Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma hazırlamak için gerekli kolaylıklardan faydalanılmaması ve soruşturma aşamasında lehe olan delillerin toplanmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma hazırlamak için gerekli kolaylıklardan faydalanılmaması ve soruşturma aşamasında lehe olan delillerin toplanmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu olay tarihinde 16 yaşındadır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşı camilerde sela okunması talimatı verilmesi üzerine 16/7/2016 tarihinde saat 50 civarında cami imamı olan müşteki A.H.Y., görev yaptığı camide sela okuduktan sonra evine döndüğü sırada başvurucunun -babası olan diğer şüpheli ile birlikte- müştekinin yolunu keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürler içeren sözler sarfettiğine ve müştekiyi tehdit ettiğine dair görüntüleri içeren -cep telefonuyla kaydettiği- video kaydını sunarak şikâyette bulunması üzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 19/7/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu 30/7/2016 tarihinde Savcılıkta ifade vermiştir. İfadenin ilgili bölümü şöyledir: "Ben üzerime atılı suçlamayı anladım. Babamın ilk kez cami hocası sela okurken ki karşılaşmasında ve aralarında geçen diyalogta ben yoktum. Bu olaydan haberimde yoktu. Daha sonra ben arkadaşım E.P. ile Atatürk Havalimanına askere engel olmak için gideceğimiz sırada babam R.B.nin cami imamıyla tartıştığını gördüm, karşılıklı olarak birbirlerine bağırıyorlardı. Ben babama 'Dön eve gidelim' dedim, ancak babamın sinir krizi geçirip fenalaştığını görünce bende önceki rahatsızlığımdan dolayı geçirmiş olduğum ameliyat nedeniyle sinir krizleri yaşadığımdan bende sinir krizine girdim ve amaçsızca ortalığa bağırıp çağırmaya başladım. Neler dediğimi hatırlamıyorum, ancak daha sonradan dosya kapsamından ettiğim tehdit ve hakaretleri görerek hatırladım. Bunları dediğimi kabul ediyorum, ancak ben bunları söylerken kendimde değildim. Amaçsızca söyledim suç işleme kastım yoktur. E.P. isimli arkadaşım bu olayların hiçbirisine karışmamıştır, E. benim mahalleden arkadaşımdır, E.nin açık adresini bilmiyorum. Suçlamayı bu haliyle kabul ederim. Ben kimseyi darp etmedim, üstünede yürümedim." Savcılık 20/7/2016 tarihinde başvurucuyu Cumhurbaşkanı'na hakaret, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanda bulunma (yardım etme) ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından tutuklanması istemiyle Küçükçekmece Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Başvurucunun sorgudaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ben, Savcılıkta ifade vermiştim. Bu ifadelerimi tekrar ederim. Ben, babamla müşteki arasında oluşan ilk tartışmaya şahit olmadım, daha sonra tartıştıklarını görünce ve babamın da fenalaştığını görünce benim de daha önceden rahatsızlığımın olması sebebiyle sinir krizine girdim, amaçsızca bağırmaya başladım, bu sırada ne söylediğimi hatırlamıyorum çünkü kriz halinde idim, kasıtlı olarak bir şey söylemedim, suçlamaları kabul etmiyorum, ben neler söylediğimi hatırlamıyorum, video kaydını izleyince neler söylediğimi gördüm. Çok pişmanım." Hâkimlik 20/7/2016 tarihinde Cumhurbaşkanı'na hakaret, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma (yardım etme) ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"S.S.Çocuğun üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, S.S.çocuğun üzerine atılı suçları işlediği hususunda müşteki beyanı, dosya kapsamındaki 2016 tarihli ses kaydı dinleme ve görüntü izleme tutanağı dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesini içeren somut olguların bulunması, üzerine atılı eylemlerin Kanunda öngörülen ceza miktarları yine üzerine atılı TCK.nun 313 maddesinde yer alan eylemin CMK.nun 100/maddesinde yer alan katalog suçlardan olması hususları gözetildiğinde Adli Kontrol tedbirlerinin yeterli denetim sağlamayacağı, tutuklama tedbirinin bu aşamada orantılı olabileceği değerlendirilerek S.S.Çocuğun her bir suçtan ayrı ayrı CMK'nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar verildi.]"Başvurucu Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu bakımından tutuklama kararına itiraz etmiş, Küçükçekmece Sulh Ceza Hâkimliği 28/7/2016 tarihli kararıyla, tutuklama kararındakine benzer gerekçelerle başvurucunun itirazını reddetmiştir. Savcılık 27/7/2016 tarihinde, Cumhurbaşkanı'na hakaret ve Türk milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılama suçları bakımından soruşturma usulünün farklı olması gerekçesiyle soruşturma dosyasının tefrik edilmesine karar vermiştir. Savcılık 16/8/2016 tarihinde, başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, terör amaçlı olarak kamu görevini yaptırmamak için birden fazla kişiyle birlikte tehdit ederek direnme ve kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçlarını işlediğinden bahisle hakkında kamu davası açılması için fezleke düzenleyerek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvurucunun tahliye talebi üzerine tutukluluk durumunu değerlendiren Küçükçekmece Sulh Ceza Hâkimliği 11/8/2016 tarihinde tahliye talebinin reddi ile tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu 17/8/2016 tarihinde anılan karara itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2016 tarihinde başvurucunun itirazını yeniden tahliye talebi olarak değerlendirerek talebin reddine karar vermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma Bürosu, 26/8/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, terör amaçlı olarak kamu görevini yaptırmamak için birden fazla kişiyle birlikte tehdit ederek direnme ve kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer çocuk ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede özetle; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün yaşandığı saatlerde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşı camilerde sela okunması talimatı verilmesi üzerine 16/7/2016 tarihinde saat 50 civarında cami imamı olan müşteki A.H.Y, görev yaptığı camide sela okuduktan sonra evine döndüğü sırada başvurucunun -babası olan diğer şüpheli ile birlikte- müştekinin yolunu keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürler içeren sözler sarfettiği, müştekiyi tehdit ettiği ve Atatürk Havalimanını işgal eden bir kısım FETÖ silahlı terör örgütü üyesi askere destek olmak için oturduğu mahallede arkadaşlarını toplamaya çalıştığı belirtilmiştir. İddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak müşteki beyanı ve olaya ilişkin olarak cep telefonuyla kaydettiği ses ve görüntü kaydına dayanılmıştır. 19/7/2016 tarihli ses kaydı dinleme ve görüntü izleme tutanağında başvurucunun müştekinin üzerine yürüyerek "... seni öldürürüm, kafana sıkarım, bir daha sela okuma, polisler gelsin polislere de sıkarım .. Polisi ara polis gelsin onlara da sıkacağım ben, o askerlere karşı gelen hepsine sıkacağım... niye askere vuruyorsunuz lan....niye sela okuyorsun, ölün mü var sela okuyorsun ... hadi kafanıza dayar sıkarım olum ..." şeklinde sözler sarf ettiği ayrıca sinkaflı şekilde hakarette bulunduğu tespit edilmiştir. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 9/9/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/259 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 20/1/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun tahliyesine ve adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında sadece Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanda bulunma suçundan düzenlenen tutuklama müzekkeresi 20/7/2016 ile 20/1/2017 tarihleri arasında infaz görmüştür. Başvurucu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan açılan kamu davasının 6/3/2018 tarihinde; Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan açılan kamu davasının ise 15/3/2018 tarihinde Mahkemenin E.2016/259 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Mahkeme 12/2/2019 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun birden fazla kişiyle birlikte görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından toplamda 17 ay 40 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB); Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama ve Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlarından ise beraatına kararı vermiştir. HAGB kararına karşı başvurucunun itirazı, İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 7/5/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Beraat kararı yönünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının istinaf istemi nedeniyle dava İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Bu Kanunun uygulanmasında;a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi,.. .İfade eder." 5395 sayılı Kanun'un "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır." 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (5), (6), (10), (11) ve (12) numaralı fıkraları şöyledir: “(5) … Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) … Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.”…Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. … (12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Yaş küçüklüğü" kenar başlıklı maddesinin (3) numarası fıkraları şöyledir:"(3) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz." 5237 sayılı Kanun'un "Görevi yaptırmamak için direnme" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.... (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır...." 5237 sayılı Kanun'un "Cumhurbaşkanına hakaret" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır." 5237 sayılı Kanun'un "Anayasayı ihlal" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar. (2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur." 5237 sayılı Kanun'un "Türkiye Cumhuriyeti Hükumetine karşı silahlı isyan" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükumetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. İsyana katılan diğer kişilere altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."