Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----Tedavi masraflarının birden fazla sigortası tarafından temin edilmiş olması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranının paylaştırılır" denildiği, sigortalı dava dışı ---- fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin -----tarihli fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin----sigortalı dava dışı --- tedavisine ilişkin---- fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin --- sigortalı dava dışı --
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilleri ... ile ...’in, emeklilik günlerinde ihtiyaçlan olacağı düşüncesi ile dişlerinden tımaklanndan arttırarak borsaya yatınm yapmayı düşündüklerini, bunun üzerine ....... Bankası aracılığı ile ...... kurumunun borsadaki hisselerinden 150.000 lot satın aldıklarını, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, 10.02.2001 Tarih ve 171 Sayılı Kararı ile sayılı Bankalar Kanunu 20.nci maddesinin 6. Fıkrasına istinaden ....... Kurumu’nun faaliyet iznine son verilmiş olduğu ve ....... Kurumu 10.02.2001 tarihinde tasfiye sürecine girdiği, şirketin tasfiye sürecine girmesi üzerine müvekkiller içeride kalan parasını almak için defalarca başvurmuş olduklannı ama aradan geçen 18 senelik süreçte kendilerine 1 kuruş dahi ödeme yapılmadığını, sürekli olarak oyalandıklarını, anılan nedenlerle, müvekkil alacağını alamadığı gibi ödeme konusunda karşı tarafça herhangi bir girişimde bulunulmadığını, bu sebeple 150.000 Lot borsa hisse senedim karşılık gelen miktarın hesaplanarak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.500,00 TL 'sının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, karar verilmesi, talep edilmektedir.Davalı, Tasfiye Halinde ....... Kurumu A.Ş. Vekili tarafından verilen 14.04.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle;Davacı taraflann taleplerinin Tasfiye Halinde ....... Kurumu A.Ş.’nin faaliyette bulunduğu döneme ilişkin hisse senedi hesaplarına yönelik olduğunu, borsada yapılan işlemler yönünden taraflann birbirinden bağımsız hareket ettiklerini ve aralannda dava arkadaşlığının söz konusu olmadığını, müvekkil şirketin borsada işlem görme izninin 2001 yılında sona erdiği ve davacılann talep edebileceği bir alacağın olmadığını, dosya kapsamında davacılann talepleri ile ilgili hiçbir belge sunmadıklannı, satın aldıklarını iddia ettikleri 150.000 lotluk hisse senedine ilişkin somut delilleri sunmalannın gerektiğini, 11.02.2001 tarih ve 24315 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kumlunun (BDDK) 171 numaralı kararında; Kurul Başkanlığının 9.2.2001 tarihli yazısı ekinde gönderilen BDDK Kurumunun 9.02.2001 tarih ve BDDK DEG/95-2-976 sayılı yazısı ile eklerinin incelenmesi sonucunda; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki EFT ve takas hesapları ile blokajları üzerine muhtelif miktarlarda ihtiyati haciz konulmasının cari ve katılım hesabı sahiplerinin hakları bakımından tehlike arz etmesi nedeniyle faaliyet iznimizin kaldırıldığını, müvekkil şirketin, faaliyet izninin kaldırılması nedeniyle konusunun imkansız kaldığını, TTK hükümlerince herhangi bir karara gerek kalmaksızın tasfiye sürecine girdiğini, TTK 446. maddesinde; ... “şirket borçlarının ilk tasfiye bilançosundan ve alacaklıların daveti neticesinde anlaşılan ilan vaziyetim göre şirket mevcudundan fazla olmadığı taayyün etmiş ise bu borçları ödemekle mükellef olduğu”... bu maddeden açıkça anlaşılacağı üzere tasfiye ile ilgili hesaplamalar ve bilanço çalışmaları yapılmadan, şirket mevcudunun, borçlarından fazla olduğu tespit edilmeden her hangi bir ödeme yapılamayacağını, sözkonusu çalışmaların devam ettiğini, Kurumlar Vergisi Kanununun 34/1,2 maddesinde; “..Tasfiye memurları kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergileri ödemeden yahut bu vergilerle diğer itirazlı tarhiyat için karşılık ayırmadan, îcra ve İflas Kanununun 206 ’ncı maddesinin 6 ’ncı sırasında yazılı alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamayacaklarını”...Davacıların, ilk beş sırada bulunan alacaklıların haklarını almalarından sonra alacak talebinde bulunabilecek alacaklılardan olduğu için tasfiye sonucunu beklemek zorunda olduklarını, alacaklılar ile müvekkil arasındaki ilişkinin şirketin faaliyet izninin kaldırılmasıyla sona ermediğini, müvekkil şirketin ilgili mevzuat çerçevesinde toplamış olduğu fonları müşterilerinin ticari işlerinin ve yatırımlarının finansmanında kullandırmış olduğunu, henüz bu ticari işlemler ve yatırımların sonuçlanmadığını, kar zararın belli olmadığını, TTK ve diğer mevzuat doğrultusunda tasfiye edilmekte olan şirketimize ait hisse senetlerinden kaynaklanan hak ve alacakların, şirketin öncelikli borçlarının ödenmesinden sonra arta kalan mevcuda göre ödenebileceğini, henüz öncelikli alacaklar tamamen ödenemediğinden hisse senedi sahiplerine bir alacak isabet etmediğinin ve ödeme yapılıp yapılamayacağının belli olmadığını, genel hükümlere göre görülen ve dava neticesinde verilen hükmün kesin hüküm teşkil ettiği, sebebi ve konusu benzer, sadece davacı tarafın farklı olduğu muhtelif yerel mahkemelerde müvekkil kurum aleyhine ikame edilen itirazın iptali ve alacak davalarının reddine karar verilmiş ve bu kararlar da Yargıtay ilgili Hukuk Daireleri tarafından onanmış olduğu, bir an için davacıların bir alacak kalemlerinin olduğu kabul edilse dahi alacaklıların tasfiye sonucunu beklemeleri gerektiği mahkeme kararları ile sabit olduğu ve müvekkil kurum hakkında açılan bu davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, borsa hissesine karşılık gelen alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacıların davalı şirketin borsada işlem gören paylarını alıp almadıkları, almış iseler ne tür işlem yaptıkları, payların şu anda davacıların uhdesinde bulunup bulunmadığı ile dava tarihindeki değerleri ve pay bedellerinin tahsil edilip edimeyeceği noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.