DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2621 E. , 2024/1131 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2621 Karar No : 2024/1131 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2016/38273, K:2022/1720 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alı
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2621 E. , 2024/1131 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2621 Karar No : 2024/1131 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2016/38273, K:2022/1720 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2016/38273, K:2022/1720 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan adli soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, Davacının kendi beyanı yönünden, katıldığı kahvaltıya dair beyanlarının aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden davacının beyanlarının örgütle irtibatlı ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının Polis Koleji ve sonra FYO olarak Gazi Üniversitesi İktisat Bölümünde okuması, mezuniyet sonrasında KOM Şube Müdürlüğü ve KOM Dairesi Başkanlığında komiser yardımcısı ve komiser olarak görev yapmış olması yönünden, davacı hakkında emniyet mensubu olduğu dönemde örgütsel yapılanma kapsamında KOM Şube Müdürlüğü ve KOM Daire Başkanlığında görevlendirildiği ve örgütsel anlamda faaliyet gösterdiğine dair herhangi bir somut tespitin bulunmadığı, davacının Polis Koleji ve devamında FYO olarak Gazi Üniversitesi İktisat Bölümünde okuduğu, mezuniyet sonrasında, FETÖ/PDY terör örgütü tarafından büyük önem verilen ve örgüt yapılanmasının etkin olduğu birimlerden olan KOM Şube Müdürlüğü ve KOM Dairesi Başkanlığında komiser yardımcısı ve komiser olarak görev yaptığı yönündeki tespitin davacının örgütle irtibatlı ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının örgütün tepe yönetiminde olduğu tespit edilen O.K. ile görüşme kayıtları yönünden, O.K. isimli şahıs ile davacının görüşmelerinin örgütsel faaliyet kapsamında iletişim kurulmasına yönelik olduğu iddiasının başka somut tespitler ile desteklenmediği görüldüğünden, söz konusu tespitin davacının örgütle irtibatlı ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının ankesör/sabit hattan tekil aramalar olarak aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, HTS kaydı yönünden, davacı hakkında düzenlenen HTS analiz raporunun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan adli soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararında yer alan tespitlerin değerlendirilmesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının adının ByLock yazışma içeriklerinde geçmesi yönünden, ByLock yazışmasında, üçüncü kişilerin takip ettiği bir dava dosyasının havale edildiği tetkik hakimi olarak ismi geçen davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi ve bağlantısı bulunduğuna dair bir ifade ve bilgi yer almadığından, söz konusu yazışma içeriklerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Diğer hususlar yönünden, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen davacının eşi ve eşinin kardeşi hakkındaki bilgiler ile davacıyı FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir tespite yer verilmediği, davacının eşi ve eşinin kardeşi hakkındaki bilgilerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 03/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği; parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin “dava tarihinden” itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da “yasal faizin” dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı; davacının Polis Koleji ve devamında FYO olarak Gazi Üniversitesi İktisat Bölümünde okuduğu, mezuniyet sonrasında, FETÖ/PDY terör örgütü tarafından büyük önem verilen ve örgüt yapılanmasının etkin olduğu birimlerden olan KOM Şube Müdürlüğü ve KOM Dairesi Başkanlığında komiser yardımcısı ve komiser olarak görev yapmış olması, sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek eşinin Havelsan Hava Elektronik San. ve Tic. AŞ bünyesinde çalışmakta iken görevine son verilmesi, eşinin kardeşinin Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde pilot yarbay (F-16 pilotu) olarak görev yapması, 15 Temmuz darbe kalkışmasının yönetildiği Akıncı üssünde bulunması, ayrıca 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edilmiş olması, kendi ifadesinde geçen, hemşehri yemeklerine ve örgüt tarafından düzenlenen bayram kahvaltısına katıldığı şeklindeki beyanı, üçüncü kişilerin ByLock yazışmalarında; "...1. Dairede gelmiş. 05/12/2015 tarihinde tetkik hakimi Baki Boybaşı'ya havale edilmiş... " şeklinde davacının adının geçtiğine dair tespit, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca düzenlenen rapor, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtildiği üzere, "Ankara İl Emniyet Müdürlüğü' nün 14/11/2018 tarihinde gönderdiği veri havuzu sorgulama raporunda; ... şüphelinin örgütün tepe yönetiminde olduğu daha önceden tespit edilen O. K. ile 2010-2013 yılları arasında 10 kez görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği, HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporda; şüphelinin kullandığı telefon ile; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği" şeklindeki tespitlerin bulunması birlikte değerlendirildiğinde, Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; Dairenin bu dosyada Kurulca sunulan delillerin irdelemesini yapmak yerine tamamen davacının beyanlarını esas alarak adli yargılamada geçerli "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi doğrultusunda sonuca ulaştığı, somut örnek olarak davacının FETÖ/PDY terör örgütü tepe yöneticisi olan O.K. (ihraç - Emniyet Genel Müdürlüğü 1. Hukuk Müşaviri) ile görüşmesinin, Danıştay 10. Dairesinde görev yaparken, eski bir emniyet mensubu olarak iş icabı ve Daire Başkanının bilgisi dahilinde olduğu şeklindeki beyanının, (böyle bir görüşme usulünün kabul edilemeyeceği açık iken) tartışılmadan kabul görmesi, davacının HTS kayıtlarının incelenmesi sonucu, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülen şahıslarla olan görüşmesinin "belirli bir periyot ve yoğunluk" tespiti yapılmaksızın delil olarak kabul edilmeyeceğine hükmedilmesinde de isabet bulunmadığı, zira belirli bir periyot ile Dairenin neyi kastettiğinin bilinmediği, görülen bu davada "belirli bir periyot" belirlemesi yapılmasının doğru bir yaklaşım olmayacağı ve görüşmelerin yoğunluğunun görüşme hakkında bir veri oluşturmayacağı, davacının FETÖ mensuplarının düzenlediği bayram yemeğine katılması konusundaki beyanlarının dikkatlice okunması halinde, Dairenin önemli bir hususu göz ardı ettiği, davacıyı bu organizasyon için davet eden "Bilal" ismindeki HSK Tetkik Hakiminin (B.C.) örgüt üyeliğinden hüküm giydiği ve meslekten çıkarma işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddedildiği, davacının tanımadığı birinden bayramın ikinci günü telefon alarak organizasyona katılmasının, (üstelik organizasyonu düzenleyen kişi ile daha önce tanışmadığı halde HSK'da o dönem birkaç istisna dışında tüm tetkik hakimlerinin FETÖ terör örgütü ile iltisakı hususunun herkesçe bilindiği bir durumda) normal karşılanmasının kabulünün mümkün olmadığını, “tekil arama” hususunun üzerinde durulması, resen araştırılması yahut diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği açık iken bu delillerin “ardışık” olmadığı gerekçesiyle hiçbir değerlendirme yapılmadan delil olarak kabul edilmemesinin doğru bir yaklaşım olmadığı, nitekim bu dosyada, söz konusu aramanın yapıldığı tarihte davacının Danıştay’da olduğu ve arama yapılan ankesörün de Ankara ilinde olduğu, diğer yandan ankesörden 15:40–15:49 saatleri arasında Y.T. isimli şahıs, davacı ve yurtdışında bir numaranın arandığı, ancak hayatın olağan akışına uygun olmayacak biçimde bu üç aramanın öncesinde de sonrasında da 811… ile başlayan başkaca numaranın arandığı, görüşmelerin öncesinde ve sonrasında 811… ile başlayan numaranın aranmasının takibin zorlaştırılması veya tedbir gibi özel bir maksadının olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılmadan, Emniyet Genel Müdürlüğünün teknik ve özel bir çalışması olması sebebiyle detayları kendilerinden sorulmadan ve bilgi alınmadan salt “ardışık olmaması” sebebiyle bu delilin dikkate alınmaması suretiyle eksik incelemeyle karar verildiği, davacının ByLock yazışmasında adının geçmesinin, yazışma bütünü dikkate alındığında normal kabul edilemeyeceği, tetkik hakimine havale edilen dosyalarda tarafların hakimin bilgisine ulaşmalarının zorluğu, ulaşmış olsalar bile söz konusu içerikte tetkik hakiminin isminin özellikle yazılmasının davacı hakkındaki diğer deliller ile değerlendirildiğinde iltisakı gösteren bir tespit olarak dikkate alınması gerektiği, davacının sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek eşinin ve eşinin kardeşinin durumları ve FETÖ ile iltisak/irtibatları, HTS kayıtlarına ilişkin raporda yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının sosyal çevresinin FETÖ ile iltisaklı ve irtibatı kişilerden oluştuğu, karardaki bir başka isabetsizliğin, davacı hakkında disiplin soruşturması kapsamında FETÖ/PDY irtibat ve iltisakına ilişkin elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya koyulamadığı yolundaki gerekçe olduğu, oysa disiplin soruşturmasının tamamlanmadığının Dairenin bilgisine sunulmasına karşın böyle bir hukuki değerlendirmenin sıhhatli olmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, 2001-2007 yılları arasında görev yaptığı Emniyet Genel Müdürlüğünde, mezun olduğu İktisat bölümüyle alakalı mali şubenin farklı kısımlarında çalışmasının bir iltisak belirtisi olamayacağı; yargı kararı ile eşinin örgütle herhangi bir irtibat ve iltisakının bulunmadığı da belirtilerek işe iadesine karar verildiği, işverence kanuni ödemelerinin yapıldığı; eşinin kardeşinin ilk derece yargılamasında ceza aldığı, dosyasının halen istinafta bulunduğu, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu, kendi kardeşinin ise 2003 yılından beri Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yaptığı; hemşehri organizasyonlarından örgütsel bir iltisak bulmaya çalışmanın anlamsız olduğu; adının geçtiği ByLock yazışmalarına ilişkin olarak, Danıştay 1. Dairesinde çalıştığı dönemde, anlaşıldığı kadarıyla birinin bu dosyayı takip ettiği ve dosyanın kendisinde olduğu, bununla ilgili biri yazışma yapınca iltisak durumu oluşamayacağı, Danıştayda çalıştığı dönem boyunca başkan, üye veya tetkik hakimi olarak hiç kimsenin herhangi bir dosya ile ilgili hiç bir yönlendirmede bulunmadığı, 20 yıl boyunca kullandığı iki telefon numarasından ilkiyle 19/08/2012 tarihinde ankesör ya da büfeden aranıp 78 saniye görüşme yapıldığı belirtilerek bundan bir suç ve iltisak aranmasına bir anlam veremediği, kaldı ki ardışık baz araması gibi bir durumun bulunmadığı; O.K. ile ve diğer Emniyet Genel Müdürlüğü çalışanlarıyla iş icabı görüştüğü, öncesinde ya da sonrasında görüşmesinin bulunmadığı; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile dosyaya sunulan delillerle ilgili olarak uyuşmazlığın çözümüne yönelik yeterli inceleme ve irdeleme yapılmadan verilen Daire kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Her ne kadar davalı idarece, davacının O.K. isimli şahıs ile görüşmelerinin, anılan örgütle iltisak ve irtibatını gösterdiği iddia edilmiş ise de, görüşmelerin yapıldığı dönemde, anılan şahsın davacının eski görev yerinde üst düzey kamu görevlisi ve idareci olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından da görüşmelerin iş icabı yapıldığının belirtildiği göz önüne alındığında, görüşmelerin örgütsel nitelikte bulunduğuna ilişkin delillerle desteklenmediğinden, bu iddiaya itibar edilmemiştir. Davalı idarece, davacının eşinin işine son verilmiş olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının eşinin iş akdine, davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemden sonra 17/07/2017 tarihinde son verildiği, davacının eşinin açtığı işe iade istemli dava neticesinde, ... İş Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının eşinin söz konusu örgütle bağlantısının olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve davacının eşinin işe iadesine karar verildiği, bu karara yönelik istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmek suretiyle kararın kesinleştiği görülmüş olup söz konusu iddiaya bu sebeple itibar edilmemiştir. Davalı idarece davacının sosyal çevresi olarak eşinin kardeşinin durumunun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, bu hususun doğrudan doğruya davacı hakkında sonuç doğurmadığı, davacının bu kişiyle örgütsel anlamda bir ilişkisi bulunduğunun davalı idarece ortaya konulamadığı, kaldı ki, davacı tarafından da kendi kardeşinin 2003 yılından beri Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yaptığının beyan edildiği görüldüğünden, bu iddiaya itibar edilmemiştir. Davalı idare tarafından, Dairece eksik inceleme ve araştırma yapılarak karar verildiği ileri sürülmekte ise de, davacının söz konusu örgütle olduğu iddia edilen iltisak ve irtibatını ortaya koyduğu belirtilen ve işleme gerekçe olarak gösterilen hususların ve bunların tartışılmasında hukuki ve fiili nedenlerin idarece dosyaya sunulması gerekmektedir. Bu hususlar karşısında idari işlemin unsurlarına ilişkin hukuka uygunluk denetimi ise yargı yerlerince yapılacak olup, yeterli görülmeyen ya da ilave deliller ve hususlarla ilgili olarak yargı yerlerince idarenin yerine geçilmek suretiyle ayrıca delil oluşturmaya yönelik bir araştırma yapılmasının beklenmesi, hukuk devleti ilkesine göre mümkün değildir. Kaldı ki, Dairece, dosyada mevcut delillerle ilgili olarak 03/12/2021 tarihli ara kararı ile araştırma yapıldıktan sonra karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen yukarıda aktarılan hususlar ile diğer hususlar birlikte değerlendirildiğinde, temyizen incelenen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin mahsup edilmesi gerektiği tabiidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 05/04/2022 tarih ve E:2016/38273, K:2022/1720 sayılı kararının ONANMASINA, 3. 22/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının kendi beyanı; Polis Koleji ve sonra FYO olarak Gazi Üniversitesi İktisat Bölümünde okuması, mezuniyet sonrasında KOM Şube Müdürlüğü ve KOM Dairesi Başkanlığında komiser yardımcısı ve komiser olarak görev yapmış olması; örgütün tepe yönetiminde olduğu belirtilen O.K. ile görüşme kayıtları; ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı; HTS kaydı; adının ByLock yazışma içeriklerinde geçmesi; eşi ve eşinin kardeşi hakkındaki bilgiler ile dosyada mevcut diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY örgütüyle süregelen bir ilişki içinde olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; yukarıda belirtilen delillerin davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte bulunduğu ve davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının örgütün tepe yönetiminde olduğu belirtilen Emniyet Genel Müdürlüğü eski bir üst düzey yöneticisi olan O.K. ile 2010-2013 yılları arasında 10 kez iletişim kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Danıştay tetkik hakimi olarak görev yapmış olan davacının, bu görüşmelerin çeşitli dava dosyaları ile ilgili olduğunu ve Daire başkanının bilgisi ve izni dahilinde bulunduğunu ileri sürdüğü görülmektedir. Davacının FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yönetiminde olduğu belirtilen bir şahısla gerçekleştirdiği söz konusu telefon görüşmelerinin örgüt ile iltisak ve irtibat değerlendirmesi noktasında son derece önemli olduğu açıktır. Temyize konu Daire kararında ise bu husus "O.K. isimli şahıs ile davacının görüşmelerinin örgütsel faaliyet kapsamında iletişim kurulmasına yönelik olduğu iddiasının başka somut tespitler ile desteklenmediği" şeklinde değerlendirilerek sözü edilen telefon görüşmelerinin davacının aleyhine delil olarak kabul edilebilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Oysa, bir yargı mensubunun, terör örgütünün üst yönetiminde olduğu iddia edilen bir şahısla kurduğu ve sayısı göz önünde bulundurulduğunda nispeten yoğun olduğu anlaşılmakta olan söz konusu telefon iletişimlerinin sebebinin ve gerçek mahiyetinin, davacının bu husustaki beyanı da etraflıca araştırılmak suretiyle ortaya konulması gerekmektedir. Bu itibarla, sözü edilen delil yönünden, Dairece re'sen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra elde edilecek neticeye göre karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği görüldüğünden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.