Başvuru, şirket adına düzenlenen vergi tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılan davanın şirket temsilcisi yönünden hukuki bir sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, şirket adına düzenlenen vergi tarhiyatının kaldırılması istemiyle açılan davanın şirket temsilcisi yönünden hukuki bir sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, ilgili dönemde kanuni temsilcisi olduğu tasfiye hâlindeki Bay-Gül Gıda İthalat İhracat Tic. San. Ltd. Şti. (Şirket) adına tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı 2012/1-12 dönemlerine ilişkin katma değer vergileri, 2012/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin kurum geçici vergisi ve 2012/1-12 dönemine ilişkin kurumlar vergisinin iptali istemiyle kendi adına dava açmıştır. Van Vergi Mahkemesi (Mahkeme) 10/7/2015 tarihli kararıyla davanın ehliyet yönünden reddine oyçokluğuyla karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucu adına düzenlenmediği anlaşılan dava konusu ihbarnamenin başvurucu yönünden hukuki bir sonuç doğurmasının söz konusu olmayacağı, adına tesis edilmeyen davalı idare işlemi nedeniyle başvurucunun menfaatinin zarar görmeyeceği belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca dava konusu vergi ve cezalara karşı tasfiye memuru tarafından şirket adına veya söz konusu borçların tahsili amacıyla şahıslar adına işlem tesis edilmesi durumunda -tesis edilecek bu tür işlemlere karşı- menfaati ihlal edilen kişi tarafından açılacak davalarda işin esasının incelenmesinin mümkün bulunduğu hususuna da yer verilmiştir. Karşıoyda ise, davacının dava konusu ihbarnamelerin adına tesis edildiği Şirketin tasfiyeye girmeden önceki şirket müdürü ve şirket ortağı olduğu, adına düzenlenen dava konusu ihbarnamelerin iptali istemiyle dava açmaya Şirketin yetkili olduğu ve bu kapsamda dava açmaya yetkili olan Şirket tarafından dava açılmak üzere davacının dava dilekçesinin reddi gerektiği ifade edilmiştir. Kararı temyiz eden başvurucu tarafından temyiz dilekçesinde; Şirketten alınamayan vergi borcunun ilgili dönemde kanuni temsilci olması nedeniyle kendisinden tahsil edileceğini, bu sebeple davalı idarenin dava konusu ettiği vergilere ilişkin ihbarnameleri de tebliğ etmiş olduğu hususunun gözönünde bulundurularak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Ayrıca Şirketin faaliyetinin gerçek olduğunu, defter ve belgelerinin mücbir sebep nedeniyle ibraz edilmediğini, yapılan vergi incelemesinin kanun ve tebliğlerde belirlenen usul kurallarına aykırı olduğunu belirtmiştir. Danıştay Dokuzuncu Dairesi (Daire) 12/5/2016 tarihli kararıyla mahkeme kararının onanmasına, 4/12/2017 tarihli kararıyla da karar düzeltme isteminin reddine karar vermiştir. Nihai karar 2/4/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Kanunlar 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:" İdari dava türleri şunlardır:a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları" 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Dilekçeler, ...c) Ehliyet,...yönlerinden sırasıyla incelenir." 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek kararlar" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;...b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,...Karar verilir." 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye'de bulunmayan mükelleflerin Türkiye'deki temsilcileri hakkında da uygulanır.Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler.Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır...." 213 sayılı Kanun'un "Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler." 213 sayılı Kanun'un "Dava konusu" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davada kanuni temsil" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Temsil" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tasfiye hâlinde bulunan şirketi mahkemelerde ve dışarıda tasfiye memurları temsil eder." Danıştay İçtihatları Danıştay Yedinci Dairesinin 26/4/2021 tarihli ve E.2016/2217, K.2021/2219 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dava konusu istem: K. Ltd. Şti. adına 2011, 2012 ve 2013 hesap dönemlerine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden tarh edilen vergiler ile gecikme faizinin güvence altına alınması amacıyla şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un maddesinin fıkrası uyarınca alınan ve 14/10/2014 tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen ihtiyati haciz kararına vaki itirazın reddine dair işlem ile şirket hakkında alınan ihtiyati tahakkuk işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Olayda, amme alacağını koruyucu nitelikte bulunan uyuşmazlık konusu işlemlerin ortaklar/kanuni temsilciler adına alınabileceğine dair mevzuatta açık bir düzenlemenin bulunmadığı, verginin mükellefi olan şirketin anılan işlemlerin asıl muhatabı olduğu, bu nedenle ortak/kanuni temsilcilerin ancak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesi veya 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un ve mükerrer maddeleri gereğince kesinleşen ve şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu borçlarından sorumlu tutulabileceği dikkate alındığında, henüz tahakkuk etmemiş borçlar nedeniyle kanuni temsilci olan davacı adına bu aşamada ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyeceği, bu bakımdan, ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olan K. Ltd. Şti. henüz kesinleşmemiş vergi tarhiyatlarından dolayı şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında tesis edilen ihtiyati haciz işleminde hukuka uyarlık görülmediği; davanın asıl borçlu şirket adına alınan ihtiyati tahakkuk işlemine ilişkin kısmına gelince, anılan işleme karşı dava açma hakkının şirkete ait olduğu, dolayısıyla şirketin kanuni temsilcisi olan davacının söz konusu işleme ilişkin şahsı adına dava ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın kısmen ehliyet yönünden reddine, kısmen de işlemin iptaline karar verilmiştir....Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın temyize konu hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ... [kararın] ONANMASINA..." Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/3/2021 tarihli ve E.2020/5019, K.2021/2317 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"A. San. ve Tic. A.Ş.'nin kanuni temsilcisinin mirasçısı tarafından, söz konusu şirket adına 2010/Ağustos, Eylül, Kasım, Aralık; 2012/Ocak-Mart; 2013/Aralık dönemleri için kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması ile ... tarihli borç sorgulama dökümünde yer alan 2012-2013 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin özel usulsüzlük cezası ve vergi ziyaı cezası ile gecikme zamlarına ilişkin tahakkuklarının iptali istemiyle açılan davayı ehliyet yönünden reddeden, Aydın Vergi Mahkemesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden İzmir Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....İleri sürülen iddialar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına..." Danıştay Üçüncü Dairesinin 4/3/2021 tarihli ve E.2020/4843, K.2021/1180 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dava konusu istem: Davacı tarafından, bir dönem kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu A. Tic. ve San. Ltd. Şti. adına düzenlenen ihbarnamelere konu 2014 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına düzenlenmediği anlaşılan dava konusu tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin kanuni temsilci sıfatıyla davacıya tebliğinin, davacının menfaatini zedelemeyeceği ve hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle dava ehliyet yönünden reddedilmiştir....Açıklanan nedenlerle, ... [kararın] ONANMASINA..." Danıştay Üçüncü Dairesinin 10/6/2021 tarihli ve E.2021/251, K.2021/3000 sayılı ve 24/3/2016 tarihli ve E.2013/6237, K.2016/2438 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar (bkz. § 22) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup benzer gerekçeye sahiptir. B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için bkz. Ali Diren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, §§ 26-