kalınlığına sahip boru kullanımının mümkün olabildiği, HDPE 80 malzemelerin kullanılması durumunda ise boru et kalınlığının artış göstermekte olduğu, fakat hem HDPE 100 hem de HDPE 80 malzemelerinin benzer yağmur suyu sistemlerinde kullanıldığı, EN 1519-1 Standardında hem HDPE-80 hem de HDPE-100 malzemesinin yer aldığı ve her iki malzemenin de birbirine uyumlu birleştirilebilir malzemeler olarak tanımlandığı, bu bakımdan Teknik Şartnamede HDPE borular için belirlenen malzemeler (HDPE-80 ve HDPE-100) ve atıfta bulunulan standartların uygun olduğu, bununla birlikte düzenlemede "HDPE borular ile ek parçalarının EN 1519-1 standardına uygun olarak üretilmiş olması" gerektiğinin belirtilmekle yetinilmesinin esiklik olduğu, "HDPE boruların tamamının fabrikadan temperli, ek parçalarının ise tamamının fabrikadan orijinal enjeksiyon ile üretilmiş olması’’ şeklinde bir ifadenin Teknik Şartnamede yer almamasının eksik düzenleme teşkil ettiği, -2.5.6.2 maddesinin 3. paragrafı yönünden; -uluslararası sifonik sistemler incelendiğinde gözlem kutusunun zaruri bir bileşen olmadığı kanaatinin oluştuğu, sistemin çalışması için kritik öneme sahip bir bileşen olmadığı gibi, genel şartnamenin değil fazla yağış alan bölgelere bağlı olarak özel şartnamenin konusu olabileceğinin değerlendirildiği, dolayısıyla gözlem ve müdahale kutusuna yönelik düzenlemenin yer almamasının uygun olacağı kanaatine varıldığı, -gözlem ve müdahale kutusunun gerekli görülmesi halinde ise, a) kutu için polikarbonat gibi dayanıklı, hafif ve şeffaf alternatif malzemelerin tanımlanması gerektiği, b) "şeffaf" olması gerektiği düzenlemesinin, yağmur suyu sisteminin etkin işleyişi için önemli bir faktör olduğu, içinde ne olduğunu görmeyi sağlaması sayesinde şeffaf kutunun müdahalelerin ve incelemelerin daha etkili bir şekilde yapılmasına olanak tanıdığı, bu düzenlemenin yağmur suyu sisteminin performansını ve bakımını artırabileceği ve bu nedenle bilimsel ve teknik açıdan uygun bir gereklilik olarak değerlendirilebileceği, -süzgeçlerin yatay boru hattına bağlanma araçları arasında "uygun fittingsler" ibaresine yer verilmemesinin, yağmur suyu sisteminin bağlantılarının ne şekilde yapılabileceği konusunda belirsizlik yaratabileceği, bu nedenle, uygun fittingslerin belirtilmesinin sistemin doğru şekilde kurulması ve işletilmesi açısından önemli olduğu, diğer yandan bu tür teknik bir konu için özel bir şartname hazırlanmasının zaruri olduğu ve bu konunun genel şartnamenin değil özel şartnamenin konusu olabileceği, dolayısıyla bu yönden eksik düzenleme bulunmadığı, -2.5.6.2 maddesinin 4. paragrafı yönünden; pik boruların kullanımında sızdırmazlığın sağlanmasının, sıvı akışının kontrolü ve sistem verimliliği açısından kritik bir faktör olduğu, özel kelepçelerle sağlanan sızdırmazlığın, boru bağlantılarının güvenliğini artırabileceği ve sızıntı riskini azaltabileceği, bu durumun, yağmur suyu sisteminin uzun ömürlülüğü ve işlevselliği için önemli olduğu, pik borular için özel kelepçelerle sızdırmazlık sağlamanın, bu boruların yapısal özellikleri ve işlevselliği açısından (bilimsel açıdan) uygun bir yaklaşım olduğu, teknik açıdan, pik boruların sızdırmazlık sağlama işlevini yerine getirmek için özel kelepçelerin kullanılmasının, boru bağlantılarının güvenliğini artırmak için uygun bir uygulama olduğu, bunun sistemin sağlıklı işleyişini destekleyebileceği ve bakım gereksinimlerini azaltabileceği, sonuç olarak, dava konusu düzenlemenin, bilimsel ve teknik açıdan uygun bir gereklilik olduğu, -2.5.6.2 maddesinin 5. paragrafının 3. cümlesi yönünden; cümlede tanımlanmış olan maksimum negatif basınç -800 mbar değerinin -8.157 m su sütunu değerine karşılık gelmekte olduğu, bu tür sifonik sistemlerde -9 m su sütunu değerlerine kadar en büyük negatif basıncın oluşabileceğinin literatürde rapor edildiği, dolayısıyla burada tanımlanmış olan -800 mbar maksimum negatif basınç değerinin bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu, bununla birlikte dava konusu düzenlemede TS EN 12056-3 Standardındaki niteliklere ilişkin kriterlere atıfta bulunarak borular ve bağlantı parçalarının bu tasarım gereksinimini (en büyük negatif basınç) karşılaması gerektiğinin belirtilmemesinin eksik düzenleme niteliğinde olduğu, -2.5.6.4 maddesi ve başlığı yönünden; paragrafta tanımlanmış olan askı sisteminin sadece HPTP (yüksek performanslı termoplastik) boru için tanımlandığı, 2.5.6.3. maddesinde HDPE, 2.5.6.5. maddesinde pik boruların askı sistemlerinin düzenlenmesine rağmen, ısıl genleşme katsayıları ve dolayısıyla oluşacak gerilme değerleri farklı olan diğer PP, GRP, PVC, ABS boru malzemeleri için de düzenleme yapılması, ayrıca askılama sistemlerinin tanımlanarak askı montaj işlemlerinin VDI3806/DIN EN 12056/DIN1986-100 standartlarına ve üretici montaj kataloğuna göre yapılması gerektiği hususlarının düzenlenmesi gerektiği, bu nedenle eksik düzenleme bulunduğu, -2.5.6.5 maddesi ve başlığı yönünden; paragrafta tanımlanmış olan askı sisteminin sadece pik boru için tanımlandığı, 2.5.6.3. maddesinde HDPE, 2.5.6. maddesinde HPTP boruların askı sistemlerinin düzenlenmesine rağmen, ısıl genleşme katsayıları ve dolayısıyla oluşacak gerilme değerleri farklı olan diğer PP, GRP, PVC, ABS boru malzemeleri için de düzenleme yapılması, ayrıca askılama sistemlerinin tanımlanarak askı montaj işlemlerinin VDI3806/DIN EN 12056/DIN1986-100 standartlarına göre yapılması gerektiği, bu nedenle eksik düzenleme bulunduğu, -Sonuç Olarak; Dava konusu Teknik Şartnamenin ilgili bölümlerdeki en önemli eksikliğin Pis Su Tesisatı Sistemleri ve Yağmur Suyu Tesisat Sistemleri için alternatif boru malzemelerine ve boru montaj tekniklerine yer verilmemesi olduğu, Plastik boru malzemesi çeşitliliği olmadığından dava konusu Teknik Şartnamede rekabet koşullarının kısıtlandığı ve eksik düzenleme olduğu, Dava konusu Teknik Şartnamenin 1.3. maddesinde, Türk Standardı bulunmayan cihaz ve malzemelerin, uluslararası uygun bir standarda uygun olmak ve ithalat onayı alınmak kaydıyla kullanılabileceğinin belirtildiği, dolayısıyla Pis Su Tesisatı Sistemleri ve Yağmur Suyu Tesisat Sistemleri için alternatif plastik boru malzemelerinin (PVC, polipropilen) ve boru montaj tekniklerinin kullanılmasını kısıtlayıcı bir neden bulunmadığı, Bu kapsamda, dava konusu Teknik Şartnamenin ilgili maddelerinde tek bir plastik boru malzemesinin (HDPE) tanımlanması yerine, yürürlükteki TS EN 12056-1 Standardındaki performans ve genel kurallara atıfta bulunulmak suretiyle güncellenme yapılması gerektiği" şeklinde değerlendirme ve tespitlere yer verilmiştir. Bir uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için hukuk dışında, özel veya teknik bir bilginin gerekmesi halinde konunun uzmanı olan bilirkişilerin görüşlerinin alınması ve bu vesile ile uyuşmazlığın en doğru şekilde çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır. Bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda sahip oldukları özel ve teknik bilgiye dayanarak vermiş oldukları bilirkişi raporu aracılığıyla hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak mümkün olmaktadır. Her ne kadar söz konusu hallerde bilirkişinin görüşünün alınması hukuki bir zorunluluk ise de, bu durum, mahkemece her hal ve şartta rapora bağlı kalınmasının mecburi olduğu anlamına gelmemektedir. Raporun yeterince açıklayıcı olmadığına veya çelişkili bulunduğuna kanaat getiren mahkeme, aynı bilirkişiden/bilirkişi heyetinden ek rapor isteyebileceği gibi, yeni bir bilirkişi/bilirkişi heyeti belirleyerek tekrar bilirkişi incelemesi de yaptırabilir. Mahkemenin, raporda yapılan tespitleri ve elde edilen verileri 2577 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 6100 sayılı Kanun'un 282. maddesi uyarınca serbestçe değerlendirerek hüküm kurmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Bununla birlikte, mahkemece söz konusu değerlendirme yapılırken gerekçenin açık ve net olarak ortaya konulması suretiyle rapordan farklı bir sonuca ulaşılması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, raporun değerlendirilmesinde mahkemeye tanınan takdir yetkisi keyfi ve sınırsız bir yetki olmayıp kararda makul ve meşru sebeplerin gösterilmesi halinde rapordan farklı bir sonuca varılması gerekir. Bu çerçevede, Dairemizin E:... sayılı dosyasında yapılan değerlendirmede, yukarıda özetlenen ve anılan dosyaya sunulan ek bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itirazların raporu kusurlandırmayacağı ve anılan raporun karar gerekçesinde belirtilen kısımları haricinde hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, bahse konu ek bilirkişi raporunun bu dosyada da kısmen hükme esas alınması uygun görülmüştür. Dava Konusu Teknik Şartnamenin İncelenmesi: 1) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.4.4.3 maddesinin beşinci paragrafının birinci cümlesinin, 2.5.3 maddesinin beşinci ve yedinci paragraflarının, 2.5.6 maddesinin dördüncü paragrafının, 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafının (boru ve malzemelere ilişkin düzenlemeleri yönünden), 2.5.6.4. ve 2.5.6.5. maddelerinin başlıklarıyla birlikte incelenmesi: Dava konusu Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesi, 4734 ve 4735 sayılı Kanunlar kapsamında bulunmayan özel ve tüzel kişiler ile kamu kuruluşlarına ait mevcut ve yeni yapılacak tüm yapıların makina tesisatının mevzuata uygun olarak tasarımını, kullanılacak malzeme ve mamulün genel teknik ve özelliklerini, ilgili cihazların teminini, montajını ve işletmeye alımıyla ilgili teknik esasları belirleyen, ülke çapındaki bütün yapılarda uyulması gereken kuralları içeren bir düzenlemedir. Davalı idarenin savunmasında, Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin hazırlanışı sürecinde, kullanılacak malzemeler belirlenirken piyasada temin edilme, kullanım yaygınlığı, ülke genelinde temin edilebilirliği ve servis durumu da gözetilerek tek marka ve modele yönlendirmeyecek ve rekabet ortamını koruyacak şekilde belirlendiği, özellikle patentli ürünlerin tek bir firma tarafından imal/ithal edilen ve piyasada rakibi olmayan ürünlerin genel teknik şartnamelere dâhil edilmemesine ve idarelerin belli marka ve modele yönlendirilmemesi hususuna hassasiyet gösterildiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, dava konusu Teknik Şartnamede alternatif boru sistemlerine ve malzemelerine yer verilmesinin, idarelerin belirli bir marka/modele yönlendirmesi şeklinde yorumlanamayacağı, aksine tek tip malzemeye izin verilmesinin bu sonucu doğuracağı ve Teknik Şartname kapsamındaki işleri yürütecek kişi ve kuruluşların serbest piyasa koşulları ile yerel/özel ihtiyaçlara uygun boru ve malzeme teminine engel olacağı, bu haliyle gerek maliyet gerekse ihtiyaca uygunluk yönünden yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda teknik ve bilimsel gerekleri karşıladığı belirtilen boru ve malzemelere dava konusu düzenlemede yer verilmemesinin, başka bir ifadeyle bilimsel ve teknik verilere aykırı olarak alternatif malzeme ve sistemlerin düzenleme dışı bırakılmasının ve ilgililere seçimlik hak tanınmamasının kamu yararına aykırı olacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin anılan maddelerinde, alternatif sistemlere, malzemelere ve tekniklere yer verilmemek suretiyle yapılan eksik düzenlemelerin iptali gerekmektedir. 2) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.2. maddesinin birinci paragrafının ikinci ve üçüncü cümlesinin, 2.5.6. maddesinin ikinci paragrafının, üçüncü paragrafında yer alan "en fazla 20,0 m olmalıdır" ibaresinin, sekizinci paragrafının ve 2.5.6.2 maddesinin dördüncü paragrafının incelenmesi: Aktarılan bilirkişi raporunda değerlendirildiği üzere, Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin dava konusu edilen bu maddelerinin bilimsel ve teknik verilere uygun olarak ve mevzuat hükümlerinin verdiği yetki doğrultusunda hazırlandığı anlaşıldığından, Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin dava konusu edilen bu maddelerinde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir. 3) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.6. maddesinin 5. paragrafının incelenmesi: 17/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunun “Soru 4” başlıklı kısmında, Teknik Şartnamenin 2.5.6. maddesinin 4. paragrafı bakımından yeterli açıklama yapıldıktan sonra, her ne kadar aynı soru içeriğinde 5. paragrafın metnine yer verilmiş ise de, maddenin 5. paragrafı yönünden herhangi bir hukuka aykırılık ya da eksik düzenleme tespitine yer verilmediği görülmektedir. Bilirkişi raporunun bir bütün olarak incelenmesinde ise, aynı maddenin 8. paragrafında da pik borulara ilişkin detayların yer aldığı ve bu paragraf yönünden alternatif boru ve malzemelere yer verilmemesi nedeniyle eksik düzenleme içerdiği şeklinde bir yoruma varılmayıp pik borularla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu kuralın bilimsel ve teknik gereklere uygun olduğunun bildirildiği görülmektedir. Bu durumda, raporda, maddenin 5. paragrafının metnine yer verildikten sonra bu paragraf yönünden herhangi bir hukuka aykırılık ya da eksik düzenleme tespitine yer verilmemiş olduğu ve aynı maddenin pik boruları düzenleyen 8. paragrafı yönünden de eksik düzenleme bulunduğu yönünde görüş bildirilmediği dikkate alındığında, Teknik Şartnamenin 2.5.6. maddesinin 5. paragrafının iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. 4) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafının girdap kırıcı ve yaprak tutucuya ilişkin düzenlemeleri yönünden incelenmesi: Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, sifonik süzgeçlerde girdap kırıcının olmasının teknik bir gereklilik olduğu ve yapılan literatür araştırmasında bu teknik önlemin ABD, Avrupa ülkelerinde alındığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla dava konusu kuralda aranan “girdap kırıcı yapıya sahip olma” kriterinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yaprak tutucuya ilişkin düzenlemeye gelince; ek bilirkişi raporunda, süzgeçlerin yapraklar tarafından tıkanmasının önemli bir risk faktörü olduğu, bu nedenle sistemlerin tasarımı aşamasında bu hususun dikkate alınması gerektiği, bununla birlikte süzgecin “yaprak tutuculu” ya da “yaprak tutucusuz” olarak projelendirilip kurulmasının, yağmur suyu tesisat sisteminin yapılacağı bölgenin karakteristik özelliklerine (ağaçlı ortamın varlığı, suyun akış hızının önemi vb.) bağlı olarak hazırlanacak Özel Teknik Şartnamede (kurumlarca düzenlenecek özel şartnameler ya da gerçek/tüzel kişilerce hazırlanacak teknik projeler) belirlenmesi gerektiği, ülke çapında uyulması zorunlu olan Genel Teknik Şartnamenin konusu olmaması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir. Buna göre, bilirkişi raporunda eleştirilen hususun, dava konusu düzenlemeyle belirlenen kriterin (yaprak tutucu bulunması zorunluluğunun) bilimsel ve teknik yönden gereksizliği ya da işlevsizliği olmadığı, yerel ihtiyaçların göz ardı edilmesine yol açması nedeniyle “ülke çapında uygulanmasının bilimsel ve teknik yönden uygunsuzluğu” olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle, Genel Teknik Şartnamede öngörülen kriterin, yaprak tutucuya ihtiyaç olmayacak bölgeler bakımından gereksiz harcama ve kamu zararı doğurabileceği gibi su akışının hızlı olması gereken bölgelerde de akışı yavaşlatmak suretiyle sorunlara yol açabileceği düşüncesine dayanılmış, bu nedenle süzgecin yaprak tutuculu ya da tutucusuz olması kararının özel teknik şartnameye bırakılmamasının kamu yararına aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Öncelikle, süzgeçlerin yaprak tutuculu olması gerektiği yolundaki düzenlemenin, süzgeçlerin yapraklar tarafından tıkanmasını önlemek, dolayısıyla sistemin düzenli ve güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla getirildiği ve bu açıdan bilimsel ve teknik gereklere uygun olduğu açıktır. Buna göre, dava konusu düzenlemenin, uzun süreli sıhhi kullanımı gereken yağmur suyu tesisatına yönelik kural ihtiva ettiği, bu açıdan söz konusu sistemlerin yıllara sari kullanımı sırasında süreç içerisinde meydana gelecek değişikliklere (yeni ağaç dikimleri, tarımsal üretim artışı vb.) uyum sağlayabilecek nitelikleri de taşıması gerektiği, aksi takdirde sistemin yeniden kurulmasının daha çok emek, zaman ve para kaybına, daha açık bir ifadeyle kamu zararına neden olacağı dikkate alındığında; ülke çapında “kural olarak” süzgeçlerde yaprak tutucu bulunması zorunluluğu aranmasında hukuka ve kamu yararına aykırı bir yönün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, dava konusu Teknik Şartnamenin, kapsadığı/düzenlediği alan bakımından ülke çapında bağlayıcı, uyulması zorunlu kurallar getirildiği gözetildiğinde; sistemin ve bölgenin ihtiyaçlarını gözeten bir istisnanın öngörülmemesinin de eksik düzenleme niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, yaprak tutucuya ihtiyaç olmayacak ya da su akışının hızlı olması gereken bölgelerde yaprak tutucu yönünden özel teknik şartnamelerde farklı düzenlemelerin yapılabilmesine olanak tanınmaması şeklindeki eksik düzenlemenin iptali gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. 5) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.6.2 maddesinin birinci paragrafının incelenmesi: Anılan paragrafta, “Sistemde kullanılacak borular ve fittingsler, HDPE, HPTP, PİK gibi sızdırmazlık sağlayabilecek malzemelerden ve askılama elamanları ile uyumlu olmalıdır.” düzenlemesi yer almaktadır. Ek bilirkişi raporunda, paragrafta “polipropilen ve PVC borular”a yer verilmemesinin, ayrıca boru ve fittingslerin montaj ve sızdırmazlığına yönelik herhangi bir kural bulunmamasının eksik düzenleme teşkil ettiği görüşüne yer verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davaya konu paragrafta yağmur suyu tesisat sisteminde kullanılacak boru ve fittingslerin malzemesine yönelik tahdidi (sınırlayıcı) bir düzenleme yapılmamış, söz konusu malzemeler “gibi” ibaresine yer verilmek suretiyle açıkça tadaden (örnekleme suretiyle) sayılmıştır. Dolayısıyla, bilirkişi raporunda bahsedildiği üzere malzeme türü yönünden bir eksik düzenleme bulunduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Düzenlemeye göre, yağmur suyu tesisat sisteminde sızdırmazlık sağlayabilecek her türlü malzemenin kullanılması mümkündür. Bu nedenle, dava konusu düzenlemede belirtilen yönden hukuka aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar raporda, dava konusu paragragrafta, malzemelerin sızdırmazlık sağlayabilecek nitelikte bulunup bulunmadığının tespiti bakımından herhangi bir kriter getirilmediği, dolayısıyla bu alanın boş bırakıldığı, yağmur suyu tesisat sisteminde kullanılacak boru ve fittingslerin montaj ve sızdırmazlığına yönelik olarak TS EN 12056-5 standardında yer alan kriterlere atıf yapılmamış olmasının eksik düzenleme niteliğinde bulunduğu görüşüne yer verilmiş ve yağmur suyu tesisat sitemlerinin genel esaslarının belirlendiği 2.5.1. maddesinde bu konuda bir düzenleme yer almadığı görülmüş ise de; Teknik Şartnamenin "Genel Esaslar" başlıklı, şartnamede düzenlenen tüm sistemler bakımından uygulanacak kuralı ihtiva eden 1.2 ve 1.3 maddelerinde, projelerin, tesisatta kullanılacak cihaz ve malzemelerin, ulusal veya uyumlaştırılmış Türk Standartlarına, bunun bulunmadığı hallerde ise uluslararası standarda uygun olması gerektiğinin düzenlenmesi ve raporda atıf yapılması gereken kuralın TS EN 12056-5 Standardı olduğunun belirtilmesi karşısında, Teknik Şartnamede halihazırda ilgili standarda atıf yapılmış olduğu anlaşıldığından, dava konusu kuralda eksik düzenleme bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 6) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.6.2 maddesinin ikinci paragrafının incelenmesi: Ek bilirkişi raporunun 9. sayfasında, dava konusu kuralda HDPE borular için öngörülen kaynak yöntemlerinin uluslararası referanslara, bilimsel ve teknik gereklere uygun olduğu, yine HDPE borular ve ek parçaları için belirlenen malzemeler (HDPE-80 veya HDPE-100) ve üretim standardının (EN 1519-1 Standardı) da uygun bulunduğu belirtilmiş; bununla birlikte kuralda “boruların tamamının fabrikadan temperli, ek parçaların tamamının ise fabrikadan orijinal enjeksiyonlu üretilmiş olması” ibaresinin yer almamasının eksik düzenleme niteliğinde olduğu görüşüne yer verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, kuralda atıfta bulunulan EN (=European Norm) 1519-1 Standardı, standartların Avrupa Birliği düzeyinde uyumlaştırılması amacıyla faaliyette bulunan Avrupa Standartlar Komitesi (European Committee for Standardization = CEN) tarafından, “Bina yapısı içerisinde toprak ve atık tahliyesi (düşük ve yüksek sıcaklık) için plastik boru sistemleri, borular, bağlantı parçaları ve sistem için Polietilen (PE) gereksinimleri” alanında geçerli olmak üzere geliştirilmiş bir Avrupa Standardı olup, TS EN 1519-1 ulusal standardının da dayanağını oluşturmaktadır. Buna göre, raporda, dava konusu düzenlemenin uluslararası referanslara, bilimsel ve teknik gereklere uygun olduğu, atıf yaptığı Avrupa Standartlarına da uyumlu olduğu, ancak ilgili Avrupa Standartlarında yer almayan ek bir açıklamanın da düzenlemede yer alması gerektiği görüşü bildirilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.” hükmü yer almaktadır. Anılan hüküm uyarınca, idari yargı yerlerinin “yerindelik denetimi” yapamayacağı açıktır. Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan ve Türk standardına da dayanak teşkil eden, bu haliyle ilgili alandaki malzemeler yönünden yeterliliği kabul edilen standardın üstünde ek standart getirip getirmemek, tümüyle idarenin takdir yetkisinde bulunan bir husus olup, raporda belirtilen ek açıklamaya dava konusu düzenlemede yer verilmemesi eksik düzenleme niteliğinde bulunmamakta, yerindelik denetimi kapsamına girmektedir. Bu haliyle, dava konusu kuralın iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. 7) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.6.2 maddesinin üçüncü paragrafının incelenmesi: Ek bilirkişi raporunda, paragrafın ilk cümlesi yönünden herhangi bir bilimsel ve teknik gereklere aykırılık ya da eksik düzenleme tespitine yer verilmediği görülmektedir. Paragrafın ikinci cümlesi yönünden ise, iki başlık altında inceleme yapılmıştır. Bunların ilki “şeffaf gözlem ve müdahale kutusu”, ikincisi ise “uygun fittingsler”dir. İlk olarak raporda, uluslararası sifonik sistemlerin incelenmesi sonucu, gözlem ve müdahale kutusunun yağmur suyu sisteminin çalışması için zorunlu ve kritik öneme sahip bir bileşen olmadığı, bu nedenle konunun yerel ihtiyaçlar dikkate alınarak Özel Teknik Şartnamede düzenlenmesi gerektiği, ülke çapında uyulması zorunlu olan Genel Teknik Şartnamenin konusu olmaması gerektiği, ayrıca bahse konu kutu için polikarbonat gibi dayanıklı, hafif ve şeffaf alternatif malzemelerin tanımlanmasının uygun olacağı yolunda görüş bildirilmiştir. Bilahare aynı konuyla ilgili olarak, gözlem ve müdahale kutusunun şeffaf olmasının, yağmur suyu sisteminin etkin işleyişi için önemli bir faktör olduğu, içinde ne olduğunu görmeyi sağlaması nedeniyle rutin kontrol ya da arıza müdahalelerinin ve incelemelerinin daha etkili şekilde yapılmasına olanak tanıyacağı, sonuç olarak sistemin performansını artırıp devamlılığını sağlayabileceği ve bu nedenle bilimsel ve teknik açıdan uygun bir gereklilik olduğu değerlendirilmiştir. Buna göre, “şeffaf gözlem ve müdahale kutusu”nun, sistemin kurulumu ve çalışması bakımından zorunlu olmamakla beraber; verimli, düzenli ve sürekli işlemesinin kolaylıkla sağlanması bakımından gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle alt yapının yalnızca kurulumunu değil, sistemli bir şekilde işlemesini sağlayacak düzenlemeyi yapmakla sorumlu olan davalı idarenin, ülke çapında uyulması zorunlu olan Genel Teknik Şartnameyle “şeffaf gözlem ve müdahale kutusu” konulması şartı getirmesinde hukuka ve kamu yararına aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, her ne kadar raporda, bahse konu kutu için polikarbonat gibi dayanıklı, hafif ve şeffaf alternatif malzemelerin tanımlanması gerektiği belirtilmiş ise de, dava konusu cümlede herhangi bir malzeme türüne yer verilmeyip sınırlama yapılmadığı, dolayısıyla ihtiyaç ve koşullara göre seçim hakkı tanındığı anlaşıldığından, teknik olarak alternatif malzeme belirlememe açısından bir eksik düzenlemeden bahsedilemeyeceği açıktır. Kaldı ki raporda eklenmesi önerilen malzemenin şeffaflığının önemine yapılan vurgu, dava konusu düzenlemede açıkça yer bulmuştur. Dolayısıyla bu yönden de eksik bir düzenleme olmadığı sonucuna varılmıştır. İkinci olarak raporda, tüm süzgeçlerin yatay boru hattına bağlanma araçları arasında “uygun fittingsler” ibaresine yer verilmemesinin, yağmur suyu tesisatı sisteminin bağlantılarının ne şekilde yapılabileceği konusunda belirsizlik yaratabilecek nitelikte olduğu, bu nedenle uygun fittingslerin belirtilmesinin sistemin doğru şekilde kurulması ve işletilmesi açısından önemli olduğu, ancak bu konunun yerel ihtiyaçlar doğrultusunda detaylı bir şekilde hazırlanacak Özel Teknik Şartnamenin konusu olduğu, ülke çapında uyulması zorunlu olan Genel Teknik Şartnamenin konusu olmayacağı yolunda görüş bildirilmiştir. Dava konusu düzenlemede, bağlantı parçası olarak “fleksible (esnek) borular”ın kullanılması öngörülmüştür. Raporda ise, bağlantı elamanının, kullanım yerine ve ihtiyacına göre (örneğin, sistem hareketli ve titreşime maruz kalan yerden geçiyorsa fleksible veya halka borular, herhangi bir zorlamayla karşılaşmıyorsa düz boruların kullanılması gibi) belirlenmesini sağlayacak şekilde “uygun fittingsler (uygun bağlantı elemanları)” ibaresine yer verilmesi gerektiği, bununla birlikte “uygun fittingsler” ibaresinden ne anlaşılması gerektiğinin yerel ihtiyaçlar doğrultusunda detaylı bir şekilde hazırlanacak Özel Teknik Şartnamede düzenlenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, raporda da belirtildiği üzere, süzgeçlerin yatay boru hattına bağlanma araçlarının (bağlantı elamanının), kullanım yerine ve ihtiyacına göre belirlenmesine olanak sağlayacak şekilde (fittingsler ibaresinin madde başlığında da yer aldığı gözetilerek) “uygun fittingsler” ibaresi yerine “fleksible boru” ibaresine yer verilmesinde bilimsel ve teknik gereklere uygunluk görülmediğinden, düzenlemede yer alan “fleksible boru” ibaresinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, “uygun fittingsler” ibaresinden ne anlaşılması gerektiği yerel ihtiyaçlar doğrultusunda detaylı bir şekilde hazırlanacak Özel Teknik Şartnamelerde (kurumlarca düzenlenecek özel şartnameler ya da gerçek/tüzel kişilerce hazırlanacak teknik projeler) düzenleneceğinden, bu detayların dava konusu kuralda yer almaması eksik düzenleme olarak kabul edilmemiştir. 8) Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.6.2 maddesinin beşinci paragrafının üçüncü cümlesinin incelenmesi: Ek bilirkişi raporunun 12. sayfasında, Teknik Şartnamenin 2.5.6.2 maddesinin 5. paragrafının üçüncü cümlesi yönünden, -800 mbar maksimum negatif basınç değerinin bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu, bununla birlikte sistemde kullanılacak boru malzemesinden ziyade TS EN 12056-3 Standardındaki kriterlere atıfta bulunularak boru ve bağlantı parçalarının tasarım gereksinimi olan maksimum negatif basınç kriterini karşılaması gerektiğinin belirtilmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. Öncelikle raporda, -800 mbar maksimum negatif basınç değerinin bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu belirtildiğinden, dava konusu cümlede bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan paragrafta, boru ve malzemelere yönelik herhangi bir sınırlama yapılmamış olmakla birlikte, paragrafın başında yer alan “Bütün boru ve sistem parçaları” ifadesinin, maddenin ilk paragrafında tadaden sayılan boru ve fittingslere (HDPE, HPTP, PİK vb.) atıf niteliği taşıdığı, raporda da ilk paragrafta sayılan veya sayılmayan bütün boru ve fittings malzemeleri için maksimum negatif basınç (-800 mbar) belirlenmesinin yeterli olmayacağı, ayrıca TS EN 12056-3 Standardındaki kriterlere de atıfta bulunulması gerektiği, bu haliyle dava konusu cümlenin eksik düzenlendiğinin belirtildiği görülmektedir. Bununla birlikte, Teknik Şartnamenin "Genel Esaslar" başlıklı, şartnamede düzenlenen tüm sistemler bakımından uygulanacak kuralı ihtiva eden 1.2 ve 1.3 maddelerinde, projelerin, tesisatta kullanılacak cihaz ve malzemelerin, ulusal veya uyumlaştırılmış Türk Standartlarına, bunun bulunmadığı hallerde ise uluslararası standarda uygun olması gerektiğinin düzenlenmesi ve raporda atıf yapılması gereken kuralın TS EN 12056-3 Standardı olduğunun belirtilmesi karşısında, Teknik Şartnamede halihazırda ilgili Standarda atıf yapılmış olduğu anlaşıldığından, dava konusu kuralda eksik düzenleme bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.5.2. maddesinin birinci paragrafının ikinci ve üçüncü cümlesi, 2.5.6. maddesinin ikinci paragrafı, üçüncü paragrafında yer alan "en fazla 20,0 m olmalıdır" ibaresi, beşinci paragrafı, sekizinci paragrafı, 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafının boru ve malzeme türleri ile yaprak tutucuya ilişkin düzenlemeleri dışında kalan kısımları, 2.5.6.2 maddesinin birinci paragrafı, ikinci paragrafı, üçüncü paragrafının birinci cümlesi ile ikinci cümlesinde yer alan "fleksible boru" ibaresi dışında kalan kısımları, dördüncü paragrafı, beşinci paragrafının üçüncü cümlesi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Dava konusu Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.4.4.3 maddesinin beşinci paragrafının birinci cümlesinin, 2.5.3 maddesinin beşinci ve yedinci paragraflarının, 2.5.6. maddesinin dördüncü paragrafının, 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafının boru ve malzeme türleri ile yaprak tutucuya ilişkin düzenlemelerinin, 2.5.6.4. ve 2.5.6.5. maddelerinin (başlıkları dahil) eksik düzenleme bulunması; 2.5.6.2. maddesinin üçüncü paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "fleksible boru" ibaresinin hukuka aykırı olması nedeniyle İPTALİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1/2'si olan ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ... TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, yine ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.” hükmü yer almaktadır. Günün koşullarına göre farklı olaylara karşı farklı işlem tesis etme ihtiyacı veya teknik ve uzmanlık gerektiren konularda tesis edilecek olan işlemlerin sınırlarının tam olarak belirlenememesi durumlarında, idareye hukuk sınırları içinde serbest bir alanda hareket etme imkanı tanınmaktadır. Hukuk kuralları ile idareye tanınan bu serbestiye idarenin takdir yetkisi denmektedir. Başka bir anlatımla, hukuk kuralları ile idarenin bulunacağı tasarrufun kesin sınırlarla belirlenmemiş olduğu durumlarda idarenin takdir yetkisinden bahsedilmektedir. Takdir yetkisi özetle, idarenin uygun olan çözüm şeklini seçebilme özgürlüğüdür. Öncelikle dava konusu Teknik Şartnamede, alt yapı sistemlerinde yerli üretim boru ve malzemeler kullanılmasının öngörüldüğü, böylelikle yerli üretim ve üreticinin desteklenmesinin, yerli malı ticaretinin gelişmesinin amaçlandığı anlaşıldığından, davalı idarenin takdir yetkisini hukuka ve kamu yararı amacına uygun kullandığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, dava konusu Teknik Şartnamenin 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafında yer alan yaprak tutucu zorunluluğu yönünden, kararda da belirtildiği üzere, dava konusu düzenlemenin, uzun süreli sıhhi kullanımı gereken yağmur suyu tesisatına yönelik kural ihtiva ettiği, bu açıdan söz konusu sistemlerin yıllara sari kullanımı sırasında süreç içerisinde meydana gelecek değişikliklere (yeni ağaç dikimleri, tarımsal üretim artışı vb.) uyum sağlayabilecek nitelikleri de taşıması gerektiği, aksi takdirde sistemin yeniden kurulmasının daha çok emek, zaman ve para kaybına, daha açık bir ifadeyle kamu zararına neden olacağı dikkate alındığında; ülke çapında süzgeçlerde kural olarak yaprak tutucu bulunması zorunluluğu aranmasında hukuka ve kamu yararına aykırı bir yönün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Teknik Şartnamenin "Projeler" başlıklı 1.2. maddesi uyarınca, ilgili idarenin onayıyla özel teknik şartnameler ile teknik projelerde, yerel ihtiyaç ve farklı koşullar gözetilerek değişiklik yapılabileceği açık olduğundan, dava konusu paragrafta "yaprak tutuculu-tutucusuz" tercihinin ilgililere bırakılmaması yönünden teknik anlamda bir eksik düzenlemeden de bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, anılan paragrafta da hukuka aykırılık görülmemiştir. Son olarak, Teknik Şartnamenin 2.5.6.2 maddesinin 3. paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "fleksible boru" ibaresi yönünden, bağlantı yerlerinde kural olarak esnek boru kullanılmasının öngörülmesinin teknik ve bilimsel açıdan uygun bulunduğu, fleksible boruya uygun olmayacak bağlantı noktaları bakımından ise yine Teknik Şartnamenin "Projeler" başlıklı 1.2. maddesi uyarınca, ilgili idarenin onayıyla özel teknik şartnameler ile teknik projelerde, yerel ihtiyaç ve farklı koşullar gözetilerek değişiklik yapılabileceği dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, dava konusu Makine Tesisatı Genel Tasarım Teknik Şartnamesinin 2.4.4.3 maddesinin beşinci paragrafının birinci cümlesi, 2.5.3 maddesinin beşinci ve yedinci paragrafları, 2.5.6. maddesinin dördüncü paragrafı, 2.5.6.1 maddesinin birinci paragrafının boru ve malzeme türleri ile yaprak tutucuya ilişkin düzenlemeleri, 2.5.6.4. ve 2.5.6.5. maddeleri (başlıkları dahil) yönünden eksik düzenleme bulunmadığı, 2.5.6.2. maddesinin üçüncü paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "fleksible boru" ibaresi yönünden ise hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle anılan kısımlar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, söz konusu düzenlemelerin iptali yolundaki Daire kararına katılmıyorum.