(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/7226 E. , 2012/2035 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞTİRİLEN DAVA Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleştirilen davada davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıya kasko sigortalı olduğunu, aracı
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/7226 E. , 2012/2035 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞTİRİLEN DAVA Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleştirilen davada davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıya kasko sigortalı olduğunu, aracın tek taraflı meydana gelen kaza sonucu hasarlandığını, davalı ... şirketinin sürücünün alkollü olduğunu iddia ederek hasar bedelini ödemediğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleştirilen dosyada, aynı kazaya ilişkin, müvekkiline ait aracı kullanan...in kaza sonucu öldüğünü bildirerek ıslahla birlikte 34.752 TL hasar bedelinin sürücünün mirasçısı olan davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, kazanın sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle hasarın teminat dışı kaldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, murisi olan ...'den kaza sonrası alınan kan örneklerinin hastanede karıştığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davanın, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, birleşen davanın kabulüne, 34.752 TL'nin davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Kasko sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. Maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda; davalı araç sürücüsü 70 promil alkollü olarak araç kullanırken yoldan çıkıp takla atmıştır. Ancak, yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 1 nöroloji ve 1 trafik uzmanı bilirkişiden oluşacak bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Kabule göre de; birleşen dosyada, araç sürücüsü...in vefat ettiği belirtilerek mirasçısı olan babası ...'e husumet yöneltilmiş ise de, dosyada mevcut veraset ilamına göre murisin kardeşi olan ...'in de murisin mirasçısı olduğu görülmüştür. Mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu gözden kaçırılarak diğer mirasçı davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edilerek sonuçlandırılması da hatalı olmuştur. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.