10. Hukuk Dairesi 2012/25496 E. , 2013/10106 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, davacının davalı işveren yanındaki çalışmaları kapsamında itibari hizmet süresinin tespiti ve sigortalılık sürelerine eklenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenl
**10. Hukuk Dairesi 2012/25496 E. , 2013/10106 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, davacının davalı işveren yanındaki çalışmaları kapsamında itibari hizmet süresinin tespiti ve sigortalılık sürelerine eklenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın Ek 5. maddesidir. Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. 30/12/1987-21/09/1988 tarihleri arasında küspe kurutma bölümündeki 60 günlük çalışmaların itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir koşullarda gerçekleşmediği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, ayrıca, 506 sayılı Yasanın Ek 5. maddesi ile kazanılan hizmetler, işveren tarafından primi ödenmiş hizmetler üzerinden kazanılacağından ve mülga 506 sayılı Yasanın 77, 79 ve 85. maddeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen şekilde ve yine 5510 sayılı Yasanın 3. maddesinin 5754 sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 14 ve 15. alt bentlerinde belirtildiği şekilde ay 30 gün, yıl ise 360 gün olarak bildirilen süreyi ifade ettiğinden ve hesaplamanın bu şekilde bildirilen hizmet cetvelindeki primi ödenmiş 677 gün üzerinden yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması; 3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmü öngörülmüş olup, 506 sayılı Yasanın Ek 5. maddesinin 3. fıkrasının “… Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” hükmü gereği, davacının 22/09/1988-01/10/2008 tarihleri arasında davalı işyerindeki geçici ve daimi kadroyla çalışılan, sigorta primi ödenmiş günleri x 0,25 formülüyle hesaplanan 3563x0,25=891 gün itibari hizmet süresi bulunduğunun ve bu sürenin sigorta primi ödenmiş günlerine itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde “Davacının davasının KABULÜ ile; Küspe Kurutma bölümünde geçen; 30/12/1987-24/02/1988 arası 54 gün 15/09/1988-21/09/1988 arası 6 gün Rafineri bölümünde geçen; 22/09/1988-16/02/1989 arası 144 gün 07/09/1989-22/01/1990 arası 135 gün 02/09/1990-20/02/1991 arası 168 gün 20/05/1991-02/03/1992 arası 281 gün 04/09/1992-18/02/1993 arası 164 gün 01/09/1993-13/02/1994 arası 162 gün 12/09/1994-07/02/1995 arası 145 gün 04/09/1995-04/02/1996 arası 150 gün 02/09/1996-26/02/1997 arası 174 gün 01/09/1997-22/02/1998 arası 171 gün 04/09/1998-22/03/1999 arası 196 gün 27/08/1999-14/03/2000 arası 196 gün 02/09/2000-15/03/2001 arası 191 gün 14/09/2001-24/01/2002 arası 130 gün 16/09/2002-22/03/2003 arası 184 gün 17/09/2003-17/01/2004 arası 120 gün 04/09/2004-18/01/2005 arası 134 gün 01/09/2005-07/02/2006 arası 156 gün 04/09/2006-30/09/2006 arası 26 gün 01/10/2006-03/02/2007 arası 122 gün 19/03/2007-04/12/2007 arası 255 gün 03/04/2008-01/10/2008 arası 177 gün olmak üzere toplam 3641 günlük çalışmasının itibari hizmetten sayılması gerektiğinin TESPİTİNE” karar verilmesi; 4-Mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda“usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ise de, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır. Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira, mahkemece ../... -3- bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur. Somut olayda, maktu vekalet ücretinin hukuka uygun olmadığı, dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki bozmaya uyulmuş olmakla, davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Olayda, usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık uyma yönünde verilen karardan dönülerek önceki kararın tekrar edilmesi usulen olanaklı değildir. Bu ilke, Kamu düzeni ile ilgili olup Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, eldeki dava yönünden dilekçe yazım ücreti yerine maktu avukatlık ücretinin hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının 1. paragrafının silinerek, yerine “Davanın kabulü ile davacının davalı işverene ait işyerinde 22/09/1988-01/10/2008 tarihleri arasında rafineri bölümünde geçen, geçici ve daimi kadroyla çalışılan, sigorta primi ödenmiş günleri x 0,25 formülüyle hesaplanan 3563x0,25=891 gün itibari hizmet süresi bulunduğunun ve bu sürenin davacıya ait sigortalılık süresine itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiğinin tespitine,” cümlesinin yazılmasına, davacı lehine avukatlık ücretinin düzenlendiği 3. paragrafın silinerek, yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 220,00 TL. dilekçe yazım ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Gen. Müd.'den alınmasına, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.