6. Hukuk Dairesi 2024/1142 E. , 2024/3584 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/621 E., 2024/40 K. KARAR : Davanın Kabulü 1-İlk derece mahkemesinin ilk kararında, tazminat istemli davada, davalının kooperatif üyesi olmadığı, hisse devri veya satış yapıldığı veya bedel alındığı hususlarının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. 2-Mahkeme kararına karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce davalı…
**6. Hukuk Dairesi 2024/1142 E. , 2024/3584 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/621 E., 2024/40 K. KARAR : Davanın Kabulü 1-İlk derece mahkemesinin ilk kararında, tazminat istemli davada, davalının kooperatif üyesi olmadığı, hisse devri veya satış yapıldığı veya bedel alındığı hususlarının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. 2-Mahkeme kararına karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce davalının devir tarihinde ve halen dava dışı kooperatifin üyesi olduğu, devir sözleşmesi altındaki imzaların kendisine ait olduğu davalı tarafından kabul edildiğine göre, boş olarak verdiğini savunduğu bu belgelerin rızası hilafına doldurulduğu iddiasını ispat yükünün davalıda olduğu, üyelik devri ile sözleşmenin kendi rızası dışında doldurulduğu iddiasına yönelik yemin teklif etme hakkının davalı tarafa hatırlatılması, davacı tarafça yemin edilmesi halinde ise davacıdan devir bedeli olarak ne kadar ödediği sorulup, bu ödeme miktarı ile ilgili ispat yükünün davacıya düştüğü göz önünde bulundurularak bu defa davacıya ödediği miktar yönünden yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı bozulmuştur. 3- Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, kooperatif üyeliğinin devrine ilişkin 28.01.2013 tarihli belgenin rızası hilafına doldurulduğu hususundaki ispat yükü kendisinde olan davalının karşı tarafa yemin teklif ettiği, davacının usulüne uygun şekilde yemin ettiği, bu durumda devir bedeli olarak 30.000,00 Türk Lirası ödediğini beyan eden davacının da bu iddiasını ispat etmesi gerektiği ancak bu hususta ispat yükü kendisine düşen davacının karşı tarafa yemin teklif etmediği ve iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. 4- Mahkemenin ikinci kararına karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce hisse devir sözleşmesinin taraflar yönünden bağlayıcı olduğunun kesinleştiği, sözleşmede devir bedelinin nakit olarak ödendiği yazılı olduğuna göre, davacının hisse devri karşılığında davalıya bir bedel ödediğinin kabulü gerektiği, mahkemece bilirkişi aracılığıyla gerekirse keşif ve inceleme yapılarak devir tarihi itibariyle devre konu 6 no.lu daire ve dükkanın hisse devir bedelinin ne olabileceği belirlenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması belirtilerek, mahkeme kararı bozulmuştur. 5-Mahkemece, ikinci bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümlerin 28.01.2003 tarihi itibariyle hisse devir bedellerinin 45.000 Türk Lirası olabileceği bildirildiği, davacının 28.01.2003 tarihi itibariyle devir bedelini 30.000 Türk Lirası olduğunu iddia ettiği ve iddiasını ispatladığını, kooperatif üyeliğinin devrine ilişkin 28.01.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafça yerine getirilmediğinden tarafların verdiklerini geri alabilecekleri, davacının davalıya 28.01.2003 tarihinde ödediği 30.000,00 Türk Lirası'nın dava tarihine kadar denkleştirici adalet ilkeleri doğrultusunda güncellenmesi sonucunda ulaşacağı değerin 56.988,33 Türk Lirası olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 56.988,33 Türk Lirası'nın 7.100,00 Türk Lirası kısmının dava; 49.888,33 Türk Lirası kısmının ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 6- Mahkemenin üçüncü kararına karşı, davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, mahkemece dava dilekçesinde yer alan talep nazara alınarak değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı bozulmuştur. 7-Mahkemece, üçüncü bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamından sonra ıslah dilekçesi verilemeyeceği, ayrıca davalının da muvafakat etmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.100,00 Türk Lirası alacağın 28.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 8-Mahkemenin dördüncü kararına karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 18/2.maddesi uyarınca bozmadan sonra ıslah mümkün hale gelmiş olup usul hükümlerinde yapılan değişikliklerin derhal uygulanması gerektiğinden bu hükmün eldeki davaya da uygulanması gerektiği, mahkemece ıslaha değer verilerek değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı bozulmuştur. 9- Mahkemece, dördüncü bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmenin yapıldığı tarihte geçerli olan 818 Sayılı BK'nın 66. maddesinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığı, ancak ıslah tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.100,00 Türk Lirası'nın 28.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslahla arttırılan bakiye 49.888,33 Türk Lirası'nın ise zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. 10- Mahkemenin beşinci kararına karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle BK'nın 125. maddesi (6098 sayılı BK.'nın 146. maddesi) gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadığından ıslaha değer verilerek değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı bozulmuştur. 11- Mahkemece, son bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin taraflar arasında bağlayıcı olduğu, sözleşmede devir bedelinin nakit olarak ödediği yazılı olduğuna göre davacının hisse devri karşılığında davalıya bir bedel ödediğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 7.100,00 Türk Lirası'nın 28.05.2009 bakiye 49.888,33 Türk Lirası'nın ise 03.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 12- Bu karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık halleri ile usûli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği, dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.