4. Hukuk Dairesi 2014/14172 E. , 2015/11790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 06/12/2013 NUMARASI : 2012/780-2013/615 Davacı Ç.. A.. vekili Avukat Mustafa tarafından, davalılar K. Bas. Yay. Tur. İnş. Ltd. Şti. ve diğerleri aleyhine 18/06/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içind
**4. Hukuk Dairesi 2014/14172 E. , 2015/11790 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 06/12/2013 NUMARASI : 2012/780-2013/615 Davacı Ç.. A.. vekili Avukat Mustafa tarafından, davalılar K. Bas. Yay. Tur. İnş. Ltd. Şti. ve diğerleri aleyhine 18/06/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedenile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ajans, Adana'da yayın yapan Ç. E. Gazetesi'nin 21/05/2012 tarihli sayısında "Ç.", 25/05/2012 tarihli sayısında "Ç.", 28/05/2012 tarihli sayısında "Ç.", 29/05/2012 tarihli sayısında "Kalkınma Ajansı adı gibi olmalı", 04/06/2012 tarihli sayısında "S." ve 07/06/2012 tarihli sayısında "Ç." şeklindeki başlıklarla gerçeğe aykırı haber yapıldığını, eleştiri sınırlarının aşıldığını, aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler kullanıldığını, devletin parasının usulsüz işlemlerle kullanıldığı algısının oluşturulduğundan, kişilik haklarının saldırıya uğradığını iddia ederek uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar ise, basın özgürlüğü ve kamu yararı gözetilerek haber yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, dava konusu haberlerde öz ve biçim dengesinin bozulduğu, gerekli olmayan yakıştırmaların yapıldığı, amacın aşıldığı gerekçesiyle davanın davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasa'sının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu Ç. P. Gazetesi'nin 21/05/2012 tarihli sayısında, "Ç." başlıklı yazıda; merkezi Adana'da bulunan Ç.. A..'nın Mali Destek Proğramları Kapsamında desteklenecek projelerin ilanı ve "D." ile ilgili yapılan toplantının haber konusu yapıldığı, projelerin teslimi için ilan edilen tarihin mesai saatinin bitiminde alınan kararla teslim süresinin uzatıldığı ve kazanan 45 firmadan 29 tanesinin uzatılan sürede başvuru yapan firmalar olduğundan sözedilerek konu ile ilgili cevaplandırılması için sorular sorularak şüphelerin giderilmesinin istendiği, gazetenin 25/05/2012 tarihli sayısında, "Ç." başlıklı yazıda; ÇKA Genel Sekreterinin açıklamalarına yer verildiği, Genel Sekreterin açıklamalarından sorulan sorulara net cevap alınamadığının belirtilerek 21/05/2012 tarihli sorulara atıfta bulunulduğu, gazetenin 28/05/2012 tarihli sayısında, "Ç." başlıklı yazıda; hem iddialara cevap veremiyorlar, hem suyun üzerinde kalmaya çalışıyorlar denilerek ÇKA genel sekreteri Zekeriya göreve atanma tarihinin ilginçliğinin yanı sıra, Mersin'e diyet ödemek için Adana es mi geçildi? Vali H. A. C. kararlara çekince koydu mu? sorularının yanıtsız bırakıldığı belirtilerek yanıtlanması için yeni soruların sorulduğu, gazetenin 29/05/2012 tarihli sayısında, "K." başlığı ile yapılan haberde ajansın genel sekreterinin iddialara yanıt vermediği gibi kurumu hakkındaki tüm şaibeleri duymazdan geldiğinden sözedilerek yine bir takım iddiaların doğru olup olmadığı sorularının sorulduğu, gazetenin 04/06/2012 tarihli ayısında "S." başlıklı köşe yazısında Adana'nın önemli kurumlarının başında bulunan yetkililere ulaşılamamasının eleştiri konusu yapıldığı, gazetenin 07/06/2012 tarihli sayısında, "Ç." başlıklı yazıda; Ç.. A..'nda yaşanan tüm olumsuzlukların haberleştirilmesi ve kamuoyu ile paylaşılması üzerine bir kısım milletvekilleri tarafından TBMM'ye ve Adana İl Genel Meclisi'ne önerge vermelerinin haber konusu yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, ulusal kalkınma plânı ve programlarda öngörülen ilke ve politikalarla uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak üzere kurulan ve aynı zamanda proje teklif çağrılarında şeffaflık, açıklık ve tam rekebet koşullarını sağlamakla yükümlü bulunan davacı kalkınma ajansı ile ilgili yapılan dava konusu haberlerin toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında yapıldığı, haberlere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte verilen başlıklarla aktarıldığı, öz ve biçim dengesinin bozulmadığı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte basın özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı sonucuna varılarak istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalılardan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 21/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.