9. Ceza Dairesi 2021/24692 E. , 2023/3155 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi şikâyetçi Muazzez'in bozma öncesi kovuşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. San…
**9. Ceza Dairesi 2021/24692 E. , 2023/3155 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi şikâyetçi Muazzez'in bozma öncesi kovuşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2017 tarihli, 2017/33732 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2018 tarihli, 2017/356 Esas, 2018/82 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 24.04.2018 tarihli ve 2018/1272 Esas, 2018/697 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. 4. Kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 02.06.2020 tarihli ve 2020/3155 Esas, 2020/2395 Karar sayılı kararı ile; " Sair temyiz itirazlarının reddiyle, Mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamına göre sanığın, değişik tarihlerde servis saatine beş dakika kala aracı beklemek üzere evinden ayrılan mağdure ile apartman içinde karşılaştığında kıyafetleri üzerinden kalçasına dokunup, dudağı ile boynundan öpmek şeklindeki fiziksel temas içeren eylemlerinin kısa süreli, ani, kesintili olması ve fiillerin kendiliğinden sonlandırılması da göz önüne alındığında eylemlerin sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınarak ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekirken esastan reddedilmesi" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Bozma üzerine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli, 2020/118 Esas, 2020/231 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.09.2021 tarihli ve 14-2021/29721 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Üst sınırdan ceza verilmesi gerektiği, eylemin sarkıntılık düzeyini aştığı değerlendirilerek cezalandırılması gerektiği, indirim yapılmaması ile vekalet ücreti verilmesi gerektiğine yöneliktir. B. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Mahkûmiyet gerekçesinde iddianame dışına çıkıldığı, mağdurenin çelişkili beyanları, tanık ifadeleriyle mağdurenin beyanlarının örtüşmediği, ihbar yazısı ile adli görüşme raporunun mağdurenin olaya ilişkin ilk anlatımlarıyla örtüşmediği ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ile mağdurenin aynı apartmanda ikamet ettikleri, mağdurenin ailesi ile birlikte uzun yıllardır sanığın evinde kiracı olarak oturdukları, mağdurenin ortaokula gitmeye başladığı 2016 yılından itibaren okuluna servisle gidip servisle eve döndüğü, sanığın da çocuklarını okula bırakmak için hafta içi her gün evinden çıktığı, mağdurenin tek başına servise gittiği dönemlerde apartman içinde servisi beklerken ya da asansörde sanıkla yalnız karşılaştığı her zaman sanığın bunu fırsata çevirerek mağdurenin yapma, istemiyorum diye karşı koymasına rağmen kalçalarından okşadığı, bir keresinde dudağından ve boynundan öptüğü, aralarında geçen konuşmalarda ergenlik dönemine ilişkin fiziksel gelişmelere ilişkin sorular sorduğu, mağdurenin korkusundan durumu kimseye anlatmadığı, en son 2017 yılı Nisan ayında sanığın mağdureye vajinasından öpmek istediğini söylemesi üzerine babasının çok sinirli olması ve karşı tarafa zarar verebilecek olmasından korkarak durumu annesine anlattığı, annesinin de sanıkla konuştuğu ve uyardığı, bu olaydan sonra sanığın bir daha mağdureye yönelik bir eylemi olmadığı, aradan dört ay kadar bir süre geçtikten sonra mağdurenin televizyonda çocukların cinsel tacize uğraması ile ilgili haber izlemesi üzerine sanığın yaptığı eylemleri düşünerek okulda ağlamaya başladığı ve durumu arkadaşlarına anlattığı, arkadaşlarının da kendisini rehberlik öğretmenine yönlendirmesi üzerine öğretmeniyle konuştuğu ve bu konuda tutanak tutularak ilgili makamlara haber verildiği iddia ve kabul edildiği olayda; 10.11.2017 tarihli Psikolojik Danışman tarafından düzenlenen tutanak içeriği, Adli Görüşmeci tarafından düzenlenen 27.11.2017 tarihli rapor içeriği, mağdurenin ifadesi esnasında hazır bulunan psikolog beyanı, sanık savunması, tanık beyanları, mağdurenin aşamalarda alınan tutarlı ve istikrarlı beyanı, mağdurenin beyanına paralel bir şekilde annesinin kolluk aşamasında alınan beyanı, olayın intikal şekli dikkate alındığında mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı ve tutarlı ve samimi bulunan anlatımlarına üstünlük tanınarak sanığın savunmasına itibar edilmediği, 2016 yılının Temmuz ayı sonu Eylül ayı başlarından 2017 yılı Mart-Nisan aylarına kadar sanığın mağdureyi okul zamanı servis beklerken ya da asansörde yalnız gördüğü her fırsatta kıyafetlerinin üstünden kalçalarını okşayarak ve bir seferde dudağından öperek ani ve kesik, süreklilik arz etmeyecek şekilde cinsel davranışlarda bulunduğu, bu hali ile fiziksel temas içeren eylemlerinin kısa süreli, ani, kesintili olması ve fiillerin kendiliğinden sonlandırılması da göz önüne alındığında eylemlerin sarkıntılık düzeyinde kaldığının anlaşıldığı, takdiren alt sınırdan hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemini birden fazla işlediği dikkate alındığında eylemlerindeki yoğunlukta göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle zincirleme suç hükümleri gereğince cezasında artırım yapıldığı, geçmişi ve sabıkasız oluşu dikkate alınarak cezasından indirim yapıldığı anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi şikâyetçi Muazzez'in bozma öncesi kovuşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığında, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Ret gerekçesi doğrultusunda Tebliğnamede mağdure vekilinin temyiz talebinin esastan incelenmesine yönelik düşünceye iştirak edilmemiştir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak eylemin doğru vasıflandırıldığı, alt sınırdan tayin edilen ve takdiri indirim nedenlerini uygulanarak verilen cezanın gerekçelendirildiği anlaşılmakla, temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli, 2020/118 Esas, 2020/231 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Müdafii ile Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli, 2020/118 Esas, 2020/231 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince, öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05. 2023 tarihinde karar verildi. Hükme iştirak eden üye ...'un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK'nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.