T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/445 - 2026/39 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/445 KARAR NO : 2026/39 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2022/245 Esas 2023/957 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/445 - 2026/39 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/445 KARAR NO : 2026/39 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2022/245 Esas 2023/957 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27.01.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; Davacı vekili dava delikçesinde özetle; 20.10.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan aracın kontrolsüzce harekete geçmesiyle araca bağlı halatın davacıya takılması sonucu davacının ağır yaralanarak malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500,00-TL geçici iş göremezlik, 500,00-TL sürekli iş göremezlik ve 1.000,00-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 2.000,00-TL'nin kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, istinaf sonrası değer artırım dilekçesi ile bakıcı giderinden doğan tazminat talebini 290.000-TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ, Mahkemece verilen ilk karar ile davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 04/03/2022 tarihli 2019/2724 Esas 2022/529 Karar sayılı kararı ile dava konusu olaya ilişkin hazırlık soruşturma dosyasının getirilmesi, sigortalı aracın hareket etmesi ile davacının düşmesi arasında illiyet bağı ulunup bulunmadığının ve kusur oranlarının belirlenmesi için rapor alınması gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kaldırma kararı sonrasında kusur yönünden rapor aldırılmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderildiği, ancak verilen cevapta olayın iş kazası olduğu ,bu husustaki değerlendirmenin trafik ihtisas dairesinin görev alanı dışında kaldığından bahisle dosyanın işlemsiz iade edildiği, İstanbul Teknik Üniversitesinden rapor alınmak üzere yazılan yazıya da iş güvenliği konusunda uzman öğretim elemanı bulunmadığının bildirilmesi üzerine dosyanın adli trafik bilirkişisi, makine mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti 10.05.2023 tarihli raporunda davaya konu kazanın davacının beş metre yükseklikten düşmesi sonucu meydana geldiği, kazaya neden olan dört temel unsurun bulunduğu, döşeme kenarında yüksekten düşme riskine karşı geçici korkuluk ve benzeri önlem alınmamış olmasının kazanın asli sebebi olan toplu koruma önlemi unsuruna aykırı olduğu, çalışanlara davranış değişikliği oluşturacak nitelikte eğitim verilmemiş olması, iş yerinde iş güvenliğini çalışanların insiyatifine bırakmayıp gerekli denetim ve gözetimin sağlanmasına yönelik olarak gereği yapılabilseydi somut iş kazasının engellenebileceği, kazazedenin ve kamyon şoförünün yaptığı işte tedbirli çalışmayarak dikkat ve özen unsurunu yerine getirmediği bu hali ile daha önce alınan bilirkişi raporuna katılınmadığı belirtilerek iş sahibi dava dışı ...'ın % 50 oranında, davacının % 25 oranında, sigortalı kamyon sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu raporun hükme esas alınabilir nitelikte kabul edildiği, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında özür oranının % 90 olduğu, sürekli iş göremez halde kaldığı, başka birinin bakımına devamlı surette muhtaç olduğu, 21.11.2023 tarihli aktüer bilirkişinin TRH 2010 yaşam tablosu, prograsif rant % 10 artırım - eksiltim yöntemi, 2023 Temmuz ayı asgari ücret değişikliği dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde davacının % 25 kusuru oranında hesap edilen sürekli bakıcı zararının 1.339.070,68-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 950.038,30-TL olduğu, geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru şartını yerine getiren davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatlarına hak kazandığı, kazanın oluşumunda % 25 kusurlu olan davacı lehine, talebini sadece bakıcı gideri tazminatı talebi yönünden poliçe limiti dahilinde ıslah etmesi neticesinde, poliçenin tedavi giderleri klozuna isabet eden 290.000-TL bakıcı gideri, bedeni zararlar klozuna isabet eden 500,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 290.500-TL tazminata hükmetmek gerektiği, davalı sigorta şirketinin kendisine yapılan başvurunun tebliğ tarihi olan 19.06.2017 tarihinden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde belirtilen yasal süre olan 8 iş günü sonrasına isabet eden 30.06.2017 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü bu tarihinden itibaren davaya konu kazada sigortalı araç ticari nitelikte bulunduğundan avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle; Davanın kısmen kabulü ile; 500 TL sürekli iş göremezlik, 290.000 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 290.500 TL tazminatın 30.06.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ ; Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Olaya karışan 52 HK 341 plakalı aracın şirket nezdinde Karayolu Motoru Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının Trafik Sigortası Genel Şartları kapsamında trafik kazası neticesinde doğacak zararlara ilişkin sorumluluğu teminat kapsamına aldığını, davacı talebinin teminat dışı olduğunu, işletme halinde olmayan araçların neden olduğu zararların ZMM sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, dava konusu olayın trafik kazası niteliğinde bulunmadığını, 15.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın iş kazası olarak değerlendirilmesi gerektiği davalı sürücüye kusur atfedilemeyeceğinin açıkça belirtildiğini, 21.07.2022 tarihli ATK raporunda olayın iş kazası kapsamında bulunduğu, kusur tespitinin Trafik İhtisas Dairesi dışında kaldığının belirtildiğini, kazanın meydana geliş şekli değerlendirildiğinde söz konusu kazanın trafik kazası niteliğinde olmadığını, davalı tarafından tanzim edilen poliçenin teminatı belirli olup 290.000-TL olduğunu, ayrıca sürekli iş göremezlik tazminatı için ayrı, bakıcı gideri tazminatı için ayrı teminat bulunmadığını, poliçe teminatı 290.000-TL olmasına rağmen 290.500,00-TL tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu kazanın iş kazası niteliğinde olduğunu, SGK'ya müzekkere yazılarak davacı yanın rücuya tabi bir ödeme alıp almadığının sorulması, henüz iş kazası başvurusu yapılmadıysa davacılara iş kazası bildirimi yapılması ya da SGK'ya dava açılması için süre verilmesi, iş kazası bildirimi yapılmış ve henüz PSD bağlanmadıysa bu hususun bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporundaki hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi genel şartlarına göre aktüeryal yöntem ve 1,8 teknik faiz uygulanarak heseplama yapılması gerektiğini, davalıya KTK md. 97 kapsamında usulüne uygun başvuru yapılmalığını, başvuruya konu olay haksız fiil niteliğinde olup ticari iş söz konusu olmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasını nedeniyle ZMMS poliçesi kapsamında bakıcı ve iş görmezlik tazminatı talebine ilişkindir Davacı vekili, davacının çalışmakta olduğu ev inşaatına tuğla taşıyan davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı kamyonun tuğlaları taşımak için kullanılan asansör halatına takılarak çekmesi ve halatında davacıyı düşürmesi sonucu yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesinin talep etmiş mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Davalı sigorta şirketi; davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. Maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK.nın 97. Maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD'nın 08.03.2022 tarih ve 2021/11206 E. - 2022/4208 K.) 2-Davalı vekili, dava konusu olayın trafik kazası olmadığını, davalı sigorta şirketinin davacının zararından sorumlu olmadığının ileri sürmüş ise de;Davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Bu kapsamda, dairemizin önceki kaldırma kararı kapsamında dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile dava dışı üçüncü kişinin ev inşaatında çalışan ve olay sırasında çatıda bulunan davacının yerdeki gırgır vinç halatına tuğla getiren kamyonun bu halata teması neticesinde davacının kolunun da kamyona bağlı halata takılması ve kamyonun hareketi ile davacının inşaattan düşmesi şeklinde meydana geldiği anlaşılan olayda, davalı nezdinde sigortalı aracın sürücüsünün kamyonunu kullandığı alanda tehlike kaynağı olup olmadığını kontrol etmeden tehlikeli bir şekilde manevra/hareket yaparak kazanın oluşumunda % 25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101. Maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası,( Trafik Sigortası) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 91. Maddesinde- “İşletenlerin, bu Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketi kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup sigortalıya ait araç sürücüsünün aracın işletilmesi sırasında davacının yaralanmasına neden olduğu anlaşılmakla davacının zararından sorumlu tutulmasına bir isabetsizlik görülmemiştir. 3- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden 01.06.2015 ile 20.02.2019 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için 30.3.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4.HD'nın 20.06.2022 tarih ve 2021/13933 E. - 2022/9109 K. ) Mahkemece davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda davacının kaza sonucu T12 vertebra korpus ve lateral elemanlarda parçalı çoklu fraktür nedeniyle paraplejik sol kolda parçalı kırık, sağ köprücük kemiği kırığı meydana geldiği belirtilerek %90 oranında maluliyetinin bulunduğu, yaşam boyu bakıcı ihtiyacının olduğunun belirlendiği, raporun kaza tarihinde Yargıtay tarafından uygulanan yönetmelik hükümlerine göre davacının son durum raporunun alınarak, muayene edilerek ve tüm tedavi evrakları incelenerek düzenlendiği anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3-Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu iptal kararı gereği; sigorta teminatına giren ve girmeyen zararların belirlenmesi; zarar sigorta teminatına girmekle birlikte, poliçedeki hangi teminata girdiği belirlemesinin, ZMSS Genel Şartları'na göre yapılması mümkün değildir. Anılan belirlemelerin, KTK ve bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde de Borçlar Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiği açıktır. Bu itibarla; Anayasa'ya aykırı olduğu için bir kısım hükümleri iptal edilen ZMSS Genel Şartları'na ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin kararı, KTK, BK ve yerleşik Yargıtay uygulamaları dahilinde belirleme yapılması gerekmektedir. Dolaysıyla, davaya konu edilen bakıcı gideri zararının KTK, BK ve yerleşik uygulama dahilinde poliçedeki tedavi giderleri teminatından karşılanması, sürekli iş göremezlik tazminatının ise sakatlanma teminat limitinden karşılanması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nin 10.11.2021 tarih ve 2021/6243 E. - 2021/8655 K. ) Kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketi poliçe hükümlerine göre, bedeni zararlarda kişi başına 290.000,00-TL, yine tedavi giderlerinde de kişi başına 290.000,00-TL poliçe limiti ile davacıya karşı sorumludur. Bu iki limit birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak geçici ve sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderlerini ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. Buna göre, sürekli bakıcı gideri tazminatı davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri klozu içinde sorumluluğu dahilinde olduğundan, bakıcı gideri tazminatının tedavi gideri klozundan kabulüne karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 28.09.2022 tarih ve 2021/16145 E.- 2022/11039 K) Mahkemece alınan aktüer raporuna göre davacının bakıcı gideri zararının tedavi gideri teminat limitini aşması nedeniyle teminat limiti ile sorumlu tutulmasında, sürekli iş göremezlik tazminatından ise sakatlık teminat limiti kapsamında taleple bağlı kalınarak sorumlu tutulmuş olması gözetildiğinde davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. . 4-Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın BAM Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine dair 30.05.2014 tarih ve 2024/3323 E. 2024/5474 K, 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. ( Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) Toplanan tüm deliller ile açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, dava açılmadan önce davalıya usulüne uygun başvuru yapılmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusurun maddi olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, talep ile bağlı olacak şekilde davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle sürekli iş gücü kaybı ve bakıcı gideri zararı bulunduğunun belirlenmiş olmasına, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, davacının gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, iş görmezlik tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasına, kusur ve iş gücü kaybı ile bakıcı gideri zararın yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, trafik kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmasına, talep ile bağlı olacak şekilde sürekli iş görmezlik tazminatının bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri zararlarının ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak suretiyle tazminatın poliçe sorumluluk limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, zarara neden olan aracın ticari araç olması nedeniyle tazminata davalının sıfatına uygun şekilde belirlenen temerrüt tarihinden avans faiz yürütülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 19.844,05 TL istinaf harcından peşin alınan 4.962,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.882,055 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 23.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n