(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/2449 E. , 2008/7411 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıların murisi ....’un sahibi bulunduğu arsa ile ilgili olarak dava dışı müteahhit ... ile yaptığı 5.9.1988 tarihli …
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/2449 E. , 2008/7411 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıların murisi ....’un sahibi bulunduğu arsa ile ilgili olarak dava dışı müteahhit ... ile yaptığı 5.9.1988 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılacak inşaattan kendisine düşecek bağımsız bölümü, 31.7.1990 tarihinde özel satış sözleşmesi ile kendisine sattığını, satın aldığı dairenin satış bedelini ödeyerek teslim alıp kullandığın dairenin tapusunun verilmediğini, açtığı tapu iptal tescil davasının reddedildiğini, dairenin bir başkası adına tescil edilmesi nedeniyle sözleşmenin ifa imkanı kalmadığını ileri sürerek, harici sözleşme gereğince ödediği bedelin dekleştirici adalet ilkeleri gereğince ulaşacağı miktarın tespiti ile şimdilik 25.000,00 YTL’nin tahsilini istemiştir. Davalılar, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, konut amaçlı taşınmaz satımında Tüketici Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verildiği, Yasanın 3. maddesinde malın; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmetin; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade ettiği, Satıcının; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsadığı Tüketicinin ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yukarıda açıklandığı şekilde alım satıma konu taşınmazın mesken niteliğinde bulunması, alıcının ticari ve mesleki olmayan amaçla bu malı edinmesi ve satıcının da ticari veya mesleki faaliyeti kapsamında bu satışı yapmış olması gerekmektedir. Oysa taraflar arasında düzenlenen 31.7.1990 tarihli ve özel satış senedidir başlıklı sözleşme Borçlar kanunu 213, Tapu Kanunu 26-27, Medeni Kanun 705, Noterlik Kanunu 44 maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılmadığı için geçersiz olduğu gibi, davalı satıcı da taşınmazın arsa sahibi olup satışı, ticari ve mesleki amaçla yaptığı iddia ve ispat edilmemiştir. Öte yandan geçersiz satış sözleşmelerinde tüketici mahkemeleri görevli olmaz. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince inşa edilecek binadan inşaatı yapmayı üstlenen müteahhidin kendisine düşecek daireleri üçüncü kişilere satmayı vaat etmesi ise alacağın temliki hükmünde olarak geçerlidir ve yüklenici yönünden şahsi borç doğuran bir sözleşmedir. Bu halde Tüketici Mahkemeleri görevli olur ise de arsa sahipleri açısından tapu devir imkanı varken harici olarak düzenlenen sözleşme ile taşınmaz satımı geçersizdir. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemesi değil genel mahkeme görevlidir. Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken açıklanan hususların göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.