Başvuru, bir gazetede yayımlanan köşe yazısındaki sözleri nedeniyle başvurucu aleyhine adli para cezası verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, bir gazetede yayımlanan köşe yazısındaki sözleri nedeniyle başvurucu aleyhine adli para cezası verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. , ve Hükûmetlerde başbakan başdanışmanı olan başvurucu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) dönem Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir milletvekili olarak da görev yapmıştır. 1993-1996 yılları arasında Başbakan T.Ç.nin başdanışmanlığını yapan başvurucu aynı zamanda gazeteci-yazar kimliğini haizdir. Başvurucunun başvuruya konu, 4/10/2012 tarihinde Yeni Asır gazetesinde yayımlanan "O kadına kötülük yapanlar" başlıklı yazısı şu şekildedir: "[T.Ç.] bir vali kızıydı; bir evin tek çocuğuydu ve ailesinden muazzam bir servet kalmıştı. Türkiye'nin en iyi okullarında tahsil görmüş, dünyanın en iyi okullarında doktora yapmıştı.Türkiye'nin en saygın üniversitelerinin başında gelen Boğaziçi'nde iktisat profesörüydü.Adı, şanı, unvanı ve güzelliği ile zaten herkesin tanıdığı biriydi [Ç.].Güçlü kadındı, kocasına soyadını vermişti.Kimseye eyvallahı yoktu; Özal hükumetinin ekonomi politikasını açıkça eleştiriyordu.Gerektiğinde herkese meydan okuyordu: Bir keresinde Boğaziçi'nin solcuları beyaz renkli BMW marka arabasını çizmişlerdi. O, ertesi günü aynı renkte son model yeni bir BMW ile gelmişti fakülteye.***Gün geldi idealist tarafı ağır bastı, politikaya girdi.Kısa bir süre sonra başbakan oldu. Türkiye'nin ilk kadın başbakanı.'Sarışın güzel kadın' dediler ona.Sarışın güzel kadındı ama baba Demirel kucağına bitmiş bir ekonomi, terörden kan deryasına dönmüş bir Türkiye bırakıp gitmişti.1993'te hemen seçime gidip yeni bir başlangıç yapmamakla hayatının hatasını yaptı.Arızalı bir koalisyon hükümetini yönetmeye çalıştı.1994 ekonomik krizini yendi, terörü geriletti.En büyük ideali Türkiye'nin AB'ye girmesiydi; o kadarını başaramadı ama Türkiye'yi Gümrük Birliği'nin içine soktu.İnfaz emri işte o noktada verildi. Yüksek gümrük duvarlarıyla iç piyasayı sömüren büyük aileler [Ç.nin] kalemini kırıverdiler.O büyük ailelerin kapıkulu olan medya siparişi aldı ve başladı saldırmaya. Sarışın güzel kadını bir gecede 'şaibe hanım' yapıverdiler.'O kadın' diyorlardı.Babasından kalan mal varlığını hırsızlık konusu haline getirdiler.Yetmedi, namusuna dil uzattılar.Ailesini ve çocuklarını tehdit ettiler.Yetmedi ölümle korkutmaya çalıştılar.Doktorundan çalınan fotoğraflarıyla şantaj yapıldı.O fotoğrafları ona buna gösteren ahlaksız adam hala 'gazeteciyim' diye ortalarda dolanıp duruyor.Bir kadına yapılabilecek en aşağılık şeyleri yaptılar.Askerler yaptı, medya yaptı, [E.Ö.] yaptı, [U.] yaptı.Bütün bunlarla [Ç.yi] yıkamayanlar en sonunda 28 Şubat'ı örgütlediler.Askeri 'laiklik-irtica' diye kandırdılar, fedailik yaptırdılar.İşin içine silahı soktular.Oysa bütün yaşananların altında hazinenin soyulmasına 'dur' denmesi vardı.Dün, hepimizin meslek büyüğü ve sosyal-siyasi tarihimizin en güçlü hafızası [Y.] A Haber'de açıkladı: 'Bir mafya liderini televizyonlara çıkarıp [Ç.] için 'yosma' dedirttiler'. [Y. ] ağabeyin açıklamadığı kısmı da ben açıklayayım: Bunu yaptıran kişi dönemin Kara Kuvvetleri Komutanıydı.Ülkesi için yapmayı düşündüğü hiçbir iyi şeye müsaade etmediler.Dünyayı zehir ettiler ona.İlk fırsatta, daha genç denebilecek bir yaşta, siyasetten kaçıp evine döndü.***[Ç. ] iki gün önce Ankara'daydı.28 Şubat soruşturmasını yürüten savcının daveti üzerine gelmişti.Savcının huzurunda gördüğü belgelerden şok olmuş bir vaziyette 'Meğerse benim partimi yıkmaya çalışmışlar' diyordu.Onu çok iyi anlıyorum; savcı [B.ye] ifade verirken ben de şaşkına uğramıştım.Belgelerde ne mi var?Koca genelkurmay karargahında kurmay subaylar oturmuşlar 'DYP'yi nasıl çökertiriz, [Ç.yi] nasıl itibarsızlaştırırız, DYP'nin içini nasıl boşaltırız' diye eylem planı yapmışlar.Bunlar boru değil, resmi belgelerdi. [Ç. ] savcılık çıkışında kendisine ve partisine bunu yapanlardan 'şikayetçi olmayacağını' söyledi.Dün, gün boyu gazeteciler ve televizyonlar beni arayıp 'niçin şikayetçi olmadığını' sordular.Herkese söylediğimi buraya yazayım: [Ç.] kendine yakışanı yapmıştır. Ona haksızlıkların en adisini reva görenleri zaten Allah cezalandırmıştı.Silivri ve Sincan cezaevleri [Ç.yi] ve DYP'yi yok etmek için plan yapanlarla dolu bugün. [Ç.] ölünceye kadar cezaevinde yatacak. [Ç.B.] akıbetini cezaevinde yatarak bekliyor.Ve diğerleri... [Ç. yi] tankın namlusu önünde gösteren karikatürü odalarının duvarına asanların hepsi hayatlarının bundan sonraki kısmını onursuz bir biçimde geçirecek.Onların yok etmeye çalıştığı [T.Ç.] ise Ankara'da mağdur edilmiş, darbeye karşı direnmiş bir cesur kadın olarak saygınlık rüzgarları estirdi.Allah'ın adaleti budur işte!" Başvurucunun bahse konu yazısı ile ilgili olarak U.nin (şikâyetçi) şikâyeti üzerine Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açılmış, Beykoz Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde görülen yargılamada mezkûr gazete yazısının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan ögeler barındırdığından bahisle hakaret suçunun sübuta erdiği kanaatine varılmış ve başvurucunun 150 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Ceza Dairesi ise ilk derece mahkemesi tarafından başvurucunun dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmadığı araştırılmadan esasa girilmesi sebebiyle kararı usulden bozmuştur. Bunun üzerine dosyayı yeniden ele alan Mahkeme usule ilişkin eksikliği giderdikten sonra esas yönünden önceki kararı ile aynı doğrultuda karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun kullandığı ifadeleri değerlendirirken basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartmayı hatta kışkırtmayı da kapsadığını dikkate almış; gazetecilerin yazılarında kullandığı polemik nitelikli ifadelerin nesnel açıklamalarla desteklendiklerinde kişisel saldırı olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizmiştir. Ne var ki Mahkeme, başvurucunun "[Doktorundan çalınan fotoğraflarıyla şantaj yapıldı. O fotoğrafları ona buna gösteren] ahlaksız adam hala 'gazeteciyim' diye ortalarda dolanıp duruyor. Bir kadına yapılabilecek en aşağılık şeyleri yaptılar. Askerler yaptı. Medya yaptı. [E.Ö.] yaptı. [U.] yaptı..." şeklindeki ifadesinin eleştiri vasfında olmayıp şikâyetçinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik saldırı niteliği taşıdığı kanaatine varmış; başvurucunun mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu son kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, Mahkemenin kararını onamıştır. Başvurucu 3/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir.