Başvuru, ceza yargılaması devam etmesine rağmen suçlu kabul edilerek meslekten çıkarılması ve açılan iptal davasının reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ilkesinin; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ceza yargılaması devam etmesine rağmen suçlu kabul edilerek meslekten çıkarılması ve açılan iptal davasının reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ilkesinin; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/10/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: A. İdari Yargıdaki Dava Yönünden Antalya Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken başvurucu hakkında, yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullandığından bahisle disiplin soruşturması ve kovuşturması başlatılmıştır. Başvurucu, 24/4/1979 tarihli ve 16618 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün (Tüzük) ilgili maddeleri uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 24/12/2012 tarihli kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Anılan idari kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Adli yönden; 'Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak' suçundan dolayı Antalya Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/88 sayısına kayden görülen davanın halen devam ettiği,Mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Polis Memuru İsmet ÇELİK'in her ne kadar disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadesinde hakkındaki iddiaları kabul etmese de, adli soruşturma esnasında müdafi huzurunda alınan ifadesinde K.T.nin fuhuş yaptırdığını bildiğini ve kendisine bazen paralı bazen de parasız sermaye bayan temin ettiğini ikrar etmesi, yabancı uyruklu eşinin iş ve işlemleri ile ilgili yardımcı olduğunun her iki şahsın ifadesiyle de teyit edilmesi, mevcut iletişim tespit tutanakları ve K.T.nin adli ve idari soruşturma esnasında ki çelişkili ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde polis Memuru İsmet ÇELİK'in; suç işlediklerini bildiği şahısları yetkili birimlere bildirmesi gerekirken bunu yapmayıp polislik mesleğinin kendisine vermiş olduğu yetki ve nüfuzu kendisine bayan temin etmek ve suç örgütüne yardımcı olmak amacıyla kötüye kullandığının sabit olduğu, bu durumda İl Polis Kurulunca verilen meslekten çıkarma kararının yerinde olduğu dosya muhteviyatından anlaşılmakla;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Polis Memuru İsmet ÇELİK'in yukarıda açıklanan davranışıyla 'Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak' suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/ maddesi gereğince 'Meslekten Çıkarma' cezası ile tecziyesine, daha önceden disiplin cezası bulunduğundan, ayrıca işlediği suçun niteliği, işleniş biçimi ve mesleğin özelliği dikkate alındığında hakkında aynı tüzüğün maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, karar tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde idari yargıya başvurma yolu açık olmak üzere,24/12/2012 tarihinde Kurulumuzca oybirliği ile karar verildi." Başvurucu tarafından belirtilen işleme karşı 20/2/2013 tarihinde Antalya İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açılmıştır. Mahkemece 10/7/2013 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Bakılan davada, soruşturma raporu ile eklerinin incelenmesi neticesinde; Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince Konyaaltı Bölgesinde H.A isimli şahsın liderliğinde suç örgütünün kurulduğunun tespit edilmesi üzerine yapılan çalışmalar esnasında Antalya Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olan davacının yine örgüt üyesi olduğu düşünülen K.T ile 18 kez telefon görüşmesi yaptığı, K.T'nın davacıdan yardım istediği, bu yardımlar karşılığında K.T tarafından fuhuş amaçlı pazarlanan bayanları polis memurunun cinsel ilişkiye girmek amacıyla aldığı iddialarına yönelik başlatılan soruşturmada, davacı ile KT'nin 2011-2011 tarihleri arasında 18 kez telefonda görüştükleri, K.T'nin davacıdan kendisine rakip olarak gördüğü diğer fuhuş çetelerinin faaliyetlerinin sonlandırılması amacıyla yardım istediği, bu amaçla diğer fuhuş yaptıran kişilerin bilgilerini davacıya verdiği, davacının da bu bilgileri Asayiş Şube Müdürlüğü'ne ilettiği ve davacının da K.T'den fuhuş amaçlı bayan temin ettiği hususlarının tespit edildiği görülmektedir.Bu durumda, dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda davacının 'yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak' suçunu işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/maddesi gereğince 'Meslekten Çıkarma' cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; davanın reddine..." Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin (Daire) 17/10/2017 tarihli kararı ile Mahkeme kararının bozulmasına hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde uyuşmazlık konusu olayda, başvurucu ile örgüt üyesi olduğu düşünülen K.T.nin telefonda görüştükleri, K.T.nin davacıdan kendisine rakip olarak gördüğü diğer fuhuş çetelerinin faaliyetlerinin sonlandırılması amacıyla yardım istediği, bu amaçla diğer fuhuş yaptıran kişilerin bilgilerini başvurucuya verdiği, başvurucunun da bu bilgileri gereği yapılmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğüne ilettiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Ancak başvurucunun fuhuş amaçlı pazarlanan bayanlar ile yetkisini ve nüfuzunu kullanmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği ya da bu ilişki karşılığında kendisine ve başkalarına çıkar sağladığı hususunun her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamadığı, varsayım ve çıkarım yoluyla disiplin cezası verilemeyeceği genel ilkesi karşısında, başvurucuya atfedilen eylemin tüm unsurları ile gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan açılan dava sonucunda Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince 8/4/2016 tarihinde beraat kararı verildiği ve kararın temyiz edilmeden kesinleştiği vurgulanmıştır. Bu durumda, başvurucuya isnat olunan suçun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalı idarenin karar düzeltme istemi Dairenin 24/6/2019 tarihli kararı ile kabul edilmiş, temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle Mahkeme kararının onanmasına oyçokluğuyla karar verilmiştir. Bir üyenin karşıoy gerekçesinde ise karar düzeltme istemine konu Daire kararının usul ve hukuka uygun olduğu, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği belirtilmiştir. Nihai karar 18/9/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 10/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. Ceza Yargılaması Yönünden Başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan bahisle yürütülen ceza kovuşturmasında Antalya Asliye Ceza Mahkemesinin 8/4/2016 tarihli kararı ile başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. A. Ulusal Hukuk Tüzük'ün maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi şöyledir: "Meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar şunlardır: ...7 - Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak,..."B. Uluslararası Hukuk Masumiyet karinesi, kamu görevlilerinin ceza yargılamasına konu olan eylemleri nedeniyle ayrıca idari yaptırıma tabi tutulmamaları gibi bir amaç taşımamaktadır. Masumiyet karinesi bir fiilin hem ceza hem de idari bir soruşturmaya konu olmasına ve paralel olarak iki ayrı dava sürecinin yürütülmesine mâni değildir. Bu bağlamda masumiyet karinesi, cezai sorumluluk bulunmaması hâlinde dahi daha hafif bir ispat yükümlülüğü temelinde aynı eylemden kaynaklanan medeni ya da diğer sorumluluk biçimlerinin kurulmasını engellememektedir. Ayrıca, suçlu olduğu kesin olarak hükme bağlanmamış olan bir kişiye yönelik kamu görevlileri tarafından kullanılan ifadelerde yer alan kelimelerin seçimi önemli olmakla birlikte kullanılan dilin masumiyet karinesini ihlal edip etmediği hususu, olaya ilişkin özel şartların da dikkate alınması suretiyle tespit edilmelidir (Güç/Türkiye, B. No: 15374/11, 23/1/2018, §§ 38, 39).