DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1158 E. , 2025/545 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1158 Karar No : 2025/545 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1158 E. , 2025/545 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1158 Karar No : 2025/545 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi ile ... Caddesinin kesiştiği kısımdaki dere yatağı içerisine kimyasal atık boşaltıldığından ve Atık Yönetimi Yönetmeliği'nde öngörülen usul ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak atıkların bertaraf edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendi uyarınca davacı şirketin 175.053,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 26/04/2018 tarihinde Tuzla Belediye Başkanlığına yapılan ihbar üzerine gerçekleştirilen denetim sonucu düzenlenen 26/04/2018 tarihli denetim tutanağı ile 14 bidon toplam 420 litre atığın dere yatağına boşaltıldığının tespit edildiği, olaya ilişkin fotoğraflar çekildiği ve söz konusu atığın davacı şirket tarafından döküldüğünü tespit eden söz konusu tutanağın, davacı şirketin çalışanı G.K. tarafından imzalandığı, anılan tutanağın ve fotoğrafların gereğinin yapılması için davalı idareye gönderilmesi üzerine, olayın incelenmesi amacıyla davacı şirkette 15/08/2018 tarihinde denetim gerçekleştirildiği, söz konusu denetim sonucu hazırlanan aynı tarihli tutanakta, işletmede metallerin yüzey parlatma ve çapak alma işlemi sırasında kullanılan E... RT-03, E... RT-04, E... RT-08 kimyasallarının kullanıldıktan sonra atıklarının bidonlarda biriktirildiği, önceki tarihli tutanakta belirtildiği gibi 14 bidon ile toplam 420 litre atığın dere yatağına boşaltıldığı, bunun bir defaya mahsus yapıldığı, bir daha dökülmeyeceği, bundan sonra ilgili atıkların bertarafının mevzuata uygun olarak yapılacağı beyanlarını içerir tespitlere yer verildiği, söz konusu tutanağın şirket çalışanı G.K. tarafından da imzalandığı, ayrıca anılan alanda atıkların toplandığı ve atıldığına ilişkin fotoğrafların da çekildiği; dolayısıyla davacı şirketin şikayete konu atıkları ilgili mevzuata uygun olarak depolamadığı ve/veya bertaraf etmediği hususunun, tutanak ile kayıt altına alındığı ve fotoğraflandığı, Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine aykırı hareket edildiği somut olarak tespit edildiğinden, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendi uyarınca davacı şirketin para cezası ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E...., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de Danıştay Altıncı Dairesinin 02/12/2021 tarih ve E:2019/21836, K:2021/13254 sayılı eksik inceleme nedeniyle bozma kararı üzerine; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, bozma kararına uyularak, İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi ile ... Caddesinin kesiştiği kısımdaki dere yatağı içerisine kimyasal atık boşaltıldığını tespit eden Tuzla Belediye Başkanlığı görevlilerince düzenlenen 26/04/2018 tarihli tespit tutanağı ile İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı çevre denetim tutanağının, davacı şirket çalışanı G.K. tarafından imzalandığı, 15/08/2018 tarihli çevre denetim tutanağında tutanağın mahallinde 4 madde ve 1 sayfa olarak düzenlenip, taraflarca okunarak doğruluğu kabul edilerek imzalandığı ve bir suretinin tesis yetkilisine verildiği bilgisine yer verildiği; davacının dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki tutanağın taraflarına tebliğ edilmediği iddiasını karşılamak amacıyla ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı ara kararı üzerine verilen cevabi yazıdan, söz konusu tutanakları imzalayan G.K.'nın şirket çalışanı olduğu, fakat şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2023/11699, K:2023/5742 sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi ile ... Caddesinin kesiştiği kısımdaki dere yatağı içerisine kimyasal atık boşaltıldığını tespit eden ve Tuzla Belediye Başkanlığı görevlilerince düzenlenen 26/04/2018 tarihli tespit tutanağı ile İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı çevre denetim tutanağının, davacı şirket çalışanı G.K. tarafından imzalandığı, 15/08/2018 tarihli çevre denetim tutanağında, tutanağın mahallinde 4 madde ve 1 sayfa olarak düzenlenip, taraflarca okunarak doğruluğu kabul edilerek imzalandığı ve bir suretinin tesis yetkilisine verildiği bilgisine yer verildiği; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı ara kararı ile anılan kişinin şirket çalışanı olup olmadığının sorulması üzerine, davacı şirket vekili tarafından sunulan cevabi yazı ile bu yazı ekinde sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, çevre denetim tutanağını imzalayan G.K.'nın şirket çalışanı olduğu hususu sabit olmakla birlikte, anılan şahsın şirket yetkilisi olmamasının dava konusu işlemi ve dayanağı çevre denetim tutanağını sakatlamadığı gibi, çevre denetim tutanağının her durumda şirketi temsile yetkili olan kişi ya da kişiler tarafından imzalanmasının beklenmesinin hayatın olağan akışı gereği mümkün olamayacağı, kaldı ki davacı şirket tarafından dere yatağı içerisine kimyasal atık boşaltıldığı ve Atık Yönetimi Yönetmeliği'nde öngörülen usul ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak atıkların bertaraf edildiği hususunun sabit olduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının istinaf başvurusunun kabulü, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu; çevre denetim tutanağının usulüne uygun tutulduğu; denetim sırasında uygulanacak işlemlerde esas alınan mevzuat hükümlerinde, denetim sonrası düzenlenen çevre denetim tutanağının mutlak surette şirket yetkilisine imzalatılması gerektiği yönünde emredici bir hüküm yer almadığı; yapılan denetimlerde çevre ihlallerinin oluş şekli düşünüldüğünde, anlık tespitler yapılması gerektiğinden, burada kanun koyucunun çevre ihlallerinin önemine vurgu yaparak kimi zaman tutanağın tek başına düzenlenmesi halinin dahi yeterli olacağını kabul ederek çevre denetimini zorlaştırmak yerine kolaylaştırma amacında olduğu; davacı tesisin sebep olduğu çevre ihlalini kabul ettiği ve düzenlenen tutanağın şirket çalışanı ve denetim personelleri tarafından usulüne uygun olarak imza altına alınarak tutanağın bir örneğinin davacı tesise bırakılarak denetimin tamamlandığı; çevre ihlalinin davacı tesis tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun açıkça ortaya konduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Gelen bir şikayet üzerine, Tuzla Belediye Başkanlığı görevlilerince düzenlenen ve davacı şirket çalışanı olduğu belirtilen G.K. tarafından imzalanan 26/04/2018 tarihli tespit tutanağında, davacı şirkete ait üretimden kaynaklanan ve asidik yağ alma sıvısı olarak tanımlanan E... RT-04 kodlu sıvı atıkların (30 lt x 14 varil) İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi ile ... Caddesinin kesiştiği kısımdaki dere yatağına döküldüğü, işletmede arıtma tesisinin ve deşarj izin belgesinin bulunmadığı, daha önce meydana gelen endüstriyel nitelikli atık suların bertarafına ilişkin belgelerin ibraz edilmediği tespit edilmiş ve durumu gösterir fotoğraflar çekilmiştir. Tuzla Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile dere yatağı içerisine kimyasal atık boşaltıldığını tespit eden söz konusu tutanak ve eki belgeler, davalı idareye bildirilmiştir. Davalı idare görevlilerince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı çevre denetim tutanağında ise, işletmede iki adet metal vibrasyon ve bir adet kurutma makinesi bulunduğu, bu makinelerde yüzey parlatma ve çapak alma faaliyetinin yapıldığı, bu işlem sırasında E... RT-04 (yağ alma kimyasalı), E... RT-03 ve E... RT-08 kodlu kimyasalların kullanıldığı ve ardından bidonlara aktarılarak biriktirildiği, Tuzla Belediye Başkanlığı yazısında belirtildiği üzere, 26/04/2018 tarihinde her biri 30 litrelik 14 bidon atığın, dereye bir defaya mahsus döküldüğünün ve bir daha dökülmeyeceğinin beyan edildiği ve bertarafın ilgili mevzuata uygun olarak yapılacağının taahhüt edildiği belirtilmiş ve söz konusu tutanak davacı şirket çalışanı olduğu belirtilen G.K. tarafından imzalanmıştır. Anılan tutanak dayanak alınarak, davacı şirketin işletmesine ait yüzey parlatma ve çapak alma faaliyetinden kaynaklanan atıkların dereye dökülmek suretiyle Atık Yönetimi Yönetmeliği'nde öngörülen usul ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak bertaraf edildiğinden bahisle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendi uyarınca davacı şirketin 175.053,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu idari yaptırım kararı tesis edilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinde, "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmü; 20. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendinde, "Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü, ikinci fıkrasında da "Bu maddenin (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir." hükmü mevcuttur. 02/04/2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Atık Yönetimi Yönetmeliği'nin 4/1-d maddesinde atığın, "üreticisi veya fiilen elinde bulunduran gerçek veya tüzel kişi tarafından çevreye atılan veya bırakılan ya da atılması zorunlu olan herhangi bir madde veya materyali" ifade ettiği belirtilmiş olup Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, "Atıkların toplanması, taşınması, geri kazanılması ve/veya bertaraf edilmesi işlemleri, Bakanlık ve/veya il müdürlüğünden gerekli izin ve/veya çevre lisansı almış tesisler, üretici/yetkilendirilmiş kuruluşlar, atık taşımaya yetkili/lisanslı taşıyıcılar tarafından izinleri/lisansları kapsamında gerçekleştirilir. Atıkların bu firmalar/tesisler dışında üçüncü kişiler tarafından toplama, taşıma, geri kazanım ve/veya bertaraf faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi, diğer maddelerle ve yakıtlara karıştırılarak yakılması yasaktır." kuralı; (n) bendinde, "Atıkların üretiminden ve yönetiminden sorumlu kişi, kurum ve kuruluşlar, atık yönetiminin her aşamasında atıkların çevre ve insan sağlığına zarar vermesini önleyecek tedbirleri almakla yükümlüdür." kuralı; (ö) bendinde, "Atıkların toprağa, denizlere, göllere, akarsulara ve benzeri alıcı ortamlara dökülmesi, doğrudan dolgu yapılması ve depolanması suretiyle çevrenin kirletilmesi yasaktır." kuralı; 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde atık üreticisinin, "Atıklarını bu Yönetmelik hükümleri ve Bakanlıkça belirlenen esaslara uygun olarak izin/çevre lisansı almış atık işleme tesislerine göndermekle," yükümlü olduğu kuralı; 2. fıkrasında ise "Atık sahibi, atıklarını bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere uygun olarak yönetmekle yükümlüdür." kuralı yer almaktadır. 03/04/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu tespit tarihi ile işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevre Kanununa Göre Verilecek İdarî Para Cezalarında İhlalin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsili Hakkında Yönetmelik'in "İhlalin tespiti" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Kanunda belirtilen ihlalin belirlenmesinde, fotoğraf, hava fotoğrafı, kamera, uydu görüntüleri ve diğer teknik cihazlardan yararlanılabilir. (2) Çevre mevzuatında istenen ve faaliyet sahibi tarafından sunulması zorunlu olan bilgi ve belgelerin sunulmaması ya da eksik sunulması halinde tespit edilen bu husus Çevre Denetim Tutanağına yazılır. (3) İhlalin tespiti için numune alınması gerekiyorsa, bu numuneler usulüne uygun olarak yeterli miktarda alınır, etiketlenir ve mühürlenerek, mevzuatta belirtilen zaman içinde yetkili laboratuvara teslim edilir veya gönderilir. Analiz sonuç raporları delil olarak değerlendirilir. Alınan numuneler denetim tutanaklarında belirtilir. (4) Biyolojik çeşitliliğin tahribatının tespitinde gerektiğinde bilirkişiye başvurulabilir. (5) Çevre mevzuatı ihlalinin belirlenmesi için fotoğraf, kamera ve diğer teknik cihazlardan yararlanılması veya numune alınması işlemi; ilgililerin olay mahallinden ayrılması, olayın kendine özgü mahiyeti gibi fiili imkansızlıklar nedeniyle yapılamadığı durumlarda Çevre Denetim Tutanağının veya Tespit Tutanağının düzenlenmesi ihlalin tespiti için yeterlidir." hükmüne; "Denetim ve tespit tutanağının düzenlenmesi" başlıklı 13. maddesinde "(1) Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı veya Bakanlıkça yetki verilmiş kurum veya kuruluşların yetkili makam tarafından çevre denetimi ile görevlendirilen personelce yapılan denetimler sonucunda tespit edilen ihlallerle ilgili olarak, fiilleri işleyenler hakkında Ek-3’te yer alan Çevre Denetim Tutanağı; gemilerle ilgili olarak ise Ek-2’de yer alan Tespit Tutanağı düzenlenir. (2) Çevre Denetim Tutanağı ile Tespit Tutanağı en az üç nüsha düzenlenir. Bunların her nüshası arasına karbon kâğıdı konulan ya da kendiliğinden karbonlu tutanaklar sabit, mürekkepli veya tükenmez kalemle tam ve eksiksiz doldurularak, tutanağı düzenleyenlerin her biri ve ihlale neden olan sorumlu kişi tarafından imzalanır. İhlale neden olan sorumlu kişi, imza atmaktan kaçındığı takdirde bu durum tutanakta belirtilir. (3) Belirtilen şekilde düzenlenen Çevre Denetim Tutanağı ile Tespit Tutanağı, numune alınmış ise analiz sonucuna ilişkin rapor, fotoğraf, video çekimi yapılmış ise buna ilişkin kanıtlar ve ilgili diğer her türlü belgeler de eklenmek suretiyle denetim ile görevlendirilen personelin bağlı olduğu ve idarî yaptırım kararı vermeye yetkili merciye intikal ettirilir." hükmüne; "İdarî yaptırım kararının tebliğ edilmesi" başlıklı 15. maddesinde ise "(1) İdari yaptırım kararı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tüzel kişi hakkında verilen İdarî Yaptırım Kararları her hâlde ilgili tüzel kişiye tebliğ edilir. (2) Tebligat metninde İdarî Yaptırım Kararına karşı başvurulabilecek kanun yolları, mercileri ve süreleri açıkça belirtilir." hükmüne yer verilmiştir. Yönetmeliğin eki Ek-3'te yer alan tüzel kişiler için tanzim edilecek çevre denetim tutanağı örneğinde, denetlenen tüzel kişinin yetkili temsilcisinin adı ve soyadı ile T.C. kimlik numarasının yazılacağı belirtilmiş; "Denetim Bulguları" bölümünde ise "Tesis Yetkilisinin Adı Soyadı ve İmzası" kısmına yer verilmiş olup tutanağın en alt kısmında "... bir sureti tesis yetkilisine verildi." şeklinde ibare yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dosyanın incelenmesinden, davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölge idare mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 02/12/2021 tarih ve E:2019/21836, K:2021/13254 sayılı kararıyla, "davacı şirket vekili Av. ... tarafından verilen ve 04/10/2019 tarihinde ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kayıtlarına giren dilekçede, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki tutanağın taraflarına tebliğ edilmediğinin iddia olunduğu da dikkate alındığında, söz konusu tutanakları şirket çalışanı sıfatıyla imzalayan G.K.'nun şirket yetkilisi olup olmadığı hususunun araştırılarak buna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak" karar verildiği gerekçesiyle bozma kararı verildiği; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 22/02/2022 tarihli ara kararıyla, anılan bozma kararına uyularak, davacı şirketten, davaya konu işlemin dayanağı tutanağın tebliğ edildiği G.K. isimli şahsın 2018 yılının 8. ayında şirketlerinde çalıştığını kanıtlayacak sigorta bilgilerini de içeren tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği; davacı şirket tarafından verilen cevap üzerine, anılan İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "Davacının dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki tutanağın taraflarına tebliğ edilmediği iddiasının karşılamak amacıyla Dairemizce yapılan 22/02/2022 tarih ve E:2022/306 sayılı ara kararına cevabi yazıdan; söz konusu tutanakları imzalayan G.K.'nun şirket çalışanı olduğu şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Dördüncü Dairesinin yukarıda "Yargılama Süreci" bölümünde aktarılan kararı ile bozulmasına karar verildiği; İdari Dava Dairesince önceki kararda ısrar edildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, öncelikle, usuli kazanılmış hak müessesesinin uygulanmasının gerekip gerekmediği irdelenmelidir. Danıştay Altıncı Dairesinin yukarıda alıntısına yer verilen 02/12/2021 tarihli bozma kararının gerekçesi, eksik inceleme ve araştırmaya dayanmakta olup, bölge idare mahkemesi kararının hukuka uygunluğu hakkında kesin bir yargıda bulunulan ve "kesin bozma" olarak nitelendirilebilecek bir karar değildir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince bozma kararına uyularak söz konusu eksiklik tamamlandıktan sonra, 09/03/2022 tarihli kararla, yeniden bir karar verildiğinden, olayda usuli kazanılmış hak oluştuğundan söz edilemeyeceği, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı yolundaki 4. fıkrasının uygulanma olanağı bulunmadığı ve işin esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Çevre Kanununa Göre Verilecek İdarî Para Cezalarında İhlalin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsili Hakkında Yönetmelik'in "İhlalin tespiti" başlıklı 10. maddesinde, çevre mevzuatında istenen ve "faaliyet sahibi" tarafından sunulması zorunlu olan bilgi ve belgelerin sunulmaması ya da eksik sunulması halinde, tespit edilen bu hususun Çevre Denetim Tutanağına yazılacağı belirtilmiş olup burada ilgili kişinin "faaliyetin sahibi" olması yeterli görülmüştür. Üstelik bu durum, sunulması zorunlu olan bilgi ve belgelerin sunulmaması ya da eksik sunulması haline münhasırdır. Aynı hükümde, ilgililerin olay mahallinden ayrılması, olayın kendine özgü mahiyeti gibi fiili imkansızlıklar nedeniyle çevre mevzuatı ihlalinin belirlenmesi için fotoğraf, kamera ve diğer teknik cihazlardan yararlanılması veya numune alınması işlemi yapılamadığı durumlarda, Çevre Denetim Tutanağının veya Tespit Tutanağının düzenlenmesinin ihlalin tespiti için yeterli olduğu kurala bağlanmıştır. Burada da "ilgililerin" olay mahallinden ayrılması hali söz konusudur. Öte yandan aynı Yönetmeliğin "Denetim ve tespit tutanağının düzenlenmesi" başlıklı 13. maddesinde ise Çevre Denetim Tutanağının "ihlale neden olan sorumlu kişi tarafından" imzalanacağı belirtilmiş; ihlale neden olan sorumlu kişi, imza atmaktan kaçındığı takdirde bu durumun tutanakta belirtileceği kurala bağlanmıştır. Yönetmeliğin eki Ek-3'te yer alan tüzel kişiler için tanzim edilecek çevre denetim tutanağı örneğinde ise, denetlenen tüzel kişinin "yetkili temsilcisinin adı ve soyadının" ve "T.C. Kimlik No."sunun yazılması yeterli görülmüş; "Denetim Bulguları" bölümünde ise şirketin yetkili temsilcisinin değil, "Tesis Yetkilisinin Adı Soyadı ve İmzası" kısmına yer verilmiş; tutanağın en alt kısmında ise "... bir sureti tesis yetkilisine verildi." şeklinde, tutanağın "şirket yetkilisine" "tebliğinden" değil; yine "tesis yetkilisine", "verilmesinden" bahsedilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, idari yaptırım kararının dayanağı çevre denetim tutanağının "tebliğ" edileceğine ya da bu tutanağın "şirket yetkilisince imzalanacağına" ilişkin bir kural bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, dava konusu olayda, Tuzla Belediyesi Zabıta Müdürlüğü tarafından tutulan tutanağın bir genel denetim tespit tutanağı olduğu; öte yandan idari yaptırım kararının dayanağı olan 15/08/2018 tarihli çevre denetim tutanağında, denetlenen tüzel kişinin yetkili temsilcisinin adı soyadı bölümünün "K.K." olarak doldurulduğu ve bu kişinin kimlik numarasının yazıldığı; G.K.'nın ise tesis yetkilisi sıfatıyla tutanağı imzaladığı, bu haliyle çevre denetim tutanağının mevzuata uygun olarak düzenlendiği ve tesisteki yetkiliye verildiği; bu tutanağın denetlenen tüzel kişiye tebliğ edileceğine dair mevzuatta bir hüküm bulunmadığı; idari yaptırım kararının ise, Yönetmeliğin 15. maddesine uygun olarak davacı şirkete tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen fiil sabittir. Buna göre, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, mevzuatta yeri olmadığı halde, çevre denetim tutanağını imzalayan kişinin şirket çalışanı olduğu, şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 06/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, ... İdare Mahkemesince, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği; bu kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 02/12/2021 tarih ve E:2019/21836, K:2021/13254 sayılı kararıyla, "davacı şirket vekili Av. ... tarafından verilen ve 04/10/2019 tarihinde ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kayıtlarına giren dilekçede, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki tutanağın taraflarına tebliğ edilmediğinin iddia olunduğu da dikkate alındığında, söz konusu tutanakları şirket çalışanı sıfatıyla imzalayan G.K.'nun şirket yetkilisi olup olmadığı hususunun araştırılarak buna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak" karar verildiği gerekçesiyle bozulması üzerine; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli ara kararıyla, bozma kararına uyularak, davacı şirketten, davaya konu işlemin dayanağı tutanağın tebliğ edildiği G.K. isimli şahsın 2018 yılının 8. ayında şirketlerinde çalıştığını kanıtlayacak sigorta bilgilerini de içeren tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği; davacı şirket tarafından verilen cevap üzerine, anılan İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "Davacının dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki tutanağın taraflarına tebliğ edilmediği iddiasının karşılamak amacıyla Dairemizce yapılan 22/02/2022 tarih ve E:2022/306 sayılı ara kararına cevabi yazıdan; söz konusu tutanakları imzalayan G.K.'nun şirket çalışanı olduğu şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; kararın temyiz edilmesi üzerine bu defa Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2023/11699, K:2023/5742 sayılı kararıyla, "çevre denetim tutanağını imzalayan G.K.'nun şirket çalışanı olduğu hususu sabit olmakla birlikte, anılan şahsın şirket yetkilisi olmamasının dava konusu işlemi ve dayanağı çevre denetim tutanağını sakatlamadığı gibi, çevre denetim tutanağının her durumda şirketi temsile yetkili olan kişi ya da kişiler tarafından imzalanmasının beklenmesinin hayatın olağan akışı gereği mümkün olamayacağı, kaldı ki davacı şirket tarafından dere yatağı içerisine kimyasal atık boşaltıldığı ve Atık Yönetimi Yönetmeliği'nde öngörülen usul ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak atıkların bertaraf edildiği hususunun sabit olduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, belirtilen nedenlerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmediği" gerekçesiyle bozulduğu, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince, bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolundaki kararında ısrar edildiği görülmektedir. Yukarıda değinilen süreç dikkate alındığında, temyiz incelemesi sonucunda verilmiş olan bozma kararına uyularak Bölge İdare Mahkemesince verilen ara kararına davacı tarafından verilen cevap esas alınarak verilen kararın, Danıştay Dördüncü Dairesince yeniden temyizen incelenmesinin, bozma kararına uygunluk yönünden yapılması gerektiği; bu itibarla, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açık olup, bozma kararına uyularak verilen dava konusu işlemin iptali yolundaki kararın, yeniden bozulmasının usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığından, ısrar kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.