8. Hukuk Dairesi 2021/17155 E. , 2022/9606 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Davacıya ait 130 ada 14 parsel sayılı taşınmazı…
**8. Hukuk Dairesi 2021/17155 E. , 2022/9606 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Davacıya ait 130 ada 14 parsel sayılı taşınmazın doğu komşusu olan dava dışı 130 ada 23 parsel ile uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırının doğru olup olmadığı bu davanın konusu olmayıp, esasen bu davanın konusunun 130 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınırın uygulama kadastrosu sırasında yöntemine uygun belirlenip belirlenmediğine ilişkin olduğu, davacının doğu komşusu 23 parsel ile olan tesis ve uygulama kadastrosu sınırlarından hangisinin esas alınmasının doğru olduğu hususunun ayrı bir yargılamayı gerektirmekte olup, mahkemece çekişmeli 130 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların tesis kadastrosu sırasında tek bir parsel olduğu, 2002 yılında o dönemdeki tapu kayıt maliklerince rızai taksimle ifraz edildiği, davacı ve davalının taşınmazları ifrazdan sonra satış suretiyle edindiği, öte yandan o dönemdeki malik ... 16.12.2014 tarihli celsedeki beyanında, taşınmazı kardeşi olan diğer kayıt maliki ile ifraz ettiklerini, ancak zeminde sabit bir sınır bulunmadığını, sadece o dönem sınırı belirlemek için iki uca birer kazık çakıldığını, ancak bunun da taşınmazların sınırının belirlenmesine imkan verecek nitelikte olmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan sınırın belirlenmesinin olanaklı bulunmadığını beyan ettiği, bununla birlikte, dosya arasında 2002 yılında yapılan ifraza ilişkin fenni sıhhate haiz ifraz ölçü krokisi ile takometrik ölçü çizelgesinin olduğu, çekişmeli taşınmazlar tesis kadastrosu sırasında tek parsel olduğuna göre, fen bilirkişi raporunda taşınmazlar arasında tesis kadastrosu sınırı olarak gösterilen sınırın aslında ifraz sonucu oluşan sınır olduğu, fen bilirkişi raporunda da ifraza ilişkin bu sınırda (zemin ile uyumlu olmadığının bildirilmesi dışında) fenni bir hata bulunduğunun belirlenmediği, hal böyle olunca; mahkemece, uygulama kadastrosu sırasında, zemindeki fiili sınırın değil, taşınmazlar arasında teknik evrakına göre 2002 yılında yapılan ifraz sonucu oluşan sınırın esas alınarak uygulama kadastrosu yapılması gerektiği hususları göz önüne alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.