10. Hukuk Dairesi 2023/896 E. , 2024/6639 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/388 E., 2021/317 K. KARAR : Kısmen Kabul, Kısmen Ret Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılardan Kayseri ve ... Elektirik Türk A.Ş.
**10. Hukuk Dairesi 2023/896 E. , 2024/6639 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/388 E., 2021/317 K. KARAR : Kısmen Kabul, Kısmen Ret Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılardan Kayseri ve ... Elektirik Türk A.Ş. (KCETAŞ) vekili tarafından süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulduğu, yapılan ilk inceleme kapsamında tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten, dosyadaki noksanlar ikmal edilerek dairemize gelmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dosyanın 09.04.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... ...'ın 08.04.2013 tarihinde iş kazası sonrası vefat ettiğini, Kayseri ve ... Elektrik Türk A.Ş'de teknisyen olarak çalışmakta olan müteveffanın 08.04.2013 tarihinde saat 17:00 sularında Develi Kulpak Köyünde elektrik arızasını gidermek üzere 9 metre yüksekliğindeki direğe çıktığını ve arızaya müdahale ettiği esnada elektrik çarpmasından dolayı yere düştüğünü, götürüldüğü hastanede 4 gün yoğun bakımda kaldığını ve sonrasında vefat ettiğini, iş kazasının iş güvenliği tedbirlerinin alınmaması sebebiyle meydana geldiğini kazanın oluşumunda KCE şirketinin ağır kusurlu bulunduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... için 120.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi, ... ... için 80.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi, ... ... için 80.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. 2. Davacılar vekili 20.04.2016 tarihli dilekçesiyle; destekten yoksunluk tazminat alacaklarının hesabı için hesap bilirkişiden alınan 04.04.2016 tarihli hesap raporu üzerine fazlaya ilişkin talep hakkını eş ... için 113.092,00 TL'ye, çocuk ... için 44.483,00 TL'ye, çocuk ... için 71.071,00 TL'ye artırmışlardır. 3. Davacılar vekili birleşen davanın 01.03.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; 11.02.2021 tarihli hesaptan asıl davada talep harici kalan eş ... için 238.717,00 TL, çocuk ... için 75.057 TL, çocuk ... için 103.339 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılar ... ve Kayseri ve ... Elektrik Türk A.Ş’den tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Türk A.Ş. (KCETAŞ) vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın elektrik çarpması sonucu değil yüksekten düşme sonucu iç kanamadan vefat ettiğini, müteveffanın malesef emniyet kemeri ve baret kullanmadığı için bu elim kazanın meydana geldiğini, direğe çıkarken emniyet tedbirleri alması gerektiğini bildiğini ayrıca gerekli eğitimleri aldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2.Diğer davalılar cevap süresi içerisinde davaya cevap vermemişlerdir. III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARI A) İlk Mahkeme Kararı Mahkemenin 31.05.2016 tarih ve 2014/260 E - 2016/311 K sayılı ilamında özetle; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; müteveffanın davalının iş yerinde elektrik teknisyeni olarak çalışırken 08.04.2013 günü saat 17:00 sıralarında arıza gidermek için çıkmış olduğu elektrik direği üzerinde arıza giderilmesi çalışması yaparken direğin 9 metre yüksekliğinden düşmüştür. Kazalının direk üzerinde emniyet kemeri ile kendisini emniyete alması ve baret kullanması sağlanmamıştır. Kazalıya kaymaz türden iş ayakkabısı verilmemiştir. Kazalının bu tür iş ayakkabısı ile direkte çalışması temin edilmemiştir. Kazalının da güvenliksiz davranışlar içinde bulunmayacağını, bu yüzden meydana gelen iş kazasında bu iki tarafın sorumlulukarı olduğu sonucuna varılarak, 04.04.2016 havale tarihli bilirkişi ek raporuna göre davacı eş ...'ın destek zararının 113.092,09 TL, ...'un destek zararının 44.483,56 TL ve ...'un destek zararının 71.071,40 TL olduğu, meydana gelen iş kazası sonucu oluşan ölümden dolayı elem ve üzüntü içine girmesi, olayın oluş şekli, kusur ve maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, elem ve ızdırabın derecesi, paranın satın alma gücü ve olay tarihi itibariyle 26.06.1966 tarih 1996/7-7 sayılı içtihatı birleştirme kararı ve bu karardaki öngörülen şartların gerçekleşmiş olması nedeniyle, hak ve nesafet kuralları nazara alınarak davacı eş ... için 80.000,00 TL, ... ve ... için 40.000,00 er TL manevi tazminat takdiri uygun görülerek karar verildiği anlaşılmıştır. B) Bozma Kararı Kararın Hükmün davacılar ile davalılardan Kayseri ve ... Elektrik T.A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 03.04.2018 tarih ve 2016/16027 E- 2018/3273 K sayılı ilamında özetle; "Somut olayda, sigortalının ölüm nedenine ilişkin maddi olgunun henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle, taksirle ölüme neden olma suçundan yapılan ceza yargılamasına ilişkin Develi Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/265 Esas sayılı dosyasından verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi, ceza dosyasının dosya arasına getirtilmek suretiyle, ceza yargılaması neticesindeki mahkumiyet kararındaki fiilin hukuka aykırılığının ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabulün, hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 9 uncu maddesinde açıklanan tebliğe ekli ek 1 listesine göre işyerinin tehlike sınıfının belirlenerek, işverenin yükümlülüklerini açıklayan 4, 5 ve 10 uncu maddeler ile çalışanların yükümlülüklerini açıklayan 19 uncu madde hükümleri doğrultusunda, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince inceleme yaptırılarak, tarafların kusur ve sorumluluklarının belirlenmesi ve çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi" gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur. IV. BOZMA KARARI ÜZERİNE VERİLEN KARAR Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve numarası yazılı kararda özetle; müteveffanın davalının iş yerinde elektrik teknisyeni olarak çalışırken 08.04.2013 günü saat 17:00 sıralarında arıza gidermek için çıkmış olduğu elektrik direği üzerinde arıza giderilmesi çalışması yaparken direğin 9 metre yüksekliğinden düştüğü, kazalının direk üzerinde emniyet kemeri ile kendisini emniyete alması ve baret kullanmasının sağlanmadığı, kazalıya kaymaz türden iş ayakkabısı verilmediği, kazalının da güvenliksiz davranışlar içinde bulunmayacağını, bu yüzden meydana gelen iş kazasında bu iki tarafın sorumlulukarı olduğu sonucuna varıldığı, Mahkememizce alınan ek rapor doğrultusunda davacıların gerek esas dava ve gerekse birleşen dava yönünden KCETAŞ ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, KCETAŞ ve ... dışındaki davalılara bilirkişi raporlarında sorumluluk yüklenmemiş olup, bu nedenle davalılar ..., ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, manevi tazminat istemleriyle ilgili olarak ise; meydana gelen iş kazası sonucu oluşan ölümden dolayı elem ve üzüntü içine girmesi, olayın oluş şekli, kusur ve maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, elem ve ızdırabın derecesi, paranın satın alma gücü ve olay tarihi itibariyle 26.06.1966 tarih 1996/7-7 sayılı içtihatı birleştirme kararı ve bu karardaki öngörülen şartların gerçekleşmiş olması nedeniyle, hak ve nesafet kuralları nazara alınarak davacı eş ... için 80.000,00 TL, ... ve ... için 40.000,00 er TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile karar verildiği anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... Türk A.Ş. (KCETAŞ) vekili ile ... tarafından temyiz başvurusunda bulunulduğu, ...'ın temyiz harcının ikmaline dair muhtıra gereğini yerine getirmediği için temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın davalı ... tarafından temyiz edilmediği anlaşılmıştır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın elektrik çarpması nedeniyle meydana geldiğinden kusur oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, iş güvenliği tedbirlerinin alınması ve kontrolünün işverne ve ... tarafından yapılmamış olması nedeniyle davalıların ağır kusurlu kabulü gerektiğini, olay günü ekibin 07.30’da oluşturulduğu söylenmekte olup kazanın 17.30’da meydana geldiği gözetildiğinde işçilerin yoğun ve yorgun çalıştıkları davalı ...’nin bu arızadan sonra başka gitmeleri gereken arızalar olduğunu beyan ederek elektiği kesimediklerini beyan etmesinin bu durumu ortaya koyduğunu, maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Türk A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın elektrik çarpması nedeniyle değil, yüksekten düşme neticesinde meydana geldiğini, müvekkiline, %50 kusur atfedilmesinin uygun olmadığını, rücu davasında müvekkiline %30 kusur verildiğini bu raporlar arasında çelişkinin olduğunu, 6331 sayılı Kanun'un olay tarihinde uygulanacak mevzuat olmadığından bu mevzuata göre kusur oran ve aidiyeti takdirinin hatalı olduğunu, ... eylemi ile illiyet bağının kesildiğini, müteveffanın emniyet kemerini takmaması endenyile %100 kusurlu kabuü gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan eş, çocuk, anne ve babası ile kardeşlerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre 6331 sayılı Kanun ile iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasa'nın 17 nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur. İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." hükmü düzenlenmiştir. 7. Yasa koyucu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlemiştir. 8. Anılan fıkrada "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. 9.Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." 10.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 11. Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. Işverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 12. Nitekim, günümüzde gelişen sanayi ve teknoloji karşısında yukarıda açıklanan hükümler yeterli görülmemiş, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı bir kısım maddeler 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 13. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde "İşverenin Genel Yükümlülüğü" Aynı Kanun'un 5 inci maddesinde "Risklerden Korunma İlkeleri" 10 uncu maddesinde "Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" 19 uncu maddesinde "Çalışanların Yükümlülükleri" düzenlenmiştir. 14. Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanununun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 15. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 üncü ve 5 inci maddelerde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 16. 6331 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 17. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. 18. Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, ... ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 19. Somut olayda; sigortalı ...’ın davalı şirketin Kayseri Develi ilçesi işletmesinde elektrik teknisyeni olarak çalıştığı olay günü, fırtına nedeniyle köylerde çok sayıda arıza ihbarı nedeniyle sigortalının ekip şefi, ...’ın iş güvenliği görevlisi ve ... Merdim'in şoför olarak tertip edilerek görev emri ile arızalara müdahale için görevlendirildikleri gün içinde bir çok arızaya müdahale ettikten sonra olay yerine geldiklerinde mevcut direğe bağlı olan 3 fazlı abone kablosunun kopmuş olması nedeniyle, davacının bu enerji nakil hattını bağlamak üzere Elektrik kontrolü yapmadan direğe tırmanmaya başladığı ve bu esnada da kendisine zimmetle teslim edilmiş olmasına karşın emniyet kemerini kullanmadığı nitelim çalıştığı direkteki hattın enerjili olması nedeniyle önce elektriğe çarpıldığı akabinde dengesini kaybederek zemine düştüğü ve ağır yaralandığı kaldırıldığı hastanede tedavisi sırasında vefat ettiği anlaşılmıştır. 20. Önceki bozma kapsamında incelenen ceza dosyası kapsamında yer alan Erciyes Üniversitesi Sağlık Uygulamaları ve Araştırma Merkezinin 30.05.2014 tarihli yazıları ekinde yer alan raporda; sigortalının elektrik çarpması nedeniyle acil operasyona alındığı, ameliyat bulgularında; ince bağırsaklarda ve besleyen damarlarda elektrik çarpmasına bağlı olarak yaygın parçalanma ve dağılma görüldüğü, buna ilaveten sağ böbreğin normalden çok sert ve ödemli olduğu tespit edilmiş olmakla elektriğe maruz kalmış olduğunun tespit edildiği, ceza davası kapsamında ekip iş güvenliği sorumlusu ..., Develi İşletme Şefi ... ile Develi İşletme Elektrik Teknisyeni ...'nun sanık sıfatıyla yargılandıkları hükme esas alınan kusur raporuna göre sanık ...'ın "trafodan elektriğin kesilmesi sağlamadan ve sigortalının kişisel korucu donanım kullanmadan elektrik direğine çıkmasına izin vermiş olması nedeniyle" tali kusurlu olduğu, ... sigortalının asli kusurlu olduğu diğer sanıkların ise kusursuz olduklarının tespit edildiği mahkemece sanık ... hakkında mahkumiyet kararı verlirken diğer sanıkların beraatine karar verildiği kararın onanmış olduğu anlaşılmıştır. 21. Olayla lgili SGK müfettişi tarafından düzenlen raporda ve Dairemizden onanarak geçen rücu dava dosyasında davalı işveren şirket %30 kusurlu kabul edilmişken, ... sigortalının %30 kusurlu olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır. 22. Bu dava dosyasında hükme esas alınan kusur raporuna göre ise davalı işveren şirkete %40, davalı ...'a %10 kusur verilmişken, davalı ... ve ...’nun şahsi kusurları olmadığı, ... sigortalının ise %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; sigortalının ekip şefi olarak çıkacağı enerji nakil hattı için öncelikle enerjinin kesilmesini sağlaması, akabinde direkçe çalışırken kendisine teslim edilen emniyet kemerini kullanması gerekirken kullanmadığı, ölümünün de hem elektrik çarpmasına hem yüksekten düşmesine bağlı olduğu anlaşılmakla almadığı önlemlerin iş kazasının gerçekleşmesi ve ölüm sonucunun oluşmasında baskın oranda etkisi olduğu, öte yandan kesin delil olmamakla beraber kuvvetli delil özelliği olan rücu davasında da sigortalıya %70, davalı işverene %30 kusur verilmiş olduğu da dikkate alındığında, karara esas alınan kusur oranının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. 23. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, açıklanan bu olgulara göre ... sigortalının iş kazasının gerçekleşmesinde ağır oranda kusurunun bulunduğu gözetilerek kusur oran ve aidiyetinin tespiti için, dosyanın elektrik enerjisi alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, sonucuna göre tespit edilecek kusur oranların dikkate alınarak (kararın tazminat alacağından sorumlu tutulan ... tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle davacı tarafın iş bu davalı lehine elde ettiği usuli kazanılmış hak gözetilerek) davacıların maddi tazminat alacağının belirlenmesi, giderek davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında usule uygun bir karar verilmesinden ibarettir. 24. Öte yandan kararın hüküm kısmında asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı karar verilmiş olması yerinde olmuş ise de gerekçeli karar başlığında asıl ve birleşen davaya taraf olanların farklı olduğu gözetilerek bu hususun ayrı ayrı gösterilmemiş olması, giderek hakkında usulüne uygun açılmış bir dava olduğu tespit dilemeyen ...'ın da karar başlığında davalı olarak gösterilmesi hatalı olmuştur. 25. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve Kanun'a aykırı olup bozma sebebidir. 26. O hâlde, davacılar ve davalı ... Türk A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, bu aşamada temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin Mahkemece verilen kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Davacılar ve davalı ... Türk A.Ş vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nın 428 inci maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.